Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 3198 12-12-2018

    Sevgili Saadrettin Tuncer
    Eski dostlar vardır, yenileri vardır. Öyle yeni dostlar olurki pek çok eski dosttan daha yakın olur. Örnek vermem gerekirse yakında tanıştığım, Akyaka’da komşum, hoşgörü ve dost canlısı Saadettin Tuncer…
    Tekrar buluşmak için ilkbaharı bekliyorum.
    Gazete yazılarım ve diğer araştırmalarım için Web siteme girmek kâfidir.
    www.mehmetbildirici.com
    Haber Pano ve diğer çeşitli maddeler
    Ayrıca Mehmet Bildirici Mugla Devrim sitesinde hem başka arkadaşların ve benim yazılarıma ulaşmak mümkün.
    Konya Yazıları için Mehmet Bildirici Yeni Meram yeterlidir.
    Gazete yazılarımın sayısı şu an itibariyle 662 hepsini göndermek olası değildir.
    Ama ben içinden seçerek 2001 yılında yazılmış ve iyiki yazmışım dediğim Paris yazımı bir anı olsun diye gönderiyorum
    Eşine, oğlun ve kızına da selam, oğlun için yazınki çabaları sonuç verdimi?
    Yakın komşun ve dostun Mehmet Bildirici

    TARİHİ SORGULAYAN BİR TURİST GÖZÜYLE PARİS GEZİSİ
    Mehmet BİLDİRİCİ
    Kızım Özlem'in Paris'te bir Fransız firmasında çalışmasını vesile bilerek, 2001 Ağustos ayı içinde yaklaşık bir ayı burada geçirdim. Bazı gözlemlerimi ortaya koymak istiyorum. Şüphesiz Paris bir yazı ile, bir kitap ile anlatılabilen bir kent değil, iyi tanımak için bir ömür gereklidir diye düşünüyorum.
    Paris'te bulunmak beni etkiledi, Çünkü Paris'te özellikle son 250-300 yılda meydana gelen olaylar, ortaya çıkan dev yazarlar, bilim adamları, filozoflar, ressamlar, sanatçılar ve bunların etkileri ile önce kendileri büyük bir değişim geçirdiler. Düşünme, yaşam biçimleri değişti ve bu değişim, tüm dünyayı, bilim, sanat ve moda konularında etkiledi.
    Bu düşünce ve akımlar Dünya’da olduğu gibi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde biz Türkleri de etkisi altına aldı. Türkiye'de devletin desteği ile Fransızca eğitim veren okullar, Fransa'daki benzerleri gibi Liseler açıldı. Fransa'daki örnekler incelenerek Belediye teşkilatları kuruldu. Bunları daha da çoğaltmak mümkündür.
    Bütün bu gelişmelerin etkisi ile yaşam biçimimiz değişti, yüzyıllarca yerde oturup elle yemek yerken, masaya oturup çatal bıçakla yemek yer olduk, aydın kadınlarımız onların kılık kıyafetini benimsedi.
    Bugün belki teknolojide bazı ülkeler ve kentler Paris’i sollasalar bile, felsefede, edebiyatta, resimde, modada diğer bir deyişle kültürde dünyada hala ilk sırayı koruduğu düşünüyorum.
    Bunu gösteren Türkiye'den bir izlenimimi belirteceğim. İstanbul'da Galatasaray Lisesi ilköğretim bölümüne kura ile 50 öğrenci alınacaktı, torunum için başvurduk, yüklü bir iade edilmeyecek bağış aldılar, başvuru sayısı 5000 civarında idi. Bu Fransız kültürüne verilen ilgiyi göstermektedir.
    Ben kızım Özlem sayesinde böyle bir kenti gezme fırsatı yakaladım, bunu değerlendireyim dedim, şimdiye kadar ki bilgilerimi yetersiz buldum, geceleri Paris ve tarihi hakkında kitaplar okudum, gideceğim yeri ve metro planını belirledim ve ertesi günü oraya ulaştım. Bütün gezilerim tek başına ve metro ile oldu. Metro ile istediğiniz yere çok kısa sürede gitmeniz mümkün. İşte izlenimlerim.
    Parisi gezmek bir kitap sayfalarında dolaşmak gibi, sokak, cadde, meydan isimleri daha önce öğrendiğimiz tarihi olayların, kişilerin, dost devlet adamlarının isimleri, hiç yadırga-mıyorsunuz. Avenue Emile Zola (Yazar Emile Zola caddesi), Place Victor Hugo, (Viktor Hugo meydanı), Place de Italy (İtalya meydanı), Metro İstasyonu, George V (İngiliz Kralı V. George), Metro istasyonu Franklin Roosevelt (Amerika Cumhurbaşkanı F. Roosevelt), rue Michel Ange (İtalyan şair ressam, mimar Michel Ange caddesi) …. Tabi bu tarihi kişilerin kim olduğu ne zaman yaşadığı da sokak levhalarında tek tek yazılı, bir kenti gezerken tarih öğreniyorsunuz. Ayrıca önemli binalarda bir tabela çakılmış orada yaşanmış ve geçmiş olaylar hakkında bilgiler veriliyor.
    Batının önde gelen yazar, sanat ve bilim adamlarının isimleri veya heykelleri her an karşınıza çıkıyor. Opera binasını geziyorsunuz, binanın cephesi sanki bir tablo, hep heykeller ve müzik adamlarının portreleri konulmuş, en başta, dahi müzik adamı Wolfgang Amedious Mozart yer alıyor. Halbuki, Mozart bir Fransız değil bir Avusturyalı.
    Paris bir müzeler kenti, her konuda müze var, yüzün üzerinde… Tabii en başta Mısır, Sümer uygarlığın zengin bir koleksiyonun bulunduğu Louvre Müzesi, ben şahsen 3 gün içinde ancak görebildim. Tarih derslerinde okuduğumuz Sümer kralları, Babil kralı ünlü Hamurabi'nin kanunlarının taşa kazındığı anıt, firavunların portreleri, Leonarda Vinci'nin Mona Lisa'sı, ünlü Venüs heykeli, en önemlileri. Bu arada Ege bölgesinden Aydın ilinden, Magnesia, Milet ve Didim antik kentlerinden getirilmiş ve çok büyük bir salonu dolduran kabartma ve büyük kolon parçaları dikkat çekici.
    Pek çok ünlü tabloların yer aldığı Orsay resim müzesi, Paris Tarihi müzesi, Seramik müzesi, Moda Müzesi, Uzakdoğu sanat eserlerinin bulunduğu Guimet Müzesi, Pablo Picasso Müzesi, bilim ve teknoloji müzeleri saymakla bitmeyen müzeler. Gelmeden 2 gün Turizm Bürosundan bir kitapçık aldım, tümünü en azından isim olarak taradım. Gezemediğim ilginç 2 müzeden de söz edeceğim, bunları öğrendiğim gün bu müzeler kapalı idi. Biri Nissim de Camondo Müzesi. Bu müzenin sahipleri İstanbul'dan Paris'e göçmüş bir Yahudi aile. Ondokuzuncu yüzyılın en önde gelen bankerlerinden biri, Karaköy ve Beyoğlu'da pek çok apartman ve hanın sahibi imiş, dedeleri Sarayın da katıldığı çok büyük bir törenle 1870'li yıllarda Hasköy mezarlığına gömülmüş, bugün mezar soyulmuş ve bakımsız….
    İkinci gezemediğim müze, Paris'in kuruluşundan bu güne suyun ve su yapılarının tarihe ait müze, benim ilk gün gezmem gereken bir müze. Bu gidişimde öğrendim, Paris, Lutece ismi ile Roma tarafından 1. yüzyılda kurulmuş, ama çok az kalıntı bu güne geliyor. Bir arena, bir hamam ve bazı temel taşları var.
    Konya'yı düşünüyorum, o da alelade bir kasaba iken kale içinde önemli yapıları ile bir Roma kenti olarak kurulmuş. Karşılaştırıyorum Konya, yani o zamanki adı ile Iconium çok daha muhteşem, pek çok kitabe, kalıntı bugüne geliyor. Paris'te çok az, pek yazılı bir şey de yok, gelen temel taşlarını sayarak envantere almışlar. Biz ise bunları pek önemli bulmuyoruz.
    Paris'te tarihi kiliseleri gezdim, tabii başta Notre Dame, Saint Chapel, Fransız krallarının gömülü olduğu, Saint Denis ve Saint German kiliseleri. Özellikle Saint Chapel Paris'in kalbi sayılan Sen nehri üzerindeki ada üzerinde. Kralların ibadet ettikleri bir yer, en önemli özelliği 13. yüzyılda İstanbul'dan getirilmiş dini ikonaların ve objelerin oluşu, başka tarihi bir olay gözümün önüne geldi. İstanbul 1204 yılında Latinler tarafından işgal ediliyor ve 1261 yılına kadar bu yönetim sürüyor, İstanbul, o zamanki adıyla Costantinople yağmalanıyor, yıkılıyor, değerli tarihi ve dini anıtlar Avrupa'ya götürülüyor, bunun izini görüyor ve ibretle inceliyorum.
    Napolyon Bonaparte'ın gömülü olduğu Invalides Müzesini geziyorum. Burası aynı zamanda askeri müze, en dikkati çeken eserlerden biri Sultan 2. Bayezit'in üzeri yazılı ve işlemeli miğferi, müzenin en değerli eşyalarından biri kabul ediliyor, bazen kapıda milliyet sorulup Türkiye'den gelenlere özel olarak germeleri öneriliyor.
    Panteon (Ulusun tapınağı, eski Yunan ve Roma'da tüm tanrıların tapınağı) önce Paris'in kurtarıcısı Azize Geneive adına yapılmış bir kilise, Bu azize 5. yüzyılda Frankları örgütleyerek ve Tanrı'ya dua ederek Paris korumuş ve kurtarıcısı olmuş. Koruduğu kişi de bize tanıdık bir isim Hun İmparatoru Attila. Kilise içinde tarih kitaplarında gördüğümüz Attila'nın at üzerinde büyük şahane, bir tablosu bulunuyor. Burada çok tanınmış Fransız yazarları devlet adamları gömülü, Jan Jacques Russo, Voltaire, Madam Curi'nin (tek ulusal kadın kahraman), mezarlarını ziyaret ediyorum, İçimden kendilerine söz veriyorum, birer kitabınızı okuyacağım diye.
    Paris kadınları ve kraliçeleri, sarayda, tablolarda, baloda kilisede aynı şekilde giyiniyor ve bizim ölçülerimize göre de hayli açık giyiniş. Kraliçe Marie Antoinette'nin hani halkın aç olduğunu öğrenmesi üzerine niye pasta yemiyorlar dediği veya dediği kabul edilen kraliçenin tanrıya yakaran heykeli var kilise içinde, dikkati çeken husus baloda olduğu gibi göğüslerinin yarısının açık olması. Bizim kültürde kadınlarının kapalılığı erdem, dinen kendisinden istenen bir husus, Paris'te ise kadının açıklığı tarihinden gelen doğal bir olay, ben bunun Hıristiyanlık öncesi Frankların geleneğinden geldiğini sanıyorum.
    Paris'te trafikte çok farklı, yoğun yolcu taşıması metro ile yapılıyor, caddeler genelde çok geniş, hal böyle olunca yollarda trafik tıkanması yok. Birbirini kesen 14 metro hattı var, bazı istasyonlarda iki, üç hat birbirini kesiyor. Bir biletle giriyorsunuz, istediğiniz kadar içerde hat değiştirebiliyorsunuz. Metro 20. Yüzyılın başlarında açılmaya başlamış, Çok ilginç Paris'te binalarda kullanılan yapı taşları yer altında açılan galerilerden temin edilmiş, zamanla bu galeriler metronun başlangıcı olmuş
    Paris'in merkezi koruma altına alınmış, bu bölgedeki mimari doku olduğu gibi korunmuş, eskiyen binaların yerine bizde olduğu gibi yeni beton bina yapmamışlar, batı tarafında ise Newyork'ta tarihin en büyük terörist saldırısına uğrayan binalar gibi modern bir Paris kurulmuş. Binalar sanki maket yapar gibi oynanmış dev La Grande Arch (Büyük Ark) ve modern yüksek katlı binalar yapılmış, altından otoban geçiyor, 21, yüzyılın Paris'i.
    Kendimizi düşünüyorum. Konya geliyor aklıma, önemli tarihi bir Roma kenti, gerilemiş yıkıntı haline gelirken Selçuklu eliyle cami, medrese, türbelerle bezenerek yeniden inşa edilmiş, bugüne kadar yıpranarak gelmiş, şimdi ne yapıyoruz, koskoca bir adayı kaldırıyoruz, yerine beton eski doku ile hiç ilgisi olmayan koskoca hanlar, dükkanlar yapıyoruz, beş on tane daha yaparsak elimizle tarihi Konya kentini tarihe gömeceğiz.
    Paris'te tüm resmi kurumların kapısında, parada pulda Fransız devriminin simgesi üç kelime görülüyor. LIBERTE, EGALITE, FRATERNITE, Hürriyet, Eşitlik, Kardeşlik. Burjuvanın, işçilerin göçmenlerin oturduğu semtleri gezdim. Acaba Parisli bu söyleme uyuyor mu?. Burjuvanın oturduğu (kızımın oturduğu küçücük kat bu bölgede) mahallelerde akşamları sokakta çok az kişi var, onlarda bir Café'de kahve veya şarap içiyor, yemek yiyor, ya da evine çekilip kitap okuyor, ya da televizyon seyrediyor. Göçmenlerin mahallesine gidiyorum, Çinliler, Afrikalılar, Araplar, Yahudiler, dünyanın her yerinden gelen göçmenler sokaklarda, problemleri var, okuma alışkanlıkları yok, oturdukları yerler sıkışık hepsi sokakta. Lokantaları, kasapları ayrı, Müslüman kasabı, Koşer lokanta (Yahudilerin dini geleneklerine uygun), Çin, Tayland lokantası hep yan yana.
    Paris'te Parisliden çok yabancı var, karışık evlilikler var, ama bunu ayırt etmek zor, yüzde 10 oranına yakın Afrikalı yaşıyor, Fransız vatandaşı, devlette memur, onun gibi giyiniyor, onun gibi kimi Metroda bir kitap okuyor, ama derisi kara hemen Afrikalı olduğu zenci olduğu belli, ısrarla zencileri ve onların ilişkilerini inceledim. Paris'te zenciye farklı davranılıyor mu? Davranılmıyor kanısına vardım.
    Türkler ise Saint Denis semtinde oturuyor, Türk işyerleri var, ama son zamanlarda sayıları azalmış, gene Türk kasap, manav, Türk yemeklerinin bulunduğu lokantalar mevcut

