Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. NİLGÜN AKMAN- ALANYA 05-10-2018

    Günaydın Hocam. Adım Nilgün Akman, Alanya'da yaşıyorum. Alanya HEP Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyorum.
    Tez konum; Tarihi Alanya Kalesi'nde su: Elde edilmesi ve kullanımı. Sizin yazılarınız bu konuda yolumu aydınlatıyor. Sizden ricam Alanya Kalesi ile ilgili bir çalışma yaptınız mı, eğer yapmışsanız nasıl ulaşabilirim bilgilendirirseniz sevinirim. Saygılar Alanya'dan selamlar.

    08.08.2018
    Sayın Nilgün Akman
    Mailini aldım. Çok teşekkür ediyor ve başarılar diliyorum. Benim Alanya Kalesi ile bir çalışmam yok. Ama bildiğim kadarı ile Kale üzerinde muhtemelen yağmur suyu ile dolan bir Bizans sarnıcı var.
    Antalya konusunda geniş kapsamlı çalışan DSİ emeklisi arkadaşım Galip Büyükyıldırım’ın adresini veriyorum. Ondan çok yararlanacağınızı umuyorum.
    Mail adresi galipbm@hotmail.com
    Güzel bir konu iyi çalışmalar diliyorum.
    Mehmet Bildirici

  2. MUSTAFA GÜLCAN KARAMAN 05-10-2018

    MERHABA MEHMET BEY
    Ben Karaman İhsaniye Köyünden Mustafa Gülcan. 0545 970 33 26 Telefonum.
    Bizim köyün dedeli yaylasına yakın kolankaya mevkisinde eski çağlardan kalma deniz canlısı fosilleri var. Buz deniz canlısı fosillerinin incelenmesi araştırılması örneklerinin alınması ortaya çıkarılması lazımdır. Bu konuda bir araştırma yapılması lazım. Bu konuda eğer bir çalışma yapacaksanız benimle irtibata geçmenizi bekliyorum hocam
    ekteki görüntüler temsilidir. ama aynısı mevcuttur İhsaniye yaylasında.
    2 Ek





    Sevgili Mustafa Gülcan
    Karaman İhsaniye Köyü nerede?
    Ben ilk çağ tarihi ve teknik konularda( su kanalları, sarnıçlar vs)
    konularında araştırma yapan bir kişiyim. Çok çok ilginç bir konu ama
    ben bu konuda bilgi sahibi değilim.
    Sana iki kişinin adresini vereceğim
    Konya'da Cemil Evirgen 0 533 692 1110 evirgen.c@hotmail.com
    İkincisi Catherine Kuzucuoğlu
    Fransız ama Türkçe biliyor Yöreyi iyi tanıyor
    catherine.kuzucuoglu@lpg.cnrs.fr
    Gelişmelerden haberdar edersen sevinirim.
    Selamlar Başarılar

    25 Temmuz 2018 16:57 tarihinde Mustafa Gulcan

  3. Grant ROWLEY 05-10-2018

    Hi Mehmet,
    Yes I left Turkey in 2015 June and went to live in Batumi. I was there for three years. Then I went to Rustavi for three months. Now I live in a village in Gurjaani. There is a lot of history around me but I didn't have time to look because I am helping my English teacher friend to run her guest house and wine cellar. I am also doing lots of repairs and buildings.
    How are you? You look well.
    Grant Rowley- Gürcistan 22.07.2018

    Dear Grant
    22.07.2018
    Thank you very much for your, It is a big surprise to hear you again. There are in my file our mails in 2010 and 2011. Then you left Akyaka, I could not reach to you.
    Then I learned you and wife living in Gürcistan, your photos very interesting.
    Why not England ?
    I live at Akyaka all summer months, investigating the same thing. We were very good friend and discussing Akyaka, history
    I wish you and your family a very good living
    Your friend Mehmet Bildirici

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    MUĞLA YATAĞAN ANTİK STARATONIKEIA ANTİK KENTİ VE DİNİ MERKEZLERİ
    LAGINA VE PANAMARA I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Muğla turizmin gelişmesi ile gerilerden en öne çıkan illerden biridir. Ağustos 2018 tarihinde gerçekleşen Kurban Bayramı’nı tatil olarak görenler tarafından dolup dolup taşmıştır. Ne derece doğrudur bilemem gazete haberlerinde bayram dolayısıyla 10 milyon insan Muğla ve çevresine yaklaşık bir milyon insan Akyaka’ya gelmiştir.
    Muğla çevresi antik kent ve kalıntılarla doludur. Her türlü kültürel antik alt yapılar da buna olanak sağlamaktadır.
    Bunların en başında Muğla’ya çok yakın olan Stratonikeia antik kenti gelmektedir. Yakın zamanda burada gerçekleşen İdil Biret konseri ve Sttratokeia antik tiyatrosunun müzikseverlerle doluşu pek çok şey anlatmaktadır.
    Ben bu yazımda antik kentin kuruluşu ve çok önemli iki dini merkezi Lagina ve Panamara hakkında bir özet sunacağım.
    Bu özetlerde bu yörelerde geniş araştırma yapmış olan George Bean’ın “Eski Çağda Menderes’in Ötesi” isimli kitaptaki bilgiler esas alınmıştır.

