Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. ÜNAL TÜRKEŞ 30-11-2017

    DEĞERLİ KÖŞE YAZARIMIZ MEHMET BİLDİRİCİ BİR KOL RAHATSIZLIĞI SEBEBİYLE 04.08.2017 GÜNÜ YÜCELEN HASTANESİNE KALDIRILMIŞ VE ANJİYO UYGULANMIŞTIR. dOKTORLAR KENDİSİNE DİNLENME ÖNERMİŞLERDİR.
    (Ünal Türkeş)
    Devrim Gazetesinde yayınlanmıştır)

  2. GALİP BÜYÜKYILDIRIM 30-11-2017

    Değerli dostum Mehmet Bey

    "20. Yüzyılda Su İşleri ve Antalya" adlı kitabım 12 Temmuz 2017'de DSİ Genel Müdürlüğü'nce basıldı ve yayınlandı.

    http://www.dsi.gov.tr/yayinlarimiz/yeni-yayınlanan-kitaplar

    DSİ Genel Müdürlüğü’nden isteyebilirsiniz ya da yukarıdaki bağlantıdan görülüp, indirilebilir.

    Sağlık, esenlik dileklerimle bilgilerinize
    GB

    Telefon edip kutladım, Oionanda hakkında bilgi verdim. Kitabı temin edeceğim
    Mehmet Bildirici

  3. DURMUŞ ALİ ÇALIK 30-11-2017

    Sbide Nekropolisi Kazısı Amacına Ulaştı mı?

    Sbide Nekropolisi kazı çalışmasını KMÜ (Karaman Mehmet Bey Üniversitesi) Arkeoloji Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ercan Aşkın’ın bilimsel danışmanlığında, Arkeolog Bünyamin Akbulut’un sorumluluğunda, 2015 Mart ayında başlatılmış ve 15.06.2015 tarihinde tamamlanmıştı.
    Yapılan bu kazı çalışmaları daha önceden yöre halkı tarafından çeşitli sebeplerle ağızları açılmış kaya mezarları üzerinde oldu. Kaya mezarlarının önleri açıldı, içleri temizlendi.
    1960’lı yıllarda bu kaya mezarlarının ağızları zaten açıktı ve her kaya mezarının üzerinde lahitleri kapatan Roma dönemi taş aslanları görülürdü. Bizler yörede “sin” olarak adlandırdığımız bu mezarların üzerlerine bir ata biner gibi oturur oynardık. Hiç unutmuyorum 12 aslan sayardım. Derken gizli tahribat başladı ve tüm mezar kapağı aslanlar kırıldı, hem aslanların içinde, hem de mezarların içinde altınlar arandı.
    Sbide’yi çevreleyen surlar köylünün ev yaptırmada kullandığı taş malzemeleri oldu. Kent adım adım kazıldı, çıkarılan hazır taşlar önceleri hayvanlarla ve kızaklarla, daha sonra traktörün köy yaşamına girmesiyle traktörlerle köye taşındı. Bu taşlar hazır yapı malzemesi olarak kullanıldı.
    Sbide bilinmiyor yağma devam ediyordu. Derken yaşanılan an değişti, internet hayatımıza girdi. Sbide ile ilgili ilk yayınlarımı “İzvit”,”izvitlim” başlıklı sitelerimde, sonrasında ilk isim hakkı bende olan “ermenekinsesi”, akabinde Ermenek Haber sitesinde ve son olarak da Medya Ermenek Haber sitesinde hem makale, hem haber olarak çoğu defa gündeme taşıdım.
    Ramazan Bahar ile www.izvit.com sitesini açtıktan sonra bu tür yayınlara daha da ağırlık kazandırdık.
    Bu dönemde Yüksek İnşaat Mühendisi Mehmet Bildirici’nin de Tarihi Su yapıları adlı çalışmasında da Sbide ve Antik Su Kanalları hakkında bilgileri de okuyucularımıza sunduk. Kendisi ile bu konuda irtibatlarımız oldu.
    (2011) Ermenek Kültür ve Sıla Festivalinde turizm teması gündemi oluşturdu. Aynı gün protokol üyelerinin Ermenek Ulu Camii civarındaki Ermenek Evleri ziyaretleri sırasında bir evin oturma alanında karadut şerbeti ikram edildiği sırada fırsat bilip Sbide Antik Kentini ve Antik Su Kanallarını anlatım.
