Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    Sevgili Sınıf Arkadaşlarım
    Sınıf arkadaşımız Necati Ayhan’ın mailinden sınıf arkadaşımız CİHAN ÖZCAN’IN Bodrum’da aramızdan ayrıldığını öğrenmiş bulunuyorum. Sevgili arkadaşımıza Tanrı’dan rahmet kederli ailesine başsağlığı dilerim.
    Bu 2018 yılında altıncı kaybımız oluyor.
    Ben her zamanki gibi arşivimdeki Cihan Özcan ile ilgili sizinle paylaşmak istiyorum.

    6660 CİHAN ÖZCAN (Bozdoğan Aydın 1940 Bodrum 2018)
    1940 yılında Aydın Bozdoğan Çamlıdere köyünde doğdu. 1957 yılında İzmir Atatürk Lisesi’nden, 1962 yılında İ.T.Ü İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. 1980 yılına kadar Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü şantiyelerinde çalıştı. Daha sonra uzun süre Sezai Türkeş & Fevzi Akkaya (STFA’)da görev yaptı.
    Eşi Sevinç Özcan, kızları Dicle (1966), Irmak (1968). İstanbul’da yaşamını sürdürmekteydi.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    BENZERİ OLMAYAN AŞK ANTİK KENTİNDE MUHTEŞEM İDİL BİRET KONSERİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 29.07.2018 Pazar günü gece 21.00 de Yatağan STARATONIKEIA antik kentinde bir konser düzenlendi. Tarihi antik kentin restore edilmekte olan amfi tiyatrosu tamamen doluydu.
    Piyanist İdil Biret’in katıldığı bu konser ikinciydi. İlkine katılamamıştım. Buna katıldım. Çok keyif aldığımı söyleyebilirim. Böyle bir konseri düzenlediği için Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı OSMAN GÜRÜN’ÜN kutlanması gerekir. Gerçekten yaptığı muhteşem bir başlangıç bu konserlerin ileri yıllarda devam edeceğine inanıyorum. Tiyatroya giden yolun karanlık ve taşlık oluşu yeterli tuvalet olmaması gibi durumlar da vardı ama bunların kısa sürede giderileceğine inanıyorum.
    Kısaca STARATONIKEIA antik kentinden bahsetmemek olmaz Büyük İskender’in ardından Suriye’de kurulan SELEUCOS’LAR tarafından 23 yüzyıl önce Kral Seleucos (M.Ö 358-281) tarafından kurulmuştur. Kral oluşu M.Ö. 312 yılıdır, dikkat edilirse Büyük İskender’den birkaç yaş büyüktür. Stratonice (Doğumu M.Ö 317, evliği M.Ö 300) Seleucos ile evlidir. Ona Phila isminde bir kız doğurur. Stratonice Makedonya Kralı Demetrius’un kızıdır. Seleucos’un oğlu Antiochius üvey annesine âşık olur, yemez içmez sararıp solar, kral oğlunu çok sever durumu öğrenince eşini oğluna veriverir. Oğul krala da 6 çocuk doğurur. Dünya’da eşine rastlanılmayan bir aşk hikâyesi böyledir. Silifke ve Antakya kentleri bu krallar adına kurulmuştur. Konu ile ilgili yazım Devrim Gazetesi 15.07.2016) dedir.
    Bu girişlerden sonra dönelim konsere, Programda “Rus Besteci Modesk Mussorgysk’nin (1839-1861) “Night on Bald Mountain-Çıplak Dağda bir Gece” ve Norveçli Besteci Edward Grieg’in (1843-1907) “Piyano için Konçerto çalındı. Piyano’da İdil Biret vardı, tek kelime ile muhteşemdi…
    Ben biraz erken ayrılıp onun bir Beethoven CD’sini ve İDİL BİRET isimli bir kitabını aldım. Esas bu kitaptan söz edeceğim.
    Kitap Fransızca olarak “İdil Biret une pianiste turque en France- İdl Biret Fransa’da bir Türk Piyanisti” olarak Dominique Xardel tarafından 2006 yılıda yazılmış ve Üner Birkan tarafından Türkçeye çevrilmiş. Elimdeki kitap 2016 yayınlanmış, Can yayını 343 sayfa.
    Şimdi kitabı inceleyelim. Neler var? Neler yok ki. Hayatı, öğrenimleri, müzik dünyasında yürüyüşü anlatılmaktadır.
    İdil Bret 1941 yılında Ankara’da doğdu, çok küçük yaşta müziğe olağanüstü bir kabiliyeti olduğu ortaya çıktı. İdil Bret’i ilk farkına varan zamanın Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. İsmet İnönü(1884-1973) Yemen de esir düşmüştür. Vakit geçirecek tek obje orada eline geçen batı müziği plaklarıdır. Bunları belki başta zoraki dinleyerek bu müziği benimser, cumhurbaşkanlığı döneminde konserler düzenletir sanatçılara destek olur. İdil Biret’in üstün yeteneğinin farkına varıp Büyük Millet Meclisi’nden özel yasa çıkararak onun ailesi ile birlikte Paris’te öğrenimini sağlar. İdil Biret Paris’e gitmezden önce değerli besteci, Piyanist Mithat Fenmen’den (1916-1982) ders alır, ilginçtir Mithat Fenmen Mithat Paşanın (1822-1884) torunun oğludur.
    Ailesi ile Paris’e yerleştirilen İdil Bret 15 yaşında 1956 yılında Paris Konservatuarını birincilikle bitirir.
    Paris’te hocası Fransız Nadia Bolanger (1887-1979) ve Alman Wilhelm Kempff (1895-1991) ve başkalarıdır.
    Opera Sanatçısı Leyla Gençer (1924-2008), Kemancı Suna Kan (1936), Piyanist İdil Biret (1941) ve Piyanist Fazıl Say (1970) artık dünyanın ve Avrupa’nın önde gelen sanatçıları arasında Türkiye’yi Türk insanını temsil ederler.
    Kitapta Türkiye’deki klasik Batı Müziği alanında önemli kilometre taşlarına değinilir. Sultan II. Mahmut’un (1785-1839) Türkiye’de pek çok reformları geliştiren padişah olduğu, ilk defa Muzıka-1 Hümayun’u kurduğu, İtalyan asıllı Donizetto Paşa’nın (1788-1856) bunun başına getirildiğini, Kısa bir süre padişah olan V. Murat’ın (1840-1905) bir sarayda göz hapsinde tutulduğu sırada pek çok batı müziğinden besteler yaptığı anlatılmaktadır.