    Büyük İskender’in ölümünün ardından kurulan Suriye Krallığı döneminde Kral Seleukos I tarafından M.Ö 281 yılında kurulduğu kabul edilebilir. Aynı bölgede yapılan kazılarda daha önceden yerleşim izleri bulunmuştur. Ama kent kesin olarak Helen-Makedon kuruluşudur. Kent yapılan kazılarla gün gün eşsiz eserler aydınlığa çıkarılmaktadır.
    Kentin ismi ilginç bir aşk ilişkisine bağlanır. Kral Seleukos I oğlu Antiokhus’u çok sevmektedir. Oğul sararıp solmaktadır. Üvey annesine âşıktır, kral bunu öğrenince eşi Stratonike’yi M.Ö 294 tarihinde oğluna veriverir.
    Stratonikeia kenti onun onuruna kurulur. Bir aşk kenti olarak anılır. Krallığın başkenti Hatay ilindedir. Adına kent kurulan Stratonike burada yaşamış mıdır bilinmez.
    Stratonice Makedonya Kralı Demetrius ile Phila’nın kızıdır. Doğumu yaklaşık M.Ö. 317 yılıdır. Yaklaşık M.Ö 300 yılında Kral Seleucos ile evlenir. 17 yaşında genç ve güzel bir kızdır. Yaklaşık 6 yıl evli kalır. Krala Phila adında bir kız dünyaya getirir. Kralın oğlu Antiochus ile evlendirildikten sonra oğul krala da 6 çocuk doğurur.
    Stratonikeia kentinin iki önemli dini merkezi tapınma alanı vardır. Lagina ve Panarama
    LAGINA &TANRIÇA HEKATE
    Stratonikeia yaklaşık 10 km’lik bir kutsal yol ile Lagina Tapınak alanına bağlıdır. Burada tanrıça Hekate adına dikilmiş çok az görülür anıtsal bir tapınak yer alır.
    Tanrıça HEKATE hakkında Mitoloji de bilinenler ve inanılanlar şöyledir.
    Hekate Anadolu kökenli bir tanrıça olduğu kabul edilmektedir. Yunan Olimpos tanrıları arasında pek görünmez.
    Ölümün ve yeraltı dünyasının (Hades) anahtarları ondadır. Kötü rüyaların göndericisi olduğu gibi, koruyucu da Hekate’dir.
    Tanrıçaya çoğunlukla köpekler eşlik eder, Ayrıca köpeklerin ona kurban olarak sunuldukları bilinir.
    Aynı zamanda Ay Tanrıçası olarak da bilinir geceleri ana yollarda ve yol ayrımlarında gezerdi. Ayın son evresinde olduğu karanlık gecelerde çörek, balık, yumurta ve peynir sunularak tapınılırdı.
    Hekate kültü Anadolu ve Yunanistan’da pek çok yerde görülür. Ancak adına dikilmiş en büyük ve en görkemli tapınak Lagina’dadır.
    BU MUĞLA İÇİN ELE GEÇMEZ BİR FIRSATTIR., Athena, Artemis, Afrodit adına dikilmiş sayısız tapınak olmasına karşı, Muğla’da, Karia en muhteşem tapınak Hekate tapınağıdır.
    LAGİNA’DAKİ HEKATE KÜLTÜ NE KADAR ESKİ?
    Hekate rahiplerinden bahseden en eski yazılı belgeler Rodos’ta bulunmuş olup M.Ö 189-167 arasına denk düşer. Hekate hakkında belgeler M.Ö 125 yılından İlk Roma İmparatoru Augustos (M.Ö 27-M.S 14) gününe kadar tarihlenir.
    Burada çok önemli bir gerçek ortaya çıkmaktadır. Lagina’daki Hekate Tapınağı Stratonikeia kentin kuruluşunda çok daha sonraları olduğudur.
    M.Ö 81 yılından itibaren Hekatesia-Romaia her dört bir ihtişamlı törenlerle kutlanıyordu. Ayrıra Hekatesia törenleri her yıl kutlanmaya devam ediyordu. Bunun yanında yılda bir yapılan ve oyunlar eşliğinde ANAHTAR TAŞIMA FESTİVALİ ÇOK ÇOK ÖNEMLİYDİ.
    Tapınağın anahtarı bir alay halinde yürünerek Stratonikeia’dan Lagina’ya götürülüyor ve aynı törenlerle geri götürülüyordu.
    BU GELENEKLER TÖREN OLARAK DEVAM ETMELİDİR.
    Bu tapınma ve törenler Hıristiyanlığın yayılışı ile ortadan kalkmıştır. Ona inananlar kalmamıştır. Son zamanda öğrendiğime göre bu tapınmaları devam etmek isteyen sayıları yüzlerce ifade edilen küçük topluluklar oluşmaktadır. Ayrıca bu yaşanmış bir kültürdür, devam etmeli ve ettirilmelidir. Bu sayede geçmişte büyük uygarlık kuran bu insanların yaşayışı zorunlu ortaya çıkarılır ve bugün nerelere geldiğimiz görülebilir.
    KAZI ÇALIŞMALARI
    Lagina antik tapınak alanında 1892 -1893 yıllarında Osman Hamdi Bey tarafından kazı çalışmaları başlamıştır. İlk çıkanlar eserler İstanbul Arkeoloji Müzesine taşınmıştır. Bugün kazı çalışmaları devam etmektedir.
    Tapınak alanına sonradan Lagina adı verilmiş bu halk dilinde Leyne’ye dönüşmüş olup bu gün ismi Turgut’tur. Kazılarda pek çok yazıt ele geçmiş olup bu metinlerde ismi kutsal HIERAKOME olarak geçmektedir.
    Bu yazıtlar okunup yayınlanmalı hepsi Türkçeye çevrilmelidir.
    Muğla için olağanüstü öneme sahip Lagina’daki Hekate Tapınağının yeniden tasarlanmış 1/100 ölçekli giriş cephesi buraya konulmuştur. (1/100 ölçekli, çizim Z. Gider) Giriş kolon yükseklikleri yaklaşık 8 m
    Dikkatli bakıldığında eserin ne kadar muhteşem olduğu fark edilecektir.

    (Muğla Devrim 27.09.2018 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    SEDİR ADASINDA ALTIN SARISI KUMLAR MISIRDAN MISIR KRALİÇESİ KLEOPATRA TARAFINDAN GETİRİLMEMİŞ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesi’nin 18.08.2018 tarihli yazısında Sedir Adası’nda koruma altında olan kumlar hakkında bir haber yazısı yayınlandı benim de ilgimi ve dikkatimi çekti.
    Haber yazı Muğla Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İlkay Kuşçu’nun bir bilimsel incelesiydi. Sedir “Adası kumlarının bir efsane olarak Mısır’dan 60 gemi ile getirildi ve Kraliçe Kleopatra sevgilisi Antonius ile deniz banyosu yaptığı yalandı” şeklindeydi.
    Çalışma kapsamında Sedir Adası’ndan ve Kleopatra’nın sarayının olduğu Mısır’da İskenderiye plajından alınan kumlar bilimsel olarak inceleniyor ve sonuçta bu efsanenin yalan, gerçek olmadığı vurgulanıyordu.
    Adı üzerinde efsaneler (mitolojiler) her zaman gerçek olmaz, ama kültürel hazinelerdir. Kültürümüzü oluşturur. Yazıda jeoloji açısından bilimsel gerçekler net olarak açıklanmıştır.
    Gerçekten Kraliçe Kleopatra, (M.Ö 69-30) kadınlığını da kullanan, tarihin en akıllı en ihtiraslı kadın devlet başkanlarından biridir. Ancak büyük hırslar ve arzular Büyük İskender (M.Ö. 356-323) ve Julius Sezar (Caesar) (M.Ö.100-44) gibi onları başarıdan başarıya taşımıştı. Büyük ihtiraslar Roma’ya karşı büyük savaş veren Kartacalı Hannibal (M.Ö 247-182) ve Pontus Kralı Mithridates VI (Ölümü M.Ö 63), ve Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya devletlerini, hayatlarını, her şeylerini kaybettirmiştir.