    Gerçekten iki milletvekilimiz, vali yardımcısı, rektör, kültür müdürü, Karaman ve Ermenek belediye başkanları, Ermenek Kaymakamı hepsi ilgi dinlediler. Hatta o gün, şimdiki Kalkınma Bakanımız Lütfi Elvan Bey “Böyle bir yer mi var?” deyince var olduğunu anlattım.
    O günkü Karaman Milletvekilimizden bir olan Mevlüt Akgün, su tüneli girişini gördüğünü ifade etmişti. Böyle bir antik kentin varlığından haberdar oldular. Notlar aldılar.
    Aradan dört yıl geçtikten sonra iş-kur çalışanları günlük hayatımıza girmiş ve Karaman Valiliğinde yapılan bir toplantıda Güneyyurt Belediyesine 40 işçi tahsis edilmiş. Güneyyurt Belediye Başkanı Celil Yağız’ın ifade ettiğine göre bu kadar işçiyi nerede değerlendireceğini düşünürken bir kısmı ile bu kazı çalışması fikri aklına geliyor ve durumu vali beye yansıtıyor. Fikir onay görüyor ve kısa bir zamanda kazı çalışması planlanıp böylelikle çalışma başlatılmış olduğu ifade edildi.
    Kazı çalışmaları başladığı dönemde “Sbide Antik Kenti – Yukarı Çağlar” kitabımın da basım çalışmalarını yapılmakta idim. Bu sırada kazı yerine de iki defa ziyarette bulunup bilgiler edindim.
    Kazı çalışmalar sırasında M.S.3. yüzyıla tarihlendirilen mermer lahit gün yüzüne çıkarılmış ancak lahittin üzerinden daha önce kaçak kazı yapılıp önünden delik açılıp içi boşaltılmış olduğu görülmüştür. Bu lahdin ön yüzünde ortada TabulaAnsata (Kitabelik), her iki yanında da bitkisel bezemeli çelenk yer almaktadır. Sbide Antik Kentinde toplamda 26 adet mezar temizlenerek ziyaret edilebilecek duruma getirilmiştir.
    Bu mezarlar içerisinde 18 adet insan iskeleti gün yüzüne çıkarılmış ve iskeletlerin antropolojik incelemelerin yapılması için Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ne gönderildiğini öğrenmiş bulunmaktayım.
    Yapılan kazı çalışmaları Ermenek Kaymakamlığı, Güneyyurt Belediye Başkanlığı ve Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’nün katkıları ile yürütülmüştür.
    Kazı bitiminden sonra yayımlanmış olan “Sbide Antik Kenti – Yukarı Çağlar”kitabımdan Ermenek Kaymakamlığı, Ermenek Belediye Başkanlığı, Güneyyurt Belediye Başkanlığı ve son olarak 31.03.2017 tarihinde de Karaman Valimiz Sayın Süleyman TAPSIZ’a Ermenek Belediye Binası girişinde “Torosların Yukarısı Ermenek” kitabımla birlikte kendilerine takdim ettim.
    Sonuç olarak Sbide Antik Kenti kazı çalışmaları yöre insanımızın tabiri ile sadece ağzı açık “sin”lerin önleri açılmış ve kaya mezarlarının temizliği yapılarak sonlandırılmıştır.
    Sbide Nekropolisi kazısı amacına ulaştığını bir vatandaş olarak söyleyemiyoruz. Roma dönemine ait hiçbir tarihi eser çıkarıldığını duyanımız olmamıştır.
    Aynı kaya mezarlarının hemen çevresinde açılmayı bekleyen hâlâ onlarca lahit ve mezarın olduğu unutulmamalıdır. Bunun için Sbide Antik Kenti kazı çalışmaları yeniden başlatılıp, Ermenek Turizmine kazandırılmalıdır.
    Sbide Nekropolisi bu hali ile çevreden ve gurbetçiler tarafından gezilmeye devam etmektedir. Bu aşamada da eli kalem tutan insanlarımıza görev düştüğü unutulmamalıdır.
    Durmuş Ali Karamandan com