    (30.10.2001 YENİ GAZETE KIRKAMBAR)


    SAADETTİN TUNCER
    Merhaba Mehmet Ağabey, güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim. Yazını dikkatlice okurken; sanki Paris'i geziyor gibiydim. Yazmaya devam lütfen. İnşallah bahar aylarında görüşürüz. Sağlıklı, huzurlu günler diler, ellerinden öperim... 18.11.2018 Ankara

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 3194 12-12-2018

    GEZEGEN SAHAFTA 13.11.2018 AKŞAMI KİTAP SATIŞI VE EDİNDİĞİM ÇOK DEĞERLİ KİTAPLAR
    Kitap satışını yapan Dilaver Şencan, Her kitabın içeriğini açıklıyor
    -Anemurium & Mamure festung (Anamur) Almanca, 83 sayfa renkl, Vehbi Uysal
    -Assos (Behramkale) Türkçe, 16 sayfa resimli
    -Kayaköy, Anadolu Evleri Cengiz Bektaş, 93 sayfa
    -Akşehir Anadolu Evleri Cengiz Bektaş
    -Ermenice kitap 1920, 38 sayfa
    -Alexander Sarcophagus Nezihi Başgelen, İng. Resimli 16 s, 2013
    -Eski Şark Eserleri Türkçe 43 sayfa büyükboy
    -Bilimim Geleceği I Ernest Renan MEB 1951 Türkçe
    -Bilimim Geleceği II Ernest Renan MEB 1951 Türkçe
    -Marie Grubbe Jacobsen (Dan.) 1949 Roman Hepsi 25 TL
    Bir önceki satıştan
    Hitit Çağında Anadolu Sedat Alp ( Yalburt Hitit anıtını yazı konusu yaptım)
    Teşekkürler Gezegen Sahaf

  3. ATAMAN HAKSEVER 12-12-2018

    Sevgili Kardeşim Mehmet
    Senden mutlaka daha kaliteli ve gurur verici bir çalışma bekliyorum.
    Hemen olmayabilir; ama kalbur üstünde kalanları belirtecek bir yayım çok ses getirecek ve Yüksek Mühendis. ünvanının o kadar ucuz olmadığını gösterecektir.