    Ben Müzik adamı değilim olaya tarihi platformdan bakmaya çabalıyorum. Kitapta bir müzik insanının zevkle okuyacağı çok konular bulunduğu açıktır.
    Son bir örnek vermek isterim. İdil Biret Türkiye dâhil 40 ülkede konser vermiş, burada çok sayıda yerel orkestralarda yer almıştır. Örnek olarak Almanya’da katıldığı orkestra sayısı 21, İngiltere’de 15’tir. Türkiye dışında konser verdiği tek ülke Mısır’dır.
    Bundan böylede parlak müzik hayatının sağlık içinde devamını dilerim.
    Yazıya kitabının kapak resmi konulmuştur.
    (Muğla Devrim 08.08.2018 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    ULA İLÇESİ ÇITLIK MAHALLESİ HAŞİMBAHÇE MEVKİİNDE MEZARLIK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bilindiği gibi Ula ilçesi ilçe merkezi dâhil bazı mahalleler yüksek kotlu (rakımlı) bazı mahalleleri ise deniz seviyesindedir. Benim yaşadığım Akyaka dâhil buraya Giova ya da Cova çukuru denir. Halk ise buna kısaca ÇUKUR adı verir. Yabancı kökenli bir kelime olan Cova’nın ben şahsen bunca yıl araştırma yapmama rağmen kökenini çözemedim. Akyaka, Gökova, Çıtlık, Şirince, Akçapınar, Elmalı, Portakallık, Kızılyaka mahallelerinin (eski köylerinin) bulunduğu yörede iki antik kent bilinmektedir. İdima (Idyma) ve Kallipolis (Türkçede Gelibolu). Gökova ve Akyaka mahallelerinin (eski beldelerin) olduğu yerde olan Idyma kenti hakkında çok doyurucu bilgiler bulunmaktadır. Bu konuda benim Web siteme girmek yeterlidir.
    Buna karşı Kızılyaka, Elmalı, Portakallık, Sarayyanı mahallerinde yer alan Kalipolis antik kente ait bilinenler çok çok azdır. Sadece daha önce buralarda geçen yüzyıl Fransız Louis Robert ile İngiliz George Bean bazı araştırmaları vardır.
    Kallipolis, İdima’da bulunmuş ve koruma altındaki yazılı taşlarda ismi görülmektedir. Kalipolis Türkçede Gelibolu olarak bilinir. Gökova Körfezi’nde bu isimde bir köy vardı, şimdiki ismi Çamlık’tır. Ancak köyün adı değiştirilmiş açığında bulunan GELİBOLU ADASI aynı ismi taşımaktadır. Gelibolu isminin buraya nasıl geldiği bilinmemektedir.
    Çukur’da bu iki kentle ilgisi olup olmadığı bilinmeyen Çıtlık Mahallesi HAŞİM BAHÇE mevkiinde Bizans döneminden kalma KİLİSE VE MANASTIR (Dini okul) kalıntısı bugüne gelmiştir
    Kilise yeri daha sonra buraya yerleşen Türkler tarafından Mezarlık alanı haline getirilmiş ve halen de gömü işlemine açıktır.
    Yaptığım araştırmalarda mezar kazımı sırasında insan vicdanını sızlatan insan kemikleri çıkmaktadır. Aynı mahalde kilise ve manastırda kilise taşları pek çok binada kullanılmasına rağmen onlarca taş insitü (yerinde) olarak bulunmaktadır. Yazıma burada belirlediğim bir işlemeli taş ve çevrede toprak sahibi Celal Ağa’nın 1944 yılında yaptırılmış, iki katlı konağının bir fotoğrafını koyuyorum. Yaptığım araştırmalarda Celalettin Kürşat’ın (Celal Ağa) Ula ağalarından olduğu Akçapınar, Haşimbahçe, Şirinköy, Gökova köylerinde geniş arazileri olduğu, Ula’da Hükümet Konağı arkasında bir konağı olduğu öğrenmiş bulunuyorum. Olasılıkla yörede etkin bir kişi olan Celal Ağa’nın iki katlı konağında Haşimbahçe’de tarihi kalıntılardan taşların kullanıldığını sanıyorum, Tıpkı civar köylülerinin yaptığı gibi. Konağı ve çevreyi aynı yöreden Ahmet Metin ile 2003 yılında ilk defa ziyaret etmiştik.
    Ben şahsen Konyalıyım, bu civarda hiçbir taşınmazın mevcut değildir. Tarihe ve çevreye duyarlı bir kişi olarak Muğla Valiliğine 2016 yılında bir dilekçe vermiş, bu durumun incelenerek bir çözüme bağlanmasını talep etmiştim. Ancak hiçbir sonuç alamamıştım. Ta ki Muğla Müzesi’nden yazıma bir cevap alana kadar, Yaptığım izlenimlerden Muğla Müzesi’nin olumlu görüşü ilgili kuruma iletildiğini sanıyorum.
    Gerekli inceleme ve alınacak kararlardan sonra buranın içindeki kalıntılar ve mezarlarla bir Park haline geleceğini görmek beni çok mutlu edecektir. Bu civarda büyük gelişmeler olmakta ve olmaya da devam edecektir. HAŞİMBAHÇE anıtsal bir Park olmaya layıktır. Kısa sürede görmek umuduyla
    Yazıma bir kültürel yapı olan Celal Ağa Konağı ile Haşimbahçe’de sözü edilen yerden bir işlemeli taşın resmini sunuyorum.
    Muğla Devrim 07.08.2018 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    19.07.2018
    Sevgili Konya Liseli Sınıf Arkadaşlarım
    Konya Lisesi 1957 Edebiyat Şubesinden mezun değerli arkadaşım Mehmet Asil Yılmaz ile maalesef yıllar sonra tanıştık. Henüz bir araya gelip kucaklaşamadık. Ancak onunla telefon ve internet ile çok sık görüşmekteyiz.
    Ben kendisinin çok değerli bir bilim adamı olduğunu çok sonra öğrendim. Aşağıda internet ortamından edindiğim biyografisini paylaşacağım ve kendisi ile telefon konuşmasında bana yazmamı istediği birkaç kelimeye yer vereceğim. Önce biyografisini vereceğim.

