Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    İYONYA’NIN TEOS KENTİNİN LİRİK ŞAİRİ ANAKREON (M.Ö.582-485?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Teos antik kenti Anadolu’nun Ege Bölgesinde kurulmuş olan İYONYA birliğinin 12 kentinden biridir. Teos bugün İzmir’in güneyinde SEFERHİSAR ilçesi dâhilinde SIĞACIK denilen mevkidedir.
    Seferhisar bugün Akyaka’nın da sahip olduğu Yavaşkent (Cittaslow) unvanına sahip olan sayılı yerlerden biridir. Antik Teos kentinin kalıntılarını da bünyesinde barındırmakta, Seferhisar’ın değerini kat kat artırmaktadır.
    Mimar Hermogenes’in eseri olarak yaklaşık M.Ö 2 yüzyılda inşa edilmiş antik dünyanın en büyük DIONYSOS (BACCHUS) tapınağının kalıntıları buradadır.
    Lirik şair Anakreon M.Ö 582 yılında Teos’da doğduğu ve yaklaşık uzun bir ömür sonu M.Ö 485 yılında burada öldüğü kabul edilmektedir. Hayatı hakkında bilinenler çok çok azdır. Teos M.Ö 545 yılında Persler tarafından işgal edilir. Kent halkı bu olaydan önce Trakya tarafında deniz kenarında ABDERA (Yunanistan) kentine taşınırlar veya onu kurarlar, Şair 37 yaşındadır ve kentinden ayrılır.
    Anakreon daha sonra Polikrates’in yöneticisi oldu Sisam (Samos) Adası gitti ve ona sığındı. Polikrates çok despot biri olmasına karşı adasında su tarihinin en büyük ve uzun tünelini inşa ettirdi, aynı zamanda sanatın ve sanatçıların koruyucusuydu. Policrates’in Persler tarafından öldürülmesi üzerine başka bir koruyanın yanına Atina’ya gitmiştir.
    Anakreon’un şiirlerinin çok büyük kısmı bugüne gelememiştir.. Eserleri 2. yüzyılda İskenderiye’de yaşayan Aristakhus tarafından ileri nesillere aktarılmıştır.
    Anakreon şiirlerinde İyon lehçesini kullanmıştır. Anakreon şiirlerinde aşk temalarını işlemiş, tabir caizse içki âlemlerinin zevk ve sevginin şairidir.
    Ömrünün son yıllarında Teos’a döndüğü ve orada öldüğü sanılmaktadır. Anekreon Hellenistik ve Bizans şairlerini, Rönesans öncesi Avrupa edebiyatlarını derinden etkilemiştir.
    1554 yılında eserleri ilk defa Fransa’da Henri II Estienne tarafından yayınlandı. Bunun Fransız şiiri üzerinde büyük etkisi oldu. Şiirleri İngiltere’ye 1656 yılında ulaştı. Thomas Moore 1800 yıllarında en güzel şiirlerini yayınladı.
    Anakreon’un şiirleri İtalyan, Alman şairlerinde etkisini gösterdi. Anakreon doğduğu topraklarda tanınmadığı gibi hakkında Türkçe kitap yayını yok denecek kadar azdır.
    Balıkesir Bandırma antik Kzikos kentin de yaşamış bir kişin mezar taşında Anakreon’un ismi geçmektedir. Bu şiir şöyledir.
    “Yakınımda Afrodite tapınağı
    İçinde aşk tutkusunu bilen Anakreon heykeli
    Lekesiz kızlarla aşklar yaşadım
    Mezarımda bunların resimleri var
    Bunları eleştirenler olursa
    Onlara söyleyecek çok şeyim var
    Ben Matrodoros oğlu Menekrates
    (Muğla Devrim 11.04.2018 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    NİSAN AYI BAŞINDA AKYAKAYA DÖNDÜM, ÇALIŞMALARIMA BURADAN DEVAM EDECEĞİM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bildirici
    Büyük İskender yazılarını çok beğeniyorum
    Gökova mahallesinde açılacak kütüphaneye kitaplarımın bir kısmını vereceğim
    Bundan en çok yararlanacak sen olacaksın
    Şadan Gökovalı
    Kasım 2017 de ayrıldığım Akyaka’ma geri döndüm, çok mutluyum. Ben aslında İstanbul’u da seviyorum. Orada da çok kültürel etkinlikler var, ama seksenin ucuna yapışmamdan dolayı, trafik ve kalabalıklardan dolayı pek fazla pek dışarı çıkamadım. Öyle olunca bol bol film seyrettim, Fransız MEZO TV kanalında konserler izledim. Geri kalan zamanda bol araştırma yapıp DEVRİM Gazetesine yazılar yazdım. Yazı yönünden çok verimli geçti diyebilirim.
    Yazılarımda az bilinen konulara yöneldim, üç örnek vereceğim. Büyük İskender’in Asya seferi ile 11 yılda 7-8 ülkede 24 kent kuruluşunun gerçekleşmesidir. Bir diğeri bir İyonya kenti olan Milet’in (Aydın) 50-60 koloni (büyük çoğunluğu Karadeniz Bölgesi) kurması, bir üçüncüsü Grek dünyasına alfabenin Fenike’den M.Ö 9 yüzyılda İyonya Birliği (Ege Bölgesi) tarafından kabul edilip tüm Yunanistan’a daha sonra buradan Latin ve Krilik (Rus) alfabesine geçilmesidir. İyonya ile o zamanki alfabe Arapça gibi sağdan sola yazılırken, tam tersine soldan sağa doğru yazılmasıdır.
    Gene Fenike alfabesi Arapça, İbranice gibi sağdan sola yazılırken İyonya birliği bunu soldan sağa çevirmiştir. Türkiye ve tüm Avrupa ülkelerinde bu kullanılmaktadır.
    Yazı ve alfabe konusunda İyonya kanalıyla gelen bu buluş en az Fenikelilerin alfabeyi buluşu kadar önemlidir.
    Sevgili okuyanlarım biliyorum bunlar biraz derin ama çok çok önemli konulardır. Bilinmesi gerekir diye düşünüyorum. En sade olarak açıklamaya çalıştım. Gene de ne kadar anlatabildim bilemiyorum.
    Ayrıca Muğla’nın kültür atmosferine kavuştuğum için mutluyum, Menteşe Kültür Evinde ve Öğretmen evinde değerli kültüre duyarlı dostlarımla tüm yaz boyu sohbetlerim olduğu için sevinçliyim.
