Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    İZMİR- URLA YAKINLARINDA KLAZOMENAI KENTİNDEN ÇIKAN FİLOZOF
    ANAXAGORAS ( M.Ö. 500-428)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anadolu ve dünya tarihinin ilk filozoflarından biridir. İzmir-Urla arasında Klazomenai antik kentinde doğmuştur. Bu kent 12 Ion kentinden biridir. 1980’li yıllarda iki defa Urla’da Yol Su Elektrik (YSE) kampına gitmiştik. O sıralar kentin bu güne gelen kalıntılarını görmüştüm. Çok fazla bir şey yoktu. Geniş kazılar yapılması gerekiyor.
    Ancak yaklaşık M.Ö 500 yıllarında yapılmış ZEYTİNYAĞI İŞLİĞİ çok dikkat çekiciydi. Zeytinyağının bu bölgede bu kadar eski olmasına karşı Orta Anadolu bölgesine gelişi yaklaşık 100-150 yıl idi.
    Anaxagoras M.Ö 500 yılında Klazomenai kentinde doğuyor. Varlıklı bir ailenin çocuğu ilköğrenimini kentinde yapıyor, 1461 yılında 39 yaşında Atina’ya gidiyor, büyük filozoflar Sokrates (M.Ö 469-399) ve Platon (Eflatun) (M.Ö 427-347) daha sahnede değildir, bazı görüşlere göre felsefeyi Atina’ya getiren kişidir. Yönetici Perikles (M.Ö 494-429) ile çok iyi dostluk kurar, ama dine karşı gelmekle suçlanır. Zira o zamanlar Ay ve Güneş tanrı ve tanrıça sayılır.
    Bir örnek vermek gerekirse Bafa gölü yakınındaki Herakleia kentinde Ay Tanrıçası SELENE çoban Edymion’a aşık olur ve her hece onun mağarasına gelir……
    Anaxagoras Ay için bir kaya parçası ve Güneş için Bir Ateş Topudur der. Soruşturmalara uğrar ve tekrar Anadolu toprağına Çanakkale civarında Lamsakos’a (Lapseki) kaçar kalan ömrünü orada geçirir. Lamsakos Agorasına bir heykelinin dikildiği söylenir.
    Servetini bilim uğruna harcadığı söylenir.
    1468 tarihinde yeryüzüne düşen bir göktaşını inceler kızgın bir taş parçası olarak değerlendirir.
    Varlığın temel köklerini tohum olarak adlandırmıştır. Ona göre doğada nitelik bakımımdan ne kadar çeşit varsa o kadar da tohum vardır. Duyularımızla algıladığımız nesnelerde tüm tohumların bulunduğunu ve bu nesnelerin kendilerinde ağır basan tohumun karakterini aldığı, onun adıyla anıldığını söyler. Kendi kendine hareket eden tohumlardan ayrı bir hareket ettirici neden bulunması gerektiği düşünmüştür. Bu nedenle de NOUS (intellect or mind -Türkçe ruh, akıl) olduğunu ileri sürmüştür. Nous tohumların birbiri ile karışması ve birbirinden ayrılmasına neden olan hareket ettirici kuvvettir.
    Anaxagoras hiçten hiçbir şeyin meydana gelmeyeceğini ve hiçbir şeyin hiçliğe gitmeyeceğini düşünür. Dolayısıyla mutlak anlamda bir oluş ve yok oluş yoktur.
    Bu kısa incelemede çok zorlandığımı söyleyebilirim. Ama Türkiye’de çok az bilinen Anaxagoras’ın felsefe tarihinde çok önemli bir yeri ve görüşleri olan bir kişi olduğunu görmüş bulunuyorum. Ancak yazdıklarından çok az parçalar bugüne gelebilmiştir.
    Ben burada sadece yaşam öyküsünü vermeye çalıştım.
    Anaxagoras çok daha fazla incelenmesi gerektiğine inanıyorum.
    (Muğla Devrim 28.01.2019 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    GENE ANADOLU’DAN ÇIKAN BİR DEV ADAM DIOGENES LAERTIUS (180-240) YA DA ALANYALI DİYOJEN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Alanya’nın yaklaşık 25 km kuzeyinde bir antik kent olan LAERTE isimli küçük bir yerde doğmuştur. İsmine doğduğu kentin ismi eklenmiştir.