    Mehmet Asil YILMAZ, 5 Mart 1938 yılında Karamanın Kazımkarabekir ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini sırasıyla Kazımkarabekir, Ereğli ve Konya’da tamamladı. 1962 yılında Ege Üniversitesi, ,Ziraat Fakültesi Bitki Sağlığı Bölümünden mezun oldu .Ardından Milli Eğitim Bakanlığının yurt dışı doktora bursu sınavını kazanarak 1966 yılında Amerika Birleşik Devletlerine gitti.

    New Jersey Eyaletinin New Brunswick kentinde, Rutgers, The State University ,Cook College ,Plant Pathology Departmanında 1969 yılında Master Öğrenimini ,1972 yılında da Doktora Öğrenimini tamamladı . Plant Pathology Departmanı tarafından öğrenim dönemi sürecinde gösterdiği başarılı çalışmalarından dolayı kendisine (Sigma Ʃödülü) de verildi .
    Aynı yıl Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümünde asistan olarak göreve başladı. Fitopatoloji Ana Bilim Dalında 4 Kasım 1976 tarihinde Doçent, Aralık 1981 yılında da Profesörlük unvanını kazandı.
    Mehmet Asil Yılmaz, 1979 yılında Tübitak ,1982 yılında da Nato Araştırma Burslarını kazanarak sırasıyla (Rothamsted Agricultural Experimental Station, İngilterede de ve Rutgers The State University Plant Pathology ABD de ) konusu ile ilgili araştırmalar yaptı.
    İngilizce ve Türkçe olmak üzere yurt içi ve yurt dışı dergilerinde olmak üzere çok sayıda araştırma makaleleri, ,üç ders notu kitabı ile bir de ders kitabı (Text Book) yayımlandı.
    Emekli oluncaya kadar geçen hizmet yılları sürecinde ‘’Avrupa Bitki Sebze Virus Hastalıklarının Türkiye Koordinatörlüğü (The I.S.H.S. Vegatable Virus Working Group in Europe ve Turunçgiller, Asma Virus hastalıklarının da CHİEAM Akdeniz Ülkelerinin) Türkiye temsilciliğini yürüttü.
    Bitki virüs hastalıklarının tanılanmasında kullanılan ‘’ELİSA ve Moleküler Tanılama Yöntemlerini’’ Türkiye’de ilk kez uygulamaya konulmasında da öncü araştırmacı olarak görev yaptı.
    2009-2010 yılları arasında ( European University of Lefke ,Agricultural Sciences and Techonology Fakültesinde) görev aldı.
    Karaman-Bozdağ yöresinde kurulması öngörülen çimento fabrikasının (atık ve artıklarının) tarım arazilerine, meralara doğaya ve çevreye vereceği zararların engellenmesinde aktif görevler aldı. Bu hizmetlerinden dolayı kendisi Karaman Kültür ve Eğitim Vakfı tarafından Mart 2008’de bir Plaketle ödüllendirildi.



    Mehmet Asil Yılmaz TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının 2012 Bilim Ödülünü aldı.
    Bilimsel çalışmalarına ek olarak ‘’Özgürlük Elde Değil, Oğul Balı ve Sevda Yağmuru’’ isimli üç tane şiir kitabı yayınladı . Bunlara ek olarak; ‘’Sonbahargülü , Çançiçeği ve bu yılda da Anadolulu Elifin Romanı da ’’ yayımladı.
    Öteki romanlarda olduğu gibi Anadolulu Elif romanın gelirleri de ‘’Karaman Kültür ve Eğitim Vakfına bağışlanmıştır’’. Yazar, Karaman İnternet Gazetesinde de ‘’Doğanın Gücü ‘’ Köşesinde yazı yazmaya devam etmektedir.
    Halen Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesinde de Emekli Öğretim Üyesi Olarak Görev Yapmaya çalışmaktadır.

    Son olarak da sevgili Asil’in bana telefonla özellikle söylediği birkaç cümleyi onun arzusu üzerine yazacağım
    Mehmetçiğim
    -Yıllar sonra sınıf arkadaşlarımın ve çok sevdiğim hocalarımın nerede olduklarını senin Web sitemden öğrendim. Halen de boş durmadığını Anadolu’nun tarihini, tarihi su yapılarını inceliyorsun. Seni kutluyor yanaklarından öperim.