    Yazı ekinde Arapça gibi sağdan sola yazılan İBRANİ Alfabesi eklenmiştir. Tevrat yazı dili olan İbrani alfabesinin Arapça harflere benzerliği şaşırtıcı
    İncelenirse ilk iki harf İbranice Alef – Bet Arapça Elif-Ba Türkçe A-B

    (Muğla Devrim Gazetesi 10.04.2018 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    KONYA LİSESİNDE BİR DÖNEM KAPANDI
    İLK KIZ ÖĞRENCİLERİNDEN, YAŞAYAN EN ESKİ MEZUNLARINDAN GÜZİN ATADAMİR’İ (1923-2018) KAYBETTİK.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bilindiği gibi Konya Lisesi 1950 yılı öncesi Türkiye’nin en önde gelen Liselerinden biridir. Buradan mezun olan zamanın gençleri Avrupa sınavlarının kazanmış orada eğitim almış ülkeye hizmet etmişlerdir. Bunlar saymakla bitmez, başta Nail Çakırhan 1928 yılı Konya Lisesi mezunudur. Değerli bir edebiyat uzmanı Muğlalı Hikmet İlaydın bu lisede müdürlük yapmıştır. Eski Ula Kaymakamı, eski Valilerden ve Eski İçişleri bakanı Teoman Ünüsan, eşi Fahamet Hanım ve ben Mehmet Bildirici Konya Lisesi 1957 yılı mezunlarındanım. Muğla’da emekli Hâkim ve Avukat Göktürk Aksoy 1956 Konya Lisesi mezunudur.
    Bu yazıda konu edilen, bu ay içinde aramızdan ayrılan Güzin Atademir (1923-2018) Konya Lisesi’nin ilk kız öğrencilerindendir. Babası Vatansever lakaplı Celal İmer (1885-1955) Konya Lisesi Coğrafya öğretmenidir. Onun ölümü ile bir dönem kapanmıştır. Zira kendisi yaşayan en eski mezun ve 1950 öncesi yaşayan tek öğretmendi. Güzin Hanım 1942 yılında Konya Lisesi’nden mezun olmasının ardından ihtiyaç üzerine aynı yıl Fransızca öğretmenliğine atanmış, 1942-1945 yılları arasında öğretmen olarak çalışmıştır. Bu uygulama bugün bize garip gelebilir, ama o yıllarda bunlara rastlamak olağandır.
    Güzin Hanım daha sonra öğrenimine Ankara Dil-Tarih Coğrafya Fakültesi Fransızca bölümünde devam etmiştir.
    Güzin Hanım Konya’nın en önde gelen ailelerinden ATADEMİR’lerin en küçük oğlu Hamdi Ragıp Atademir (1908-1976) ile evlenmiştir. Kısaca bu aileden de bahsetmek isterim. Ağabeyleri Samih Ragıp Atademir Konya Lisesi müdürlerinden olup diğer ağabeyi Prof. Dr. Saip Ragıp Atademir, tıp doktorudur. Öğrenimini Almanya’da yapmış, bilim adamı olarak Afganistan’da üniversitede görev yapmıştır. Bu üç deve dişi gibi kardeşlerin babası Konya’da tanınmış din adamı Ragıp Hocadır.
    Eşi Hamdi Ragıp Cumhuriyetin ilanında Medrese öğrencidir. Fark dersleri verip Konya Lisesi öğrencisi olarak mezun olmuş, Avrupa sınavlarını kazanmış Fransa’da felsefe eğitimi görmüştür. Başta Aristo olmak üzere pek çok Yunan klasiklerini Türkçeye kazandırmıştır.
    Hamdi Ragıp Atademir 1950-1960 yılları arası Demokrat Partiden Konya Milletvekili olarak seçilmiştir.
    Konya için çok önemli kişiler olan Atademir kardeşlerin her üçünü yakından tanıma fırsatını elde eden biriyim. Benim okuduğum Konya Lisesi Orta kısmında Samih Atademir Konya Lisesi Müdürü idi. Ben Orta 1 de iken bir gün koridorda beni gördü, beni tanıdığını sanmıyordum, velin Derviş Sinangil imiş, karneni ona imzalat demişti.
    Sahip Atademir hiç evlenmemişti. Öğrenci iken İstanbul’da Beyazıt Divanyolu’nda evinde ziyaret etmiştim. Beş odalı evinin dört odası ağzına kadar kitap doluydu. Bunların tümünü Konya Selçuk Üniversitesine bağışladı.
    Hamdi Ragıp Atademir ile Konya Mühendislik Mimarlık Akademisinin açılış töreninin ardından bir yemekte Konya Valisi ile birlikteydik. Bir süre benimle konuştu.
    Kendisi ile 1959 yılında Konya Lisesi’nin 70. Kuruluş törenlerinde bulunmuştur. Bu toplantıda Konya Milletvekili Hamdi Ragıp Atademir, Fizik öğretmenimiz Hüseyin Köroğlu ve ben üniversite öğrencisi olarak, Meram’da yazlık evinde olan Konya Lisesinin ilk mezunu Faik Soyman’a (1876-1960) ziyarete gitmiştik. Benim için unutulmaz bir anı idi. Atademir’lerin evleri benim büyüdüğüm eve yakındı.
    Güzin Atademir kışları Ankara, yazları Datça Aktur’da yaşıyordu. Ablası Vedia Sinangi’den dolayı akraba olmamıza rağmen kendisi ile hiç yüz yüze gelmedik, ama Konya Lisesi çalışmalarımda çok önemli bir kaynak kişiydi. Yazılı ve telefonda bana pek çok bilgiler verdi. Her bayram ve öğretmenler gününde telefonda arardım. Çok hakikatli birisin lafı şimdi kulaklarımda çınlıyor. Cenazesi Ankara’dan kaldırıldı. Kendisine tanrıdan rahmet diliyorum. Aydınlıklar içinde uyusun.
    (Muğla Devrim 03.04.2018 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN AFGANİSTAN VE ÖZBEKİSTANDA İZLERİ VE KURDUĞU KENTLER IV
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İskender M.Ö 330 yılında Mısır’dan sonra Pers Kralı’nın peşinden Afganistan, Tajıkistan ve Özbekistan işlerine ilerledi ve gelişi geçici değildi, burada da kentler kurdu ve kurdurdu..