    Devrim Gazetesinde 2016 yılında (25.05.2016 ve 28.05 günleri) Kraliçe Kleopatra ile ilgili yazım çıkmıştı. Bunlara ulaşmak için;
    www.mehmetbildirici.com Web 2015 Türkçe sayfa 3 (27) girilmelidir.
    Tanrıça Athena, Tanrıça Hecate mitolojik varlıklardır. Onlar onlara inananların kafasında yaşarlar. Büyük İskender, Kleopatra mitolojik kişiler olmayıp tarihi kişilerdir, ama halk gözünde tanrılaştırılmışlardır.
    Kleopatra hareketleri, davranışları, olağanüstü hareketleri ile halk onda tanrısal bir güç olduğuna inanmıştır.
    Yazımda Kraliçenin M.Ö 41 yılında Tarsus’a gelişi şöyle anlatılmaktadır.
    “Kleopatra’nın Antonius ile görüşmek için geldiği geminin yelkenleri erguvani, kürekleri gümüş, baş tarafı altın kaplamalıydı. Cleopatra bir deniz tanrıçası gibi gemiye bindiğinde flütler çalınıyor. Kleopatra “Aşk Tanrıçası” gibi giyiniyordu. Nimfler gibi giyinmiş çok genç ve güzel kadınlar geminin dümenini iple idare ediyor. Gemide yakılan kokular Kleopatra çevresindeki havayı şehvetli bir ortama sokuyor, Tarsus halkı bu manzarayı görmek için akın akın sahile doluşuyordu.”
    Tarsus’ta Kleopatra’nın karşılandığı kapının ismi bugün Cleopatra kapısı ya da halk söylenişi ile KANCIK Kapıdır. Bu kapı bu gün denizden çok çok içeridedir. Tarsus’un güneyinde Regma isimli sığ bir deniz vardı, buradan bir kanalla Tarsus’a gemi ile gidilebiliyordu.
    Bir süre birlikte Tarsus’ta kaldıktan sonra Antonius ile Kleopatra M.Ö. 41 yılında denizden Tarsus’tan Efes’e kadar görkemli bir seyahat ettiler, Gezi yapan yabancı bir hükümdar, Mısır kraliçesiydi. Nerelere uğradılar bilinmiyor, Örneğin Sedir Adası’na uğrandı mı? Mısır’dan kum getirildi mi? Göcek’teki Kleoptra deniz hamamı onun için mi yapıldı?
    Benim görüşüme göre Anadolu insanın hafızasında bu gezi çok geniş bir iz bırakmış, tanrıça gibi kabul edilmiş efsaneleşmiştir. Pek çok yerde onun yaşadığına inanılmıştır. Hakkında çok şey anlatılmıştır. Pek çok güzelliklere ona mal edilmiştir.
    Tarihi gerçekler ise şöyledir.
    Kendisinden küçük kız kardeşi Arsinoe IV (M.Ö 65-41) Kleopatra’ya daha önce isyan etmiş, Roma’nın Mısır’a gelişine karşı olmuş ama kaybeden taraf olmuştur. Sonuçta Roma’ya götürülmüş ve oradan Efes’te bir tapınağa kapatılmıştır. Ama orada da boş durmamış ablası Cleopatra aleyhine girişimlerde bulunmuştur..
    Efes’e geliş sebebi budur. Antonius kız kardeşi Arsinoe’yi onun gözü önünde idam ettirmiştir. Arsinoe ‘de Mısır Krallığının varisidir. Efes’e gömülmüştür.
    Cleopatra M.Ö. 37 yılında Antonius ile evlenmiş ona da çocuklar doğurmuştur. M.Ö 30 yılında ilk Roma İmparatoru olacak Augustus ile yapılan savaşı kaybetmiş kendisini bir yılana sokturarak intihar etmiştir….
    Tarihi bir antik kent olan Sedir (Cedrea) kalıntılar, antik tiyatro vardır. Hadi inandık, Kleopatra kumları İskenderiye’den getirdi, nerede kaldı? O öneme ait kraliçenin kalacağı saraylar nerede?
    Eşsiz güzellikteki Göcek adalarının birinde Kleopatra hamamı var. Hiçbir yazıt yok, alıca gözle inceledim. Kalıntıların daha sonraki dönemlerden kalma olduğu kanısındayım.
    Mitoloji ve efsaneler de değerlidir. Kültürdür, ama onları tarihi olaylarla eşdeğer görmemeliyiz.

    (Muğla Devrim 25.09.2018 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    İSTANBUL BELEDİYESİ İSKİ (İSTANBUL SU & KANALİZASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TARAFINDAN EKİM 2018 GÜNÜ GERÇEKLEŞTİRELECEK TOPLANTYA DAVET
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben bu sütunlarda defalarca yazdığım gibi 1991 yılından bu yana tarihi su yapıları ile ilgili çalışma yapmaktayım. Bunlar arasında sayısız yayınlarım ve katıldığım çok önemli Uluslararası toplantılar bulunmaktadır.
    Bunlar arasında en unutamadığım olanı 2009 yılında İstanbul’da Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen 5. Dünya Su Forumudur. Bu toplantı şimdiye kadar katılma fırsatını yakaladığım bir boyutlu değildi (TAM 6 BOYUTLU). Yani 6 salonda aynı anda yapılıyordu. Hepsini takip imkânsızdı. Sayısız ülkeden pek çok konunun uzmanı katılmıştı. Bu muhteşem toplantıyı düzenleyen Sayın VEYSEL EROĞLU idi. Ben bu toplantıya 6 Su Tarihi Bölümde “Hitit ve Urartu Dönemi su yapıları” isimli bir sunum yapmıştım. 2008 yılında İzmir DSİ 2. Bölge Müdürlüğünde başlayan çalışmalar Dünya Su Forumunda sonuçlanmıştı. Bu konuda pek çok kişi yanında İzmir Dokuz Eylül Emekli Profesör Ünal Öziş ile o sıralarda DSİ İstanbul Bölge Müdürü Cüneyt Gerek teşvik ve desteklerini asla unutamam.
    Sunumlar çok ilgi çekiciydi. Çok ses getirdiğini seziyorum. Yıl 2018, Dünya Su Forumun gerçekleştiği tarihten tam dokuz yıl sonra. Yaşlanmam dolayısıyla çalışmalarımı durdurmadım ama yavaşlattım, çok sevdiğim Akyaka’da yaşamaya çalışıyorum.
    Birden beni çok heyecanlandıran bir davet aldım. Dokuz yıl sonra İstanbul Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğü beni konuşmacı olarak istiyordu. Nasıl mutlu olduğumu anlatacak kelime bulamıyorum.
    Bu özel davetiye aynen şöyle;