    Asil Yılmaz’ın duygu dolu cevabı

    Sevgili Mehmet Hocam:
    Selamlarımla ve saygılarımla hakkımda yazdığın ve söylediğin güzel sözler beni mutlu etti. Ancak benim seninle ilgili söylediğim sözlerin bütününü bildirmemişsin, açıkça söylüyorum, seninle lisede samimi bir dost ve arkadaş olamadığım için üzülüyorum. Sen fen bölümü öğrencisiydin ve yatılı öğrenci değildin ben ise edebiyat bölümü öğrencisiydim ve yatılı öğrenciydim ama seni, çalışkanlığından dolayı tanıyordum. Ben o kadar çalışkan değildim. Sen yıllar sonra büyük bir özveriyle ve zamanını da harcayarak arkadaşlarımızla buluşturdun. Bu tarihi görev anlayışınla bizleri birbirimizle karşılaştırdın . Senin ikinci ve en önemli takdir ettiğim özelliğin mesleğiniz dışında hobi olarak seçtiğin Arkeoloji bilim dalında yurt içinde ve yurt dışında sunumlarınla ve yazınlarınla ülkemiz adına çok büyük başarılara imza attın. Senin araştırmacı özelliğinden dolayı ben sayende eski bilinmeyenleri öğrendim, iyi ki varsın. .Sevgi ile kucaklarım .Hoşça Kalın
    Mehmet Asil Yılmaz

    Çok çok teşekkürler
    İnşallah 1957'lileri bir araya toplamaya çalışıyorum.. Senin
    hemşeri Ayhan Tan'a ulaşamıyorum.
    Selamlar saygılar, bu çalışmalarla değerli arkadaşlarımın değerini anlıyorum
    Selamlar

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    19.07.2018
    Sevgili Konya Liseli Sınıf Arkadaşlarım
    Bundan önceki yazımda Ali Akkaya ile ilgili yazımı göndermiştim. Bu yazıda onun duyarlı ve nazik cevabını aynen sizinle paylaşmak istiyorum.

    Kıymetli Kardeşim Mehmet,
    Çok vefalı olduğun kadar çokta mütevazısın. Benim ihmalime karşı ‘’kendini affetmediğini’’ söyleyecek kadar hoşgörülü olmak her yiğidin harcı değil. Senin bu yönünle arkadaşın olarak gurur duydum. Arkadaşlar arasında bağları muhafaza yönündeki olağanüstü gayretlerini çok çok takdir etmişimdir. Sağ ol, var ol, hepimiz sana minnettarız.
    Hele son projen tam da benim arzuladığım ama bir türlü; fazla yük olacağımız düşüncesiyle; sana aksettirmekte tereddüt ettiğim bir husustu. Sana başarman için dua edeceğim.
    Ben Konya Lisesi mezunlarının her birinin bu vatanın yücelmesine katkıda bulunduğu inancındayım. Karınca kararınca kimi canını kimi evladını şehit verenler kadar olmasa da her faninin bu vatana borcunu ödemek için elinden gelen bütün çabayı gösterip yapabileceği fedakarlığın azamisini yapması gerektiği düşüncesinde olan bir yapım var. Bilmem yanılıyor muyum.?
    Ve aynı inancın bütün arkadaşlarda da var olduğu şüphesizdir. Bir 57’liler geldi ama geçip gitmiş olarak bilinmesinler. Yaptıklarını belgeleyelim ki arkadan gelenlere örnek olsun onlar da bir şeyler yapmak vatana faydalı olmak gerektiği düşüncesinde olsunlar.
    Kardeşim Mehmet! Gelecek nesillerde bu düşüncenin yerleşmesinde senin çabanın meyvesinin etkili olacağı inancındayım. Allah’ın sana yardımcı olacağı muhakkak. ‘’hubbül vatan minel iman’’ ( Vatan sevgisi imandandır) ben emrine amadeyim. Elimden geleni yapmaya söz veririm.
    Bu kitap sadece 57’lileri de kapsamasın. Bütün Konya Lisesinden şimdiye kadar mezun olanları da kapsaması maksadın gerçekleşmesinde faydalı olur kanaatindeyim. Ali Yetiş değerli bir arkadaşımız uygun görür isen onu da aramıza almakta fayda görürüm.
    Her seksen yaşına idrak etmiş olanlar gibi benim de bazı sağlık sorunlarım var. İşime devam ve emekli olmamamı ‘’mesleğini bu yaşta sürdüren’’ ifadesiyle taltif eden arkadaşım; çok sağ ol çok çok teşekkür ederim. Allahıma sonsuz hamd ediyorum işimin başındayım; ama yük çocuklarımın üzerinde Allah bana 3 evlat verdi 3’ü de beni desteklediler, kurduğum düzene sahip çıktılar. Müesseseler yaşlarıyla mütenasip olarak ihtisaslaşıyor, kökleşiyor, tanınıyor. Isıtma sektöründen çıktık sayılır. Endüstriyel Buhar ve Enerji Sektörüne hitap eden kazanlar yapıyoruz. www.akkaya.com.tr web sayfamıza girersen orada bu hususta yeterli bilgiyi bulursun.
    Mehmet Kardeşim; zamanını aldım ama çalışmaların, düşüncem doğrultusunda olduğundan sana teşekkür etmeyi borç bildim.
    Çalışmalarının hayırlı verimli olmasını yüce Allah’tan niyaz eder gözlerinden öperim.
    Ali Akkaya
    Akkaya Isı Makinaları ve Doğalgaz
    Yönetim Kurul Başkanı
    AKKAYA ISI MAKİNALARI A.Ş
    1.OSB.Yerli Su Sok. No:2 Selçuklu / KONYA – TURKEY
    Tel: +90 332 248 92 21 / +90 332 248 91 45
    Fax: +90 332 248 77 10

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 03-10-2018

    18.07.2018
    Sevgili Konya Liseli Arkadaşlarım
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda değerli sınıf arkadaşım Makine Yüksek Mühendisi ALİ AKKAYA’DAN söz edeceğim. Ali Akkaya ile aynı zamanda bir 1957-1958 döneminde İTÜ Makine Fakültesinde arkadaşlığımız bulunmaktadır. Ben daha sonra İnşaat Fakültesi’ne yatay geçiş yapmıştım.
    Ali telefonlaşmamız üzerine bana dönerek WEB Sitemdeki Konya Lisesi yılları öğretmenlerimiz ve Konya Liseli eski mezun abilerimiz ve ablalarımız hakkında bütün yazıları okuduğunu, büyük emek verdiğini söylemişti.
    Bunun ardından bana Konya Sanayi Odası 2014 yılı yayını “KONYA SANAYİ TARİHİ” isimli eseri kargo ile gönderdi. Büyük boy 220 sayfa.
    Konya Tarihi için çok değerli bir yayın. Günlerce okudum. Ali Akkaya’nın Sanayi Odası kurucularından olduğunu ilk Sanayi Odası Başkanı olduğunu öğrendim.
    Ben arkadaşlarına çok düşkün olduğumu sanarak pek çok şeyi bildiğimi sanırdım. Meğer bilemediğim neler neler varmış, ben burada kendimi affetmiyorum, ama Ali de geç ses verdi onu kabul etmemiz gerekiyor.

