Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 08-04-2018

    ÇOK BAŞARILI BİR İŞADAMI MÜTEAHHİT VE SANAYİCİ TUNCAY ORHANI (1939-2018) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Tuncay Orhan İTÜ 1962 Yılı mezunu ve sınıf arkadaşımdı. Kendisi ile Konya Lisesi’nde de birlikte okumuştuk. Her kayıp acıdır, ama bu hepsinden fazlası oldu. Eşi
    Mesrure Hanımı ve düğününde bulunduğum oğlu Onur ve ailesine ve ağabeyi emekli eczacı Alpay Orhan ve ailesine baş sağlığı dilerim. Ölümü 17.03.2018
    Bir süredir hasta ve yoğun bakımda olduğu İstanbul’da öldüğü, cenazesinin Ankara’ya götürülerek 19 Mart 2018 Pazartesi günü Kocatepe camiinde kılınacak öğle namazını müteakip toprağa verileceği öğrenilmiştir. Sevgili arkadaşıma tanrıdan rahmet kederli ailesine baş sağlığı dilerim. Işıklar içinde uyu diyorum.
    Ben maalesef uzun yolculuğa dayanamıyorum. Cenazesine katılamayacağım…
    Tuncay aslen Konya’nın Seydişehir ilçesindendir. Annesinin öğretmen olduğunu biliyorum. Bu sebeple 1939 yılında Bergama’da doğmuştur.
    Tuncay ile ilk defa Konya Lisesi 1. sınıfta birlikte olduk. ALTMIŞ DÖRT Yıllık arkadaşlık.
    1957 yılında Konya Lisesi’nden mezun olduktan sonra ben ve rahmetli arkadaşımız Muammer Özücan İTÜ Makine Fakültesine, Tuncay ile Habip Sandıkçı Elektrik Fakültesine girmiştik. Bir yıl sonra hepimiz yeni bir sınav sonucu İnşaat Fakültesi’nde buluştuk.
    Bu arada Aksaray’da hep birlikte Konya Talebe Yurdunda kaldık. Bu bakımdan çok rahat birbirimize destek oluyorduk. İyi bir öğrencilik yaşadık.
    Mezuniyetinden sonra hep serbest çalıştı, sayılamayacak kadar Türkiye’nin her yerinde taahhüt işleri gerçekleştirdi. Bu arada gene sınıf arkadaşımız Fikret Altuğ ile ortaklık yaptı. 1987 yılından itibaren Aks Kolektif Şti olarak sanayi işlerine yöneldi, Mermer Ocağı İşletmeciliği yaptı. Bunları yurt dışına ihraç etti.
    En son Ankara’da 28.12.2011 TARİHİNDE oğlunun düğününde liseden ve inşaat Fakültesi’nden pek çok arkadaşımız bir araya gelmiştik. Acılı ailesine ve tüm sınıf arkadaşlarıma baş sağlığı diliyorum.

    İLHAN YÜKSELOĞLU –Edirne
    Sevgili Mehmet
    Değerli sınıf arkadaşımızın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Ailesine, yakınlarına, sevdiklerine, sevenlerine ve [itu62inşaat] sınıf arkadaşlarımıza başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
    İlhan Yükseloğlu- Edirne




    SÜMER AYGEN -USA
    Sevgili Mehmet
    Tuncay iyi arkadaşımdı, vefatını senin mailden öğrendim. Kendisine tanrıdan rahmet diliyorum.
    OSMAN BIYIKOĞLİSTANBUL
    Mehmet
    Tuncay’ın ölümünü senin mailinden öğrendim. Baş Sağlığı diliyorum.
    MEHMET ASİL YILMAZ -ADANA
    Mehmet
    Tuncay benim çok yakın arkadaşımdı, kaybına çok üzüldüm.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 08-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN AFGANİSTAN VE ÖZBEKİSTANDA İZLERİ VE KURDUĞU KENTLER IV
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İskender M.Ö 330 yılında Mısır’dan sonra Pers Kralı’nın peşinden Afganistan, Tajıkistan ve Özbekistan işlerine ilerledi ve gelişi geçici değildi, burada da kentler kurdu ve kurdurdu..
    Sadece Afganistan’da kurulan kent sayısı 5 adettir. Bunlar bilinenlerdir. Daha bilinmeyen ve kazılar sonucu ortaya çıkacaklar da olduğuna inanıyorum.
    Afganistan benim çok ilgimi çekti. Benim baba kökenim 15 yüzyıl başlarında Afganistan Horasan bölgesinden gelip Konya Beyşehir arasında bir köye yerleşmiş, bu köye ilk yerleşen kişinin ismi olan YATAĞAN ismini almış. Elde bulunan Vakıf kayıtlarına göre bu dönem 1403’lü yıllar olup Konya’da yönetici Karamanoğlu II. Mehmet’tir.
    Bugün Afganistan’ı basından ve internetten inceliyorum. Koyu bir taassup içinde ve tüm batı kültürüne ve ilime karşı, kadınların en az hak sahibi olduğu bir ülke…
    İskender’in seferinden sonra Grek dili buralarda yayılmış, Makedonyalılar buralara yerleşmiş yerli halktan pek çoğu kültür olarak Helenize olmuştur.
    Daha önce büyük İslam bilgini ve tıp adamı İBNİ SİNA (AVİCENNA) bu topraklarda yaşamış, onun büyük bir bilgin ve hekim olduğunu bilirdim ama onun hayatını incelemem ben de köklü düşüncelere yöneltti. İBNİ Sina İskender’den 1300 yıl sonra Grekçe kitaplar okuduğunu öğrendim. Bu dili nasıl öğrendi, kim öğretti, derin derin düşündüm. Ayrıca bölgede yaşayan sadece İbni Sina değildir. Aynı çağda başka bir bilgin El Bruni ve başkaları da vardı. Avrupa’dan kilometrelerce uzakta olan İbni Sina’nın nasıl farkına varıldığı kimlerin aracı olduğu derin düşündürdü. Buradan Afganistan, Özbekistan, Tacikistan ve Orta Asya’da Helenizm’in izleri olabilir mi? düşüncesine yöneltti.
    Çeşitli araştırmalar yanında “Dr. Potitsa Grigorio’nun Hellenism in the Orient or Spreading of Greek Civilization in Asia” İngilizce makalesi bu konuda çok yararlı oldu, ekinde de pek çok görselleri vardı.
    Şimdi Afganistan kurulan kentler
    Herat Farah Kandahar Charikar (Kabil) Ai Khanum
    Tajikistan Khozkent
    Özbekistan Ai Khanum, (Ay Hanım) Amu Derya üzerinde
    Bunların hepsi Afganistan’ın en önemli kentleridir.
    Bunlardan Orta Asya’ya yakın Ai Khanum hakkında yukarı makaleden bazı bilgiler sunulacaktır.
    Ai Khanum Avrupa’ya en uzak olan kenttir. Bactria seferinde İskender’in yaşıtı ve çok sevdiği askeri Hephaestion (M.Ö 356 –Ecbatana-Hamadan M.Ö 324) tarafından kurulmuştur. Çok ilginç Türkçe AY HANIM anlamındadır.
    Fransızlar tarafından kazı yapılmış AY Hanım’ım kent planı çıkarılmıştır. Sanki Ege de ortaya çıkarılmış bir antik kent, kentin bütün öğeleri aynı… Tiyatro, kaya mezarlar (tombs), Gymnasyum, Saray (Palace)
    İsmi Türkçe olan (Helenistik ismi bilinmiyor) Ay Hanım’ı (Ai Khanum) ben pek sevdim.
    Burada bulunan Grekçe bir kitabeyi İngilizce’den Türkçeye çevirdim
    As a child be orderly Bir çocuk olarak düzenli
    As a youth self controlled Bir genç olarak kendini kontrol eden
    As a old man be good counsel Bir yaşlı olarak bilge olmak
    When dying be without sorrow Ölürken üzüntülü olma
    Yazı ekine Ay Hanım’ın antik kent planı ve Kandahar’da bulunmuş Helenistik bir yazıt (Grekçe- Aramice) eklenmiştir.
    Yeni yeni şeyler öğrenince yeni yeni sorular da ortaya çıkmaktadır.
    -Kuruluşunda böyle parlaklık olan bir ülke olan Afganistan bugün nasıl Taliban, El Kaide’nin yönetime gelebildiği bir ülke haline gelebildi?
    -Bu parlak uygarlık Özbekistan ve Orta Asya’ya gelebilmişken sonradan buralara yerleşen Türk kökenli halklar tarafından niye bir kültürel bir yakınlaşma oluşmamıştır.?
    Muğla Devrim 28.03.2018 yayınlandı