    Daha çok yazabilirdim ama üzgünüm, arkadaşların bu tür çalışmalara balıklama atlamasına da herhalde yaşlandıkları için düşünüyorum. Kusura bakma.
    Ataman Haksever

    Not: Tatbiki mekanik kolu hakkında ne gibi bir yazı istiyorsun; bilimsel, hatırat?
    Benim, Trakya Üniversitesinin Mühendislik Dergisinde pek çok yayınım çıktı. TÜRYAP olarak girersen görürsün. Aralık ayındada bir yayınımm olacak, fakat hepsi İngilizce.
    Bana bir yazı göndermişsin, fakat bulamadım.
    Selam ve sevgiler.
    Bizim işkembeci hala duruyor mu?
    18.11.2018 Ataman Haksever

    19.11.2018
    Çok Sevgili Arkadaşım Prof. Dr. Ing. Habil Ataman Haksever
    Kitap yazmam konusunda önerinize ve iyi niyetlerinize sonsuz teşekkürler. Benim Oğlum da Konya Selçuk Üniversitesinde öğretim üyesi, Prof. Dr. Öztuğ Bildirici, Harita Yüksek Mühendisi, ama pek aynı konulara meraklı değiliz, ama bana pek çok konuda özellikle harita konusunda yardımcı olur.
    Onun fikri baba kitap çok yakın zamanda tarih olacak fikri beni etkiledi, ayrıca benim Web sitesi 2009 yılında açıldı. İlk Webmaster’ım bir Alman.
    O günden bu yana İTÜ konusunda çalışmalarım devam ediyor. Sonlanmadı. Ama 2012 yılında “Fırat’ın Tapusu” olarak 104 sayfa derleme yaptım, arkadaşlarımdam yazılar derledim. Yani editördüm. Bu kitap olabilirdi. 2011 yılında Kütahya’da arkadaşlarımızın gezisinde orada orada gündeme geldi, özel toplantı yapıldı.
    Toplantıda ben böyle bir derlemeyi yapacağımı isterseniz bunun kitap haline gelebileceğini söyledim. Israr etmedim, Web sitesinin daha etkili olacağını söyledim. Kitap olsa idi asla böyle Must.’nın kitabı cafcaflı olmasını (Sanki İstanbul Teknik Üniversitesi yayını gibi) asla istemezdim.
    Çalışmalar kalemim yazdığı sürece devam edeceğim. İleri de ben öldükten sonra derlenip kitap haline veya özel bir CD şekline gelebilir.
    İkincisi sınıf arkadaşım sen Ataman Haksever ve Erhan Kral tam akademik hüviyete sahipsiniz. Ben yarı akademik kişiyim. Şunu belirtmek istiyorum. Tarihi bilim insanları, antik kentler konusunda gazetelere yazı yazıyorum, burada örneğin Hititler konusunda kazı yapan, belge okuyan kişi değilim, yorum yapan yazılarımı, gerçekleri asla değiştirmeden onlara anılar vs ekleyerek yoğunluğunu azaltarak aydın okuyuculara sunmaya çalışıyorum. Buna sınıf arkadaşlarımdam Metin Ülgüray’ı örnek veriyorum. Akademik insan değil ama şahane kitaplar yazmıştır.
    Sevgili arkadaşım senden Tatbiki mekanik Kolu ile ilgili daha ziyade anısal bir yazı istiyorum. Yayınlarına da ulaşmaya çalışacağım
    Taksimdeki İşkembe dükkânı sanıyorum duruyor, ama başka işlevde…
    Selam ve en iyi dileklerimle
    Mehmet Bildirici 19.11.201

  4. AYŞENUR KAÇAR 3192 07-12-2018

    Telefon 0 554 144 0351
    Merhabalar Mehmet Bey
    Ben Ayşenur Kaçar. Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi’ nde Yüksek Lisans yapmakta olan bir öğrenciyim. ‘Konut ve Değişim’ dersimiz kapsamında Eski Konya ve Dönüşümü, konut tasarımına etkileri, ilk apartman yapıları, Konya’ da akademinin açılışının bu sürece katkısı ve emek veren siz değerli hocalarımızı da anlattığımız bir çalışma hazırlamaktayız. Bir Konya Lisesi mezunu ve anne tarafından Yatağan köyüyle ilişiği bulunan bana da siz kıymetli hocamızı araştırmak ve değerli bilgilerinden faydalanmak için iletişime geçmek görevi düştü ki ne mutlu bana. Günlerdir sitenizi de ziyaret etmekte ve yazılarınızı okumaktayım. Özellikle bir Konya Liseli olarak Konya Lisesi’ ne dair hatıralarınızın yer aldığı çalışma yer yer gözlerimin dolmasına sebep oldu. Kıymetli hatıralarınızı ve çalışmalarınızı görme şansını bizlere verdiğiniz için teşekkür ederiz. Siz değerli hocamdan bir ricam mailimi gördüğünüzde dönüş yapmanız olacaktır. Ben de o vakit çalışmamla alakalı sorularımı size yönelteceğim. Allah size hayırlı uzun ömürler versin biz de değerli çalışmalarınızdan geri kalmayalım inşallah. Görüşmek dileğiyle esen kalın.

    Ayşenur Hanım
    Mailinizi aldım, çok teşekkür ederim. Yatağanlı ve Konya Liseli olmanız benim için çok değerli. Yatağan’dan yakın akrabanız kimler? Ben kitabımda Yatağanlıları 18 haneye indirmiştim.
    Size başarı diliyor ve her türlü yardıma hazırım. Hakkımda tüm bilgiler Web sitemdedir. Bunlar dışında her türlü soruyu sorabilirsiniz.
    Sevgi ve başarı dileklerimle
    Mehmet Bildirici 14.11.2018

    Mehmet Bey
    Mehmet Bey özgeçmiş ve eğitiminize dair bilgilerinize Web sitenizden ulaştım. Basından ve çeşitli yayınlardan pek çok başarınızı okudum. Öncelikli bu bilgileri bizimle paylaştığınız için çok ederiz. Kısaca çalışmamızdan size bahsetmek isterim. ‘Necmettin Erbakan Üniversitesi Mühendislik- Mimarlık Fakültesi Mimarlık Anabilim Dalı Mimarlık Bölümü Yüksek Lisans ders kapsamında ‘Konut ve Değişim’ dersinde 1950- 2000 yılları arasında Konya kenti ve ilk örnekler sayılan apartmanlar; yaşam tarzının mekana yansıması, mekan organizasyonu, mekan düzeni açısından bu apartmanların okunması. Konya Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’ nin açılışının bu sürece katkıları ve açılış sürecinde katkıları olan siz değerli hocalarımız.’ İzninizle ben de size hocam diye hitap etmek isterim. Size sormak istediğim sorular şu şekildedir hocam:
    1. Özgeçmişinizden okuduğum kadarıyla 1957’ de Konya Lisesi’ ni 1961’ de de İTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’ nü bitirdiniz. Lisede matematik dersinizin iyi olması bu bölümü seçmenizde etkili olmuş. Peki hocam İnşaat Mühendisliği eğitiminize dair bize kısaca bilgi verir misiniz?
    2. Döneminiz itibariyle Türkiye’ nin en iyi öğretim görevlilerinden, değerli hocalardan dersler gördünüz. Bize kısaca unutamadığınız hocalarınızdan benim de ders verdiğim dönemlerde kendisini örnek aldım dediğiniz hocalarınız varsa bahseder misiniz?
    3. Mezuniyet sonrasında hem DSİ’ de hem akademide hem de özelde hizmetler yürüttünüz. Piyasada çalışırken statik projelendirmelerini yaptığınız apartmanlardan Anıt, Form, Nalçacı’ da bulunanlardan hangilerini hatırlıyorsunuz, bunlara dair aklınızda kalan özellikleri nelerdir?
    4. İlk projelendirme veya uygulamasında yer aldığınız apartman hangisiydi, Kimlerle çalıştınız, mimarı kimdi?
    5. O dönemde birlikte çalıştığınız, mimari tarzını sevdiğiniz mimar veya mimarlar var mıydı?
    6. Hocam Konya konusunda epey bilgiye sahipsiniz. Hem lise döneminde hem de çalışma hayatınızda yer aldınız. O dönemde Konya’ ya hizmet veren belediye başkanlarından kimleri hatırlıyorsunuz, Bu kişilerin kentin gelişiminde önemli gördüğünüz hizmetleri nelerdi?
    7. Konya’ da Anıt civarında pek çok evde yaşamışsınız. Son olarak Öncü Apartmanı’ nda oturduğunuzu biliyorum. Bu evlerden bahseder misiniz? O döneme ışık tutacak fotoğraflar varsa elinizde bunları da bizimle paylaşır mısınız?
    8. Konya’ da baba eviniz Uluırmak Burhandede Mahallesi’ nde iki katlı bir evmiş. Sizce sonradan özellikle apartman yapılarında Konya kentinde konut anlayışı nasıl değişti?
    9. Radyonun evlere girişini hatırlıyor musunuz, sizce konutta mekanların değişimine sebep oldu mu?
    10. Konya’ nın geleneksel yaşamında mahremiyete dayalı bir konut anlayışı var sonradan bu anlayış nasıl değişti?