    Sadece Afganistan’da kurulan kent sayısı 5 adettir. Bunlar bilinenlerdir. Daha bilinmeyen ve kazılar sonucu ortaya çıkacaklar da olduğuna inanıyorum.
    Afganistan benim çok ilgimi çekti. Benim baba kökenim 15 yüzyıl başlarında Afganistan Horasan bölgesinden gelip Konya Beyşehir arasında bir köye yerleşmiş, bu köye ilk yerleşen kişinin ismi olan YATAĞAN ismini almış. Elde bulunan Vakıf kayıtlarına göre bu dönem 1403’lü yıllar olup Konya’da yönetici Karamanoğlu II. Mehmet’tir.
    Bugün Afganistan’ı basından ve internetten inceliyorum. Koyu bir taassup içinde ve tüm batı kültürüne ve ilime karşı, kadınların en az hak sahibi olduğu bir ülke…
    İskender’in seferinden sonra Grek dili buralarda yayılmış, Makedonyalılar buralara yerleşmiş yerli halktan pek çoğu kültür olarak Helenize olmuştur.
    Daha önce büyük İslam bilgini ve tıp adamı İBNİ SİNA (AVİCENNA) bu topraklarda yaşamış, onun büyük bir bilgin ve hekim olduğunu bilirdim ama onun hayatını incelemem ben de köklü düşüncelere yöneltti. İBNİ Sina İskender’den 1300 yıl sonra Grekçe kitaplar okuduğunu öğrendim. Bu dili nasıl öğrendi, kim öğretti, derin derin düşündüm. Ayrıca bölgede yaşayan sadece İbni Sina değildir. Aynı çağda başka bir bilgin El Bruni ve başkaları da vardı. Avrupa’dan kilometrelerce uzakta olan İbni Sina’nın nasıl farkına varıldığı kimlerin aracı olduğu derin düşündürdü. Buradan Afganistan, Özbekistan, Tacikistan ve Orta Asya’da Helenizm’in izleri olabilir mi? düşüncesine yöneltti.
    Çeşitli araştırmalar yanında “Dr. Potitsa Grigorio’nun Hellenism in the Orient or Spreading of Greek Civilization in Asia” İngilizce makalesi bu konuda çok yararlı oldu, ekinde de pek çok görselleri vardı.
    Şimdi Afganistan kurulan kentler
    Herat Farah Kandahar Charikar (Kabil) Ai Khanum
    Tajikistan Khozkent
    Özbekistan Ai Khanum, (Ay Hanım) Amu Derya üzerinde
    Bunların hepsi Afganistan’ın en önemli kentleridir.
    Bunlardan Orta Asya’ya yakın Ai Khanum hakkında yukarı makaleden bazı bilgiler sunulacaktır.
    Ai Khanum Avrupa’ya en uzak olan kenttir. Bactria seferinde İskender’in yaşıtı ve çok sevdiği askeri Hephaestion (M.Ö 356 –Ecbatana-Hamadan M.Ö 324) tarafından kurulmuştur. Çok ilginç Türkçe AY HANIM anlamındadır.
    Fransızlar tarafından kazı yapılmış AY Hanım’ım kent planı çıkarılmıştır. Sanki Ege de ortaya çıkarılmış bir antik kent, kentin bütün öğeleri aynı… Tiyatro, kaya mezarlar (tombs), Gymnasyum, Saray (Palace)
    İsmi Türkçe olan (Helenistik ismi bilinmiyor) Ay Hanım’ı (Ai Khanum) ben pek sevdim.
    Burada bulunan Grekçe bir kitabeyi İngilizce’den Türkçeye çevirdim
    As a child be orderly Bir çocuk olarak düzenli
    As a youth self controlled Bir genç olarak kendini kontrol eden
    As a old man be good counsel Bir yaşlı olarak bilge olmak
    When dying be without sorrow Ölürken üzüntülü olma
    Yazı ekine Ay Hanım’ın antik kent planı ve Kandahar’da bulunmuş Helenistik bir yazıt (Grekçe- Aramice) eklenmiştir.
    Yeni yeni şeyler öğrenince yeni yeni sorular da ortaya çıkmaktadır.
    -Kuruluşunda böyle parlaklık olan bir ülke olan Afganistan bugün nasıl Taliban, El Kaide’nin yönetime gelebildiği bir ülke haline gelebildi?
    -Bu parlak uygarlık Özbekistan ve Orta Asya’ya gelebilmişken sonradan buralara yerleşen Türk kökenli halklar tarafından niye bir kültürel bir yakınlaşma oluşmamıştır.?

    (Muğla Devrim 28.03.2018 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 10-05-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN MISIR, SURİYE, İZLERİ VE ORTADOĞUDA KURDUĞU KENTLER III
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen yazılarımda belirttiğim gibi Perslere (İran) karşı kendisinin başında bulunduğu ikinci zaferinden sonra İSKENDERUN kentini kurmuş ve Anadolu’dan ayrılmış ve tekrar dönüşü kısmet olmamıştır.
    İskender burada Suriye ve Lübnan’a yönelmiştir. Fenikeliler sayesinde Akdeniz’de Pers donanması hâkim, İskender’in donanması mevcut değildi.
    Şunlar da hatırlanmalı, antik çağda denizcilikte en ileri millet Fenikelilerdi, barış içinde tüm Akdeniz’de ticaret yapıyorlardı. Perslerin ise deniz kuvveleri Fenikelilerdi. Ancak bugünkü Lübnan’da birkaç kentleri vardı, kentleri kaleler içinde idi, ama büyük askeri güçlere karşı koyamıyorlardı. Bunları bildiği için İskender Tire kentine saldırdı, çok büyük bir direnme ile karşılaştı ve ama Tire (Tyre) kentini aldı. Anadolu dışında aldığı bu ilk kente bir Makedonya garnizonunu yerleştirdi. Bu şekilde tarihteki Fenike kent devletleri ortadan kalktı, yıkılan kent daha sonra yeniden imar edildi. Ve sonrada önemini korudu.