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 07-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN MISIR, SURİYE, İZLERİ VE ORTADOĞUDA KURDUĞU KENTLER III
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen yazılarımda belirttiğim gibi Perslere (İran) karşı kendisinin başında bulunduğu ikinci zaferinden sonra İSKENDERUN kentini kurmuş ve Anadolu’dan ayrılmış ve tekrar dönüşü kısmet olmamıştır.
    İskender burada Suriye ve Lübnan’a yönelmiştir. Fenikeliler sayesinde Akdeniz’de Pers donanması hâkim, İskender’in donanması mevcut değildi.
    Şunlar da hatırlanmalı, antik çağda denizcilikte en ileri millet Fenikelilerdi, barış içinde tüm Akdeniz’de ticaret yapıyorlardı. Perslerin ise deniz kuvveleri Fenikelilerdi. Ancak bugünkü Lübnan’da birkaç kentleri vardı, kentleri kaleler içinde idi, ama büyük askeri güçlere karşı koyamıyorlardı. Bunları bildiği için İskender Tire kentine saldırdı, çok büyük bir direnme ile karşılaştı ve ama Tire (Tyre) kentini aldı. Anadolu dışında aldığı bu ilk kente bir Makedonya garnizonunu yerleştirdi. Bu şekilde tarihteki Fenike kent devletleri ortadan kalktı, yıkılan kent daha sonra yeniden imar edildi. Ve sonrada önemini korudu.
    Burada şunu da hatırlamamız gerek.. Bilindiği gibi bugünkü alfabeler Fenikelilerden dünyaya yayılmıştır. M.Ö. 9 yüzyılda ilk defa İYONYA tarafından benimsenmiş, daha sonra Yunanistan’a yayılmıştır. Daha sonra Latin alfabesi de bu alfabeden çıkmıştır. Bu ise İYONYA döneminde kurulan uygarlığın Anadolu ve Dünya için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
    İskender bu savaşla Akdeniz üzerinde tam hâkimiyet kurduktan sonra Mısır’a yönelmiş ve Pers yönetimi altındaki bu zengin ülkeye sahip olmuştur.
    İskender’in burada kurduğu kentler içinde en önemlisi kentlerin kraliçesi İSKENDERİYE’yı (ALEKSANDRIA) sıfırdan M.Ö. 330 yılında kurulmasını emretti. Kentin planlarını ve kalelerinin yerlerini çizerek tarif etti. Kente Yahudiler ve yerel Kıptiler de yerleştirildi. Ama İskenderiye tam bir Grek kenti karakterindeydi.
    Daha sonraki yüzyıllarda Mısır’ın Arap Orduları tarafından alınışına kadar bilimde, edebiyatta en önde gelen kent oldu. İlk çağın pek çok bilim adamı buradan yetişti.
    İskender buradan İran’a yöneldi.
    Önce İskender’in biyografisini yazan Plutack’a göre onun tarafından kurulan kentlerin bir listesi verilecektir.
    1..Alaksandrupolis
    M.Ö 340 yılında (Henüz kral değil, 16 yaşında) Bulgaristan Sofya’nın güney batısında Sardanski olaral bilinen yerleşim civarında
    2. Alaksandria in Troy
    Çanakkale Truva yakınında (İskender adına daha sonra kurulmuştur.
    3. Aleksandaria Latmos (Alinda) Karia
    4.İSKENDERUN İssos zaferi üzerine kurulmuş Türkiye