  4. ŞADAN GÖKOVALI 30-11-2017

    Sayın Mehmet Bildirici.
    Yıllar önce, "kimbilir neleri yanlış biliyoruz" demiştim. Myndos-Myus düzeltmen, fikir dürüstlüğünü gösterir. Maalesef, söyleyen değil, söylenen bir toplumuz. Bilgim ve vaktim ölçüsünde, okuduğum yazılara övgü veya eleştiri iletirim. İbrahim, Sadettın, Sakin ve birçok yazıdaşımız bilir. Sen de benimle ilgili görüş bildirebilirsin. "Barika-yı hakikat, müsaademe-i efkardan doğar." TBMM Başkanlık kürsüsü arkasında; "İşlerinizde daima meşveret ediniz" yazılıydı. Sonra "Hakimiyet bila kayd ü şart milletindir", daha sonra "Egemenlik Ulusundur" yazıldı. İstanbul'a merhaba

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 30-11-2017

    TEKRAR IYONYA UYGARLIĞI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinin 23.10.2017 tarihli sayısında İYONYA UYGARLIĞI konusunda yazım çıkmıştı. Burada 10 adedi Anadolu karasında 2 adedi Yunan adalarında olan 12 kentin kendi aralarında bir birlik oluşturduğunu yazmış ve listesini yayınlamıştım.
    Bu listede 9 sırada Myndos’a da (Bodrum) yer verilmiştir.
    Yazılarımı dikkatlice okuyan Sayın ŞADAN GÖKOVALI bunun Myndos değil Myus olduğunu konusunda Menteşe Kültür Evinde ki çay ve kültür sohbetinde beni uyarmıştır. Hocamın hafızasının çok kuvvetli olduğunu hep duymuşumdur. Yazımı dikkatli okuyup bunu görmesi beni hayrete düşürmüştür.
    Burada kendisine teşekkür ederim. Yaptığım araştırma da internetten aldığım bir listenin azizliğine uğramışım. Bende Myndos konusunda şüphelenmiştim ama listeyi aynen koymuştum.
    Tabii bu beni çok mutlu etmiştir. Belirli konularda yıllar içinde çeşitli görüşler oluşur bu tartışma konusu olamaz ama böyle maddi hatalar belirtilmeli ve tartışılmalı ve doğrular ortaya çıkmalıdır.
    12 İyon kenti 9 numarada ki Myndos çıkarılarak aşağıdaki halini almıştır.
    Kuzeyden güneye doğru
    1.. PHOKAIA (Foça –İzmir)
    2. KLOZOMENAIA (Urla-İzmir)
    3. ERYTHRAE (Ilıdır-Çeşme-İzmir)
    4. TEOS (Seferhisar-İzmir)
    5. KOLOPHON (Değirmendere-İzmir)
    6. LEBEDOS (Ürkmez-İzmir)
    7. EPHESOS (Efes- Selçuk İzmir)
    8 PRIENE (Söke-Aydın)
    9 MYUS (Aydın)
    10. MILETOS (Milet- Aydın)
    11. KHIOS (Sakız Adası- Yunanistan)
    12. SAMOS (Sisam Adası-Yunanistan)

    Niyetim bu 12 kenti ve buradan yetişen önemli kişileri sıra ile incelemekti. Bu defa unutulan Myus’tan başlatmak uygun olacaktır.
    Myus kenti Menderes nehri kenarında kurulmuş 12 İyon kenti içinde en fakir olanıdır. Menderes kenarında Avşar köyünün kuzey batısından yarım saatlik bir yolla ulaşılabilir. Bugüne gelen kalıntılar çok önemli değildir.
    Miletos’ta çalışan Alman ekip 1964 yılında burada da kazılar yapmışlar ama önemli kalıntılara rastlanmamıştır.
    12 İyon kenti Myus’un yerleşim yeri iyi seçilememiş sıtmanın etkisi ile gelişememiştir. Buradan çıktığı bilinen önemli bir kişi bilinmemektir.
    Yazıya bugüne gelen kalıntılardan bir resim eklenmiştir. Üzülerek bu kentin kalıntılarını görmek mümkün olmamıştır.


    (Devrim Gazetesi 02.11.2017 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 30-11-2017

    EGE KIYILARINDA KURULMUŞ İYONYA UYGARLIĞI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu’muzda pek çok uygarlıklar gelip geçmiş ve bunlar gerek Batı Uygarlığı ve gerekse Doğu uygarlıklarında önemli izler bırakmıştır.
    Bu uygarlıklar Orta Anadolu’da Hitit Uygarlığı, Doğu Anadolu’da Urartu Uygarlığı, Helen, Roma, Selçuk ve Osmanlı uygarlıkları sayılabilir.
    Batı Anadolu’nun Ege kıyılarında gelişen ve kent devlerinden oluşan bu İyonya Uygarlığı Anadolu ve dünyada yaşanmış bir altın çağdır.
    Coğrafya olarak İzmir’in güneyidir. 12 kentin birliğinden oluşmuştur. Bu 12 kent hangileridir. Bu on iki kentin 10’u Anadolu karasında, 2’si Anadolu karasının bir parçası olan adalardır.
    Kuzeyden güneye doğru
    1.. PHOKAIA (Foça –İzmir)
    2. KLOZOMENAIA (Urla-İzmir)
    3. ERYTHRAE (Ilıdır-Çeşme-İzmir)
    4. TEOS (Seferhisar-İzmir)
    5. KOLOPHON (Değirmendere-İzmir)
    6. LEBEDOS (Ürkmez-İzmir)
    7. EPHESOS (Efes- Selçuk İzmir)
    8 PRIENE (Söke-Aydın)
    9 MYNDOS (Gümüşlük- Bodrum Muğla)
    10. MILETOS (Milet- Aydın)
    11. KHIOS (Sakız Adası- Yunanistan)
    12. SAMOS (Sisam Adası-Yunanistan)

    İyonya Birliği M.Ö 650 yıllarında kurulduğu sanılmakta, Panionaia ve Mykale (Bugün Kuşadası Dilek yarımadası) her yıl festival düzenlerlerdi. İyonya birliğine sonradan katılanlar ise

    13. HALIKARNAS (Bodrum Muğla)
    14. SYMNRA (İzmir)

    Bu kentlerin M.Ö. yaklaşık 1000 yıllarında Yunan ana karasından göç ettikleri kabul edilmektedir.
    Bu 14 kentin 8 adedi İzmir, 2’si Aydın, 2’si Muğla ili, 2’si halen Yunanistan sınırları içindedir.