    11. Bu dönemlerde yapıların oluşmasını imar nasıl etkiledi?
    12. Konya’ da akademinin açılmasında katkılarınızın büyük olduğunu biliyoruz hocam bu yüzden aklımıza ilk gelen isimlerden oldunuz. Diğer kişilerden özellikle şu an ulaşmakta sıkıntı yaşadığımız Ali Cenap Özkaşıkçı gibi isimlerden kimleri hatırlıyorsunuz? Bu kişilere dair neler hatırlıyorsunuz?
    13. Akademinin açılışına Konya’ dan büyük rağbet olmuş. Daha sonra öğrencilerinizin kente katkıları neler oldu? Özellikle bunlardan örnek verebileceğiniz isimler var mı?
    14. Akademiye ve açılışına dair bazı fotoğraflara oğlunuzun bir çalışmasından ulaştım. Eğer elinizde başka fotoğraflar varsa sizin de içinde yer aldığınız bunları bizimle paylaşır mısınız?
    15. Hocam siz akademide 1971- 1980 yılları arasında eğitim verdiniz. 1980’ de YÖK kararıyla gelen içinde Hulusi Güngör gibi isimlerinden yer aldığı kişiler oldu, bu hocalarımızdan hatırladıklarınız var mı? Bu kişilerin Konya’ ya davet edilmesinde kim veya kimler etkili oldu?
    16. Hocam ben bu ders kapsamında özel olarak Yonca Apartmanı ve Terzioğlu Apartmanı’ nı çalışıyorum. Yonca apartmanı özellikle Konya Liseli olarak sizin de benim gibi hatıralarınızda yer tutmuştur. Bugün için bile oldukça farklı sayılan apartman o zaman nasıl ilgi gördü, sizlere farklı gelen yanları, dikkat çekici tarafı neydi?
    17. Yonca apartmanı bildiğimiz kadarıyla bir kooperatif yapısı değil. Bu apartmanı yaptıran aile kimdi? O dönem Konya’ nın ileri gelenlerinden bu apartmanda oturanlar var mıydı?
    18. Binanın dış cephesine dair ya da dairelerin içine dair eski fotoğraflarınız varsa bunları paylaşmanız mümkün müdür? Ben de çalışmama bu fotoğrafları eklemek isterim.
    19. Aynı şekilde Terzioğlu Apartmanına dair bir bilgi ya da fotoğraf paylaşabilir misiniz?
    20. Yonca apartmanı ve Terzioğlu apartmanının mimarı Prof. Yüksek Müh. Mim. Hulusi Güngör’ dür. O da sizin gibi bir İstanbul Teknik Üniversiteli. Kendisine dair çok az bilgiye ulaştım. Tanışma fırsatınız olduysa Konya’ ya nasıl geldiğini, Konya’ da bir bürosu var mıydı? Varsa nerede yer alıyordu? Bunlardan biraz bahseder misiniz hocam?

    21. Bu ders kapsamında hocamız Prof. Dr. Dicle AYDIN eşinizin babasının Horozluhan Sitesi’ nde oturduğundan bahsetti. Konya için oldukça önemli bir apartman peki siz nasıl değerlendiriyorsunuz hocam bu yapıyı? Bir arkadaşım da bu yapı üzerine çalışıyor onunla da paylaşabileceğiniz fotoğraflar var mıdır arşivinizde?
    22. Hocam size ulaşmam bütün arkadaşlarımda büyük heyecan uyandırdı. Hepimiz adına size çok teşekkür ederim. Son olarak bir arkadaşım DSİ Lojmanları üzerine çalışıyor. DSİ’ den emekli olan siz değerli hocamızdan öğrenmek istedikleri şunlardır:
     DSİ Lojmanları birer işçi barakası olarak yapılmış. Bu binaların yapım tarihi, mimarı kimdi?
     Ne amaçla kimler tarafından kullanıldı, nerelere hizmet etti ve hangi tarihte lojman olarak kullanılmaya başladı?
     Elinizde DSİ Bölgesi’ ne ait fotoğraflar varsa bunları bizimle paylaşır mısınız?

    Sorularıma burada son verirken siz değerli hocamıza çok teşekkür ederim. Allah size hayırlı uzun ömür nasip etsin daha nice hatıralar biriktirdiğiniz güzel günleriniz olsun sevdiklerinizle birlikte.
    Mimar Ayşenur KAÇAR

    AÇIKLAMA
    Telefonla konuştuk, bunların nasıl değerlendirileceğini, görmem tek tek cevabın çok uzun olayacağını, Yatağan kitabımın incelenmesini önerdim.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 3188 07-12-2018

    ÜNAL ÖZİŞ İLE GÖRÜŞME
    03 Kasım 2018 günü Ünal Öziş İzmir’den aradı. İSKİ toplantısına hastalığı sebebiyle katılamadığını gönderdiğim dokümanları aldığını söyledi.
    Bunlar Urartu ve Hitit Su yapıları Sunumum
    Alibey’den gelen Byzantion Su Yolo ile çalışmam
    Orhan Baykan’ın Osmanlı Su Ölçü teknesindeki 96 mm nereden geldiği ve bunun Burdur Kbyra kentinde görüldüğü konusunda uzun uzun konuştuk.
    Uzun Sohbet ettik. İyileşince kızı ile birlikte Roma’da toplantıya gideceğini söyledi.

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 3187 07-12-2018

    DEDEM MEHMET BİLDİRİCİ’Yİ 70 YIL ÖNCE BUGÜN KONYA’DA KAYBETMİŞTİM.
    02.KASIM 1948
    BEN HÂKİMİYETİ MİLLİYE İLKOKULU 3. SINIF ÖĞRENCİSİ İDİM.
    Yeğeni Ahmet Okutan’a yatılı 3 gün gezmeye gitmişti. Dönüşte Bağ Evinde öldü.
    Saygı ve rahmetle anıyorum.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 3186 07-12-2018

    EKİM 2018 BÖYLE GEÇTİ
    Akyaka’da başlayan, İstanbul’da devam eden Ekim ayı benim için iyi geçti.
    Hergün yürüdüm… Yürüyüş iyi geldi…
    İSKİ de yapılan toplantı ve diğer etkinler bana moral verdi
    Sibel ile Elektrik süpürgesini yeniledik.
    Şenol Printere bakım yaptırdı. Elektrik lambaları değişti…
    Pdf dosyasını World çevirmek için proğram yükledi
    HER AY EKİM 2018 GİBİ OLSUN
    OKUDUĞUM KİTAP
    VIKING MASALLARI Viking Tales Remzi kitabevi 176 sayfa
    Hıristiyan öncesi, Norveç mitolojisi ile yaşananlar, İzlanda adasına, Grönland adasına ilk yerleşme
    Vinland (Üzüm ülkesi) ilk gdiş, kısa bir süre kalış, orada doğan tek çocuk masallar

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 07-12-2018

    MEHMET BİLDİRİCİ 3185
    docplayer.biz.tr
    Dosyalarımın tarafından kopyalandığının farkına vardım. Bunu İstanbul Çekmeköy Narlı Bahçe Evler Sitesi reklamlerı içinde gördüm. Bu site ile görüştüm onlarla bir ilgisinin olmadığını öğrendim. Bunun bir bilgi paylaşma grubu olduğunu öğrendim.
    Bu bilgi paylaşma sitesinin benden aldığı dosyalar şöyle
    Çok gurur duydum ve paylaşmak istedim

    1.Van Şahmaran Oteli Önünde Mehmet Bildirici, Sarkis ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/27791670-Van-sahmaran-oteli-onunde-mehmet-bildirici-sarkis...
    Van Şahmaran Oteli Önünde Mehmet Bildirici, Sarkis Seropyan ve diğerleri In front .... Bu geziyi düzenleyen ve emeği geçenlere, Vakıflıköy de bizi ağırlayanlara .
    2.ATATÜRK BARAJI GEZİSİ MEHMET BİLDİRİCİ - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/26754552-Ataturk-baraji-gezisi-mehmet-bildirici.html
    ATATÜRK BARAJI GEZİSİ MEHMET BİLDİRİCİ PAZAR Sabah saat 7.00 de Konya dan ... Gölbaşı üzerinden Kahramanmaraş a ulaştık, Bir surprizle karşılaştık, bize .... TÜRKÇE KONUŞAN GİRİŞİMCİLER PROGRAMI 30 Nisan 2015 Perşembe ...
    3. Karia bölgesi tarihi kentler su yapıları dökümü mehmet ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/59825063-Karia-bolgesi-tarihi-kentler-su-yapilari-dokumu-me...
    KARİA BÖLGESİ TARİHİ KENTLER SU YAPILARI DÖKÜMÜ MEHMET BİLDİRİCİ İNŞ. ... Kaynak:Türkçe 2.1 İdyma Bölümünde geniş bilgiler bulunmaktadır.
    4.MEHMET BİLDİRİCİ VE AİLESİ HAKKINDA BASINDA ... - DocPlayer