    Sevgili Konya Lisesi arkadaşlarım, sevgili arkadaşım İsmail Hakkı Uğurlu ile bir kitaplaştırma projemiz var diğer arkadaşlarıma da sesleniyorum. Kendiniz hakkında bilmediklerimizi bize yazın

    Şimdi Sevgili arkadaşımız mesleğini bu yaşta sürdüren emekli olmayan Ali Akkaya hakkında bazı kısa bölümleri sizinle paylaşacağım. Daha geniş bilgiler bahsi geçen kitaptadır.
    Bunları sizinle paylaşmak bana mutluluk vermektedir.
    Aşağıda Konya Sanayi Odasının Ali Akkaya hakkında yazısı eklenecektir.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 16-07-2018

    NİKOS KAZANCAKİS’İN (1883-1957) ve ROMANI ZORBA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İnsan zaman olunca kitap da okumalı ve dünya klasiklerinden de haberdar olmalı diye düşünürüm. Bu arada Akyaka’da zamanım oluyor. Yemyeşil bahçemde oturup okumaya çalışıyorum. Son olarak oğlum Prof. Dr. Öztuğ Bildirici’nin seçip kargo ile gönderdiği ve okuduğum Zorba romanından söz edeceğim.
    Önce yazarından başlayalım. Girit’in Heraklion kentinde doğdu. Atina’da hukuk okudu ve Hukuk doktorası yaptı. Kazancakis ilginç bir yazar. En başta ünlü Fransız düşünür Henry Bergson’dan (1859-1941) çok etkilendi. Diğer etkilendiği kişiler BUDHA (M.Ö 563-483),, Homeros (M.Ö 8 yüzyıl), onun Odysseia destanına eklemeler yaptı, Geothe (!749-1832) ve Dante (1265-1321) onu etkileyen diğer ünlü kişiler, incelenirse çok geniş bir zaman diliminde çok geniş coğrafyalarda yaşayan dâhiler. Tabii bir de yaşam kılavuzum dediği ALEXI ZORBA. Ölünce Heraklion'a gömüldü ve mezar taşına “ Hiç bir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm” yazıldı
    Zorba romanını İkinci Dünya Savaşı sırasında yazdı ve uluslararası üne kavuştu.
    Kitabın ilk baskısı 1982, okuduğum bu kitap 26 basımı, çeviren Ahmet Angın. O da Giritli kitabı ana dili olan Yunancadan çevirmiş, 348 sayfa
    Kitapta Girit Adasında Yazar (Patron) ve Zorba bir linyit ocağı işletir. Alexi Zorba aslen Makedonyalıdır. Pek çok olaylara katılmış, pek çok kadınla birlikte olmuştur. Patronun hem işçisi, aşçısı ve hep akıl verenidir. Girit’te birlikte yaşarlar. Ortodoks din adamlarının olumsuz hallerini ortaya dökerler. Zorba onun için bir yol göstericidir.
    Patronunu Kâğıt Faresi olarak niteler, başını kaldır hayatı gör der. Zorba yazmaz, okumuş biri de değildir, kendini anlatmak için gerektiği yerde kalkar oynar oynar, santur çalar, çocukken bir Türk ustadan santur çalmayı öğrenmiştir.
    Ben çok merak etmeme karşı Girit adasını görmedim, çok eski uygarlık tarihi M.Ö 2000’e iner. Romanda Girit’te ki hayat anlatılır. İkinci dünya savaşı sonrası Girit Alman işgalinden kurtarılmıştır. Ama ulaşım katır ve at sırtındadır. Köy yaşamı tarihi çağlardakinin aynı gibidir.
    Kökeni Giritli olan İzmir ve Bodrum’da yaşayan pek çok aile vardır. Benim Akyaka’da bir Zorba’ya benzer bir dostum vardı. Ali Dayı, Ali Günyel, Radyodan Yunanca programları dinlerdi. YARIM CAVUR olarak Akyaka’da bilinirdi. Hiç tahsili yoktu, ama hayat okulunu bitirmişti. Girit hakkında çok şeyler anlatırdı, kendisi İstanköy (Kos) adasında doğmuş, ailesi ile Mübadele de Türkiye’ye gelmişti. Nenesini çok seviyordu, çok dindar bir kadındı, çok Kuran okur açıklardı derdi. Sordum hangi dilde açıklardı. Cevabı Rumca, Müslüman olsun, Hıristiyan olsun Rumca konuşulurdu. Düğünlerde okunan türküler hep Rumcaydı derdi. Dualar da aynı dilden
    Kışları Akyaka’daki evime bakar beni çok severdi. Bir Konya dönüşü beni İzmir’de annesine götürdü, çok yaşlıydı. Türkiye’ye göçeli 50 yıl vardı. Ana oğul benim yanımda şakır şakır Rumca konuştular.
    Girit mutfağı ot ağırlıklı yemek ve mezeleri ile bilinir. Konya’da ki bağ evime Çineli bir misafirim gelmişti, Hanımı Giritli idi. Yapılacak yemeklerde yaprak az gelmişti, biz şaşırmıştık, ne yapacağız diye, Giritli Hanım bahçeye çıktı, bizim ot, yenmez diye bildiğimiz bir takım otları topladı, onların eklenmesi ile nefis bir dolma ortaya çıkmıştı.
    Yazıya Zorba Romanının kapağı konulmuştur.
    (Muğla devrim 16.07.2018 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 16-07-2018

    KONYA LİSESİNDEN SINIF ARKADAŞLARIM I
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sizlere son yazımı 23.06.2018 tarihinde yazmış acı ve tatlı haberler sunmuştum. Bu defa ki yazımda gene bir acı haber vereceğim. Geçen yazımda (23.06.2018) ağır hasta olarak yazdığım YALÇIN KAYAARASI’NI 02.07.Temmuz 2018 de kaybettik.