    Bu kentlerin yerinde Grek yerleşmesinden önce de yaşayanlar vardır. Ancak bunlar hakkında yapılan kazılar sonunda bilgilere ulaşılabilmekteyiz.
    Ancak parlak dönem M.Ö 650 yıllarından Pers (İran) egemenliğine girdikleri M.Ö 545 yılları arasıdır. Bu tarihten Büyük İskender tarafından Pers egemenliğinden kurtarılana kadar çok ilgi çekicidir, bu dönemde de Helen uygarlığı parlaklığını korumuştur.
    Bu kentler içinde en önde geleni Ephesos (Efes) olmuştur. Anadolu’da yaklaşık 400-500 civarında antik kent vardır. Diğer bölgelerde ki büyük kentler hep ikinci Efes’tir. Örnek Niğde Bor’daki Tyana kenti, Silifke Uzuncaburç’taki antik kent halk gözünde hep ikinci Efes’tir. Efes’i yakından tanımak için onu birkaç gün içinde gezmeli çeşitli kitaplar okumalıdır.
    İkinci olarak Miletos (Milet) gelmektedir. Milet Thales’in yaşadığı yer ve dünyada ilk kurulan Milet Felsefe Okulunun kurulduğu kenttir. Thales ve bu okul Batı uygarlığın başlangıcı kabul edilir.
    Milet’in Anadolu ve başka yerlerde pek çok koloni kurmuşlar, buralar ile ticaret yapmışlardır. Sonradan bu koloniler zamanla büyük kentler haline gelmişlerdir. Fevkalade önemli bu konuyu daha da araştırıp ayrı bir yazı konusu yapmayı düşünüyorum.
    Bir diğer önemli kent Phokia (Foça) dır. Persler Ege Bölgesine yönelince kent Meclisi toplanıyor ve durumu tartıyorlar. Ağırlık daha batıya Perslerin gelemeyecekleri bir coğrafyaya gitmeye karar veriyorlar, Fransa’nın Marsilya kıyısına yerleşiyorlar. Avrupa’da en eski kent kabul edilen Marsilya’nın ilk sakinleri Anadolu’dan göç eden Foçalılar oluyor.
    Bu kentlerde bu dönemde çıkan dünya çapında filozof, matematikçi, mimarlardan oluşan bir tutam insan aşağıdadır. Bu liste bu uygarlığın derecesini en iyi anlatmaktadır.


    -HOMEROS (M.Ö. 9 yüzyıl) Symnra-İzmir Şair
    -THALES (620-546) Miletos-Milet Filozof-Matematikçi
    -ANAXIMANDER (610-546) Miletos- Milet Filozof
    -ANAXIMENES (585-528) Miletos-Milet Filozof
    -PYTHAGORAS (570-496) Samos-Sisam Filozof
    -BIAS (570 -?) Priene Filozof
    -EUPALINUS (M.Ö 530 önce) Samos-Sisam Mimar
    -HERACLETIOS (535-475) Ephesus Filozof
    -ANAXAGORAS (510-428) Klozemanii-İzmir Filozof
    -ARTEMISIA (M.Ö 480 önce) Karia Denizci kadın
    -HIPPODAMOS (498-408) Miletos-Milet Şehir Plancı
    -HEREDOTUS (484-425) Halicarnassus –Bodrum Tarihçi
    -ASPASIA (470-400) Miletos-Milet
    -EPICUROS (341-270) Samos-Sisam Filozof
    -ISIDOROS (442-537) Miletos-Milet Mimar
    -ANTHEMIUS (474-534) Tralles-Aydın Mimar

    İzmir, Aydın ve Muğla il sınırları içinde kurulan İyon medeniyeti bir yazı ile anlatmak bir yazı ile anlatmak elbette mümkün değil. Hem zor hem kolayı, kolayı sevmek ve anlamaya çalışmak…
    (devam edecek)

    (Muğla Devrim 23.10.2017 yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 30-11-2017