    Anadolu bilindiği gibi ilk çağda Batı uygarlığını kuran kişilerin bir su kaynağından fışkırır gibi insanların kaynadığı bir yerdir.
    Grekçe Diogenes ismi Türk halkı tarafından DİYOJEN olarak söylenir. Anadolu’dan çıkan başka Diyojen’ler de vardır. Sinoplu Diyojen(M.Ö 404-323), Muğla Antalya sınırında Oionanda’lı Diyojen (II. yüzyıl), üçüncüsü Laerte’li diğer bir deyişle Alanyalı Diyojen’dir.
    Önce yazarın doğum yeri olan Laerte hakkında kısa bilgiler şöyledir.
    Toros dağları üzerinde, Alanya Dim vadisi ağzında yükselen Cebel-i Reis dağının güney eteklerinde, deniz seviyesinden 850 m yükseklikte savunmaya uygun bir coğrafyada kurulmuştur. Alanya’dan yaklaşık 25 kilometre uzaklıktadır. En yakın köy Gözüküçüklü’dür. Antik çağda dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin sınırları içerisinde kalmaktadır. Strabon, Laertes’ten bahsederken kenti, limanı olan ve göğüs biçiminde bir tepe üzerinde kurulmuştur, diye tanımlar. Kentin günümüze kadar gelen önemli kalıntıları; Agora, hamam, sarnıçlar, tiyatro, evler ile İmparator Claudius’a, Apollon’a ve Zeus Megistos’a ait tapınaklardır. Kalıntılar Roma dönemine aittir.
    (Kaynakça: "Laertes", Dünden Bugüne Antalya [II. Cilt], Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, 2012, Antalya, s. 215-216.)
    Kilikyalı olan Diyojen 10 ciltlik “Filozofların Hayatı” isimli eseri yazmıştır. Roma İmparatorları Septimus Severus ve Carakalla dönemlerinde yaşadığı kabul edilmektedir. Oionanda’li Epikürcü Filozof diğer Diyojen gibi Alanyalı Diyojen’in Epikürcür’cü olduğu sanılmaktadır. Epicuros (M.Ö. 341-270)
    Yazdığı eser felsefe tarihi yönünden fevkalade önemlidir. Zira kendisinden önce yaşamış filozofların eserleri çoğu zaman yoktur. Bazıları ise kaybolmuştur. Bunlar hakkında bilgiler bu Diyojen’in eserlerinden gelmektedir.
    Şu da bilinmelidir. Anadolu’dan çıkan diğer yazarlar gibi Roma döneminde yaşamasına karşı yazı dili Grekçe’dir.
    Tarihteki filozofları iki grupta toplar.
    İonya Okulu (Ionic School)
    İtalya Okulu
    İonyalı filozofları Anaxmander (M.Ö 610-546), Pisagor’dan (Pythagoras) (M.Ö. 570-496) anlatmaya başlar. Sokrates sonrası İonyalı filozofları çeşitli gruplara ayırır.
    Çok önemli olan husus şudur. Kitabının ilk 7 bölümü, İonya okuluna, 3 bölümü diğer İtalya okuluna aittir.
    Burada dikkat edilmesi gereken çok çok önemli nokta şudur. M.Ö yaklaşık 1000 yıllarında Yunan ana karasından Ege kıyılarına ve Rodos adasından Akdeniz kıyılarına göçler olmuştur. Ege kıyılarına gelenler İzmir’in kuzeyinde Aoller, İzmir’in güneyine İonlar, daha güneye Dorlar yerleşmiştir.
    Ama bunlar içinde İonlar Anadolu’da, diğer Grekler arasında, Batı uygarlığı ve Dünya’da en öne gelen uygarlıktır. İonlar 12 kent devletinden oluşan bir birlik kurmuşlardı. Birlik içinde kendi içlerinde kentler bağımsızdı. Bu 12 içinde de en önde olan Efes (Ephesus) ve Milet (Miletos) idi.
    Yazıya yazarın bir resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 30.01.2019 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    ANADOLU’DAN ÇIKAN ÇOK ÖNEMLİ BİR COĞRAFYACI PASUNIAS (115?-180)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da Anadolu’dan çıkan çok önemli bir yazar, tarihçi ve coğrafyacısını konu edeceğim.