    5. Tire (Lübnan) M.Ö. 333-331
    6.Gazze (Filistin) M.Ö 331 daha ziyade garnizon
    7.İSKENDERİYE (ALEKSANDRIA) Mısır M.Ö 330 halen ismini taşıyan en büyük kent
    8.Aleksandria in Aria (Afganistan Herat) M.Ö 330
    9.Prophthasia Drangiania (Farah, Afganistan) M.Ö 330 ismi değiştirilmiş
    10.Aleksandria Arrachosia M.Ö 330-329 Kandahar (Afganistan) Kandahar ismi İskandar’dan gelme olup kent hala ismini taşımaktadır. İskender adına yaptırılmış bir tapınak ve Greek-Aramaik yazıt bulunmaktadır.
    11.Alaksandria Kafkas (Kabil, Afganistan yakınları Charikar) M.Ö 329
    12.Alaksandria Eschate (Modern Khozkent, Tajikistan) M.ö 329
    13. Aleksandria Oxus (Modern Ai Khanum, Afganistan) M.Ö. 328
    14. Oxus üzerinde 6 kent (Termez Özbekistan) Oxus (Amuderya)
    15. Aleksandria Margiana (İran ?)
    16.Arigaeum (Nawagai, Pakistan)
    17. Nicaea ve Bucephala (Pakistan M.Ö 326)
    18.Alaksandria Hyphasis ? M.Ö. 326
    19. .Alaksandria İndus (Hindistan) M.Ö. 325
    20. İndus nehrinde kent? M.Ö 325
    21. Patala (Hindistan deniz üzeri ağaç kent M.Ö. 325
    22.Rambacia (Bela-Pakistan) M.Ö 325
    23. Golashkert (İran) M.Ö. 324
    24.El Curnah (Irak) M.Ö)
    İskender M.Ö. 323 tarihinde Babil’de öldü. Ölümünden sonra kurulan krallıklarda da yeni kentler kurmaya ve Helenizm kültürü devam etti.
    Yazıya Ecbatana (İran Hamadan) İskender’in yaşıtı burada ölen Hephaistos’un anıt mezarı ile aynı Hamadan’da İbni Sina’nın İran Parası üzerindeki anıt mezarı eklenmiştir.
    Muğla Devrim 27.03.2018 yayınlandı

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 07-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER TARAFINDAN KURULAN KENTLER II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bilindiği gibi M.Ö 356 Makedonya’da Pella’da doğan Büyük İskender (ALEXSANDER THE GREAT-MEGAS ALEXSANDROS) aslen Grek-Helen değildir. Ancak Helen kültürünü benimsemiş ve yaptığı seferlerle bu kültürün Anadolu’dan Hindistan Ganj nehrine kadar yayılmasını sağlamış, dünyada Helenizm dönemini başlatmıştır.
    Bu hareket M.Ö 334 yılında Çanakkale Boğazını aşıp buradan karaya çıkarak başlatılmıştır.
    Bu yazımda Anadolu’da bıraktığı izler, kurduğu kentlerden söz edilecektir. Önce Bulgaristan ve Yunanistan’dan başlanacaktır.
    Bazı kaynaklarda kral olmadan önce henüz 16 yaşında iken ilk kentini kurdurduğundan söz edilmektedir. Bu kent Sardanski olarak Bulgaristan’ın güney batısında olduğu bilinmektedir. Bu yer Sofya’nın güneyinde bir yer olmalıdır.
    Yunanistan Batı Trakya’da Dedeağaç (Aleksansandropulos) onun adını taşımaktadır.

    ANADOLU
    ALEKSANDRIA IN TROY (ÇANAKKALE DALYAN KÖYÜ)
    İskender’in ölümünden sonra yaklaşık M.Ö 310 yıllarında komutanlarından Antigonas tarafında kurulmuş ve kendi adı verilmiştir. Perslere karşı kazanılan ilk Granikos Zaferi anısı üzerine kurulmuştur. Gaye hem emekli askerler için bir yerleşim yeri hem de Yunanistan ile ulaşımı ve haberleşmeyi kolaylıkla sağlamak içindir.
    Kent daha sonra İskender’in generallerinden Lysmakhos tarafından alınmış ve İskender’in ismi verilmiştir.
    Kentin yeri Antik Truva’ya (Troy) 15 km uzaklıktadır. Bir ara Roma tarafından Başkent olarak kurulması düşünülmüştür. Ticaret çok gelişmiştir. Daha sonraları burada yapılan binaların kolonları ve taşları İstanbul ve Roma’ya taşınmıştır. Daha sonra biz Türkler tarafından İstanbul olarak anılmıştır.
    2004 yılında Efes’te yapılan ve katıldığım Tarihi Su Yapısı toplantısında William Aylward tarafından bu kentin suyolları hakkında İngilizce bir sunum vardır. Yazarı tarafından bir kopyası bana verilen sunum Web sitem İngilizce bölümündedir.
    Web 2014 English 20.2.110
    “The Aqueduct of Roman Ilıon and the bridge across Kemerdere” konu ile ileride ilgilenecekler için çok yararlı bir kaynak olduğuna inanıyorum.
    Yazıya kentin bir planı ve kentten bir kalıntı eklenmiştir.

    İZMİR (SMYRNA)
    Bilindiği gibi 12 İyon kenti arasında bulunan İzmir, bugünkü yerinde değil Karşıyaka tarafında Tepecik höyüğündeydi.
    Büyük İskender’in ölümünden sonra kent yaklaşık M.Ö. 300 yıllarında Kadife Kale (Mount Pagos) eteklerine taşınmıştır. Kentin kurucusu Büyük İskender değildir. Ama onun ardından Generallerinden Lysmakhos tarafından bugünkü yerine kurulmuştur. Muhteşem, dillere destan İzmir budur.