    YALÇIN KAYAARASI (1940 2018)
    1940 yılında Edirne’de doğdu, Babası Öğretmen Ahmet Kayaarası, annesi yakından tanıdığım Azize Hanımdır.
    Konya Lisesi’nden 1957 yılında mezun olduktan sonra İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim aldı ve Yüksek Mimar oldu.
    Bir süre Bayındırlık Bakanlığı’nda daha sonra İzocam gibi firmalarda ve serbest olarak çalıştı.
    Bir boşanma ile biten evlilik yaptı, bu evlilikten Bora isimli oğlunu genç yaşta trafik kazasında kaybetti. Petek isimli bir kızı var
    Son zamanlarda rahatsızdı ve uzun zamandır kız kardeşi ŞENAY ile yaşıyordu. Topkapı Koç Üniversitesi hastanesinde 02.07.2018 günü hayata gözlerini yumdu, 04.07.2018 günü Karaca Ahmet Mezarlığında toprağa verildi. Sınıf arkadaşlarımızdan İsmail Uğurlu ve Çetin Kılcı cenazesine katıldı.
    Yalçın’a tanrıdan rahmet, ailesine özellikle kardeşi Şenay’a baş sağlığı dilerim.

    BİRAZ DA İÇ AÇICI HABERLER
    Son yazdığım yazı çok ses getirdi bu da beni memnun etti.
    Sema ve Gürsel Karaca aradı, Yalçın benim sıra arkadaşımdı. Nasıl ulaşabilirim diye sordu.
    Cengiz Özkara telefon etti uzun uzun konuştuk, arkadaşlar hakkında bilgilendiriyorsun, Çok çok teşekkürler dedi.
    Saim Sakaoğlu aradı, biz kendisi ile Lise Orta’da birlikteydik. Çok memnun oldu.
    Ali Akkaya, arkadaşlar hakkında bir kitap çıkarsak dedi, memnuniyetini ve ticari faaliyetini devam ettirdiğini söyledi.
    Tayyar Çimen ile konuştuk, Tayyar her hafta Yeni Meram’da yazı yazıyor. Ben de ondan Cevdet Önal’ın telefon numarasını istedim, gönderdi.
    Cevdet Önal’ı telefonla aradım, sağlık sebeplerinden İzmir’de yaşadığını söyledi, 1934 doğumluyum yaşım 84 dedi. Telefonu bir sonraki mail de

    İsmail Uğurlu şu nazik maili gönderdi.

    Mehmetciğim,
    Konya Lisesi ve dönem arkadaşlarımızla ilgili çalışmaların her türlü takdirin üstündedir. Ben ve eminim bütün arkadaşlarımız bu ilgi ve gayretlerinden dolayı sana minnettarız. Aramızdan ayrılan arkadaşlarımıza rahmetler diliyoruz.
    Hayatta olanlarımızda, yaşlarımız icabı sağlık sorunları ile uğraşıyoruz.
    Uzun zamandır konuştuğumuz fakat gerçekleştiremediğimiz Altmışıncı mezuniyet yılı buluşmasını geçte olsa yapmayı arzu ediyoruz.
    Sağlık gerekçesi ile bu toplantı diğer toplantılarımızdan farklı olduğundan, daha dikkatli ve özel bir organizasyona ihtiyaç gösteriyor.
    Bu buluşmayı nasip olursa, birlikte görüşerek organize etmek halen programımızdadır.
    Bu arada senin bizleri bilgilendirme ve bizi birlikte tutma gayretlerinin devamını, bütün arkadaşlarımızı temsilen ben özellikle rica ediyorum.
    Selam ve sevgilerimi sunuyorum.
    İsmail Hakkı Uğurlu

    Burada aktif olarak ticari hayatını sürdüren mangal yürekli cesur ileriyi bizlerden daha iyi okuyan arkadaşıma teşekkür ediyor iyi ki böyle bir sınıf arkadaşım var diyorum. Ve şunları eklemek istiyorum
    1957 yılda Konya Lisesi’nden mezuniyetimizden bu yana birlikteliği sağlamamızda İSMAİL UĞURLU ve ben MEHMET BİLDİRİCİ’NİN çok katkıları olmuş ve olmaya devam etmektedir.
    NEREYE KADAR ???????
    Konya Lisesi mezunları olarak pek çok birlikteliklerimiz oldu, bunların hep içinde ve başında hep İsmail vardı.
    1994 KONYA MERAM TOPLANTISI
    1995 İSTANBUL KUMKAPI TOPLANTISI
    1995 İSTANBUL FLORYA KAŞIBEYAZ DA TOPLANTI
    2005 KARAKÖY OFİSTE
    İSTANBUL SARIYER BÜYÜKDERE VİLLASINDA YAPILAN TOPLANTI
    Bunlar unutulur mu? Ben toplantılarda herkes cebinden ödesin tezini savundum. Ama Patron İsmail Hakkı Uğurlu buna hiç müsaade etmedi. Kendisine 57’liler olarak müteşekkiriz. Düşünüyorum da kendisine bir plâket bile sunamadık.
    Bu ve diğer etkinliklerde ben de boş durmadım. YAZMANDIM, FOTOĞRAFÇIYDIM.
    BU GÜZELLİKLERİ HEP KALEME ALDIM, FOTOĞRAFLADIM,
    Arkadaşım İsmail geçen yıldan bu yana Konya Lisesi’nden.mezuniyetimizin Altmışıncı kutlamak arzu eder. Ben Kasım’da Akyaka’dan İstanbul’a döneceğim, bu konuda bana düşenleri yapmaya hazırım. İNŞALLAH GERÇEKLEŞTİRİRİZ.