    KONYA VE TÜRKİYE BÜYÜK BİR ŞAİRİNİ KAYBETTİ. FEYZİ HALICI (1924-2017)
    ARAMIZDAN AYRILDI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Feyzi Halıcı 1924 yılında Konya’da Mevlana Müzesine yakın bir evde doğdu, Orta öğrenimini Konya Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1950 yılında İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümünden mezun oldu. Ama hiç mühendislik yapmadı Konya’da İstanbul caddesinde babası Halıcı Sabri Halıcı’nın dükkânında ticaret yaptı. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Yenigün ve Çınaraltı dergilerinde şiirleri yayınlandı.
    1969 yılında Adalet Partisi’nden Konya Senatörü seçildi.
    Ailesi ile birlikte kurduğu Konya Turizm Derneğinde Mevlana İhtifallerini düzenledi, Âşıklar Bayramlarını gerçekleştirdi, Türkiye’nin her yöresinden halk âşıklarını Konya’da topladı, onların BABASI oldu.
    Muğla Devrim Gazetesi gibi yaşı 50’nin çok üstünde ÇAĞRI aylık edebiyat dergisini ölene kadar çıkardı. Burada her sayısında Mevlana, Ahmet Yesevi, Yunus Emre gibi büyük şair ve Türk büyüklerini hakkında yazılar yazdı. Yayınlanmış pek çok kitabı vardır. Burada bazı anılarıma da yer vermek istiyorum.
    1980’li yıllarda ben de Konya Turizm Derneği üyesi idim.
    Kardeşi Mehdi Halıcı (1927-2008) çok yakın arkadaşımdı, Hukuk Doktoru, bir süre Norveç’te yaşamış hikâye yazarı ve ressam idi. Cemşit Bender ismi ile Kürt tarihi konusunda kitapları bulunmaktadır.
    Feyzi Halıcı daha sonraki yıllarda ÇAĞRI dergisinde benim yazılarıma yer verdi. İstanbul’a yerleştikten sonra daha sık görüşür olduk. İstanbul PERA PALAS’ ta rahmetli Hasan Süzer’in davetlisi olarak GÖNÜL DOSTLARI toplantıları olurdu, onun davetlisi olarak defalarca buraya katıldığımı hatırlıyorum. Türkiye’nin önde gelen şairleri buraya katılır, katılımcılar şiirlerinin sunarlardı. Bu oturumları Ahmet Özdemir sunardı. Sıra ile kürsüye çağrılırdı. İlk katılımda bende çağrıldım, ben şair değil araştırmacıyım, ama antik yazıtlardan birine dayanarak bir şiirim var ama yanımda değil demiştim. O da önümüzdeki toplantıda getirir okursunuz demişti.
    Feyzi Halıcı, İstanbul Ulus semtinde oturuyordu. Bir defasında Çağrı dergisine bir yazı verecektim. Saat 13.30 da eve gel dedi. Öğle yemeğini yemiş eşi Bahar Hanım da alışverişe gitmişti. Evde yalnızdık. Benim bazı sorularım üzerine o kadar coştu ki bütün şiir kitaplarını çıkardı, tek tek yaklaşık iki saat süreyle okudu, can kulağı ile dinledim, ama çok üzgünüm yanımda bir ses alıcısı yoktu. !!!!!
    Feyzi Halıcı da Ünal Türkeş gibi KONYA’NIN HAFIZASIYDI. Konya konusunda telefonla uzun konuşmalarımız olurdu.
    Demokratik Sol Partiden Konya Milletvekili Emrehan Halıcı’nın babası idi. Süper bir bilgisayar, elektronik müzik uzmanı olan Emrehan Halıcı’nın 2000’li yıllarda “HALICI ELEKTRONİK MÜZİK YARIŞMALARINA” babasının davetlisi olarak dinleyici oldum. SABANCI CENTER’de gerçekleşen bu yarışmada yaşı ortalama 20 civarında olan gençlerin bestlerini beğeni ve hayranlıkla izledim.
    Feyzi Halıcı’nın Konya’da toprağa verildiğini öğrendim. KONYA’NIN ŞAİRİ HAFIZASI FEYZİ HALICI2YI KAYBETTİK. Eşi kendisi gibi şair Bahar Gökfiliz Halıcı’ya, oğlu Emrehan Halıcı, onun manevi annesi sayılan RAHŞAN ECEVİT’e baş sağlığı dilerim. IŞIK İÇİNDE UYU BÜYÜK ŞAİR
    Eserlerin, şiirlerin asla unutulmayacak….
    Yazı ekine bir portresi ve İstanbul Caddesi şiiri eklenmiştir.
    İstanbul Caddesi, Fevzi Halıcının çalıştığı ve Konya’nın en işlek caddesidir.


    İSTANBUL CADDESİ
    Bu cadde İstanbul Caddesi,
    Aziziye minaresinde çifte ezan
    Nal sesleri, motor gürültüleri
    Arasında kaybolursunuz bazen.
    Burası dellal pazarıdır
    Eski eşyaların satıldığı
    Cömert oturak âlemlerinin
    Kayıtsızca anlatıldığı...
    Ağzına kadar dolu dükkânlarda
    Duyun ki ne ümitler eridi!
    Oturup seyredin şöyleleyin
    Cadde değil, sinema şeridi!
    Bir para sesidir duyulmasın
    Tekmil kulaklar kirişte.
    Teraziler, vitrinler, hanımlar
    Alışverişte...
    Gün batı tarafından bizim dükkân
    Halı, kilim, çepeçevre yanları.
    Karşımızda çitlem çitlem bir otel
    Duvarında banka ilanları...
    Yolunuz İstanbul caddesine
    Düşmez mi bir zaman, ne dersiniz?
    Pahalılıktan falan konuşur
    Bir acı kahvemizi içersiniz...

    (21.10.2017 Devrim Gazetesi yayınlandı)