    https://docplayer.biz.tr/17616000-Mehmet-bildirici-ve-ailesi-hakkinda-basinda-kitap-...
    Hakkı Konyalı Dede Mehmet Bildirici Fotoğrafı 1993 Kitap Mehmet Ali Uz Konya Din ... ın Türkçe ye çevirdiği SEKİZ KADIN adlı oyunu okulun hayranlıkla izledim. ..... Bu eşsiz Anadolu bilgilerini bize sunan Yüksek Mühendis Mehmet Bildirici ye ...
    5.Mehmet Bildirici Sempozyumda konuşmasını yapıyor ... - DocPlayer

    https://docplayer.biz.tr/30236168-Mehmet-bildirici-sempozyumda-konusmasini-yapiy...
    ULUSAL SU MÜHENDİSLİĞİ SEMİNERİNDE AÇILDI Mehmet Bildirici ... Özlem (*1973) works as a manager after graduating from METU's Business Department.
    6.Hâkimiyeti milliye ilkokulu mezuniyet ten sonra 63 yıl mehmet bildirici ...
    https://docplayer.biz.tr/23591919-Hakimiyeti-milliye-ilkokulu-mezuniyet-ten-sonra-6...
    Biz eski öğrencileri hiç unutmadığımız Zekiye İzgi ye tanrı dan rahmet, kardeşine sağlıklı yaşam dileriz. ... 9 Hâkimiyeti Milliye İlkokul Öğrencisi MEHMET BİLDİRİCİ (1946) ... Onun eserlerinden seçilen bazı örnek metinler eskinin İlköğretim Türkçe ve ...... 2018 © DocPlayer.biz.tr Gizlilik Politikası | Hizmet koşulları | Geri bildirim.
    İMO MUĞLA ŞUBESİ 2566 Sayın Üyemiz (Mehmet ... - DocPlayer.biz.tr
    https://docplayer.biz.tr/26731183-Imo-mugla-subesi-2566-sayin-uyemiz-mehmet-bild...
    Sağ ol benim çalışkan hocam, Mehmet Asil Yılmaz Adana ARAFAT DUDAĞACI 2569 Merhaba Mehmet(Bildirici) Bey Ben Elmasun köyünden Arif Dutağacı'nın ...
    7.MEHMET BİLDİRİCİ HAYAT HİKAYESİ - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/17894711-Mehmet-bildirici-hayat-hikayesi.html
    MEHMET BİLDİRİCİ HAYAT HİKAYESİ 1939 yılında Konya nın Uluırmak Burhandede ... Ama Beyoğlu bambaşka idi, yabancı filmler Türkçe alt yapılı oynuyordu. ... Gittiği ve katıldığı konserlerin bana programlarını gönderirdi, biz bunlara Müzik ...
    8.BİR ÖZLEM BİLDİRİCİ VARDI MEHMET BİLDİRİCİ ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/27467636-Bir-ozlem-bildirici-vardi-mehmet-bildirici-akyaka-...
    Bunun puanları Türkçe Matematik ağırlıklıydı. ... 3 İÇİNDEKİLER -Özlem Bildirici Hayatı 2 -İçindekiler 3 -Mehmet Bildirici Günlüklerinde Özlem 4-6 -Özlem İlkokul ... 6 1981 Ağustos Alpay Özdemir bizi bu yıl da Urla YSE Kampına davet ediyor.
    9.KUDÜS GEZİSİ MEHMET Bildirici EKİM PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/23558321-Kudus-gezisi-mehmet-bildirici-ekim-2012.html
    14 Eki 2012 - KUDÜS GEZİSİ MEHMET Bildirici EKİM 2012 KUDÜS (JERUSALEM) ... İngilizce Jerusalem), Arapça Al Quds, Türkçe Kudüs olarak biliniyor.

    SAYFA 2
    10.Vaspuragan Kralı Gagik Tarafından yaptırılan ve restore ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/28565151-Vaspuragan-krali-gagik-tarafindan-yaptirilan-ve-res...
    MEHMET BİLDİRİCİ İstanbul Kurtuluş ta sabah erken buluşma, Şişli ... Zira Suat Bey oraya gitmek için epeyce yürünmesi gerektiği konusunda bizi uyarıyor. ... nde Uluslar arası ilişkiler uzmanı, Türkçebilmiyor, İngilizce sohbet ediyorum, sorular ...
    11.ALBEY DEN GELEN BYZANTION ANTİK KENTİ SUYOLU ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/58442001-Albey-den-gelen-byzantion-antik-kenti-suyolu-byz...
    DERLEME MEHMET BİLDİRİCİ Park Apartmanı Şişli İstanbul ... Bu arada bir yer altı sarnıcının incelenmesi sırasında Megara Kenti Belediye Başkanı bizi burada ...

    12.Mehmet bildirici ye verilmiş önemli belge ve plaketler ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/22659412-Mehmet-bildirici-ye-verilmis-onemli-belge-ve-plak...
    MEHMET BİLDİRİCİ YE VERİLMİŞ ÖNEMLİ BELGE VE PLAKETLER ... Sonuna ise Mehmet Bildiricinin başvurusu ile alınmış KONYA KÜLTÜR VE TABİAT .... TEL : 0 (462) 326 73 99 TEL&FAX : 0 (462) 321 59 38 E-POSTA : imotrabzon@imo.org.tr .....
    13.TÜRKİYE'DE KADIN POLİTİKACILAR MEHMET BİLDİRİCİ ... - DocPlayer
    docplayer.biz.tr/30986713-Turkiye-de-kadin-politikacilar-mehmet-bildirici.html
    1 TÜRKİYE'DE KADIN POLİTİKACILAR MEHMET BİLDİRİCİ İSTANBUL ŞİŞLİ. 2 TÜRKİYE KADIN POLİTİKACILAR 2000 YILINA KADAR Osmanlı ve ...
    14.KONYA İDADİSİ KONYA SULTANİSİ KONYA LİSESİ ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/17769091-Konya-idadisi-konya-sultanisi-konya-lisesi-mezunla...
    ... KONYA LİSESİ MEZUNLARI ESKİ ÖĞRETMENLERİ MEHMET BİLDİRİCİ İNŞ. ... Kendi kemdine Fransızca öğrendi yıllarında Konya Sultanisi nde Türkçe ...
    15.ANTİK ÇAĞDA ICONIUM (KONYA) VE ÇEVRESİ BELGE ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/22660822-Antik-cagda-iconium-konya-ve-cevresi-belge-ve-fo...
    Ben, MEHMET BİLDİRİCİ KONYA DA MİMARLAR ODASI MİMAREVİ NDE 23 ..... Konya nın güneyinde Dineksaray da bulunmuş bir yazıttan Türkçe ye çevrilmiştir. ... en yüksek düzeyde Sanatı ilebizi onurlandırarak Zaman aktıkça bu sözlerimi ...
    16.Remee projesi kapsamında arşiv oluşturma çalışmalarım mehmet bildirici
    https://docplayer.biz.tr/17378492-Remee-projesi-kapsaminda-arsiv-olusturma-calisma...
    GİRİŞ Biz projenin Türkiye ayağı olarak, Koordinatör Bahar Suseven ile .... Mehmet Bildirici tarihi su yapıları ile ilgili bildirileri (Türkçe & İngilizce), 410 sayfa 1.4.
    17. PRAG BUDAPEŞTE GEZİSİ MEHMET BİLDİRİCİ - PDF - DocPlayer
    docplayer.biz.tr/29747599-Prag-budapeste-gezisi-mehmet-bildirici.html
    PRAG BUDAPEŞTE GEZİSİ MEHMET BİLDİRİCİ Prontotur ile tarihlerinde Prag gezisine katıldım. ... sayfalık görsel gezi rehberi BUDAPEŞTE yi (Türkçe) okuyarak anlamaya çalıştım. ... Macarlar bunu yapmamıştır, peki biz yapabiliyor muyuz?
    18.KARIA BÖLGESİNDE TARİHİ GÜZELLİKLER - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/62146948-Karia-bolgesinde-tarihi-guzellikler.html
    KARIA BÖLGESİNDE TARİHİ GÜZELLİKLER Bildirici ailesi 1985 yılından bu yana ... Mehmet Bildiriciİstanbul Şişli Eylül 2010 İÇİNDEKİLER Muğla Yatağan ...
    19. Mehmet bildirici. web sitesi haber panosu 11. eylül şubat ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/17948240-Mehmet-bildirici-www-mehmetbildirici-com-web-si...
    11 Eyl 2010 - Download "MEHMET BİLDİRİCİ. www.mehmetbildirici.com WEB SİTESİ .... Orada kendisine ziyarete gittim, o da bizi evimizde ziyaret etti. .... Ekim : GILBER WIPLINGER Sevgili dostlar, aynı zamanda Türkçe'de bilen Gilbert ile ...
    SAYFA 3