    ALINDA VEYA ALEKSANDRIA LATMOS
    Büyük İskender Granikos Zaferi’nden sonra Ege sahillerinden Karia’ya inmiş önemli bir direnmelerle karşılaşmamıştır. İkinci karşılaştığı önemli direnme Halikarnassus (Bodrum) önünde olmuştur.
    Burada Karia hakkında kısa bazı şeyleri hatırlamamız gerekmektedir. Karia o tarihlerde Mousolos’un erkek kardeşi Piksodoros tarafından yönetilmektedir. Kendisinden önce eşi ve kardeşi (ablası) olan Ada tarafından yönetilmekte iken Ada Alinda isimli Aydın iline bağlı bir kente sürgün edilmiştir. Sürgün edilişinden dolayı Ada kırgın ve kızgındır. Kentine kapılarını açmış Büyük İskender’i davet etmiştir. Burada Makedonya Ordusu kenti takviye etmiş ve ALEKSANDRİA KARIA ismi verilmiştir. Ancak bu isim daha sonra terk edilmiş eski ismini almıştır.
    Bu arada çeşitli söylenceler yayılmıştır. ADA İskender’e sana oğlum diyebilir miyim? Sorusuna susarak karşılık vermiş, hayır dememiştir. Zira Ada o zaman annesi yaşındadır.
    Ama bu söylenceler o kadar çoğalmıştır ki İskender-Ada aşkına dönüşmüştür. Bir gün televizyonda bir program büyük aşklar arasında İskender-Ada aşkına yer vermiştir. Sadece gülünç diyorum !!!!!!!
    İskender Ordusu ile Tarsus’ta iken Bodrum’un alındığını öğreniyor, Yoluna devam ediyor ve ikinci defa Issos kenti yakınlarında ikinci defa Pers Kralı Darius ile karşılaşıyor ve ikinci zaferini kazanıyor, onun onuruna İSKENDERUN (ALEXANDRIA) kuruyor.
    Bu savaşta Darius’un eşi ve annesi de esir düşmüştür. Ancak onlara karşı hiçbir kötü davranışta bulunmadığını tarihçiler yazar. Darius’un annesi ilk defa İskender ile karşılaştığında yanında bir arkadaşı da vardır, onun ayaklarına kapanır, işaret üzerine kralın o olmadığını anlayınca geri çekilir. Yaşantılarında değişiklik olmaz…
    Aslında İskender hakkında daha çok yazılacaklar olduğu kanısındayım. Ben bu iki yazıyı yazmak için 58 yıl önce kitapları arşivden indirdim yeniden okudum, zevkle yeniden okudum, hatırladım, yeni şeyler öğrendim.
    Bu kitaplar Flavius Arrianus’un (Nikomedya 92-175) “İskender’in Anabasis’i” ve Alman Tarihçi Johan Gustav Droysen’in (1808-1884) 4 cilt halinde “Büyük İskender” isimli eserleridir. Tabii ki internetten birçok madde ve harita taraması…
    Son olarak şunu belirtmeliyim ki bu kitaplar 1941 yılında Türkçeye çevrilen ilk batı edebiyatı ürünleridir. Burada büyük emeği geçen büyük insan HASAN ALİ YÜCEL’İ (1897-1961) saygı ile anıyorum.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 07-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER TARAFINDAN KURULAN KENTLER
    MEHMET BİLDİRİCİ I
    Bilindiği gibi M.Ö 356 Makedonya’da Pella’da doğan Büyük İskender (ALEXSANDER THE GREAT-MEGAS ALEXSANDROS) aslen Grek-Helen değildir. Ancak Helen kültürünü benimsemiş ve yaptığı seferlerle bu kültürün Anadolu’dan Hindistan Ganj nehrine kadar yayılmasını sağlamış, dünyada Helenizm dönemini başlatmıştır.
    Tıpkı büyük Karia Satrabı, Mouselos’un Grek olmadığı halde, Grek kültürünü Karia’ya yaydığı gibi.
    Babası Makedonya Kralı Phlip’in (Kör) ölümü üzerine Makedonya tahtını ele geçirmiştir. Zira tahtın varisi değildi. Annesi Olimpia’nın babası ile arasının bozulmasından ileri geliyordu.
    Makedonya Krallığı Başkenti Pella olup, güneyinde Yunanistan, batıda Epir ve doğuda Trakya bulunuyor, Krallığın M.Ö 5 yüzyılda kurulduğu biliniyor. İskender Pella kentinde doğmuştu. Pella antik kenti Selanik’in yaklaşık 39 km kuzey batısında idi. Annesi Olimpia, Babası Makedonya kralı Phlip idi.
    İskender Kral olunca, Yunanistan kentlerini peşine alarak M.Ö 334 yılında Çanakkale Boğazını geçerek Anadolu’ya ayak basmış, ölüm tarihi olan M.Ö 323 tarihine kadar 22 civarında onun adına kent kurulmuştur.
    DİĞER BİR DEYİŞLE 11 YILDA 22 KENT, İnanılmaz bir olay
    Musa Mısır’dan çıkarken Nil nehrinin belirli bir süre kuruyarak ona geçiş verdiğine mucize olarak inanılır, bence gerçek mucize bu, 11 yılda 22 kentin kuruluşuna yön vermek.
    Bazı yerlerde kurulan askeri garnizonlar göz önüne alındığına göre bu rakam 70 rakamına ulaşıyordu. İlk defa askeri maksatlı kurulan kentlerde daha sonra emekli asker ve Makedonyalılar, yerel halklar yerleştirilmişti.
    Büyük İskender M.Ö 334 yılında Çanakkale boğazından ordusunu geçirerek o zaman Çanakkale ilinin bulunduğu yerde kurulu Abydos’ta Anadolu karasına çıkmıştı. Mısır’da da ayrı bir Abydos kenti var)
    Henüz Persler karşısına çıkmamıştı, ilk defa Granikos Çayında iki ordu karşı karşıya gelmişti.
    Granikos savaşından önce İskender Lapseki, Biga çevrelerde bir gezi yapmış, birkaç gün buralarda kalmıştı. Eski adı Lampakos olan Lapseki Priapos (erkeklik organı) tapınma merkeziydi. Lapseki ve Karabiga Miletliler tarafından kurulmuş kolonilerdi.
    Perslerle yapılan ilk karşılaşma Granikos (Karasu) üzerinde oldu. İskender burada ölüm tehlikesi atlattı ama ilk Perslere karşı zaferini kazandı.
    Tarih çok hassas dengeler üzerinde kurulmuştur. İskender burada hayatını kaybetse ne olurdu? Dünya tarihi düşünemeyeceğimiz şekilde farklı olurdu… !!!!
    Buradan İskender ordusunun başında batı Anadolu sahillerinden Halikarnassus (Bodrum) üzerine yürüdü. Pers kuvvetleri burada toplanmıştı. Ayrıca denizde kuvvetli bir donanmaları vardı. İskender’in o aralar donanması yoktu. Yapılan kuşatma sonuç vermedi, İskender Muğla deniz sahilinden muhtemelen Kızıyaka’nın çok yakınlarından geçerek yoluna devam etti.
    Fethiye güneyinden Pınara kentinden geçerek Akdeniz sahillerinden ilerledi ve buradan karadan Frigya’nın başkenti Gordion’a ulaştı. Bu yörede yaşayanların inancına göre Gordion’da bulunan bir düğümü çözenin Asya’nın hakimi olacağına inanılıyordu. İskender kılıçla bu düğümü kesti. Artık halk gözünde Asya’nın hâkimiydi. Buradan Ankara (Ancra) kentine girdi ve güneye yönelerek Gülek Boğazı (Kilikya Kapıları) aşarak Tarsus’a geldi. Burada ciddi bir hastalık geçirdi. Ama iyileşti.
    İskender Tarsus’ta iken Halicarnas’tan (Bodrum) beklenen haber gelmişti. Bodrum teslim olmuş ve çevremizde bulunan ve İskender orada iken alınamayan, Myndos ve Kaunos kentleri ile Thera (Yerkesik) ve Calipolis (Kızılyaka) kaleleri teslim olmuştu.
    İskender Tarsus’tan İssos kentine hareket etmiş, burada direk Pers Ordusu ile karşılaşmış ve bu zafer içim bugünkü İSKENDERUN (ALEKSANDRIA) kuruluşu gerçekleşmiş burada Fenike ülkesine ve Mısır’a doğru yoluna devam etmiştir.
    BÜYÜK İSKENDER’E bu tarihten sonra bir daha Anadolu ve Avrupa’ya dönmek kısmet olmamıştır.
    Kral olmadan önce babasının en sevdiği oğludur. Nitekim onun iyi yetişmesi için dönemin en büyük filozofu Aristoteles’i (384-322) kendisine öğretmen yapmıştır. Doğu ve batının 18 yüzyıla kadar en büyük filozofu olan Aristo, İskender’den 28 yaş büyüktür. İskender’den 1 yıl sonra ölmüştür.
    Makedonya çok küçük bir krallık olmasına rağmen burada, Phlip çok ciddi bir askeri eğitim uygulamıştır. Ancak sonraları eşi Olimpia’nın kendisine bir suikast düzenleyeceği kuşkusu aralarını açmıştır. İskender henüz 20 yaşında bir genç iken tahtı ele geçirmiş ve benim kanımca babasının askeri eğitimini benimsemiş onu daha da ileri götürmüş ve dünyayı fethetmiştir. Birkaç defa ölüm tehdidi ve ateşli hastalık geçirmiş ama hiçbir savaşta yenilmemiştir.
    Aldığı bütün topraklara yöneticiler atamış, ama imparatorluğu bir at üzerinde geçmiştir. Gezginci olarak bu ağır bürokrasiyi nasıl yönetti, doğrusu merak konusudur.
    Muğla Devrim 20.03.2018 yayınlandı