    Burada şunu da hatırlamamız gerek.. Bilindiği gibi bugünkü alfabeler Fenikelilerden dünyaya yayılmıştır. M.Ö. 9 yüzyılda ilk defa İYONYA tarafından benimsenmiş, daha sonra Yunanistan’a yayılmıştır. Daha sonra Latin alfabesi de bu alfabeden çıkmıştır. Bu ise İYONYA döneminde kurulan uygarlığın Anadolu ve Dünya için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
    İskender bu savaşla Akdeniz üzerinde tam hâkimiyet kurduktan sonra Mısır’a yönelmiş ve Pers yönetimi altındaki bu zengin ülkeye sahip olmuştur.
    İskender’in burada kurduğu kentler içinde en önemlisi kentlerin kraliçesi İSKENDERİYE’yı (ALEKSANDRIA) sıfırdan M.Ö. 330 yılında kurulmasını emretti. Kentin planlarını ve kalelerinin yerlerini çizerek tarif etti. Kente Yahudiler ve yerel Kıptiler de yerleştirildi. Ama İskenderiye tam bir Grek kenti karakterindeydi.
    Daha sonraki yüzyıllarda Mısır’ın Arap Orduları tarafından alınışına kadar bilimde, edebiyatta en önde gelen kent oldu. İlk çağın pek çok bilim adamı buradan yetişti.
    İskender buradan İran’a yöneldi.
    Önce İskender’in biyografisini yazan Plutack’a göre onun tarafından kurulan kentlerin bir listesi verilecektir.
    1..Alaksandrupolis
    M.Ö 340 yılında (Henüz kral değil, 16 yaşında) Bulgaristan Sofya’nın güney batısında Sardanski olaral bilinen yerleşim civarında
    2. Alaksandria in Troy
    Çanakkale Truva yakınında (İskender adına daha sonra kurulmuştur.
    3. Aleksandaria Latmos (Alinda) Karia
    4.İSKENDERUN İssos zaferi üzerine kurulmuş Türkiye

    5. Tire (Lübnan) M.Ö. 333-331
    6.Gazze (Filistin) M.Ö 331 daha ziyade garnizon
    7.İSKENDERİYE (ALEKSANDRIA) Mısır M.Ö 330 halen ismini taşıyan en büyük kent
    8.Aleksandria in Aria (Afganistan Herat) M.Ö 330
    9.Prophthasia Drangiania (Farah, Afganistan) M.Ö 330 ismi değiştirilmiş
    10.Aleksandria Arrachosia M.Ö 330-329 Kandahar (Afganistan) Kandahar ismi İskandar’dan gelme olup kent hala ismini taşımaktadır. İskender adına yaptırılmış bir tapınak ve Greek-Aramaik yazıt bulunmaktadır.
    11.Alaksandria Kafkas (Kabil, Afganistan yakınları Charikar) M.Ö 329
    12.Alaksandria Eschate (Modern Khozkent, Tajikistan) M.ö 329
    13. Aleksandria Oxus (Modern Ai Khanum, Afganistan) M.Ö. 328
    14. Oxus üzerinde 6 kent (Termez Özbekistan) Oxus (Amuderya)
    15. Aleksandria Margiana (İran ?)
    16.Arigaeum (Nawagai, Pakistan)
    17. Nicaea ve Bucephala (Pakistan M.Ö 326)
    18.Alaksandria Hyphasis ? M.Ö. 326
    19. .Alaksandria İndus (Hindistan) M.Ö. 325
    20. İndus nehrinde kent? M.Ö 325
    21. Patala (Hindistan deniz üzeri ağaç kent M.Ö. 325
    22.Rambacia (Bela-Pakistan) M.Ö 325
    23. Golashkert (İran) M.Ö. 324
    24.El Curnah (Irak) M.Ö)
    İskender M.Ö. 323 tarihinde Babil’de öldü. Ölümünden sonra kurulan krallıklarda da yeni kentler kurmaya ve Helenizm kültürü devam etti.
    Yazıya Ecbatana (İran Hamadan) İskender’in yaşıtı burada ölen Hephaistos’un anıt mezarı ile aynı Hamadan’da İbni Sina’nın İran Parası üzerindeki anıt mezarı eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 27.03.2018 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 08-04-2018

    ÇOK BAŞARILI BİR İŞADAMI MÜTEAHHİT VE SANAYİCİ TUNCAY ORHANI (1939-2018) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Tuncay Orhan İTÜ 1962 Yılı mezunu ve sınıf arkadaşımdı. Kendisi ile Konya Lisesi’nde de birlikte okumuştuk. Her kayıp acıdır, ama bu hepsinden fazlası oldu. Eşi
    Mesrure Hanımı ve düğününde bulunduğum oğlu Onur ve ailesine ve ağabeyi emekli eczacı Alpay Orhan ve ailesine baş sağlığı dilerim. Ölümü 17.03.2018
    Bir süredir hasta ve yoğun bakımda olduğu İstanbul’da öldüğü, cenazesinin Ankara’ya götürülerek 19 Mart 2018 Pazartesi günü Kocatepe camiinde kılınacak öğle namazını müteakip toprağa verileceği öğrenilmiştir. Sevgili arkadaşıma tanrıdan rahmet kederli ailesine baş sağlığı dilerim. Işıklar içinde uyu diyorum.
    Ben maalesef uzun yolculuğa dayanamıyorum. Cenazesine katılamayacağım…
    Tuncay aslen Konya’nın Seydişehir ilçesindendir. Annesinin öğretmen olduğunu biliyorum. Bu sebeple 1939 yılında Bergama’da doğmuştur.
    Tuncay ile ilk defa Konya Lisesi 1. sınıfta birlikte olduk. ALTMIŞ DÖRT Yıllık arkadaşlık.
    1957 yılında Konya Lisesi’nden mezun olduktan sonra ben ve rahmetli arkadaşımız Muammer Özücan İTÜ Makine Fakültesine, Tuncay ile Habip Sandıkçı Elektrik Fakültesine girmiştik. Bir yıl sonra hepimiz yeni bir sınav sonucu İnşaat Fakültesi’nde buluştuk.
    Bu arada Aksaray’da hep birlikte Konya Talebe Yurdunda kaldık. Bu bakımdan çok rahat birbirimize destek oluyorduk. İyi bir öğrencilik yaşadık.
    Mezuniyetinden sonra hep serbest çalıştı, sayılamayacak kadar Türkiye’nin her yerinde taahhüt işleri gerçekleştirdi. Bu arada gene sınıf arkadaşımız Fikret Altuğ ile ortaklık yaptı. 1987 yılından itibaren Aks Kolektif Şti olarak sanayi işlerine yöneldi, Mermer Ocağı İşletmeciliği yaptı. Bunları yurt dışına ihraç etti.