    20. DEMİR MİSAFİR DEFTERİ - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/18101246-Demir-misafir-defteri-1201-1500.html
    DEMİR MİSAFİR DEFTERİ İÇİNDEKİLER MEHMET BİLDİRİCİ İSTANBUL ŞİŞLİ 1201 ... Bu yıllarda biz Uluırmak Burhandede Mahallesi Karaman caddesinde ..... 20. bölümünde görüleceği gibi Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca pek çok ...
    21. 62 İNŞAAT MEZUNİYETİMİZİN 50. ANISINA FIRAT IN ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/15968970-62-insaat-mezuniyetimizin-50-anisina-firat-in-tapus...
    ANISINA FIRAT IN TAPUSU I DERLEME MEHMET BİLDİRİCİ 62 İNŞAAT Bu bölümde ... Biz proje kontrolunun sonuna yaklaşırken köprü kullanıma açıldı.
    22. BİLDİRİCİ AİLESİ GÖKOVA DA - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/19313021-Bildirici-ailesi-gokova-da-1985-2009.html
    BİLDİRİCİ AİLESİ GÖKOVA DA Üç nesil bir arada BİLDİRİCİ 2 Biz Bildirici ailesi olarak Akyaka yı ilk ... çok sevdik. O zaman Düzay ve Mehmet Bildirici olarak 3 çocuğumuz vardı. ... CUMA Türkçe Dil Etkinliği: Sağlıklı olmak için neler yapıyoruz?
    23.ÖZLEM BİLDİRİCİ Konya İstanbul Acıbadem Hastanesi - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/17738950-Ozlem-bildirici-20-06-1973-konya-21-10-2011-ist...
    20 Haz 1973 - MEHMET BİLDİRİCİ İSTANBUL ŞİŞLİ KASIM 2012 ... Sevgili Dostlara (Türkçe & İngilizce) 34 Hana Jael (Vodafon dan katılanlar) 35 Hana ... BİLDİRİCİ ( ) Tutulduğu amansız hastalığa yenilerek bizi derin acılar içinde bırakarak ...
    24.BİLDİRİCİ AİLESİNİN KÖKENLERİ - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/17882440-Bildirici-ailesinin-kokenleri.html
    BİLDİRİCİ AİLESİNİN KÖKENLERİ Haşim & Sultan Hoca MEHMET BİLDİRİCİ ... Son günlerinde kansere yakalandı, korkup doktora gitmedi, bizi dinlemedi, koca ...
    25. KONYA LİSESİ KONYA BASININDA YAZILAR - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/17981893-Konya-lisesi-konya-basininda-yazilar.html
    KONYA LİSESİ KONYA BASININDA YAZILAR MEHMET BİLDİRİCİ İNŞ. ... Ayrıca içinden feyiz aldığımız ve hatıralarımızın beşiği olan bu bina bize daha candan .... Ama kapısının üzerinde eskiTürkçe levhası yerinde!!!, buradan alınıp Müzeye ...

    26. TARİHİ SUYOLLARI BİLDİRİLERİ ( ) - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/24522340-Tarihi-su-yollari-bildirileri.html
    TARİHİ SUYOLLARI BİLDİRİLERİ ( ) MEHMET BİLDİRİCİ İNŞ. ... of Konya Plain- Konya Ovası Sulaması 2000 (İngilizce- Türkçe) Çatalhöyük'ten bugüne ...... Burada rahip ve başpiskopos Paladis yatıyor, Tanrı bizi koruyor, okuyanlar dua etsin.
    27.KARAMAN ERMENEK YUKARI ÇAĞLAR KÖYÜNDE ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/37310732-Karaman-ermenek-yukari-caglar-koyunde-sbide-an...
    KARAMAN ERMENEK YUKARI ÇAĞLAR KÖYÜNDE SBIDE ANTİK KENTİ MEHMET BİLDİRİCİİ NŞ.Y.MÜH- ARAŞTIRMACI 2012 KARAMAN ERMENEK ...
    28. KONYA LİSESİ NDEN ELLİYEDİLİLER DE GEÇTİ - PDF - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/16023095-Konya-lisesi-nden-elliyedililer-de-gecti.html
    2 KONYA LİSESİ NDEN ELLİYEDİLİLER DE GEÇTİ MEHMET BİLDİRİCİ İNŞ. ... Ama okudukça ve resimlere baktıkça nostaljik anlar yaşamanın yanında, biz ...
    SAYFA 4

    Mehmet Bildirici docplayer.biz tr ile ilgili görseller (kopyalamadı)

    29. KLASİK ÇAĞDA, SU İLETİMİNDE BASINÇLI VE ... - DocPlayer
    https://docplayer.biz.tr/1909071-Klasik-cagda-su-iletiminde-basincli-ve-basincsiz-bor...
    1 KLASİK ÇAĞDA, SU İLETİMİNDE BASINÇLI VE BASINÇSIZ BORULAR Mehmet BİLDİRİCİ (*) SU İLETİMİ Genelde antik çağda, kentlerin ihtiyacı olan su ...