    Mehmet BİLDİRİCİ,
    Teknik Müşavir/Bilirkişi
    Genel Müdürlüğümüz tarafından düzenlenen İSTSU - İstanbul Su Kongresi ve Fuarı, 11 – 13 Ekim 2018
    Tarihleri arasında Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirilecektir.
    Tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapan üzerinde yaşadığımız bu coğrafya, binlerce yıllık geçmişe sahiptir. Bu tarihsel zenginlik içerisinde, günümüze kadar varlığını koruyan tarihi su yapıları ile ülkemiz dünyanın en önemli açık hava müzelerinden biridir. Geçmişte suyun biriktirilmesi, iletilmesi ve temini gibi amaçlar için inşa edilmiş su yapıları, bu işlevlerinin dışında günümüzde mimari özellikleriyle de evrensel miras niteliği taşımaktadır.
    İSTSU – İstanbul Su Kongresi ve Fuarı, bünyesinde akademik oturumları barındırmaktadır. Geçmişten günümüze suyun serüveninin ele alınacağı akademik oturumların 2018 teması “Tarihi Su Yapıları" olarak belirlenmiştir. Bu tema altında 5 konu işlenecektir:
    • Bizans, Roma Dönemi ve Öncesi Dönemler
    • Selçuklu – Osmanlı Dönemi: Su Yapılarının Coğrafi Dağılımı
    • Selçuklu – Osmanlı Dönemi: Su Yapılarında Teknik Birikim
    • Selçuklu – Osmanlı Dönemi: Kutsal Topraklarda Su Yapıları
    • Geç Dönem Osmanlı
    Kültürel, mimari ve tarihsel açıdan zenginliğimiz olan Tarihi Su Yapıları, alanında uzman akademisyenlerce tartışılıp, sürdürülebilir bilgi paylaşımı sağlanacaktır.


    Buna istinaden 11 Ekim 2018 Perşembe günü 13:30 - 15:00 saatleri arasında gerçekleşecek olan Bizans,
    Roma Dönemi ve Öncesi Dönemler oturumunda “Hitit ve Urartu Dönemi Su Yapıları” konusunu sizlerin bilgi ve deneyimleri ışığında incelemek ve konu hakkındaki sunumunuzu dinlemekten büyük bir onur ve mutluluk duyacağız.
    Selam ve saygılarımla,
    Fatih TURAN
    İSKİ Genel Müdürü
    Gerçekten konu çok özel ve çalışma süresi baz alındığında bu konuda Dünyada ve Türkiye’de çok sayılı kişiler olduğu görüşündeyim. Bunlardan birinin de ben Mehmet Bildirici olduğu kanısındayım. Tam Dokuz yıl sonra hatırlanmam bunu doğruluyor. Toplantıya katılacağım.
    Muğla’da uzun soluklu bir ses olan ve 22 yıllık köşe yazarı olmaktan gurur duyduğum DEVRİM Gazetesindeki okurlara duyurmak istedim. Saygılarımla

    (Muğla Devrim 20.09.2018 yayınlandı)

    İtu62insaat
    Shenorik Altun—Stavro Anestidis—Tülay Aydın—Evangelia Balta—Hatçe Baltacıoğlu—
    Galip Büyükyıldırım—Köksal Çelik—Asuman Dülek—Cemil Evirgen—Cüneyt Gerek—
    Catherine Kuzucuoğlu—Mehmet Kürkçü—Zakarya Mildanoğlu—Samson Özararat—Saim Sakaoğlu—Muzaffer Tanrıkul—İsmail Uğurlu—Gilbert Wiplinger—Ali Yetiş—Aydın Turunç—Sadettin Özbek—Şadan Gökovalı—Murat Karadağ—Aliye Köksal—Özden Uz—Ali Akkaya—Ömer Alptekin—Sümer Uğur—Üzeyir Kırca—Asil Yılmaz—Cengiz Özkara—Sibel Bildirici- Demir Bildirici—Şadi Onur—Teoman Ünüsan—Özcan Yalıner

    Sevgili Kardeşim Mehmet,
    07.48'de sayfama düşen iletini aldım. Kahvaltı sonrası açtığım bilgisayarımdaki günün en sevindiren ve mutlu eden iletisi seninki idi. Kutluyorum.
    Evet, insanlar bazen unutulduklarını sanırlar ama asla unutulmazlar. Onlar birilerinin not defterinde uygun zamanı bekler. Böylesine önemli bir toplantıya seni de özel olarak, yani adınla davet etmeleri son derece güzel ve anlamlı bir davranış. Seni şimdiden bir daha kutluyorum.
    Bu yola emek verdin, hatta baş koydun. Emeklerin asla boşa gitmeyecek. Kendilerine üniversitelerde birer kürsü bulabilen aynı yolun araştırıcıları arasında senin adın da asla unutulmayacak sevgili kardeşim, asla...
    Selam, sevgi ve başarı dileklerimle

    Mehmet abi,
    Güzel ve değerli çalışmalarınızdan dolayı sizi saygıyla kutluyorum.
    İzniniz olursa sizin yazınızı ve İBB İSKİ Genel Müdürlüğünün düzenlediği 11-13 Ekim de yapılacak İSTSU İstanbul Su Kongresi ve Fuarı nı “Facebook Konya Lisesi Mezunları Grubu sayfasında” paylaşmak istiyorum. Ben 12-14 Ekim tarihlerinde önceden kararlaştırılmış bir toplantı için İzmir de olacağımdan fuar a iştirak edemeyeceğim. Sizi dinlemeye gelecek arkadaşlarımız mutlaka olacaktır. Yine izniniz olursa E Posta adresinizi ve telefonunuzu da paylaşmak istiyorum.
    Sağlıklı uzun ömür dilerim.
    Selam ve saygılarımla,
    Ali Yetil 63-64 6 Fen B Mezunu

    İstanbul Belediyesinin su kullanımı ile ilgili sizi konferansa davet etmesi çok güzel bir şey .Bu teklif bilime saygının unutulmadığının önemli kanıtıdır. Sayın Bildirici, bilim adamı yaş alır ama fikirleri tazedir. Sizi kutlarım sevgili arkadaşım . Kolay gelsin. Başarılarınızın devamını dilerim Mehmet Asil Yılmaz 