    En son Ankara’da 28.12.2011 TARİHİNDE oğlunun düğününde liseden ve inşaat Fakültesi’nden pek çok arkadaşımız bir araya gelmiştik. Acılı ailesine ve tüm sınıf arkadaşlarıma baş sağlığı diliyorum.

    İLHAN YÜKSELOĞLU –Edirne
    Sevgili Mehmet
    Değerli sınıf arkadaşımızın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Ailesine, yakınlarına, sevdiklerine, sevenlerine ve [itu62inşaat] sınıf arkadaşlarımıza başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
    İlhan Yükseloğlu- Edirne




    SÜMER AYGEN -USA
    Sevgili Mehmet
    Tuncay iyi arkadaşımdı, vefatını senin mailden öğrendim. Kendisine tanrıdan rahmet diliyorum.
    OSMAN BIYIKOĞLİSTANBUL
    Mehmet
    Tuncay’ın ölümünü senin mailinden öğrendim. Baş Sağlığı diliyorum.
    MEHMET ASİL YILMAZ -ADANA
    Mehmet
    Tuncay benim çok yakın arkadaşımdı, kaybına çok üzüldüm.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 08-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN AFGANİSTAN VE ÖZBEKİSTANDA İZLERİ VE KURDUĞU KENTLER IV
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İskender M.Ö 330 yılında Mısır’dan sonra Pers Kralı’nın peşinden Afganistan, Tajıkistan ve Özbekistan işlerine ilerledi ve gelişi geçici değildi, burada da kentler kurdu ve kurdurdu..
    Sadece Afganistan’da kurulan kent sayısı 5 adettir. Bunlar bilinenlerdir. Daha bilinmeyen ve kazılar sonucu ortaya çıkacaklar da olduğuna inanıyorum.
    Afganistan benim çok ilgimi çekti. Benim baba kökenim 15 yüzyıl başlarında Afganistan Horasan bölgesinden gelip Konya Beyşehir arasında bir köye yerleşmiş, bu köye ilk yerleşen kişinin ismi olan YATAĞAN ismini almış. Elde bulunan Vakıf kayıtlarına göre bu dönem 1403’lü yıllar olup Konya’da yönetici Karamanoğlu II. Mehmet’tir.
    Bugün Afganistan’ı basından ve internetten inceliyorum. Koyu bir taassup içinde ve tüm batı kültürüne ve ilime karşı, kadınların en az hak sahibi olduğu bir ülke…
    İskender’in seferinden sonra Grek dili buralarda yayılmış, Makedonyalılar buralara yerleşmiş yerli halktan pek çoğu kültür olarak Helenize olmuştur.
    Daha önce büyük İslam bilgini ve tıp adamı İBNİ SİNA (AVİCENNA) bu topraklarda yaşamış, onun büyük bir bilgin ve hekim olduğunu bilirdim ama onun hayatını incelemem ben de köklü düşüncelere yöneltti. İBNİ Sina İskender’den 1300 yıl sonra Grekçe kitaplar okuduğunu öğrendim. Bu dili nasıl öğrendi, kim öğretti, derin derin düşündüm. Ayrıca bölgede yaşayan sadece İbni Sina değildir. Aynı çağda başka bir bilgin El Bruni ve başkaları da vardı. Avrupa’dan kilometrelerce uzakta olan İbni Sina’nın nasıl farkına varıldığı kimlerin aracı olduğu derin düşündürdü. Buradan Afganistan, Özbekistan, Tacikistan ve Orta Asya’da Helenizm’in izleri olabilir mi? düşüncesine yöneltti.
    Çeşitli araştırmalar yanında “Dr. Potitsa Grigorio’nun Hellenism in the Orient or Spreading of Greek Civilization in Asia” İngilizce makalesi bu konuda çok yararlı oldu, ekinde de pek çok görselleri vardı.
    Şimdi Afganistan kurulan kentler
    Herat Farah Kandahar Charikar (Kabil) Ai Khanum
    Tajikistan Khozkent
    Özbekistan Ai Khanum, (Ay Hanım) Amu Derya üzerinde
    Bunların hepsi Afganistan’ın en önemli kentleridir.
    Bunlardan Orta Asya’ya yakın Ai Khanum hakkında yukarı makaleden bazı bilgiler sunulacaktır.
    Ai Khanum Avrupa’ya en uzak olan kenttir. Bactria seferinde İskender’in yaşıtı ve çok sevdiği askeri Hephaestion (M.Ö 356 –Ecbatana-Hamadan M.Ö 324) tarafından kurulmuştur. Çok ilginç Türkçe AY HANIM anlamındadır.
    Fransızlar tarafından kazı yapılmış AY Hanım’ım kent planı çıkarılmıştır. Sanki Ege de ortaya çıkarılmış bir antik kent, kentin bütün öğeleri aynı… Tiyatro, kaya mezarlar (tombs), Gymnasyum, Saray (Palace)
    İsmi Türkçe olan (Helenistik ismi bilinmiyor) Ay Hanım’ı (Ai Khanum) ben pek sevdim.
    Burada bulunan Grekçe bir kitabeyi İngilizce’den Türkçeye çevirdim
    As a child be orderly Bir çocuk olarak düzenli
    As a youth self controlled Bir genç olarak kendini kontrol eden
    As a old man be good counsel Bir yaşlı olarak bilge olmak
    When dying be without sorrow Ölürken üzüntülü olma
    Yazı ekine Ay Hanım’ın antik kent planı ve Kandahar’da bulunmuş Helenistik bir yazıt (Grekçe- Aramice) eklenmiştir.
    Yeni yeni şeyler öğrenince yeni yeni sorular da ortaya çıkmaktadır.
    -Kuruluşunda böyle parlaklık olan bir ülke olan Afganistan bugün nasıl Taliban, El Kaide’nin yönetime gelebildiği bir ülke haline gelebildi?
    -Bu parlak uygarlık Özbekistan ve Orta Asya’ya gelebilmişken sonradan buralara yerleşen Türk kökenli halklar tarafından niye bir kültürel bir yakınlaşma oluşmamıştır.?