  9. MEHMET BİLDİRİCİ 07-12-2018

    MUĞLA SEYDİKEMER OIONANDA ANTİK KENTİ DERLENMİŞ ANA YAZIT

    THE ELEMENTAL MESSAGE OF THE INSCRIPTION (paraphrased version)
    I, Diogenes of Oinoanda, a friend of Athens, hereby inscribe for you, on this wall, my summary of Natural Philosophy.
    Most men suffer from false notions about the nature of things, and they fail to listen to their body even though it brings a just accusation. For the body accuses the soul of dragging it to pursue things which are not necessary, even though the Natural desires of the body are small, and easy to obtain. These men do not understand that, while the soul can live well by sharing in the Natural enjoyments of the body, many of the desires of the soul are both extravagant and difficult to obtain. These desires are not only of no benefit to our nature, but actually are dangerous to us.
    In my life, I have observed many men in this predicament. I have mourned for their behavior, and wept over their wasted lives. I have therefore composed this inscription, because I consider it a part of wisdom for a good man to give benevolent assistance, to the utmost of his ability, to those men who are capable of receiving it.
    In my own case, I have now reached the sunset of my life, and I am on the verge of departing from it due to old age. But before I die, it is my desire to compose for you this anthem to celebrate the fullness of happiness, and to help those who are benevolent and capable of receiving its message.
    Vain fears of death, and of the gods, grip the majority of men. Such men fail to see that true pleasure does not come from the approval of the crowd, or from perfumes, or ointments, but from the study of nature. And so I write to refute those who say that the study of nature is of no benefit to us. Even though I am not engaging in public affairs, the inscription on this wall will serve as my testimony to you, that what truly benefits our nature — freedom from disturbance — is identical for one and all.
    If only a few people were gripped by vain desires, and by false fears of death and of the gods, I would address them individually, and do all in my power to give them my best advice. But as I have said, a great multitude of people suffer from the same disease, as if in a plague. Great numbers suffer from false notions about the nature of things, and the number who suffer is increasing. In mutual emulation, many men catch this disease from one another like sheep. In addition to my fellow-citizens who are in this predicament, I desire to help future generations, for they too, though unborn, belong to us, as do any foreigners who may happen to come here.
    The inscription on this wall has been set up to reach a large number of people, and I will use it to advertise publicly the medicines that bring salvation. These medicines we Epicureans have fully tested, for we ourselves have dispelled the fears that grip other men without justification. We have completely cut away those pains that are groundless, and those pains that are natural we have reduced to an absolute minimum.
    But I must warn you against other philosophers, especially those, like the Socratics, who tell you that studying natural science, and investigating celestial phenomena, is a waste of time. I must warn you also against those who are ashamed to make that argument explicitly, but who use other means of telling you the same thing. When such philosophers argue that it is not possible for us to be certain of anything, and that the nature of things is impossible to apprehend, what else are they saying than that there is no need to pursue the study of natural science? After all, what man will choose to seek something that he believes he can never find?
    I warn you also against Aristotle, and those who hold the views of his Peripatetic School. These men say that nothing is scientifically knowable, because all things are continually in “flux,” and this flux is so rapid that all things evade our ability to apprehend them. We Epicureans, on the other hand, acknowledge that all things are in motion, but we deny that this motion is so rapid as to prevent our senses from being able to grasp the true nature of things. Indeed, the Aristotelian position is absurd. Who could ever say that some things are now white, and some are black, but that, at another time, things are neither white nor black, if they did not in fact first have certain knowledge of the nature of both “white” and “black?”
    It is our Epicurean position that Nature is composed of first bodies, called “elements,” which have existed, and will exist, eternally, without beginning or end. These elements are indestructible, and possess unchanging properties, and from them all things in the universe are generated. Since neither god nor man can destroy these elements, we conclude that they have always been, and always will be, indestructible forever, and the elements and their properties will always remain beyond the reach of what some men call “Fate,” or “Necessity.” For if these elements could be destroyed in accord with “Fate”, all things would have long ago perished, since an infinite amount of time has already passed before we were born.
    We Epicureans also maintain that the things that we see are real. For this point I will use as my witness the evidence that we see when we look in mirrors. When we look in a mirror, we would not see ourselves if there were not a continual stream of elements, flowing from us to the mirror and returning back to us. The image that we observe in the mirror is proof that particles stream steadily from all things, retaining the shape of the object from which they were emitted.
    These images flow from all objects, and, because they impinge on our eyes, we are able to see external realities, and to have those impressions enter our minds. Once seen, our minds are rendered susceptible to receiving similar images. Even when the original object is no longer present, our minds are prepared to receive images of similar objects in the future.
    This flow of images continues even when we are asleep. When we sleep, our senses are, as it were, paralyzed and extinguished. The mind, however, which still stirs, is unable to test what it receives against the evidence of the senses, and thus, in dreams, it conceives a false opinion about these images. At such times, the mind is mistaken, and thinks it is apprehending true realities. Errors arise in dreams because our senses sleep when our bodies sleep, and our senses provide our only rule and standard, by which we must always judge what is true and what is false.
    Now let us also discuss the movements of the stars and planets in the sky. Let me first emphasize, however, that we must treat things that are far away from us much differently than those things which we can examine closely. When we investigate phenomena that we cannot examine closely, it frequently occurs that the evidence supports several different explanations for that phenomena. Where the evidence supports more than one possibility, it is reckless and wrong to pronounce that only a single possibility is correct. The disposition to grasp at one among several possibilities, when the proof is insufficient, and when several possibilities may be true according to the evidence, is characteristic of a fortune-teller, or a priest, or a fool, and not the path of a wise man. Where evidence is not sufficient to be sure of our choice, we must wait for additional evidence before judging. Until then we should say only, as the case may be, that more than one explanation is possible, or that one explanation is more plausible than another.
    The important point to take from the study of physics is that the universe did not arise at random from chaos, nor was it created, or is it controlled, by any gods. But do not take from this that we Epicureans are impious, or that we fail to have sympathy for those who have false opinions about the gods. Men who experience false visions, but who are unable to understand how they are produced, are understandably apprehensive, and they convince themselves that these visions were created by the gods. Such men vehemently denounce even the most pious men as atheists. As we proceed, it will become evident to you that it is not the Epicureans, who deny the true gods, but those who hold false opinions about the gods. For we Epicureans are not like those philosophers who categorically assert that the gods do not exist, and who attack those who hold otherwise. Nor are we like Protagoras of Abdera, who said that he did not know whether gods exist, for that is the same as saying that he knew that they do not exist. Nor do we agree with Homer, who portrayed the gods as adulterers, and as angry with those who are prosperous. In contrast, we hold that the statues of the gods should be made genial and smiling, so that we may smile back at them, rather than be afraid of them.
    Let us reverence the gods, and observe the customs of our fathers, but let us not impute to the gods any concepts that are not worthy of divinity. For example, it is false to believe that the gods, who are perfect, created this world because they had need of a city, or needed fellow-citizens. Nor did the gods create the world because they needed a place to live. To those who say such naive things, we ask in turn: “Where were the gods living beforehand?”
    Those men who hold that this world was created uniquely by the gods, as a place for the gods to live, of course have no answer to this question. By their view, the gods were destitute and roaming about at random for an infinite time before the creation of this world, like an unfortunate man, without a country, who had neither city nor fellow citizens! It is absurd to argue that a divine nature created the world for the sake of the world itself, and it is even more absurd to argue that the gods created men for the gods’ own sake. There are too many things wrong, with both the world and with men, for them to have been created by gods!
    Let us now turn our attention from gods to men.
    Many men pursue philosophy for the sake of wealth and power, with the aim of procuring these either from private individuals, or from kings, who deem philosophy to be a great and precious possession.
    Well, it is not in order to gain wealth or power that we Epicureans pursue philosophy! We pursue philosophy so that we may enjoy happiness through attainment of the goal craved by Nature.
    We shall now explain to you the identity of this goal set by Nature, and we will explain how it can not be obtained by wealth, nor by political office, nor by fame, nor by a life of luxury and sumptuous banquets, nor by the pleasures of choice love-affairs. Only through philosophy can we secure Nature’s goal. Thus we shall set the whole question before you, here, on this wall. We have erected it in public, not for ourselves, but for you, citizens, so that you might have it in an easily accessible form.
    But know this also: We Epicureans bring these truths, not to all men whatsoever, but only to those men who are benevolent and capable of receiving this wisdom. This includes those who are called “foreigners,” though they are not really so, for the compass of the world gives all people a single country and home. But it does not include all people whatsoever, and I am not pressuring any of you to testify thoughtlessly and unreflectively. I do not wish you to say, “this is true,” if you do not agree with us. For I do not speak with certainty on any matter, not even on matters concerning the gods, without providing you evidence, and the proper reasoning to support what I say.
    And so I address each of you! Even if you are indifferent and listless, do not be like passers-by in your approach to this inscription! Do not consult it in a patchy fashion, and fail to take the time to understand the overall system!
    Here is the point at issue between the other philosophers and the Epicureans. If we were both inquiring into, “what is the means of happiness?” and the other philosophers wanted to say, “the virtues,” (which would actually be true), it would not be necessary for us to take any other step than to agree with them.
    But the issue is not, “what is the means of happiness?” The issue is, “what is happiness?” Or, in other words, “What is the ultimate goal of our nature?”
    I say both now, and always, shouting out loudly, to all Greeks and non-Greeks, that pleasure is the highest end of life!
    The virtues, which are turned upside down by other philosophers, who transfer the virtues from “the means” to “the end”, are in no way the end in themselves! The virtues are not ends in themselves, but only the means to the end that Nature has set for us!
    This we affirm to be true in the strongest possible terms, and we take it as our starting point for how men should live.
    From here, let us suppose that someone asks a naive question. “Who do these virtues benefit?” “Or, for whose benefit should man live virtuously?” The obvious answer is, “man himself.” The virtues do not make provision for the birds flying past, enabling them to fly well, nor do they assist any other animal. The virtues do not desert the man in which they have been born, and in which they live. Rather, it is for the sake of the man that the virtues exist, and it is for the sake of man that the virtues exert their actions.
    I must now address an error that many of you hold; an error that exposes the ignorance of your philosophy even more than your devotion to your false ideas, rather than to Nature. For you reason falsely when you contend that all causes must precede their effects. Because you think that all causes must come before the effects that result from them, you argue that pleasure cannot be the cause for living virtuously. But you are wrong, and Nature shows us that it is not true that all causes precede their effects. The truth is that some causes precede their effects, others coincide with their effects, and still others follow their effects.
    First, consider surgery, which is a cause that precedes its effect, the saving of a life. In this case, extreme pain must first be endured, but then pleasure quickly follows.
    Second, consider food, water, and love-making, as these are causes that coincide with their effects. We do not first eat food, or drink wine, or make love, and then, later, experience pleasure only afterward. Instead, the action brings about the resulting pleasure for us immediately, with no need to wait for the pleasure to arrive in the future.
    Third, consider the expectation of a brave man that he will win praise after his death, as this is an example of a cause which follows its effect. Such men experience pleasure now because they know there will be a favorable memory of them after they have gone. In such cases the pleasure occurs now, but the cause of the pleasure occurs later.
    Many men are ignorant of these facts, and they hold that virtue is a result to be desired on its own, and is caused by living in a certain way. These men do not understand that virtues are not results, but causes. Virtues are causes which coincide with their effects, for virtues are born at the same time as the pleasure of happy living which they bring.
    [Those of you who do not understand the philosophy of Epicurus, or those who choose to misrepresent it, go completely astray when you fail to understand that pleasure is the end of life. For Epicurus did not hold back from teaching that if a lifestyle of debauchery were sufficient to bring about a happy life, we would have no reason to blame those who engage in debauchery. This is a dangerous teaching for those who refuse to understand it, or for those who misuse the teaching to indulge in the pleasures of the moment.]
    But where the danger is great, so also is the fruit. We must turn aside fallacious arguments, and see that they are insidious, and insulting, and contrived, by means of games with words and technical ambiguities, to lead unwary men astray. [For the truth is that pleasure is the beginning and end of living happily, and pleasure is the first good that is innate within us. To this view of pleasure as our starting point, and as our goal, we refer every question of what to choose and what to avoid. And to this same goal of pleasurable living we again and again return, because whether a thing brings happiness is the rule by which we judge every good. But although pleasure is the first and a natural good, for this same reason we do not choose every pleasure whatsoever, but at many times we pass over certain pleasures, when difficulty is likely to ensue from choosing them. Likewise, we think that certain pains are better than some pleasures, when a greater pleasure will follow them, even if we first endure pain for time. Every pleasure is therefore by its own nature a good, but it does not follow that every pleasure is worthy of being chosen, just as every pain is an evil, and yet every pain must not be avoided. Nature requires that we resolve all these matters by measuring and reasoning whether the ultimate result is suitable or unsuitable to bringing about a happy life. For at times we may determine that what appears to be good is in fact an evil, and at other times we may determine that what appears to be evil is in fact a good.]
    Let us now discuss how life is made pleasant in both mind and body.
    In regard to state of mind, we must remember that when an emotion which disturbs the soul is removed, pleasure enters in and takes its place [for just as nothing can exist in a single place except matter or void, there is no third or neutral state between pleasure and pain where one or the other is not present)]
    What are the most disturbing of emotions? Fear of the gods, fear of death, and fear of pain, and also desire which exceeds the limits fixed by nature. These disturbing emotions are the root of all evil, and unless we defeat them, a multitude of evils will grow within, and consume us.
    [Just as some men fear the gods, other men, even men as great as Democritus, fear that their lives are controlled by “Necessity,” or “Fate,” or “Fortune.”]
    To those who adopt Democritus’ theory, and assert that, because the atoms collide with one another, they have no freedom of movement, and that consequently all motions are determined by necessity, we Epicureans have a ready answer, and we ask in reply. “Do you not know that there is actually a free movement in the atoms, which Democritus failed to discover, but which Epicurus brought to light — a swerving movement, as he proves from the phenomena we see around us?” The most important thing to remember is this: if Fate is held to exist, then all warnings and censures are useless, and not even the wicked can be justly punished, since they are not responsible for their sins.
    And it is also error to argue that, absent the restraint that comes when evil men fear the gods, or fate, wickedness would have no limit. This is wrong because wrong-doers are manifestly not afraid of the gods, or of the penalty of law, or else they would not do wrong. Those men who are wise, and choose not to do wrong, are not wise because they fear the gods, but because they think wisely, even in matters concerning pain and death. Indeed it is true that, without exception, men who do wrong do so either on account of fear, or because of the lure of pleasure.
    On the other hand, men who are not wise are righteous, insofar as they are, only on account of the laws and penalties hanging over them. Only a few men among hundreds are conscientious because they fear the gods rather than the laws. Not even these few are steadfast in acting righteously, for even these are not soundly persuaded about the will of the gods. Clear proof of the complete inability of religion to prevent wrong-doing is provided by the example of the Jews and the Egyptians. These nations, while being among the most religious and superstitious of men, are also the most vile.
    So what kind of gods or religion will cause men to act righteously? Men are not righteous on account of the real gods, nor on account of Plato’s and Socrates’ judges in Hades. We are thus left with this inescapable conclusion. Why would not evil men, who disregard the laws, disregard and scorn fables even more?
    Thus we see that in regard to righteousness, our Epicurean doctrines do no harm, nor do the religions that teach fear of the gods do any good. On the contrary, false religions do harm, whereas our doctrines not only do no harm, but also help. For our doctrines remove disturbances from the mind, while the other philosophies add to those disturbances.
    As we close, do not believe for a moment that all men can achieve wisdom. Not all men desire to achieve wisdom, and not all men are able to seek it out. But for those men for whom wisdom is possible, and who do seek it, such men may truly live as gods. For men of wisdom, all things can be full of justice and mutual love. For men of wisdom, there will one day be no need of fortifications, or of laws, or of all the other things we contrive on account of fear of one another. Such men will be capable of deriving all their necessities from agriculture, without need of slaves, for indeed the wise man shall tend his own plants, and divert his own rivers, and watch over his own crops.
    Fear of the gods; fear of death; fear of pain; fear of slavery to those desires which are neither natural nor necessary. The day will come when none of these shall interrupt the continuity of our friendships, and of our happiness, in the study of philosophy. In that day, wise men will tend the Earth, in a life close to Nature; our agriculture will provide for our needs, and we, and those who are our friends, will live as gods among men.
    And Thus Ends the Inscription of Diogenes of Oineanda.
    This presentation of the Inscription of Diogenes of Oinoanda has been a project of New Epicurean.com, August, 2013. It has been based on the translations of Martin Ferguson Smith an C. W. Chilton rendered into modern American English, and organized for audio presentation. The student of Epicurus should consult the original translations for comparison, and also consult the ultimate authority, the inscription in its original Greek.
    For further information about this presentation, please visit NewEpicurean.com.
    Peace and Safety
    (INTERNET)
    Diğer Oionanda ile ilgili diğer yazılarım
    Web sitem Türkçe2015 sayfa 3 37
    Gazete Yazı 2017 dosyasındadır.