  8. SELAHATTİN SAPMAZ 30-11-2017

    Aslen Konya’lı olan Mehmet Bildirici İstanbul Teknik Üniversitesinden İnşaat Yüksek Mühendisi olmuştur. Uzun yıllar kamuda çalışarak emekli olduktan sonra Akyaka’da ev alarak yerleşmiştir. Zaman zaman yerel gazetelerde köşe yazıları yazmakta
    Muğla İli içerisindeki tarihi kalıntılar hakkında bilgiler vermekte.
    Bana gönderdiği bir yazıyı aşağıda veriyorum.
    “Bir kültür kenti olan Muğla’da kimsenin farkında olmadığı Diojen konusunu ele alacağım. Platon Aristoteles gibi dünyaca ünlü filozoflar tarih kayıtlara geçtiği, uygarlığın gelişmesinde eksen olduğu halde bu filozof tarihi kayıtlara geçmemiş, arkeolojik çalışmalar sonucu yaşadığı dönemden yaklaşık 1800 yıl sonra ortaya çıkarılmış. Adeta yüzyıllar sonra yeniden doğmuş denilebilir.
    Muğlalı Diojen Fethiye ilçesine 88 km uzaklıkta Oionanda antik kentinde yaşamıştır. Bu ören yerinin doğu eteğinde “İnce Aliler” mahallesi yer almaktadır.
    Burada önce Oionanda hakkında bilgiler vereceğim;
    Oionanda Helenistik ve özellikle Roma döneminde çok gelişmiş bir Likya kentidir. Bilindiği gibi Muğla’nın da içinde bulunduğu bölge Karia bölgesidir. Akyaka’da kurulmuş Idyma kenti, Karia’nın güney doğu sınırını oluşturmaktadır. Fethiye ilçesi ve daha batısı antik çağda Likya bölgesidir.
    İsminin bugünlere gelmediği göz önüne alınırsa kentin erken tarihlerde terk edildiği anlaşılmaktadır. Kent planı incelendiğinde çeşitli tapınak kalıntıları olduğu halde kilise kalıntısı görülememektedir. Buda kentin çok önceleri terk edildiğini gösterecektir.
    Kente ait bilgiler M.Ö. 2. Yüzyıla kadar inmekte en parlak dönemini Roma döneminde yaşamış. Bu parlak döneminde 10.000 kişinin yaşadığı bilinmektedir. Yakınında ki Likya kentlerinden KBYRA- BALBURA – BUBON ve OIONANDA, kendileri aralarında dörtlü bir birlik oluşturuyorlar. M.Ö. 84 yılında Romalı Komutan Lucius Moreno bu birliğe son vermiş, bölge direk Roma yönetimi altına girmiştir. Kent 1400 kotundadır. Etrafındaki ovadan 300 m yüksektir.
    Kentin Akropolü ( Erentepe) kentin kuzeyindedir. Kent Akropolün yamaçlarında güney batısındadır. Özellikle Roma döneminde, imparatorluğun seçkin ailelerinin bu kentte yaşadığı görülmektedir. Romalı Licinnia Flavia 2. Yüzyılda anıtsal Hereon’u yaptırmıştır. Yamaçlarda bulunan tüm mezarlar Roma dönemine aittir. Oinanda’da bulunan yazıtların tümü eski Yunancadır. Kentin Roma döneminde yaptırılmış taş boruların kullanıldığı çok önemli su yolu vardır.
    Epikürcü Filozof Diojen burada yaşamış, felsefesinin esaslarını kentin duvarlarına kazımıştır. Kısa süre sonra yazıtların bulunduğu duvar ortadan kaldırılmış, kent tamamen karanlığa gömülmüştür.
    Kent 1840 yıllarında İngilizler tarafından keşfedilmiştir. 1847 yılında planı çıkarılmış, 1884 yıllarından itibaren Fransız ve Avusturyalı araştırmacılar çeşitli yazılı taşlar bulmuş, ancak bunun neler olduğu anlaşılamamıştır.
    1968 yılından itibaren İngiliz bilim adamı Martin Smith tarafından ciddi yüzey araştırmaları yapılmış. Burada Epikürcü Filozof Diojen’in Felsefesi kent içinde bir yerde herkesin okuyacağı şekilde duvarlara kazınmış. Epikür Felsefesine bağlı Epikürcü Filozof Diojen dünyaya Martin Smith tarafından dünyaya tanıtılmıştır.
    Martın Smith 1988-1995 yılları arasında İngiltere “Departmant of Classic History” bölümünde çalışmış ve emekli olmuş. Martin Smith çok uzun yıllar evvel Lucretius ve Oionandalı Filozof Diojen için yazılmıştır.
    Martin Smith’e Oionanda’da kazı izni verilmediğinden sadece yüzey araştırmaları ile yetinmek zorunda kalmıştır. Oinanda ve Diojen konusunda pek çok yayını vardır.
    Diojen Oinanda’da duvarlara kazdığı yazıtlar 250 parça olarak 6.000 kelimedir. Bunun 25.000 kelime olduğu sanılmaktadır. Bu olayın boyutunu ortaya koymaktadır.
    Dünya’da bir felsefenin esaslarının yazıldığı anıta dönüştüğü bu yerin Türkiye’de ve Dünya’da eşi benzeri yoktur.
    Filozof Diyojen ve Oıonanda sahip çıkmak Muğla aydınlarına ve özellikle Muğla valiliğine kaldığına inanıyorum.’’
    Konunun Muğla Valiliği, Muğla Üniversitesi ile Muğla Büyük şehir belediyesince değerlendireceğine ve gereğinin yapılacağına inanıyorum.