    Muğla Devrim 28.03.2018 yayınlandı

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 07-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER’İN MISIR, SURİYE, İZLERİ VE ORTADOĞUDA KURDUĞU KENTLER III
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Geçen yazılarımda belirttiğim gibi Perslere (İran) karşı kendisinin başında bulunduğu ikinci zaferinden sonra İSKENDERUN kentini kurmuş ve Anadolu’dan ayrılmış ve tekrar dönüşü kısmet olmamıştır.
    İskender burada Suriye ve Lübnan’a yönelmiştir. Fenikeliler sayesinde Akdeniz’de Pers donanması hâkim, İskender’in donanması mevcut değildi.
    Şunlar da hatırlanmalı, antik çağda denizcilikte en ileri millet Fenikelilerdi, barış içinde tüm Akdeniz’de ticaret yapıyorlardı. Perslerin ise deniz kuvveleri Fenikelilerdi. Ancak bugünkü Lübnan’da birkaç kentleri vardı, kentleri kaleler içinde idi, ama büyük askeri güçlere karşı koyamıyorlardı. Bunları bildiği için İskender Tire kentine saldırdı, çok büyük bir direnme ile karşılaştı ve ama Tire (Tyre) kentini aldı. Anadolu dışında aldığı bu ilk kente bir Makedonya garnizonunu yerleştirdi. Bu şekilde tarihteki Fenike kent devletleri ortadan kalktı, yıkılan kent daha sonra yeniden imar edildi. Ve sonrada önemini korudu.
    Burada şunu da hatırlamamız gerek.. Bilindiği gibi bugünkü alfabeler Fenikelilerden dünyaya yayılmıştır. M.Ö. 9 yüzyılda ilk defa İYONYA tarafından benimsenmiş, daha sonra Yunanistan’a yayılmıştır. Daha sonra Latin alfabesi de bu alfabeden çıkmıştır. Bu ise İYONYA döneminde kurulan uygarlığın Anadolu ve Dünya için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
    İskender bu savaşla Akdeniz üzerinde tam hâkimiyet kurduktan sonra Mısır’a yönelmiş ve Pers yönetimi altındaki bu zengin ülkeye sahip olmuştur.
    İskender’in burada kurduğu kentler içinde en önemlisi kentlerin kraliçesi İSKENDERİYE’yı (ALEKSANDRIA) sıfırdan M.Ö. 330 yılında kurulmasını emretti. Kentin planlarını ve kalelerinin yerlerini çizerek tarif etti. Kente Yahudiler ve yerel Kıptiler de yerleştirildi. Ama İskenderiye tam bir Grek kenti karakterindeydi.
    Daha sonraki yüzyıllarda Mısır’ın Arap Orduları tarafından alınışına kadar bilimde, edebiyatta en önde gelen kent oldu. İlk çağın pek çok bilim adamı buradan yetişti.
    İskender buradan İran’a yöneldi.
    Önce İskender’in biyografisini yazan Plutack’a göre onun tarafından kurulan kentlerin bir listesi verilecektir.
    1..Alaksandrupolis
    M.Ö 340 yılında (Henüz kral değil, 16 yaşında) Bulgaristan Sofya’nın güney batısında Sardanski olaral bilinen yerleşim civarında
    2. Alaksandria in Troy
    Çanakkale Truva yakınında (İskender adına daha sonra kurulmuştur.
    3. Aleksandaria Latmos (Alinda) Karia
    4.İSKENDERUN İssos zaferi üzerine kurulmuş Türkiye

    5. Tire (Lübnan) M.Ö. 333-331
    6.Gazze (Filistin) M.Ö 331 daha ziyade garnizon
    7.İSKENDERİYE (ALEKSANDRIA) Mısır M.Ö 330 halen ismini taşıyan en büyük kent
    8.Aleksandria in Aria (Afganistan Herat) M.Ö 330
    9.Prophthasia Drangiania (Farah, Afganistan) M.Ö 330 ismi değiştirilmiş
    10.Aleksandria Arrachosia M.Ö 330-329 Kandahar (Afganistan) Kandahar ismi İskandar’dan gelme olup kent hala ismini taşımaktadır. İskender adına yaptırılmış bir tapınak ve Greek-Aramaik yazıt bulunmaktadır.
    11.Alaksandria Kafkas (Kabil, Afganistan yakınları Charikar) M.Ö 329
    12.Alaksandria Eschate (Modern Khozkent, Tajikistan) M.ö 329
    13. Aleksandria Oxus (Modern Ai Khanum, Afganistan) M.Ö. 328
    14. Oxus üzerinde 6 kent (Termez Özbekistan) Oxus (Amuderya)
    15. Aleksandria Margiana (İran ?)
    16.Arigaeum (Nawagai, Pakistan)
    17. Nicaea ve Bucephala (Pakistan M.Ö 326)
    18.Alaksandria Hyphasis ? M.Ö. 326
    19. .Alaksandria İndus (Hindistan) M.Ö. 325
    20. İndus nehrinde kent? M.Ö 325
    21. Patala (Hindistan deniz üzeri ağaç kent M.Ö. 325
    22.Rambacia (Bela-Pakistan) M.Ö 325
    23. Golashkert (İran) M.Ö. 324
    24.El Curnah (Irak) M.Ö)
    İskender M.Ö. 323 tarihinde Babil’de öldü. Ölümünden sonra kurulan krallıklarda da yeni kentler kurmaya ve Helenizm kültürü devam etti.
    Yazıya Ecbatana (İran Hamadan) İskender’in yaşıtı burada ölen Hephaistos’un anıt mezarı ile aynı Hamadan’da İbni Sina’nın İran Parası üzerindeki anıt mezarı eklenmiştir.
    Muğla Devrim 27.03.2018 yayınlandı

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 07-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER TARAFINDAN KURULAN KENTLER II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bilindiği gibi M.Ö 356 Makedonya’da Pella’da doğan Büyük İskender (ALEXSANDER THE GREAT-MEGAS ALEXSANDROS) aslen Grek-Helen değildir. Ancak Helen kültürünü benimsemiş ve yaptığı seferlerle bu kültürün Anadolu’dan Hindistan Ganj nehrine kadar yayılmasını sağlamış, dünyada Helenizm dönemini başlatmıştır.
    Bu hareket M.Ö 334 yılında Çanakkale Boğazını aşıp buradan karaya çıkarak başlatılmıştır.
    Bu yazımda Anadolu’da bıraktığı izler, kurduğu kentlerden söz edilecektir. Önce Bulgaristan ve Yunanistan’dan başlanacaktır.