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 17-03-2018

    MİLET KENTİNDEN ÇIKMIŞ DÜNYANIN İLK VE TEK KENT PLANLAMACISI
    HIPPODAMOS (M.Ö 498-408)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir kent devleti olmasına karşı dünyada bir imparatorluk gibi izler bırakmış olan Milet kentinden (Aydın) dünyanın ilk kent planlamacısı çıkmıştır. Bugün Mimarlık mesleği yanında “Kent Planlamacılar bulunmakta, bunların ayrı meslek odaları vardır. Kent Planlamacıların Babası HIPPODAMOS kabul edilmektedir.
    Hippodomas’ın Milet kentinde doğduğu bilinmekte birlikte hayatı hakkında bilinenler son derece kısıtlıdır. Çeşitli kaynaklarda yaşadığı tarihler için farklı tarihler yer alır.
    Bilindiği gibi, Pers (İran) yönetimine giren Milet M.Ö 499 tarihinde büyük isyan başlatmış ve 5 yıl boyunca bağımsızlığını kazanmış ancak 5 yılın sonunda Persler isyanı bastırmış ve Milet kentini yakıp yıkmıştır. M.Ö 479 yılında kurtarılan Milet yeniden inşa edilmiştir. Burada Şehir Plancısı Hıppodamos görev almıştır.
    Hippodamos kent planında ızgara planı uygulamış, birbirini kesen caddeler elde edilmiştir. Planlama da ele alınan nüfus 10.000-15.000 kişidir. Bugünün mega kentleri göz önüne alındığında ne kadar küçük.
    Milet kenti bugün gezilirse dev eserler karşınıza çıkar ancak bunlar genellikle Roma dönemi eserleridir. Hellenistik Milet onun Felsefe Okulu (Thales’in) ve 60 üzerinde koloni kurmuş Milet ortada yoktur.
    Tekrar Hıppodamos’a dönersek onun planı, Atina’nın Liman kenti Pire’de, Rodos’ta, İtalya’da Thurini kentinde, Anadolu Priene kentinde (M.Ö. 450) uygulandığı kabul edilmektedir.
    Hıppodamos’un Güney İtalya’da öldüğü ve orada olan Pitagoras Okulu’na mensup olduğu kaynaklarda geçmektedir.
    Bu bilgiler çok çeşitli kaynaklardan, özellikle aynı bölge de yaşayan Adnan Akarca’nın yazılarından yararlanılmıştır.
    Bunlara ilaveten 1993 yılında DSİ tarafından görevli olarak Tarihi Su Yapıları araştırmaları sırasında Trabzon, Samsun ve Sinop’u araştırma fırsatı yakalamıştım. Burada elime geçen ve halen fotokopisi arşivimde olan İngilizce “Topography of Pontos” kitapta Sinop kenti detaylı inceleniyordu. Burada iki ana kara ince bir kara parçası ile birleşiyor ve bu kara parçasının iki tarafı da farklı deniz idi. Buna berzah? deniliyordu. (İngilizce Istmus). Bu alanda Hippodamos planı uygulandığı plan ile belirtiliyordu. Selçuklu döneminde çok önemli kent olan Sinop’ta Selçuklu eserleri bu kent planı üzerine yerleştirilmişti. Geçen yazımda belirttiğim gibi Sinope (Sinop) M.Ö. 8 yüzyılda Milet tarafından kurulmuştu. Yani burada adadan geçen 2800 yıldan sonra Hıppodamos planı burada yaşıyor, nefes alıyordu. !!!!!!!
    Aynı M.Ö. yüzyılda Kzikos (Marmara-Bandırma) Milet tarafından kurulmuştu, ancak yaklaşık 1000 yıl önce terkedilmiş, toprak altındaydı. Ben burada da Hippodamos planının uygulandığını sanıyorum. Zira her iki kent (Sinop ve Kzikos) benzerliği olan iki kenttir, Kapıdağı Anadolu karasına ince bir kara parçası ile birleşmiş ve her iki tarafında limanları vardı. (Muğla Devrim 15.03.2018 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 17-03-2018