    Muğla Yenigün Gazetesi 18.Ekim 2017 yayınlanmıştır)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 30-11-2017

    TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR MİMARINI KAYBETTİ, SEZAR AYGEN (1937-2017) ARAMIZDAN AYRILDI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Yurt içinde ve dışında pek çok projenin, Ulusal, Uluslararası Mimarlık yarışmalarında 45 ödülün sahibi olan SEZAR AYGEN, (Sezer değil) üniversite kampüsü ve hastane tasarımı gibi başlı başına uzmanlık gerektiren alanlarda önemli bir birikime sahipti. Türkiye önemli bir mimarını kaybetti.
    Ankara’da Maliye ve Gümrük Bakanlığı, Emlak Kredi Bankası Kızılay Binası, Malatya’da İnönü Üniversitesi Kampüsü, bunlardan bazılarıdır
    Sezar Aygen 1937 yılında Kastamonu’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı. Konya Lisesi 1955 yılı mezunudur. 1963 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden mezun olmuştur.
    1980 yılında “Türk Müşavir Mühendis ve Mimarlar Birliği Derneği’nin kurucu üyeliği ve 1990’lı yıllarda “Serbest Mimarlar Derneği” başkanlığı görevini üstlenmiştir.
    Mimari uygulamacı ve tasarımcı olarak yazar düşünür ve eğitmen özellikleri olan bir kişidir. 1969-1977 yılları arasında Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.
    Sosyal ve ekonomik konulara olan yakın ilgisi ve politik bilinci 1980’lerde Türk siyasetinde aktif görevler üstlenmesinde önemli rol oynamıştır. 1983 yılında Doğru Yol Partisi kurucuları arasında yerini almış 1989 yılında ise Ankara Belediye Başkanlığı seçimlerinde aday olmuştur.
    Halen Amerika’da yaşayan Dr. Sümer Aygen Konya Lisesi’nden sınıf arkadaşımdır. Sezar (Sezer değil) Aygen ile 1957 ve daha sonraki yıllarda Beyazıt’ta ki “Konya Talebe Yurdunda birlikte idik. Mimarlık Fakültesi’nde okurken bazı sosyal derslerimiz birlikte idi, orada da sınıf arkadaşımızdı. Hep güler, etrafa neşe saçardı.
    Uzun zaman sonra Sezar Aygen ile 2014 yılında Ankara İTÜ Evinde açtığım “8000 yıldan bu yana Anadolu’da Tarihi Su Yapıları sergimde görüşmüştük, bu işlerle uğraştığını bilmiyordum, hayran kaldım demişti. Ben de İTÜ Evin şeref listesinde buraya hizmet edenler arasında SEZAR AYGEN’İ gördüğüm için çok mutlu olmuştum.
    Yakından tanıdığım Sezar Aygen sürekli neşeli, esprili ve adeta hayatı gırgıra alan bir kişiliğe sahipti. Onun esprileri yaptıkları biz arkadaşlar arasında sürekli anlatılırdı.
    Bunlardan birini buraya alacağım. Sezar ve gene kendisi gibi çok önemli projeler üretmiş Mimar Behruz Çinici yakın arkadaştırlar. Bir gün stres atmak için Ankara Kızılay ana caddede bulunan ağaçlar üzerinde bulunan sığırcık kuşlarını sapanla vurmak isterler. Hemen polis memuru müdahale eder. Onlarda orada park edilmiş Behruz Çinici’ye ait lüks arabaya binerek oradan uzaklaşırlar. Polis memuru işgüzar biriymiş, arabanın plakasını alır araştırır, arabanın Orta Doğu Teknik Üniversitesinde hoca Behruz Çinici’ye ait olduğunu öğrenir ve hocaya telefon eder, Hocam arabanız çalındı mı? Hoca’da yok öyle bir şey, cevabını veriri. Polis memuru hocam dün akşam Kızılay’da iki berduş !!! sapanla kuş avlıyorlardı, sonra sizin araba ile kaçtılar der !!!!!
    Yakından tanımaktan gurur duyduğum, Türkiye’nin önde gelen mimarlarından biri Sezar Aygen’i kaybettik. Cenazesinin memleketine götürüldüğünü öğrendim. Kardeşi sınıf arkadaşım Sümer Aygen’e ve ailesine baş sağlığı dilerim. Işık içinde uyu sevgili Sezar Aygen. Eserlerin Türkiye’de hep dikili kalacak



    (Muğla Devrim 26.10.2017 yayınlandı)

    Sevgili Mehmet
    Sezar hakkındaki yazın gerçekten nefis! Candan teşekkürler! Bunu hemen bildiğim akraba meslektaş ve dostlarına göndereceğim.
    Eline sağlık der sana da sağlıklı ve başarılı yıllarının devamını dilerim.
    Sümer Aygen -USA