    Bazı kaynaklarda kral olmadan önce henüz 16 yaşında iken ilk kentini kurdurduğundan söz edilmektedir. Bu kent Sardanski olarak Bulgaristan’ın güney batısında olduğu bilinmektedir. Bu yer Sofya’nın güneyinde bir yer olmalıdır.
    Yunanistan Batı Trakya’da Dedeağaç (Aleksansandropulos) onun adını taşımaktadır.

    ANADOLU
    ALEKSANDRIA IN TROY (ÇANAKKALE DALYAN KÖYÜ)
    İskender’in ölümünden sonra yaklaşık M.Ö 310 yıllarında komutanlarından Antigonas tarafında kurulmuş ve kendi adı verilmiştir. Perslere karşı kazanılan ilk Granikos Zaferi anısı üzerine kurulmuştur. Gaye hem emekli askerler için bir yerleşim yeri hem de Yunanistan ile ulaşımı ve haberleşmeyi kolaylıkla sağlamak içindir.
    Kent daha sonra İskender’in generallerinden Lysmakhos tarafından alınmış ve İskender’in ismi verilmiştir.
    Kentin yeri Antik Truva’ya (Troy) 15 km uzaklıktadır. Bir ara Roma tarafından Başkent olarak kurulması düşünülmüştür. Ticaret çok gelişmiştir. Daha sonraları burada yapılan binaların kolonları ve taşları İstanbul ve Roma’ya taşınmıştır. Daha sonra biz Türkler tarafından İstanbul olarak anılmıştır.
    2004 yılında Efes’te yapılan ve katıldığım Tarihi Su Yapısı toplantısında William Aylward tarafından bu kentin suyolları hakkında İngilizce bir sunum vardır. Yazarı tarafından bir kopyası bana verilen sunum Web sitem İngilizce bölümündedir.
    Web 2014 English 20.2.110
    “The Aqueduct of Roman Ilıon and the bridge across Kemerdere” konu ile ileride ilgilenecekler için çok yararlı bir kaynak olduğuna inanıyorum.
    Yazıya kentin bir planı ve kentten bir kalıntı eklenmiştir.

    İZMİR (SMYRNA)
    Bilindiği gibi 12 İyon kenti arasında bulunan İzmir, bugünkü yerinde değil Karşıyaka tarafında Tepecik höyüğündeydi.
    Büyük İskender’in ölümünden sonra kent yaklaşık M.Ö. 300 yıllarında Kadife Kale (Mount Pagos) eteklerine taşınmıştır. Kentin kurucusu Büyük İskender değildir. Ama onun ardından Generallerinden Lysmakhos tarafından bugünkü yerine kurulmuştur. Muhteşem, dillere destan İzmir budur.

    ALINDA VEYA ALEKSANDRIA LATMOS
    Büyük İskender Granikos Zaferi’nden sonra Ege sahillerinden Karia’ya inmiş önemli bir direnmelerle karşılaşmamıştır. İkinci karşılaştığı önemli direnme Halikarnassus (Bodrum) önünde olmuştur.
    Burada Karia hakkında kısa bazı şeyleri hatırlamamız gerekmektedir. Karia o tarihlerde Mousolos’un erkek kardeşi Piksodoros tarafından yönetilmektedir. Kendisinden önce eşi ve kardeşi (ablası) olan Ada tarafından yönetilmekte iken Ada Alinda isimli Aydın iline bağlı bir kente sürgün edilmiştir. Sürgün edilişinden dolayı Ada kırgın ve kızgındır. Kentine kapılarını açmış Büyük İskender’i davet etmiştir. Burada Makedonya Ordusu kenti takviye etmiş ve ALEKSANDRİA KARIA ismi verilmiştir. Ancak bu isim daha sonra terk edilmiş eski ismini almıştır.
    Bu arada çeşitli söylenceler yayılmıştır. ADA İskender’e sana oğlum diyebilir miyim? Sorusuna susarak karşılık vermiş, hayır dememiştir. Zira Ada o zaman annesi yaşındadır.
    Ama bu söylenceler o kadar çoğalmıştır ki İskender-Ada aşkına dönüşmüştür. Bir gün televizyonda bir program büyük aşklar arasında İskender-Ada aşkına yer vermiştir. Sadece gülünç diyorum !!!!!!!
    İskender Ordusu ile Tarsus’ta iken Bodrum’un alındığını öğreniyor, Yoluna devam ediyor ve ikinci defa Issos kenti yakınlarında ikinci defa Pers Kralı Darius ile karşılaşıyor ve ikinci zaferini kazanıyor, onun onuruna İSKENDERUN (ALEXANDRIA) kuruyor.
    Bu savaşta Darius’un eşi ve annesi de esir düşmüştür. Ancak onlara karşı hiçbir kötü davranışta bulunmadığını tarihçiler yazar. Darius’un annesi ilk defa İskender ile karşılaştığında yanında bir arkadaşı da vardır, onun ayaklarına kapanır, işaret üzerine kralın o olmadığını anlayınca geri çekilir. Yaşantılarında değişiklik olmaz…
    Aslında İskender hakkında daha çok yazılacaklar olduğu kanısındayım. Ben bu iki yazıyı yazmak için 58 yıl önce kitapları arşivden indirdim yeniden okudum, zevkle yeniden okudum, hatırladım, yeni şeyler öğrendim.
    Bu kitaplar Flavius Arrianus’un (Nikomedya 92-175) “İskender’in Anabasis’i” ve Alman Tarihçi Johan Gustav Droysen’in (1808-1884) 4 cilt halinde “Büyük İskender” isimli eserleridir. Tabii ki internetten birçok madde ve harita taraması…
    Son olarak şunu belirtmeliyim ki bu kitaplar 1941 yılında Türkçeye çevrilen ilk batı edebiyatı ürünleridir. Burada büyük emeği geçen büyük insan HASAN ALİ YÜCEL’İ (1897-1961) saygı ile anıyorum.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 07-04-2018

    BÜYÜK İSKENDER TARAFINDAN KURULAN KENTLER
    MEHMET BİLDİRİCİ I
    Bilindiği gibi M.Ö 356 Makedonya’da Pella’da doğan Büyük İskender (ALEXSANDER THE GREAT-MEGAS ALEXSANDROS) aslen Grek-Helen değildir. Ancak Helen kültürünü benimsemiş ve yaptığı seferlerle bu kültürün Anadolu’dan Hindistan Ganj nehrine kadar yayılmasını sağlamış, dünyada Helenizm dönemini başlatmıştır.