    MİLETOS ANTİK KENTİN KURDUĞU YAVRU KENTLER KARADENİZ’DE KOLONİLER
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bugün Aydın ili içinde yer alan Miletos antik kenti M.Ö 1000 yıllarında karşı taraftan gelen Grekler tarafından kurulmuştur. Muhtemelen sıfırdan kurulmuş olamaz burada yaşayan halkların daha önceki yerleşimlerin üzerine olabilir. Yapılacak arkeolojik kazılar bunu ortaya çıkaracaktır. Ancak bölge en parlak dönemini 12 İyon kentinden oluşan İyonya Birliği döneminde yaşamıştır. Bu on iki kentinden en önde gelenleri Milet (Miletos) ve Efes’tir (Ephesos).
    Özellikle M:Ö 8. yüzyıldan itibaren Miletos (Milet) kentinin Anadolu kıyıları başta olmak üzere yaklaşık 60 civarında koloni kurdukları söylenir. Bu rakam bazen 90 civarında olduğu yazılır.
    Düşünülürse bu müthiş bir olaydır. Üzerinde uzun uzun düşünülmeli diyorum.
    Ben sahsım adıma, onlar tarafından kurulan koloniler hakkında bir liste bulmaya çok çalıştım ama mümkün olmadı, ben de bunu Marmara ve Karadeniz’de ki kentlerin M.Ö 800’lerdeki tarihine inerek bulmaya çalıştım. Bu arada bir Rus yazar İgor Bondrev’in verdiği bir Karadeniz haritası çok yol gösterici oldu.
    Bu arada karşıma çok çeşitli kaynaklar çıktı. Yerli kaynaklar yanında İngilizce yabancı kaynaklar ve kitaplar. Hepsi kısmen farklı ve karmakarışık, özellikle devletin ve Karadeniz Bölgesindeki belediyelerin yayınları çoğu yanlı, ne yapıp yapıp bizden önceki halkları bir şekilde Türk gibi göstermeye çalışmak…
    Miletliler ilk kolonilerini Mısır Nil kıyısında Naukratis ve Abydos kentlerinde kurmuşlardır. (Ayrıca Bugünkü Çanakkale ilinin yerinde de Abydos kenti var) Bu şekilde Grek kültürünü oraya taşımışlar ve DAHA DA ÖNEMLİSİ Mısır uygarlığına yaklaşmışlar ve onlardan pek çok şey almışlardır. Şu net görülüyor ki eski Yunan uygarlığının tabanında Mısır ve Babil var. Tüm araştırmalarımda bunu görüyorum.
    Miletliler kuzeye doğru ise Çanakkale (Dardanelles) boğazını aşıp Marmara denizine girmeyi başarmışlar ve M:Ö 756 yılında olasılıkla ilk kolonileri olan Bandırma civarında Kzikos isimli kenti kurmuşlardır. Roma döneminde çok gelişmiş olan bu kent çok önceleri ortadan kalkmış ve son dönemlerde Erdek (Artaki) çok öne çıkmıştır. Bu arada Marmara denizi kıyılarında başka da küçük koloniler vardır.
    Kzikos yakınlarında Miletlilerin kurduğu diğer koloniler Karabiga ve Bugünkü Lapseki civarında Lampakis kenti (Kaynak İskender’in Anabasisi –Arionos s. 31) Lapseki Fallus (erkeklik organı) tapınmalarının yapıldığı yer.
    Burada önemle vurgulamak isterim, bu bölgelerde koloni kuranlar sadece Miletliler değildir. Gene Grek olan Megaralılar, Fenikelilerde yer almaktadır.
    O yüzyılda bugünkü İstanbul yerinde bulunan ve Megaralılar’ın (Atina civarı) kurduğu ve olasılıkla kuruluş halinde bulunan Byzantion (Eminönü) ve karşıda Fenikelilerin kurduğu Kalkedon (Kadıköy) bulunuyordu.
    Miletliler Marmara denizinden çıkarak Karadenize (Euxine) açılmış ve Sinope (Bugün Sinop) ulaşarak M.Ö 750 yıllarında Karadeniz’de ilk kolonilerini kurabilmişlerdir.
    M.Ö 8 yüzyılda kurulan ilk üç önemli koloni şunlardır.
    Sinope, Heraklia (Karadeniz Ereğlisi ve Apsar’dır (Doğu Karadeniz Gürcistan’da modern Gonio) bunlar arasındadır. Miletlilerin kurduğu kent ise Sinop’tur. Miletlilerin bu davranışı Sinop’ta gelişmelere yol açmıştır.
    Ardından İkinci bir dalga kolonizasyon daha sonraki yüzyılda da devam etmiş, Sinop’tan dayanak alan başka koloniler kurulmuştur.
    Bunlar M.Ö 750- 600 civarlarında kurulan koloniler
    Samsun (Amisos)
    Ünye
    Oynoe
    Ferniskira
    Fadicane (Fatsa ?)
    Kotyora (Ordu)
    Kerasunt (Giresun)
    Tripolis (Tripoli)
    Trapezus (Trabzon) sayılabilir.
    Ayrıca iyi incelenebilirse bu koloniler Gürcistan kıyılarında, Karadeniz’in kuzeyinde ve Karadeniz’in batısında Bulgaristan ve Romanya kıyılarında devam etmektedir.
    Geçmiş olan tarihi yeniden şekillendirmek kendi kendimize göre yazamayız. Geçmişteki gerçeklerin ne olduğunu iyice öğrenip önümüzü doğru olarak görmeliyiz diyorum. Belki ileride tüm kolonilerin listesini çıkarırım ümit ediyorum.

    (Muğla Devrim 14.03.2018 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 17-03-2018