    SON OLARAK BİR KONUYA DEĞİNECEĞİM
    Maalesef İNTERNET çağını geç yakaladık, bazılarımız öğrendi, bazılarımız internet özürlü bunu kabul edelim.
    Ben 1994 yılında başladığım Konya Lisesi çalışmalarımı 2009 yılında kurduğum Web siteme yerleştirdim. Buna girmek şöyle
    www.mehmetbildirici.com Türkçe 3. Bölümde
    Konya Lisesi çalışmalarım bol fotoğraflarla yer almaktadır. Bir genç yakınınızla dijital bir fotokopiciye gidip tümünü veya bir kısmını bastırabilirsiniz. Bu bir çay içme zamanını alacaktır. Bu sürede cilt de yaptırabilirsiniz.
    İNANIN ÇOK ŞEY VE KENDİNİZİ BULACAKSINIZ.

    En son olarak İsmail Uğurlu’ya doğduğu köy olan Dülgerler’e kuş uçuşu 15-20 km uzaklıkta bulunan şahane bir Roma Köprüsü (Selavat Köprü) kendisine sunuyorum

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 16-07-2018

    MUĞLA’YA BÜYÜK HİZMETLERİ GEÇMİŞ MUĞLA SENATÖRÜ İLYAS KARAÖZ’Ü (1922-2018) KAYBETTİK.
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlyas Karaöz Ankara ve Muğla ve özellikle Akyaka’da yaşadı, Akyaka’da Kermetur tatil sitesinde evi vardı. 96 yaşında Muğla’da hayatını kaybetti.
    Karaöz 1922 yılında Muğla’nın Yatağan İlçesine bağlı Hisarardı (Turgut) köyünde doğmuş. İlkokulu Turgut Bucağında, Ortaokulu Muğla’da, Liseyi İstanbul’da Haydarpaşa Lisesinde okumuş. İzmir Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulunun Bankacılık ve İç Ticaret bölümünden 1949 yılında mezun olmuş.
    Sivas, Zonguldak, Aydın, Gaziantep bölgelerinde müfettiş olarak çalışmış.
    1958 yılında bakanlıkça Amerika Birleşik Devletlerine gönderilmiş.
    1966 yılı Haziran ayında yapılan kısmı senato seçimlerinde Adalet Partisinden, 1966- 1975 yılları arasında Muğla Senatörü olarak görev yapmıştır..
    1971 yılında Cumhuriyet Senatosu Adalet Partisi Grup Başkan Vekili oldu. Ardından kurulan hükümette Devlet Bakanı ve sonra da Tarım Bakanı oldu. Görev yaptığı dönemlerde Muğla’da bir Yüksek Okulun açılması büyük çabaları oldu.
    İlyas Karaöz’ün , “Muğla Tarihi ve Cumhuriyetin 50. yılında Muğla Milli Eğitiminde Gelişmeler ve Yüksek Öğretim Çalışmaları” isimli 2015 tarihli bir kitabı bulunmaktadır.
    Bu bilgiler internetten ve arkadaşım, dostum Selahattin Şaşmaz’ın Yenigün gazetesinde çıkmış yazısından özetlenmiştir.
    İlyas Karaöz’ün Akyaka Kermetur sitesinde bir dairesi vardı, Akşamları bahçede toplanır orada kimi site sakinleri oyun oynar, kimileri onun etrafını sarar sohbet ederdik. Bu toplantılara diğer bir katılan ise eski Muğla Valisi Yücel Bölgen idi. Güzel sohbetler olur, günlük olaylar, politikalar, tarihi olaylar konuşulur, genellikle anılar tekrarlanırdı
    Bu arada pek çok ikili konuşmalarımız da olmuştur. Benim araştırmacı olarak bazı sorularımdan etkilenmiş gençlik yıllarına ait pek çok şeyi bana anlatmıştır.
    Bunlardan bir tanesini buraya alacağım.
    Turgut (Lagina-Leyne) kasabasında ilkokulu bitirince, Muğla’da Orta Okula yazılmak için gider, nasıl gider, o zaman hiçbir ulaşım imkânları yoktur. 45 km’lik yolu yaya olarak yürür, kayıt yaptıracak Okul Müdürü oğlum bu diplomada senin ismin yazılı değildir der, bir tanıdık bulur iki gün içinde çözer ve ortaokullu olur.
    Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde uzun uzun kanun teklifi verdiğini, bunları takip ettiğini ve Muğla’da ilk yüksekokul olan Muğla İşletmecilik Yüksek Okulu (MİYA) açılışını sağladığını anlatmıştı. Bu toplantılardan güzel fotoğraf kareleri de almıştım. Ama ben Fotoğraf makinemi Rodos gezisi sırasında kaybettim,
    Bir gün Devrim Gazetesi’nde bir haber, İlyas Karaöz toprağa verildi. Cenazesine katılmak isterdim.
    Tanrıdan rahmet, ailesine baş sağlığı dilerim. Işıklar içinde uyusun.
    Yazıma onun bir fotoğrafı eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 14.07.2018 yayınlandı

  10. INTERNET-MB 10-07-2018

    ASTRA ANTİK KENTİ
    Astra antik kenti, Konya İli, Hadim İlçesi, Bolat Beldesi Temaşalık Tepesi mevkiinde yer alır. Hadim'in kuş uçumu 7 km. kuzeybatısında, Bolat Beldesi'nin 5 km. güneybatısındadır. Büyük çapta kaçak kazılara maruz kalması üzerine 1966'da bir bekçi ile koruma altına alınmış, Konya Müzesi Müdürlüğü'ne bağlı bir ören yeri haline getirilmiştir. Ancak 1955'de bekçisi emekli olmuştur.