    Tıpkı büyük Karia Satrabı, Mouselos’un Grek olmadığı halde, Grek kültürünü Karia’ya yaydığı gibi.
    Babası Makedonya Kralı Phlip’in (Kör) ölümü üzerine Makedonya tahtını ele geçirmiştir. Zira tahtın varisi değildi. Annesi Olimpia’nın babası ile arasının bozulmasından ileri geliyordu.
    Makedonya Krallığı Başkenti Pella olup, güneyinde Yunanistan, batıda Epir ve doğuda Trakya bulunuyor, Krallığın M.Ö 5 yüzyılda kurulduğu biliniyor. İskender Pella kentinde doğmuştu. Pella antik kenti Selanik’in yaklaşık 39 km kuzey batısında idi. Annesi Olimpia, Babası Makedonya kralı Phlip idi.
    İskender Kral olunca, Yunanistan kentlerini peşine alarak M.Ö 334 yılında Çanakkale Boğazını geçerek Anadolu’ya ayak basmış, ölüm tarihi olan M.Ö 323 tarihine kadar 22 civarında onun adına kent kurulmuştur.
    DİĞER BİR DEYİŞLE 11 YILDA 22 KENT, İnanılmaz bir olay
    Musa Mısır’dan çıkarken Nil nehrinin belirli bir süre kuruyarak ona geçiş verdiğine mucize olarak inanılır, bence gerçek mucize bu, 11 yılda 22 kentin kuruluşuna yön vermek.
    Bazı yerlerde kurulan askeri garnizonlar göz önüne alındığına göre bu rakam 70 rakamına ulaşıyordu. İlk defa askeri maksatlı kurulan kentlerde daha sonra emekli asker ve Makedonyalılar, yerel halklar yerleştirilmişti.
    Büyük İskender M.Ö 334 yılında Çanakkale boğazından ordusunu geçirerek o zaman Çanakkale ilinin bulunduğu yerde kurulu Abydos’ta Anadolu karasına çıkmıştı. Mısır’da da ayrı bir Abydos kenti var)
    Henüz Persler karşısına çıkmamıştı, ilk defa Granikos Çayında iki ordu karşı karşıya gelmişti.
    Granikos savaşından önce İskender Lapseki, Biga çevrelerde bir gezi yapmış, birkaç gün buralarda kalmıştı. Eski adı Lampakos olan Lapseki Priapos (erkeklik organı) tapınma merkeziydi. Lapseki ve Karabiga Miletliler tarafından kurulmuş kolonilerdi.
    Perslerle yapılan ilk karşılaşma Granikos (Karasu) üzerinde oldu. İskender burada ölüm tehlikesi atlattı ama ilk Perslere karşı zaferini kazandı.
    Tarih çok hassas dengeler üzerinde kurulmuştur. İskender burada hayatını kaybetse ne olurdu? Dünya tarihi düşünemeyeceğimiz şekilde farklı olurdu… !!!!
    Buradan İskender ordusunun başında batı Anadolu sahillerinden Halikarnassus (Bodrum) üzerine yürüdü. Pers kuvvetleri burada toplanmıştı. Ayrıca denizde kuvvetli bir donanmaları vardı. İskender’in o aralar donanması yoktu. Yapılan kuşatma sonuç vermedi, İskender Muğla deniz sahilinden muhtemelen Kızıyaka’nın çok yakınlarından geçerek yoluna devam etti.
    Fethiye güneyinden Pınara kentinden geçerek Akdeniz sahillerinden ilerledi ve buradan karadan Frigya’nın başkenti Gordion’a ulaştı. Bu yörede yaşayanların inancına göre Gordion’da bulunan bir düğümü çözenin Asya’nın hakimi olacağına inanılıyordu. İskender kılıçla bu düğümü kesti. Artık halk gözünde Asya’nın hâkimiydi. Buradan Ankara (Ancra) kentine girdi ve güneye yönelerek Gülek Boğazı (Kilikya Kapıları) aşarak Tarsus’a geldi. Burada ciddi bir hastalık geçirdi. Ama iyileşti.
    İskender Tarsus’ta iken Halicarnas’tan (Bodrum) beklenen haber gelmişti. Bodrum teslim olmuş ve çevremizde bulunan ve İskender orada iken alınamayan, Myndos ve Kaunos kentleri ile Thera (Yerkesik) ve Calipolis (Kızılyaka) kaleleri teslim olmuştu.
    İskender Tarsus’tan İssos kentine hareket etmiş, burada direk Pers Ordusu ile karşılaşmış ve bu zafer içim bugünkü İSKENDERUN (ALEKSANDRIA) kuruluşu gerçekleşmiş burada Fenike ülkesine ve Mısır’a doğru yoluna devam etmiştir.
    BÜYÜK İSKENDER’E bu tarihten sonra bir daha Anadolu ve Avrupa’ya dönmek kısmet olmamıştır.
    Kral olmadan önce babasının en sevdiği oğludur. Nitekim onun iyi yetişmesi için dönemin en büyük filozofu Aristoteles’i (384-322) kendisine öğretmen yapmıştır. Doğu ve batının 18 yüzyıla kadar en büyük filozofu olan Aristo, İskender’den 28 yaş büyüktür. İskender’den 1 yıl sonra ölmüştür.
    Makedonya çok küçük bir krallık olmasına rağmen burada, Phlip çok ciddi bir askeri eğitim uygulamıştır. Ancak sonraları eşi Olimpia’nın kendisine bir suikast düzenleyeceği kuşkusu aralarını açmıştır. İskender henüz 20 yaşında bir genç iken tahtı ele geçirmiş ve benim kanımca babasının askeri eğitimini benimsemiş onu daha da ileri götürmüş ve dünyayı fethetmiştir. Birkaç defa ölüm tehdidi ve ateşli hastalık geçirmiş ama hiçbir savaşta yenilmemiştir.
    Aldığı bütün topraklara yöneticiler atamış, ama imparatorluğu bir at üzerinde geçmiştir. Gezginci olarak bu ağır bürokrasiyi nasıl yönetti, doğrusu merak konusudur.
    Muğla Devrim 20.03.2018 yayınlandı

Toplam 311 yorum bulundu. 11-20 arası listeniyor.