    Yazdığı 10 ciltlik bir kitap “Periegesis tes Hellados” “Description of Greece” Türkçe olarak söylemek gerekirse eski Yunanistan’ı anlatıyor.
    Bu kitabı yazmak için Yunanistan, Roma, İtalya ve doğu ülkelerini gezmiştir. Kitap eski dünyayı anlatan eskiden yazılmış çok önemli bir kaynaktır.
    Pasunias eserinde gezdiği yerlerin sadece coğrafyası değil, tarihi, anıtları, gündelik hayat, tapınma gelenekleri, folklor, arkeoloji hakkında, diğer bir deyişle her şey hakkında bilgiler sunmaktadır.
    Kaynaklarda Pasunias’ın doğum yeri Lidya olarak geçmektedir. Bu konuya bir açıklık getirmek gerekir. Lidya devleti onun yaşadığı dönemden yaklaşık 600-700 yıl önce Persler tarafından ortadan kaldırılmıştır. Bu yönden Lidyalılarla hiçbir ilgisi yoktur. O yıllarda Anadolu Roma tarafından yönetilmektedir.
    Pasunias Magnesia ad Siplyum’ da doğmuştur. Burası ise bugün Manisa ilidir. Doğum tarihi tam bilinememektedir. Doğum yeri Manisa’dır.
    Magnesia ad Sipylum Manisa ilinde bir antik kenttir. Spill dağı eteklerindedir. M.S 17 de meydana gelen deprem sonu büyük zarar görmüş. Mitolojide Tantalos ve Niobe efsanesi burada gerçekleşmiş ve AĞLAYAN KAYA olarak bilinir
    Pasunias’ın Magnesia ad Sipylum’da üst sınıfa hitap eden çok iyi bir eğitim aldığı kabul edilmektedir. Kitabını 143 yılında yazmaya başladığı sanılmakta ve en son 176 yılına kadar ki olaylar anlatılmaktadır.
    Pasunias Roma İmparatoru Hadrianus zamanında (117-138) yaşamış, Roma döneminde Anadolu’da doğmasına rağmen bütün diğer yazarlar gibi yazı dili Grekçe’dir. Anadolu’da doğan Roma döneminde yaşayan tüm yazarlar arasında Latince yazan kişi yoktur. Zira İmparator Hadrianus bile bizzat Grekçe’ye çok tutkun bir yöneticidir.
    Burada Pasunias’ı ünlü kitabının bir sayfası ile kendi resmi eklenmiştir.
    Kitabında anlattığı başlıca yerler şöyledir;
    Akdeniz- Mediterranean
    Anadolu- Asia Minör
    Suriye- Syria
    Filistin- Palestine
    Mısır-Egypt
    İtalya- Italy
    Gerçekten Anadolu bir açık hava Müzesi ve üstü toz kaplamış bir kitaplık gibidir. Bizlere bunları gün ışığına çıkarmak düşüyor diyorum.

    (Muğla Devrim 24.01.2019 yayınlandı)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    MUĞLA ÇOCUĞU, TÜRKİYE’NİN EN ÖNDE GELEN İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSLERİNDEN ALİ TERZİBAŞOĞLU (MUĞLA 1923)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Genellikle Karia bölgesinde anti çağda yetişmiş pek çok yazar bilim adamı sanatçının hayat hikâyesini araştırıp sizlere sunmaktayım. Bu defa da Muğlalı bir inşaat Yüksek Mühendisi bir büyüğümüzü konu edeceğim Ali Terzibaşoğlu. Muğlalılar onunla ne kadar övünse yeridir. Zira kendisi İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun olan Feyzi Akkaya, Süleyman Demirel gibi en önde gelen meslek önderleri arasında gelmektedir.
    Birkaç yıl önce Muğla İnşaat Mühendisleri Odasından telefon numarasını aldım ve Datça’da kendisi ile telefonda görüştük. Kendisinden mesleki anıları hakkında yazı yazmak istediğimi ve mümkünse Muğla’da konuşabilmeyi arzu ettim. Ama mümkün olmadı.
    Bu defa araştırmalarım sırasında hayat hikâyesine İTÜ’nün 223 ve 233 Kuruluş yılı kitaplarında rastladım. Onu burada özetleyeceğim.
    Terzibaşoğlu 1923 yılında Muğla’da doğdu. Ailesi Muğla’da tanınan bir ailedir. Terzibaşoğlu yükseköğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinde sürdürdü ve 1946 yılında buradan mezun oldu.