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    18.08.2018
    SEVGİLİ SINIF ARKADAŞLARIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    KURBAN BAYRAMINDA KIZIM SİBEL AKYAKA’DA YANIMDAYDI.
    Bazı sağlık sorunları dolayısıyla arkadaşlarımla haberleşemedim. Önce bazı ön bilgiler vereceğim.
    Bildiğiniz gibi ben 2011 yılında kızım ÖZLEM BİLDİRİCİ’NİN kaybının ardından yalnız yaşamak durumunda kaldım, başlarda bu bana mutluluk bile verdi, yurt içi yurt dışı geziler yaptım, gönlüme göre araştırma yaptım, ama 2003 yılından bu yana Diyabet beni etkileye başladı, son bayramda da buna bağlı denge bozuklukları görüldü. Uzman doktorlar ve kızım uzun incelemeler sonucu, İstanbul’a dönmemi ve kendime yabancı bir bakıcı bulmamı sağlık verdiler böylece hayatımda yeni bir dönemece girmek üzereyim. Bu dönemeci savrulmadan atlatmayı umuyorum.
    Bundan sonra arkadaş toplantılarına katılabilir miyim bilemiyorum. ???????
    Ama elimden kalem düşünceye kadar İTÜ’yü savunmaya bu ocakta tanıdığım çok değerli arkadaşlarımı anlatmaya devam edeceğim. ???????
    Bazı başka konulara gireceğim.
    Bayram da Demet Erdem, Ergin Tansuğ, Hayati Erhan beni aradı, aramızda tartıştık. Mustafa İnan bizlere hangi sınıfta hangi derslere geldi, bunun doğrusunu Mehmet bilir, ona soralım demişler.
    Bu beni bayağı heyecanlandırdı. Bu arkadaşlarıma bana moral verdikleri için buradan teşekkür ederim.
    CEVABIM: Sanıyorum Mustafa İnan bize Tatbiki Mekanik Kolunda geldi, gene İstanbul’a dönünce öğrenci defterime bakıp, hangi dönem hangi hocalar derslerimize gelmiş, onları yazacağım. Yalnız gururla şunu belirteceğim. Benim Diploma Travayı’mı Mustafa İnan yönetti. Konusu Dairesel Çubukların Burkulması idi. Ben onu da sakladım. Web sitemde görülebilir.
    İTÜ Hocalarım ile ilgili çalışmamı 2005 yılında yaptım. Arkadaşım Aytekin Güzel sayesinde 50-60 fotokopi yapıp arkadaşlara dağıttık. Bunun son düzenlemesi için
    www.mehmetbildirici.com Türkçe II ulaşmak mümkün. Sayfa 4 37.

    BİR BAŞKA ÖNEMLİ KONUYA GİRECEĞİM
    Ben 1996 yılında Konya DSİ Bölge Müdürlüğünden emekli olup İstanbul’a yerleştim. Maddi durumumda daha önce pek müsait değildi. Konya’da sınıf arkadaşlarımdan uzaktaydım. Birkaç defasında arkadaşım Mustafa Gür’ün arabası ile sınıf arkadaşlarımın toplantılarına katılabildim.. (1992 Abant, 1986 Uludağ)
    En büyük güvencem İTÜ 62 sınıf arkadaşlarımım oluşu idi. Yani sizler bana en büyük güvence idiniz
    Kısmet oldu 1996 yılında kızım Özlem sayesinde İstanbul’a yerleşmek nasip oldu, ilk sınıf arkadaşlarımı aradım. Ama ortada yoklardı. Aradım aradım onlara ulaşmaya çalıştım ve ulaştım. 2000’li yıllardan İstanbul toplantıları başladı. Hep gittim. Onları fotoğraflarla belgeledim.
    Hocalarımı araştırmaya koyuldum. Onların kim olduklarını, nasıl bir eğitim alıp almadıklarını incelemeye çalıştım. Sonuçta bizden sonra olan ve çok değerli İTÜ hocaları ile tanışmamı kolaylaştırdı. Onlardan büyük destek geldi.
    Sonuçta lafı uzatmayayım çok ses getirdi ve 2012 de 50 yıl törenlerine taşıdı. Pek çok arkadaşımın bunu garipsediğini sanıyorum.
    Konuşmam Web sitemde var. Çok dengeli ve kısa konuştuğumu sanıyorum.
    Bu sevgi ve İTÜ ile ilgili çalışmalarım pek çok arkadaşımın ilgisini çektiğini ve arşiv oluşturduğumun farkındayım. Onların hepsi benim canlarım, hiç biriniz sıradan bir adam değilsiniz, sizleri daha yakından tanımak istememe rağmen bunu başarabildiğimi sanmıyorum.
    Burada sizlerin de hataları var, ben bir bilgi bankası oluşturmaya hiçbir maddi beklentim olmadan talibim. Bana kendilerinizi tanıtmanızı hep istedim.

    SON KONU
    Son olarak sevgili arkadaşım Hayati Erhan bana Mehmet bize verdiğimiz kayıpları yıllara göre bir liste yap dedi. Ben uzun yıllar topladığım bilgilere dayalı 44 kişilik bir liste çıkardım. Bu liste yayınlanınca arkadaşlar sınıf arkadaşımız Baysal Çapanoğlu bu listede yok dediler, araştırdım, belki kaydını dondurmuş bu arkadaşımızdı. Liste 45 oldu, Bunu tekrar yayınlıyorum

    İTÜ İNŞAAT FAKÜLTESİ 1962 MEZUNLARI KAYIPLARI
    6650 FIRAT ÖZEN (Adapazarı 1939- Bursa 1968) İLK KAYBIMIZ
    6574 MESUT ABDULLAH (İskeçe (Yunanistan) 1937 –Almanya ?)
    6063 UĞUR BAKİ (İskenderun 1937- ?)
    7279 KİBAR BEKİROĞLU (?-?)
    7171 MUAMMER ÖZÜCAN (Konya 1939- Konya 1985)
    7124 YÜCEL DEĞİM (1939-1987)
    6645 TURHAN ŞENOĞULLARI (?-1987)
    6567 ŞAHİN DEVECİOĞLU (? – 1988)
    7138 ŞÜKRÜ GEDİK (?-?)
    7255 NEVZAT HANER (?-?)
    7283 ATTİLA KABAKÇIOĞLU (?-?)
    6091 ABDURRAHMAN TİR (Libya 1929- 1996)
    6653 MEHMET TANER MUT (İstanbul 1938-İstanbul 1996)
    7234 HALİL OKTAY (Varna Bul 1935- İstanbul 1996)
    6673 ALİ ÇİZMECİ (1939-1997)
    6644 KARAHAN ASIM KARAHASAN (İstanbul 1938- Kazakistan 1997)
    6561 SEZGİN SÜZMEN (Edirne 1938-1998)