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 30-11-2017

    MUĞLA VE TÜRKİYE’NİN ŞAİRİ İBRAHİM ERGİN İLE BİR GÜN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    13.10.2017 günü Akyaka Yücelen Oteli Konferans Salonunda saat 17.00 de HALİKARNAS BALIKÇISI Cevat Şakir Kabaağaçlı (1890-1973) anıldı. Bu vesileyle İbrahim Ergin’i Akyaka’ya davet ettim, beni kırmadı saat 9.00 da geldi, toplantı saati olan 17.00 ye kadar evimde kendisini ağırladım, yedik içtik ve tabi ki derin bir sohbet, Muğla üzerine tarih üzerine, şiir ve edebiyat üzerine…..
    Saatlerin nasıl geçtiğini anlamadım… DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 1994 yılında basılan kitabımı gösterdim ve internet içinde bir geziyi de unutmadık.
    Oradan saat 17.00 de Yücelen Otele gittik. Giderken bir soluk Akyaka’da Dr. Hasan Erdem’in Moteline uğradık. Hasan Erdem ile şair dostumun 37 yıl önce tanışık olduğu bu geçen zamanda birbirlerinden haberi olmadığı ortaya çıktı, benim sayemde çok eski bir dostluk perçinlendi.
    Anma toplantısı Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenmiş ve güzel şiir okumaları ile bilinen arkadaşımız SADETTİN ÖZBEK tarafından sunulmuştu. Prof Dr. Şadan Gökovalı tarafından organize edilen toplantı da Halikarnas Balıkçısı hakkında Gökovalı’nın bir kitabı dağıtıldı.
    Tabii ki böyle güzel toplantılara her türlü desteği veren Hamdi Yücel Gürsoy’un katkısı ön planda idi, konuşmaları ve bu salonu bize ayırmakla bunu sağlıyordu.
    Ben bu güzel etkinliğe bu kısa yazımda yer veremeyeceğim. Bu ayrı bir yazı konusudur. Toplantıda ben İbrahim Ergin ile birlikte idim. Kendisini ne kadar kişi gelip selamladı, İzmir’den Almanya’dan tanıdık ve uzun zaman görüşemediği kişiler. Bir arkadaşı olarak gıpta ile izledim.
    Bu tanıdık kişilerden biri de uzun zamandır görüşemediği Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı ve edebiyatçı FEYZA HEPÇİLİNGİRLER idi.
    Bu arada İbrahim Ergin’in kısa bir süre önce Foça’da TARIK DURSUN K onuruna düzenlenen öykü yarışmasında üçüncü olmuştu. Bunun için Foça’ya gitmiş orada ağırlanmış ve orada da pek çok tanıdığı kişilerle birlikte olmuştur.
    Yakın zamanda bir kalp rahatsızlığı geçiren arkadaşım dostum İbrahim Ergin’e sağlıklı yaşam daha nice şiirler yazmasını ve kitaplar çıkarmasını dilerim.
    Yazımın sonuna program sunucusu Sadettin Özbek tarafından ezbere okunan GÖKOVA şiirini ve kendisinin kürsüye çıkarak okuduğu KNİDOS AFRODİTİ şiirine yer vereceğim. Şiirlerin altında birlikte ve Feyza Hepçilingirler ile çekilmiş iki fotoğraf eklenmiştir.

    GÖKOVA
    Bu deniz görülmüş değil
    Bir yanı birdenbire dağ
    Bir yanı bin bir bük, ada, koy
    Yeşil ve mavi ışıktan ipliği
    Böyle bir oya örülmüş değil

    Bir ulu fırçada buluşmuş
    Binlerce kuş, renk, koku
    Billahi bir Türkmen kızı dokumuş
    Bir çeyiz kilimi baştanbaşa destan
    Daha dürülmüş değil

    Kim bestelemiş bu sessizliği
    Bu ressam bildiğiniz değil
    Bu sizsiniz, bu ben’im, bu doğa
    Bir mavi gül açmış Ege’de
    Eşi görülmüş değil


    KNİDOS AFRODİTİ
    Kaynağından harıl harıl nur akıtıyor Ay
    Parladım sevdiğim senin gözlerinde
    Sana bakan yıldızlardı bakışım, gülüşüm
    Ben bir avuç tozum
    Savur göklere
    Samanyolları yarat
    Gövdemde set çek ölüme
    Aylar güneşler fırıl fırıl dönsün beyninde
    Sana göksel müzikler dinleteyim

    Ben Afrodit’im
    Birlikte yaratılanlar sevecekler
    Bu benim yasam
    Sevgiyi yüreklere bölüştürdüm

    Ben Astarte’yim
    İşkenceyi hiç eden umut
    İnsan
    Ben hayat değil miyim, umut değil miyim?
    Öteyi gösteren değil miyim?

    Ben Afrodit’im
    Enginin özü, sütün kaymağı,
    Yaratılışın son ürünü
    Ben yüksek dağların üstünde ki köpüğüm
    Bazen bana Havva derler
    Bazen Meryem
    Ben Horus’u doğuran İsis değil miyim?

    Ben hayat
    Ben aşkım
    Bazen öz kardeşlerin bölüştüğü

    Işıkla sevgiyle güzellikle sunduğum
    Beni paranın dışında yarattı Praksiteles
    Açık dudaklarından kokular soluyan çiçeklerle
    Yağmurda, renkte, türküde
    İnsanı çağıran ben’im

    Ben’im büyülü yamaçlarda gülümseyen Melitta
    Ay ışığı kirpiklerimin arasından gönlüme akıyor
    Işıktan bir kan dolaşıyor gövdemde
    Her gözden bakan ben’im
    Ben’im her gözden bakan
    Ben Hayat
    Işık sustu
    Şimdi eskindir fısıldayan

    (Muğla Devrim 18.10.2017 yayınlandı

Toplam 210 yorum bulundu. 31-40 arası listeniyor.