    ESKİ KONYA LİSESİ MEZUNLARINDAN YAPRAK DÖKÜMÜ DEVAM EDİYOR.
    İSTANBUL’DA BAŞARILI İŞ ADAMI MEHMET TÜRKYILMAZ ARAMIZDAN AYRILDI,
    YAZLIK EVİ BODRUM GÜMÜŞLÜK’TEYDİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben Konya Lisesi 1957 yılı mezunuyum. Üzerinden 60 yıl geçti, dile kolay.
    2018 yılı yeni girdi ama yaprak dökümü devam ediyor. Ocak ayı başında Konya Lisesi mezunlarından Avukat Özgen Küçükkoner’i kaybetmiştik. Konya’da yaşadığından hakkında çok yazı yazıldı. Bu defa gene Konya Lisesi mezunu Mehmet Türkyılmaz (1935-2018) aramızdan ayrıldı.
    Mehmet Türkyılmaz Konya doğumlu ve Konya Lisesi 1954 yılı mezunuydu. Ortaöğrenimden sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümünden mezun oldu. Uzun yıllar SANDOZ İlaç firmasında çalıştı. Oradan emekli olduktan sonra ticarete atıldı. PLASPEN Şirketinin ortakları arasındaydı. Çok başarılı bir iş adamı idi
    Eşi Serçin Türkyılmaz da kendisi gibi Kimya Mühendisi ve Konya Lisesi mezunuydu.
    Mehmet Ağabey ile İstanbul Aksaray’da Konya Talebe Yurdu’nda birlikte kaldık o günden beri tanışırdık. 1996 yılında İstanbul’a taşınınca yakın aile dostlarından olduk. İstanbul’un çeşitli semtlerindeki kendine ve çocuklarına ait evlerde onları ziyaret ettik. Florya, Bahçeşehir, Levent, Kadıköy…..
    2005 yılına kadar Bodrum’a Akyaka’dan günü birlik ziyaretlerde bulunduk, yorulduğumuzdan fazla bir şey anlayamıyordum. 2005 yılında tek başına üç gün bir pansiyonda kalarak, Bodrum’un kalesini, tarihi yerlerini elimde tanıtıcı kitaplarla gezmiştim.
    Bu arada bir çayını içmek için Mehmet Türkyılmaz’ı aradım. Bana benim ev Bodrum’un içinde değil, GÜMÜŞLÜK’TE dedi atla bir dolmuşa gel dedi. Gümüşlük tarihi Mindos kenti üzerindeydi. Çok ilgimi çekti. Bodrum yarımadasında Halikarnas’tan sonra çok önemli bir kentti, bu sayede görecektim. Bir dolmuşla ulaştım. Eşi Serçin Hanım’da eşimim çok yakın arkadaşı idi, ille eşin kızın Akyaka’da imiş mutlaka onlarda gelmeli, diye ısrar etti ve onlar da geldi, iki gün çok mükemmel bir tatil yaptık, hiç unutulmayacak cinsten. Gümüşlük’ün üzerinde yer aldığı coğrafya antik Myndos kentinin üzerinde bulunmaktadır. Çok eski Lelege’lerin yaşadığı kentte yaşayanlar Karya Satrabı Mousolos tarafından M.Ö. 4 yüzyılda Halikarnas kentine zorla yerleştirilmiştir.
    Benim gezdiğim 2005 yılı itibariyle Mindos kentinden kalan pek fazla kalıntı yoktu. Ama daha sonra yapılan Tavşan adasında (Bu ada bir yol ile ana karaya bağlı) yapılan kazılarda çok önemli yapı kalıntılarına rastlanmıştır. Roma İmparatoru TRAYANUS (98-117) dönemine ait tapınak ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca son dönemlerden kalma kiliseler ve mezarlar bulunuyordu.
    Mehmet Türkyılmaz’ın bizi misafir ettiği ev iki katlı bir villa idi. Mehmet Türkyılmaz iki oğlu bir kızı vardı. Oğlunun biri Amerika’da idi. Ara ara onu ziyarete giderdi. 2017 yılında Amerika’ya yaptığı bir ziyaret sonunda 2018 Ocak ayı sonunda orada vefat ediyor, oradan memleketi olan Konya’ya getirilip tarihi Üçler mezarlığına gömülüyor. Tanrının rahmeti üzerine olsun.
    Çok iyi bir dost hemşerim SERÇİN ve Mehmet Türkyılmaz’ı ve tarihi Mindos (Gümüşlük) antik kentine yaptığımız geziyi hiç unutmayacağım.
    (Mugla Devrim 06.03.2018 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2018

    FACE BOOK ARKADAŞLARIM. DOĞUM GÜNÜ MESAJIM
    İYİKİ 2017 YILINDA FACE BOOK’A GİRDİM SİZLERE DAHA YAKINOLDUM. FACE BOOK’TA YÜZ ÜZERİNDE ARKADAŞLARIMLA BULUŞTUM. BİR O KADAR DA FACEBOOK TA OLMAYAN ARKADAŞLARIM VAR. DOĞUM GÜNÜMDE BENİ KUTLAYAN PEK ÇOK ARKADAŞIMLA BİR OKADAR BUNU DUYMAMIŞ ARKADAŞLARIMIN TÜMÜNE MERHABA DİYORUM. Çoğu Benden genç olanların gözlerinden öperim.
    BİLİYOR MUSUNUZ BENİM İKİ DOĞUM GÜNÜM VAR. NASIL OLUR DİYECEKSİNİZ BİRİ NÜFUS MEMURUNUN BANA UYGUN GÖRDÜĞÜ TARİH 01 MART 1939
    İKİNCİSİ İNCE HESAPLAR SONUCU BENİM HESAPLADIĞIM DOĞUM GÜNÜ 24 ŞUBAT 1939 CUMA
    İLKİNİ HİÇ KUTLAMADIM. BİLİNDİĞİ GİBİ AİLEMDEM HİÇ KİMSE YILBAŞI VE DOĞUM GÜNÜ KUTLAMADI. İLK BENİM, İLK İLKOKULA LİSEYE VE ÜNİVERSİTEYE GİDEN BENİM. BUNLARI BİR KENARA BIRAKARAK DOĞUM GÜNÜMÜ KUTLAYAN ÖNCE AİLEM
    24 ŞUBAT 2018 CUMA GÜNÜ KONYA’DA OĞLUMUN VE GELİNİMİN MİSAFİRİ İDİM. AKŞAM MERAM YOLUNDA İÇKİDE İÇİLEBİLİR NADİR YERLERDEN BİRİ BİR GÜZEL BİR RESTORANDA KUTLADIK. OĞLUM PROF. DR. ÖZTUĞ BİLDİRİCİ, GELİNİM İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ BANU BİLDİRİCİ, ÜNİVERSİTEYE HAZIRLANAN TORUM DENİZ BİLDİRİCİ, ORTAOKULA BAŞLAYACAK ADETA HER ŞEYİ BİLEN BİR CİN MEHMET DEMİR BİLDİRİCİ…..
    İKİNCİSİ KIZIM SİBEL BİLDİRİCİ TELEFONDAN KUTLADI VE BANA 1954 YILINDA EVİMİZE İLK GİREN PHLIPS RADYOYU HEDİYE ETTİ. FACE BOOK TA DA KUTLADI. GÜZEL YORUMLAR ALDI.
    ÖNCE KONYA’DAN DOSTLARIM VE AKRABALARIMDAN BAŞLAYACAĞIM. BU ÖZEŞ GÜNDE BENİ ANAN
    ŞEMSİ SİNANGİL--YÜKSEL SİNANGİL--HASAN ERDOĞAN- ALİ UĞUR GÜNDEM ERDOĞAN MUNİS--TÜLAY ORHON-SEMRA KÜÇÜKCEBECİ--SEÇKİN DOYURAN
    YAĞMUR ODABAŞI--RAMAZAN BAHAR --NEŞE GÜLEÇ
    BEKİR ADAR--ENVER CEBECİ --SERAP ÖZKOÇ
    MUZAFFE R TANRIKUL--ESAT YILDIRIM