    6550 MAHİR KEÇECİ (Çorum İskilip 1942-Ankara 2002)
    6712 YAVUZ TÜREL (Kayseri 1938 -2002)
    7149 FİKRET ALTUĞ (İstanbul 1939- Ankara 2003)
    6615 ALİ VEFA KILIÇ (Dinar Afyon 1921- Ankara 2003)
    6695 RIDVAN A. ALİOĞLU ( Gümülcine 1938 – Amasya 2004)
    6656 GÜRDAL BULAK (1939- İstanbul 2004)
    6686 SÜMER SEZER (Konya Akşehir 1940- İstanbul 2004)
    6587 ÖZER UZUNHASAN (Trabzon 1939- İstanbul 2004)
    6029 OKTAY SUNGUR (? –İstanbul 2005)
    7211 ERGÜN ŞERİFSOY (Erzurum 1940- İstanbul 2006)
    ÖZER ÖLÇMEN (Konya 1936- Ankara 2007)
    6569 DOĞAN BERKER (İstanbul 1940 –İstanbul 2008)
    6612 ORHAN KANTARCI (Malatya 1938- İstanbul 2009)
    6616 ALTAN AKER (Çaycuma 1939-2010)
    6637 VEYİS CEYLAN (1939-2010)
    7280 KEMAL KAYSERİLİOĞLU (1929-2010)
    6031 GÖKALP TANG (Muğla Fethiye- İzmir 2011)
    6655 BULUT BUHARALI (1937 -2012)
    6672 ÖMER GÜL (1934-2012)
    7253 İBRAHİM GÜNER ( 1921-2013)
    6580 TURHAN YENİCESU (1940-2013)
    6590 MESUT ETİ (1939-2014)
    6613 FERRUH TARMAN (1936-2014)
    6622 NEJAT ARPACI (1937-2016)
    6569 RANA VEDAT EKİCİ (1939-2016)
    6659 TUĞSAVUL ÖZDAMAR (1937-2017)
    7174 ŞEN SÜLÜN (1940-2017)
    6657 BAYSAL ÇAPANOĞLU (1938 -?) Toplam 45
    Güncelleme Tarihi: 28.09.2017

    6583 MEHMET GEDİKOĞLU (1940-2017)
    2018 yılında
    6670 ŞAHİN SEVİN (1936-2018)
    6621 MEHMET BİLGİN (1939-2018)
    7186 TUNCAY ORHAN (1939-2018)
    7199 MEHMET ÖNAŞÇI (1938-2018)
    6696 HİLMİ MEHMETOĞLU (1936-2018)
    6660 CİHAN ÖZCAN (1940-2018)
    6657 ÖNDER DAĞISTAN (1939-2018)

    Bu listelere Ankara Grubundan itiraz geldi. Özer Ölçmen ve Kibar Bekiroğlu bizden değil diye
    Özer Ölçmen Konya Milletvekili Himmet Ölçmen’in oğludur. Yıl 1961 babası Yassıada’da yargılanmaktadır. Babasını ziyarete gelir. Milli Birlik Komitesi ona yurt dışı çıkış yasağı koyar. Ama ona bir kıyak geçer İTÜ Senatosu kararı ile İTÜ İnşaat Fakültesi 4 sınıfına yatay geçişini yapar, gelir Konya Talebe Yurduna yerleşir birkaç ay veya bir sömestre derslere sınavlara girdik, Daha sonra bu yasak kalktı, Özer Ölçmen Almanya’ya dönüp oradan mezun olmayı seçti. İTÜ de sınıf arkadaşımız ama İTÜ İnşaat Fakültesi mezunu değil. Bunu en yakından bilen bir kişi Mustafa Gür
    Buna başka örnekler de vardır. Sınıf arkadaşımız Attila Kabakçıoğlu, Almanya’daki okulunun durumunu bilmiyorum. İ:TÜ Senato kararı ile sanıyorum 3. Sınıfa nakli yapıldı, Burada kaldı, bizimle birlikte İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun oldu.
    Bir başka bildiğim olay benim akrabam ve Ahmet Oturanç (1935-1975) Almanya’daki okulundan belge aldı, İTÜ İnşaat Fakültesi 3. Sınıfa yatay geçiş yaptırıldı ve buradan mezun oldu. Genç yaşta aramızdan ayrılan akrabam Ahmet Oturanç’u rahmetle anıyorum. Almanya’dan başka örnekler de olabilir. Ama Fransa ve İngiltere’den yok.
    İkincisi Kibar Bekiroğlu konusuna girmeyeceğim.
    Bunları niye tekrarladım. Çalışmalarım uzun zamana dayalı ve çok titiz bir çalışmanın ürünü olduğunu vurguluyorum.
    Son zamanlarda çeşitli kayıplar listeleri yayınlandı. Onları da titiz şekilde inceledim. Acaba duymadığım veya ölüm tarihini tespit edemediğim bir arkadaşımız var diye ama üstelik sukutu hayale uğradım.
    Listelerde ölü gösterilen AYDIN GÜZELYAĞCI ile konuştum. Yalnızlığı seçen değişik bir arkadaşımız, benim İstanbul’da bilirkişi arkadaşım. Onun selamlarını sunuyorum.
    İkincisi arkadaşım Ege Ergin arkadaşımız ölü gösterilen Mesut Göksun’un yaşadığını yazmasıydı.
    Beni seven ve destekleyen pek çok arkadaşım yanında arşivimi ve çalışmalarımı yok saymaya çalışan kişiler olduğunu var sayıyorum.
    Benim çalışmalarımdan ileride pek çok gencimizin yararlanacağı ve ileri araştırmacılar için arşiv olacağı inancını taşıyorum.
    Sonsuz saygılarımla
    Mehmet BİLDİRİCİ
    Tel 0 542 241 0302

    GELEN MESAJLAR
    Muammer Özkavaf Mail attı, destek verdi, çalışmalarını takip ediyorum. Bende telefonla teşekkür ettim. Ankara: 0 532 236 8528
    İlhan Yükseloğlu Mail attı, her zamanki desteğini yineledi
    Edirne 0 534 976 2222
    Ömür Önder İzmir’den telefonla aradı, geçmiş olsun dedi.
    0 532 234 7930
    Özmen Büyüktaşkın İstanbul’dan aradı, geçmiş olsun dedi.

    Sayhan Bayoğlu Ankara aradı, uzun uzun konuştuk.

    Sevgili Mehmet ,
    Uzun müddet haber alamayıp, böyle rahatsızlandığını işitince çok üzüldüm. Allah açilen şifa verir İnşallah. Sen bizim sınıfın "kara kutusu'sun".
    Aldığın bir konuyu nasıl bir titizlikle önemseyerek tamamlayıp bitirdiğini biliyoruz. Tekrar şifa dileklerimi bildirir, yanaklarından öperim.
    Nurdoğan Ural –İstanbul

    Mete Mutluoğlu Telefonla aradı, uzun konuştuk. Dolar İmparatorluğu yazısını gönderdi. İstanbul & USA
    Arif Mirap
    Sevgili Mehmet, Allah’dan hayırlı şifalar, daha nice sağlıklı hayat sürmeni, takdire şayan çalışmalarının devamını diler, yanaklarından öperim.
    Arif Mirap

    Mehmet İndap Mail ile destek
    Tüm arkadaşlarıma teşekkürler 

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİNİNDEN YETİŞEN, İZMİR’İN ÇOK BAŞARILI İŞ ADAMI VE MÜHENDİSLERİNDEN ÖNDER DAĞISTAN’I (1939-2018) ARAMIZDAN AYRILDI