    Bunlar Devrim Gazetesinde
    16.06.2017
    17.06.2017
    21.06.2017
    24.06.2017
    01.07.2017
    07.07.2017
    11.07.2017 günleri yayınlanmış bu yazı kopisi hatalı olduğundan buraya yeniden konulmuştur.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 07-12-2018

    MEHMET BİLDİRİCİ 3181
    KONYA’DA YAHUDİLER HAKKINDA NAİM GÜLERYÜZ’E 13 YIL ÖNCE YAZILMIŞ
    MEKTUP

    Mehmet Bildirici
    P.K. 42 Mecidiyeköy-İstanbul İstanbul: 19.04.2005

    Sayın Naim Güleryüz
    500. Vakfı Türk Musevileri Müzesi
    Karaköy-İstanbul

    Kamondo etkinlikleri çerçevesinde değerli Müze’nizi ikinci gezimde, Osmanlı dönemi öncesi Anadolu’da Musevi topluluklarının yaşadıkları bölgeler arasında Iconium (Konya) ve Lystra’nında yer aldığını görmüş bulunuyorum.
    Konya, Hıristiyanlığın kurucularından Saint Paul tarafından 1. yüzyıl ortalarında iki defa ziyaret edilmiştir. Dini kaynaklarda bahsedildiği gibi, Konya’ya Pisidian Antioch’dan (Isparta-Yalvaç) gelmiş, burada bir sinagogda yeni inançla ilgili vaazlar vermiş, şikâyet üzerine buradan kovulmuştur. Konya’dan Lystra’ya gitmiş, arkadaşı Barnabas ile tanrılar oldukları sanılmış, kurban kesilmek istenmiştir.
    Lystra’da yaşayan annesi Yahudi, babası yerli olan Timotheus, Saint Paul’e katılmış, onun öğrencisi olmuş, 97 yılında Efes’te şehit edilmiştir.
    Lystra belki daha önceki eski bir yerleşim üzerine ilk Roma İmparatoru Augustus tarafından bir Roma kolonisi olarak çevredeki halkları disipline almak için kurulmuştur. Lystra, bugün Konya’nın güneyinde yaklaşık 40 km uzaklıkta Hatunsaray beldesinin hemen 2 km batısında kalmaktadır. Kent daha sonra tarih sahnesinden silinmiş, yapılan epigrafik çalışmalar sonucu 1885 yılında yeri yeniden belirlenmiştir.
    Lystra’da hiç kazı yapılmadığı için sadece çevreye dağılmış Grekçe ve çok az Latince kitabeler bugüne gelmektedir.
    Zaman zaman İncil’i okuyup, Konya’ya gelen ziyaretçi ve araştırmacılar tarafından Saint Paul’un nerede vaaz verdiği sorulmuştur.
    Yaptığım araştırmalar sonucu, Konya ve yakın çevresinde; görevli Yahudi kökenli kişilerin yaşadığı kanısındayım. Ancak bir Yahudi topluluğunun yaşadığına dair izler gelmemektedir.
    Buna karşın Osmanlı döneminde Mührü Süleyman olarak bilinen, David yıldızı çeşitli taş süslemelerde görülmektedir.
    Konya’da vakıf kurucu 17.yüzyılda yaşamış Nakiboğlu İbrahim Efendi’nin yaptırdığı cami yanında bulunan mezar kitabesi eski bir kolon üzerine yazılmıştır. Mermer mezarının her iki yanında çiçek motifleri yanında Mührü Süleyman görülmektedir. Bunlar orijinal mi? yoksa bunlar da mezar taşı haline getirilmiş kolon gibi bir yerden mi gelmedir?, bilinmemektedir.
    Yöre de araştırma yapan bir kişi olarak saygı ile sunarım.
    Mehmet BİLDİRİCİ

Toplam 426 yorum bulundu. 21-30 arası listeniyor.