    Mezuniyetinden sonra 5 yıl İTÜ’de asistanlık ve aralarında DSİ olan çeşitli kurumlarda görev yaptı.
    1957 yılında arasında serbest mühendis olarak Terzibaşoğlu Mühendislik Bürosunu kurdu ve büro 1970 yılında “TMB Terzibaşoğlu Müşavir Mühendislik Limited Şirketine” dönüştü ve Türkiye’deki önde gelen Mühendislik yapılarının proje yapımı, sorumlu kontrolluk hizmetleri konusunda çalışmalarını sürdürdü.
    Bu yapılar barajlar, yüksek televizyon direkleri, yüksek binalar, Metro tesislerine ait geçişler, Boğazici tüp geçitler gibi yapılar sayılabilir.
    1989 yılında İTÜ Senatosu tarafından Fahri doktorluk unvanı ile 1991 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi Parlar Vakfı tarafından hizmet verilerek ödüllendirilmiştir.
    Şubat 2006 da İnşaat Mühendisliği Odası (İMO) tarafından Onursal Yetkin Mühendis unvanı verilmiştir.
    Terzibaşoğlu evli 2 çocuk dört torun sahibidir.
    Benim anılarım ise şöyle, 1968’li yıllarda Konya Belediyesine ait Göksu Hidroelektrik Santralı su alım tesislerinde kum taneleri iyi süzülememekte ve Santrala giden ince çökelti, türbinlere zarar vermektedir. Probleme ani ve kalıcı bir çözüm gerekmektedir.
    Olaylar 3 büyük adamı bir araya getirdi. İşletme Müdürü Sırrı Sandıkçı (1924 -2015) İTÜ Elektrik Mühendisi, Kazım Çeçen (1919-1997) İTÜ Hidrolik Hocası ve Müşavir Ali Terzibaşoğlu.(1923)
    Göksu Hidroelektrik Santralı’nın İTÜ Hidrolik Laboratuarında 1:25 ölçekli küçültülmüş modeli yapıldı, hidrolojik çeşitli akımlar verildi, denendi. 1967 yılında İstanbul’da bir hafta süren incelemede ben de bulundum. Mesleki olarak en ilginç anım olarak unutmam mümkün değil. Dinamik su kuvvetlerine maruz betonarme projede Ali Terzibaşoğlu tarafından hazırlandı.
    Ali Terzibaşoğlu bugün 96 yaşında emeklilik yaşamını sürdürmektedir. Kendisine sağlıklı yaşam diliyor. Muğla ve Türkiye böyle başarılı bol eser veren bir mühendise sahip olduğundan dolayı ne kadar övünse azdır diyorum.
    Üstadın bir resmi eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 25.01.2019 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    SEVGİLİ SINIF ARKADAŞIM AHMET HABİP SANDIKÇI (1938-2018) HAKKINDA
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Çıkan 2018 yılının son günü Konya Lisesi’nden ve İTÜ İnşaat Fakültesi’nden değerli arkadaşım Ahmet Habip Sandıkçı’yı sonsuzluğa uğurladık. Habip doğum yeri olan Karaman’da toprağa verildi.
    Ben kızı ile görüşerek arkadaşım İsmail Uğurlu’nun verdiği bilgileri maili olan arkadaşlara bildirmiştim.
    Habip Sandıkçı çok yakın arkadaşımdı. Konya Lisesi son sınıfta bizim Mümessilimizdi, yoklamaları yapar idareye verirdi.
    Daha sonra İTÜ sınavlarını kazanarak İTÜ ye girdik. O Elektrik Fakültesini ben Makine Fakültesini kazanabilmiştik. İkinci yıl yani 1958 yılında ikinci defa sınavlara girdik ve İnşaat Fakültesinde 4 yıl birlikte olduk.
    Esas birlikteliğimiz Aksaray’da “Konya Talebe Yurdunda” birlikte kalmamızdı. Yurdumuz halen yerinde durur, ara ara gider görürüm. Güzel günlerimiz orada geçti. Akşamları beraber ders çalışır. Bazı akşamlar da masa kurar eğlenirdik.
    Habip çok okuyan bir kişiydi. Büyük Rus romancıları Dostoyevski ve Tolsoy’un kitaplarını ilk defa onun elinde gördüm. Sonra bende okudum.