    6557 ÖNDER DAĞISTAN (Mardin 1939-İzmir 2018)
    1939 yılında Mardin’de doğdu. 1957 yılında İzmir Namık Kemal Lisesi’nden 1962 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. İTÜ İnşaat Fakültesi derece ile giren ve Fakültenin yetiştirdiği çok değerli ve iyi yetişmiş bir mühendisti.
    Yaşamını İzmir’de devam etti, 1957 yılından beri tanıştığı sınıf arkadaşı ÖMÜR ÖNDER ile birlikte çalıştı. Aramızdan ayrıldığında ortaklıkları devam ediyordu. İzmir’den pek çok arkadaşla görüştüğüme göre bu kadar uzun süre bu ortaklığı sürdürebilmesi onun ne kadar olgun bir kişiliğe sahip olasını gerektirmektedir.
    Edindiğim bilgilere göre çoğu sosyal içerikli pek çok konut inşaatlarını gerçek-leştirdikleri ve başarılı olduklarını göstermektedir.
    Eczacı Oya Dağıstan (1943-2008) ile evli idi. Eşi Oya Milli Voleybolcu idi, Alsancak Spor Kulübünün Sosyal İşlerden sorumlu As başkanı olduğu biliniyor.
    Önder eşinin kaybından sonra yalnız başına yaşadı. Serdar, Ceyda ve ECE DAĞISTAN’IN babası idi. Özellikle ECE Fazıl Say ile çalışan tanınmış bir piyanist idi.
    Ailesine değerli iş ortağı sınıf arkadaşımız ÖMÜR ÖNDER’E baş sağlığı dilerim.
    Ben ise İTÜ’nün yetiştirdiği çok değerli bir arkadaşımı kaybettim. İTÜ ile çalışmalarımda moral bulmak için hep onu arardım. Nefesinin hep arkamda hissederdim.
    Çok çok üzgünüm, yeri asla dolacak cinsten değildir. Işıklar içinde uyu sevgili arkadaşım, iyi ki seni tanıdım.
    17.08.2018 günü aniden kaldırıldığı hastanede kalp yetmezliğinden aramazdan ayrıldı

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    ANTİK ÇAĞDA BİTİNYA (BURSA) BÖLGESİ VE BURADAN DÜNYAYA YAYILAN KÜLTÜR.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlk çağda başta Ege olmak üzere, Karia’da, Antalya’da çok büyük uygarlıklar yeşermiş ve bu kültür içinde pişen Anadolular yüzyıllar sonra Avrupa’yı etkilemiş ve ona yön vermiştir.
    Bu yazımda da değişik bir bölgeyi Bitinya ( Bthnia) bölgesini ve buradan çıkan çok değerli kişileri incelemeye daha doğrusu kısaca tanıtmaya çalışacağım. Bölge İstanbul Boğazı’nın Asya yakasında (Bosforous, Batı kaynaklarında Trakya Boğazı olarak da geçer) Kadıköy (Calkedon), İzmit (Nicomedya), İznik (Niceia) ve bugün en büyük yerleşim yeri Bursa’yı (Prusia) kapsamaktadır.
    Büyük İskender’in Asya seferi ve ölümünden sonra ( M.Ö.323) fetih ettiği çok geniş coğrafyada 3 büyük imparatorluk kurulmuştur. Bunlar Suriye, Mısır ve Makedonya’dır. Bunlar dışında Anadolu’da küçük krallıklar da vardır Başkenti İzmir Bergama (Pergamon) olan Bergama Krallığı ve ve Başkenti İzmit (Nikomedya) olan Bitinya Krallığıdır.
    Bitinya Krallığı ve Bitinyalılar konusunda net bilgiler gelmemektedir. Bitinya Krallığı yaklaşık M.Ö 280- 64 yılları arasında kurulmuş bağımsız bir krallıktır. Bu bölgede kurulmuş tek bağımsız krallık da budur.
    Bitinyalıların Trakya’dan geldiği ve farklı bir ırk (Trak?) olduğu konusunda bilgiler gelmektedir. Ancak bu konuda net bilgiler yoktur. Kendilerine ait bir dil ve yazı olduğu konusu açık değildir. Bölgeye Trakya’dan göç ettiği kabul edilen Bitinyalılar hızla Helenize olmuşlardır.
    Krallık en parlak dönemini PRUSIAS I (Krallık M.Ö. 228-182) döneminde yaşamıştır denilebilir. Prusias adına bölgede kurulmuş çeşitli kentler vardır. Bunların başında BURSA gelmektedir.
    Prusias I döneminde ünlü Kartacalı devlet adamı asker HANNIBAL BARCA (M.Ö. 247-182) Roma karşısında büyük mücadele vermiş, üç defa savaş kaybetmiş ve Bitinya Krallığına sığınmıştır.
    Söylenceler o dur ki Hannibal Bursa kentinin kuruluşunda Kral Prusias I yanında yer almış, onun danışmalığını yapmış Bursa kentinin kuruluşuna ve kente su getirilmesinde ona destek olmuştur. Hannibal Kartaca (Tunus) büyük bir uygarlığın kurucusudur. Bu konuda bilgi ve deneyimi olduğu açıktır.
    Ancak bu konuyu aydınlatacak yeterli bilgi ve araştırmalar henüz yoktur.
    Büyük Kartacalı Komutan Hannibal kendisinin Roma’ya teslim edileceğini anlayınca intihar etmiştir. Hannibal’ın mezarının Gebze’de olduğu bilinmektedir.
    Büyük Kral Prusias I ve Hannibal’ın ölüm tarihi M.Ö. 182’dir. İlginç bir rastlantıdır. Gebze’de bir mahalle Anibal adını taşımaktadır. Hannibal’e hayranlık duyan kendisi gibi büyük asker Mustafa Kemal Atatürk onun adına sembolik bir mezar yaptırmıştır.
    Büyük asker ve devlet adamı Hannibal’in (M.Ö. 247-182) sonsuz uykusunda olması Anadolu için bir zenginliktir.
    Şimdi de Bitinya Krallığı döneminde yaşamış Matematikçi Theodosius incelenecektir.
    THEODOSIUS ( M.Ö. 160-100)
    Uzun zaman doğum yeri Tripolis olduğu sanılmıştır. Bitinya’da doğmuş ancak hangi kentte olduğu bilinmemektedir. Matematik konusunda “Sphaeries” isimli eseri vardır. Bu kitapta Geometri, Astronomi ve Astroloji konuları işlenmiştir. Güneş saatleri ile çalışmaları vardır. Knidoslu Matematikçi Eudoxus’dan (M.Ö 395-347) yararlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yazdığı iki kitapların Grekçe asılları bugüne gelmiştir.
    Bitinya Krallığının başkenti ve bölgenin en gelişmiş kenti İzmit (Nicomedya), Kral 1. Nicomedes (Krallığı M.Ö 278-255) adına kurulmuştur. Kralın mezarı da burada olduğu bilinmektedir.
    İzmit’te daha sonraki yıllar başka önemli kişilerde vardır.
    ARRIANOS (92-175)
    İzmit (Nikomedya) doğumludur. Büyük İskender hakkında kaynak kitap ‘İskender’in Anabasisi’i isimli kitabın yazarı olan Romalı tarihçi, Atina’da ölmüştür.