    İSTANBUL’DAN SINIF ARKADAŞLARIM, BİLİRKİŞİLİ DOSTLARIM
    İLHAN YÜKSELOĞLU--FATMA SÜZER--ASUMAN DÜLEK
    MUSTAFA SAYAR --SAVCI SÜLÜN--HAYATİ ERHAN
    BAHATTİN ÇETİN --İSMAİL SELİM--GALİP B.YILDIRIM
    KÖKSAL ÇELİK--AYTEKİN GÜZEL--REZZAN BULUT
    SUZİ ERTEM--SAHİCAN AĞACIK--BEHZAT İŞÇİMEN

    KONYA LİSESİ ARKADAŞLARIM
    ORHAN ARDA--FİLİZ MESÇİ--ESAT ÖZSELÇUK
    TAYYAR ÇİMEN--SADRETTİN GÜLSAÇAN--SÜMER UĞUR
    ÜZEYİR KIRCA--ALİ YETİŞ

    AKYAKA-MUĞLA
    YAŞAR GEDİKOĞLU-- TEOMAN ÜNÜSAN--AHMET METİN
    ÖZDEN UZ--MEMDUH BAYRAKTAROĞLU--İBRAHİM ERGİN
    SADETTİN ÖZBEK --ALİYE TEKSAL--EMİNE ARI

    HEPİNİZE SAĞLIK VE MUTLULUKLA DOLU TEŞEKKÜRLER
    MEHMET BİLDİRİCİ

    (28.02.2018 TARİHİNDE FACEBOOK’TA YAYINLANDI)
    GELEN TEBRİKLER
    -Orhan Arda—Sibel Bildirici—Enver Cebeci—Erdoğan Munis—Seyit Büyükipekçi—
    Muzaffer Tanrıkul—Şemsi Sinangil—Ünal Bugatur- Yüksel Sinangil—Seçkin Doyuran
    -Semra Büyükcebeci-Enver Büyükcebeci—Tülay Orhon—Esat Özselçuk—Yağmur Odabaşı— Ali Yetiş—Bekir Adar—Zeki Ünen –Cumali Ağar—Neşe Sabuncu
    -Hikmet Öz—Selçuk İnaç—Dr. Mine Işık—Hüsniye Yenikeçeci—Yaşar Gedikoğlu
    Ahmet Metin- İbrahim Ergin
    -İlhan Yükseloğlu-Mustafa Sayar- Sadrettin Gültekin—Tayyar Çimen—Üzeyir Kırca—
    -Savcı Sülün—Aytekin Güzel—Galip Büyükyıldırım—Metin Kan—Suzi Ertem—Sahican Ağaçık-- Asuman Dülek—Jale Mildanoğlu—Hasan Erdoğan

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 16-03-2018

    TÜRKİYE ÇOK ÖNEMLİ BİR CİLT DOKTORU PROF. DR. AGOP KOTOGYAN’I (1939-2018) KAYBETTİ.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki yazılarımda tarihteki 3 hekimden uzun uzun bahsetmiştim. Bu defa İstanbul’da ünlü bir cilt doktoru, üstelik hastası olduğum bir değerli doktordan Prof. Dr. Agop Kotoğyan’dan söz edeceğim.
    Agop’un babası Kirkor Yozgat 1911 doğumlu, 4 yaşındayken ailesini kaybetmiş annesi tarafından büyütülmüş, aile 1938 yılında İstanbul’a yerleşmiştir. Küçük yaşta 1952 yılında bir gümüş atölyesinde çalışırken bir kaza sonucu kolunu makineye kaptırmış, bir kolunu kaybetmiştir. KOLSUZ AGOP olarak bilinirdi. Kolunu kaybedince okumaya yönelmiş, 1957 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girmiş oradan 1964 yılında mezun olmuştur. Aynı üniversitede asistanlığa başlamış 1979 yılında Profesör olmuş 2004 yılında emekli olmuş, daha sonra Şişli’de serbest doktor olarak çalışmıştır. Önceleri parlak bir öğrenci değildir, kolunu kaybettikten sonra kendini tamamen okumaya vermiş hep birinci olmuştur.
    Türkiye’nin en önde gelen cilt hastalıkları (Dermatoloji) uzmanı olarak kabul ediliyordu.
    Çok ünlü cilt doktoru yurt dışından pek çok üniversiteden çalışma teklifi almıştır. Hepsini elinin tersi ile geri çevirmiştir. Bu konuda şunları söylemiştir.
    Ülkemde çok acı çektim, sefaletin dibinde yaşadım, dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu kaybetmedim. Bu ülkede yaşadım, bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. İyi günde, kötü günde burada olmak, yanında kalmaktır yurt sevgisi. Kibirden nefret ettim, burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarıldım demiştir.
    Şili’de birkaç defa hastası olarak muayene oldum. Gerçekten yakınlığı, cana yakın davranışlarını hiçbir Profesör olan doktorda görmediğimi, tedavisinden de çok yararlandığımı söylemeliyim.
    Ünlü ciltçi hoca bir yıla kadar hasta tedavisinde bulunuyormuş. Pek çok bilimsel toplantılara katılmış pek çok bilimsel makalesi bulunmaktadır.
    Ölümünün ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde yapılan törenin ardından Türk bayrağına sarılı tabutu Kumkapı Ermeni Kilisesinde yapılan cenaze törenin ardından toprağa verilmiş. Gelenlerin kilise içine sığamadığı ifade edilmektedir.
    Bu yazım da kaynak olarak Agos gazetesi (Türkçe ve Ermenice yayınlanan haftalık gazete) 16. Şubat 2018 tarihli sayısından özetlenmiş, yazıya ünlü doktorun bir fotoğrafı eklenmiştir.

    (Muğla Devrim 24.02.2018 yayınlandı)

Toplam 296 yorum bulundu. 1-10 arası listeniyor.