    Konya-Hadim karayolu üzerinde Hadim'e 17 km. mesafedeki kavşaktan batıya dönen asfalt yolla Bolat Beldesi'ne, oradan 6 km’lik stabilize yolla At Mevkii'ne ulaşılır. Sonra, dik ve engebeli bir keçi yolunda yaklaşık 4 km. yürüyerek Astra'nın yer aldığı Temaşalık Tepesi'ne ulaşılır.

    Astra antik kenti ilk defa 1885'te Amerikalı Sterret tarafından keşfedilmiştir. Sterret sadece yazıtlar üzerinde çalışmış, 7 yazıt bulmuştur. Bu yazıtlardan kentin adının Astra olduğunu tespit etmiştir. Daha sonra bayan Hereward 2 yazıt, 1966'da ise Mitford 16 yeni yazıt bulmuştur. 1992 yılında, birkaç yazıtın okunmasından başka hiçbir bir bilimsel çalışma yapılmayan Astra kentinde Arkeolog Osman Ermişler başkanlığında bir heyet tarafından temizlik ve sondaj çalışmalarına başlanmıştır. Çalışmalar 1993 ve 1994 yılında da devam etmiştir. Kentin planı çıkartılmış, talan edilmiş görünümü kısmen de olsa ortadan kaldırılmış, yapıları tanımlanmıştır; kilise ve auditorium da yapılan kazılar sonucu açığa çıkarılmış; bunların plan ve rölöveleri hazırlanmıştır. Nekropolde iki tipik Isaura karakterli mezar açılmıştır. Kentin kendine özgü bir yönetimi olduğu, Isaura'ya bağlı bir kasaba olduğu yazıtların okunması sonucu kanıtlanmıştır. Açılan seramik fırınından Astra'da Roma Devrinde seramik üretildiği saptanmıştır.

    Astra antik kenti, Toroslar'ın kuzey kesiminde, Isaura bölgesinde yer almaktadır. Isaura eyaletinin diğer önemli kentleri Isaura ve Astanada ile bir üçgen oluşturmakta bu kentler Astra'dan çıplak gözle görülebilmektedir. Bir Isauralı zenginin tapınağa yaptığı bağışla ilgili bir yazıt Isaura ile ilişkisini kanıtlamıştır. Burasının Pisidiae Antiocheiası ile ticari ilişkileri olduğu Roma Döneminden kalma iki Antiocheia sikkesinden anlaşılmıştır.

    Kent, denizden yüksekliği 1760 m. olan Temaşalık Tepesi'nin doğu-batı yönünde uzanan düz zirvesinde yer alır. Zirvenin ortasında doğu-batı yönünde geniş bir alan şeklinde uzanan agoranın iki kenarında önemli yapılar sıralanmıştır. Etrafı harçsız moloz taşlarla örülü, surla çevrili tepenin doğu, güney ve kuzey eteklerinde Roma devrine ait çok sayıda sivil yapılar ve evler kümelenmiştir. Biri doğuda, diğeri batıda olmak üzere iki nekropolü vardır. Nekropollerde çok sayıda kül kutusu, stel ve mezar aslanı görülür. Batı nekropolünün batısında ve güneybatıdaki Kuralan Tepesi'nin doğu yamaçlarında Bolat Köyü'nün yayla evleri vardır. Harçsız, sıvasız, basit yığma moloz taştan yapılmış toprak örtülü, tek odalı bu yayla evleri 80-100 yıl önce yapılmaya başlanmış, evler yıkılmaya yüz tutmuştur.

    Batı nekropolünün yer aldığı Devler Gediği Düzlüğünden başlayan yol, Temaşalık Tepesi'nin güney yamacından surun orta kesimine ulaşır. Meyilli ve dar bir yoldur. Kentin giriş kapısının papuçları yerinde kalmış, üst kemeri ve diğer parçaları yerdedir. Kapıdan agoraya girilir. Agoranın güney kenarında çarşı yapısı uzanır, daha sonra doğuya doğru Zeus Astragos tapınağının kalıntıları görülür. Agoranın batı kısmında kapı karşısında iki Heroon kalıntısı vardır. Agoranın batı bitişinde yüksekçe ve etrafı duvarla çevrili kale yer alır. Kaleye doğudan kemerli bir kapı ile geçilir. Kalenin kuzey kesiminde ikinci bir tapınak kalıntısı görülür. Bunun bir tapınak olduğu, içinde ele geçen yazıttan anlaşılmıştır.

    Agoranın kuzey kenarında, batıda Roma Devrinden kalma bir auditorium yer alır. Dokuz basamaklı, sekiz metre çapında, 2/3 daire planlı auditoriumun doğusuna M.S. 5-6. yüzyılda bir kilise yapılmıştır. Kilise üç nefli bazilika planlıdır. Temizlik sonucu ortaya çıkartılmıştır. Auditorium bu dönemde de kilisenin toplantı yeri olarak kullanılmış olmalıdır. Kentin doğu kapısından doğu nekropolüne geçilir. Doğu Nekropolünün doğu kenarında girişi batıdan etrafı avlu duvarı ile çevrili anıtsal bir mezar vardır. İçinde iki lahit teknesi görülmektedir. Anıtsal mezarın kuzeybatı yanında bir Heroon görülür. Anıtsal mezarın kuzeybatısında açılan seramik fırını, M.S. 2.-3. yüzyılda Roma Devrinde, burada seramik üretildiğini kanıtlamıştır. Sadece ızgara ve yanma odası ele geçmiştir. Fırında bulunan kap baskıları ve baskılı kap parçaları ilginçtir.

Toplam 383 yorum bulundu. 31-40 arası listeniyor.