    AZİZ BARBARA (SANTA BARBARA 214-235)
    Hıristiyan dünyasının önde gelen azizelerinden Barbara burada babası tarafından Hıristiyan inancından dolayı başı kesilerek öldürülmüştür. Tam öldürüldüğü yere bugün saat Kulesi yaptırılmıştır. Her yıl İzmit’te Hıristiyanlar tarafında anılmaktadır. Dünyada en az 45 yerde adına Santa Barbara isimli kentler kurulmuştur.
    Yazıya İzmit kentinin kurucusu Kral Nikomedes’e ait olduğu sanılan mezarın ftoğrafı konulmuştur
    (Muğla Devrim 14.08.2018 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    BİR İNGİLİZ EDEBİYATI KLASİĞİ “CHARLES DİCKENS” (1812-1870) VE İKİ ŞEHRİN HİKÂYESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bir yandan yerel şair ve yazarlarımıza elbette sahip çıkmalıyız, ama bir yandan da dünyanın önde yazarlarını takip etmeliyiz diye düşünürüm. Bu yazımda İngiliz edebiyatında uzman bir dostumun önerisi üzerine Charles Dickens’in bir romanını okumaya karar verdim. Tiyatro tarzında ünlü İngiliz yazan William Shakespeare’nin (1564-1616) eserlerinden bir kaçını okumuştum. Dickens’in bir romanını mutlaka okumalıydım.
    Kitap “A Tale of Two Cities” orijinal ismi ile yazılmış, elimdeki kitap Armada Mart 2016 yayını, biraz kalın, kitapseverlerin tabiri ile tuğla gibi kalın bir kitap 477 sayfa, Türkçesi Mustafa Arpat.
    Olaylar Avrupa’nın iki önde gelen kentleri Londra ve Paris’te 1775 yıllarından Fransız İhtilali ya da Devriminin gerçekleştiği 1789 yıllarını kaplıyor. Yani yazar yaklaşık 70-80 yıl önce geçen olayları romanına taşıyor. Oldukça zor olan bir konuyu seçiyor
    Charles Dickens (1812-1870) orta bir İngiliz ailesinin oğlu, genç yaşta babasının borcu yüzünden hapse girmiş, düzenli bir eğitim görememiştir. Zaman içinde En büyük İngiliz romancısı olmayı başarmıştır.
    Roman bir kısmı İngiliz bir kısmı Fransız olan bir aile etrafında geçmektedir. Olaylar 1775 yılından Fransız İhtilali ya da Devriminin başladığı 1789 yıllarında devam eder.
    Önce Fransız ihtilali konusunda kısa bilgi sunmak yerinde olur. Fransız devrimi 1789-1799 yılları arasında geçekleşmiş, en kanlı olayların gerçekleştiği bir siyasal olaydır.
    Fransa’yı yöneten monarşiye (mutlak yönetim) ve koyu bir baskıcı olan Katolik kilisesine karşı yapılmıştır. Uzun yıllar oluk gibi kan dökülmüştür, Kral ve Kraliçenin başları uçurulmuştur. Yazara göre Paris uzun yıllar terör içinde yaşamıştır. Ama sonunda Fransa düze çıkmayı başarmıştır. Fransız ihtilali dünyanın siyasi dengelerini altüst etmiştir. Dünyadaki en büyük siyasi olaylarından biri olmuştur. Bu konuda çok çeşitli görüşler ileri sürülebilir. Bunların tarafsız bir şekilde tartışılması ve incelenmesinde pek çok faydalar olduğu kanısındayım.
    Ben neden bu olaylar Fransa’da patlak verdi de İngiltere’de olmadı konusunda kişisel görüşümü açıklayacağım. Bilindiği gibi ihtilal monarşiye karşı ve Katolik Kilisesini reform yapmaya zorlamıştır.
    Bu olayı sevelim veya sevmeyelim İngilizler 16 yüzyılda çözmeyi başarmışlardır. Kral 8. Henry (Kral1491-1547) uzun saltanatında İngiltere’nin en büyük problemleri kralın yaptığı ve bir kısmını idam ettirdiği 6 evlilik olmuştur. Katolik İspanya Kralının kızı ilk eşi ile mutlu olamamış, onu boşayamamıştır. İkinci evlilik yapmak istemiş, onu boşamak durumunda kalmış, ama Katolik kraliçe kralın kararını kabul etmemiş konuyu Roma Katolik kilisesine götürmüş, Papa ise boşanmaya onay vermemiştir. Bunun üzerine Kral çaresiz Bağımsız İngiliz Kilisesini kurma yönünde vermiştir. Kralın annesini idam ettirdiği kızı ELIZABETH (Doğumu 1503 Kraliçeliği 1558-1603) döneminde kargaşa devam etmiş Katolik İspanya karşı kanlı bir savaşı kazanarak, İngiltere’nin önünü açmış, bir altın çağa geçişini sağlamıştır.
    Ayrıca Demokrasinin geliştiği ülke İngiltere’dir denilebilir. İlk demokrasi uygulaması M.Ö. 5 yüzyılda Atina’da görülmüştür, ama bu ilk deneme kadınları ve kölelerin oy kullanamadığı bir ilk uygulamadır. İsmini buradan almaktadır.
    İkinci Dünya savaşı öncesi Avrupa’nın büyük ülkeleri arasında Demokrasinin uygulandığı tek ülke İngiltere’dir. İngiltere’de ilk siyasi partilerin 18 yüzyılda kurulduğu göz önüne alınmalıdır.
    Benim kişisel görüşlerim İngiltere’de ihtilal olmamasını demokrasi uygulamasına ve Katolik Kilisesinden ayrılarak, bağımsız İngiliz Kilisesini kurmaya bağlamak istiyorum. Bir ulusu sevmek sevmemek ayrı şeydir, ama tarihten doğru değerler çıkarmak ayrı şeydir diye düşünüyorum.
    Yazıma Büyük romancı Charles Dickens’in bir portresini ekliyorum.
    (Muğla Devrim 15.08.2018 yayınlandı)

Toplam 383 yorum bulundu. 21-30 arası listeniyor.