    Ben arşiv tutan biriyim. Geçen eski defterleri karıştırırken Habip Sandıkçı’ın İTÜ’den mezuniyetimizin 30 yılında 1993 yılında İstanbul Moda’dan bana Konya’ya gönderdiği duygu yüklü bir mektubu ve şiiri elime geçti, onu paylaşmak istiyorum.

    Sevgili Kardeşim Mehmet İstanbul Moda 18.Ocak 1993
    Gönderdiğin yeni yıl kartını aldım. Ben de senin şahsında tüm Bildirici ailesinin yeni yılını kutluyorum.
    Kartı alınca Konya’dan 1963 de askerlik için Hâkimiyeti Milliye İlkokulunun ilerisindeki eski otogardan birlikte otobüse binişimiz ve İzmir’e gidişimizi hatırlarım.
    Biz seninle ne iyi arkadaş idik, Temel Mühendislik, Statik ve Yüksek Matematik de yan yana ne güzel ders çalışırdık. Problemleri matematik olarak kavrayışın ve onları çok sade bir dille anlatışın hiçbir zaman hafızamdan silinmedi.
    Selçuk Üniversitesi’nde kalmalı idin. Seni kaçırmakla Konya’mızın o üniversitesine yazık olmuştur. Bunu en samimi gözlemlerimle söylüyorum.
    Zaman ne çabuk geçiyor, mezuniyetimizden bu yana otuz yıl geçti. Otuzuncu yıl albümünü ve benim burada yayınlanan AĞIT şiirimi beğendin mi?
    Seçkin şahsında Bildirici ailesini selamlar, sizleri Tanrı’ya emanet ederim.

    AĞIT
    Siz ey kurmayları yapı dünyasının
    Gün gelirde yavru kuşlar uçarmış yuvalarında
    Tam otuz yıl var uçup gittiniz
    Mühendishane-i Berri Hümayundan
    Taşkışla’dan
    Taşkışla şimdi hazindir, kimsesizdir
    Terkedilmiştir, sessizdir
    Dün dolaştım koridorlarında
    Geniş loş merdivenlerden çıktım
    Yüksek tavanlarına sinmiş sesleri dinledim
    Bize yarı tanrılığın anahtarlarını veren
    Aziz hocalarımızın her birini düşündüm
    Onlar ki bir sur üfler gibi, sizlere on bin yıllık
    Yapı birikimlerini insanoğlunun

    HABİP SANDIKÇI
    Caferoğlu Mahallesi, Vital Çıkmazı 200
    Moda İstanbul

    Değerli arkadaşım Karaman’da Işıklar içinde uyu, düşün adamısın bol bol da düşün.


    (Konya Lisesi Arkadaşlarıma bir kısım İTÜ 62 arkadaşlarına 24.01.2019 gönderildi)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    GEOMETRİ’NİN BABASI EUCLİD (M.Ö. 330-275) VE ÜNLÜ ESERİ ELEMENTLER
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda da gene Mısır İskenderiye kentinde yaşamış Geometri’nin babası (kurucusu) bir bilginden söz edeceğim. Bilindiği gibi Geometri yer ölçümü anlamına Grekçe bir kelimedir.
    Euclid nerede doğduğu tam bilinmez ve hayatı hakkında bilgiler çok sınırlıdır. Bazı kaynaklar Lübnan’da bir yerde doğduğunu belirtirler. Genç yaşta Atina’ya gider, orada Eflatun’un (Plato) Akademisinde eğitim görür. Ardından Büyük İskender’den sonra Mısır’ı yöneten ve orada kral olan PTOLEMY I onu Mısır’a çağırır.
    Bilindiği gibi İskenderiye Alexandriya) kentinin kuruluşu Büyük İskender tarafından emredilmiştir. Bu yönden M.Ö. 300’lü yıllar İskenderiye kentinin kuruluşunun devam ettiği yıllardır. Burada kurulan PTOLEMY krallığının da merkezi burasıdır. Nil nehrinin Akdeniz’e döküldüğü yerde kurulmuştur.
    İskenderiye kentine yerleşen ve geometrinin kuruluşunu gerçekleştiren Euclid burada 13 ciltlik “ELEMENTLER” Grekçe STOICHEON isimli eserini yazar. İçinde geometri konusu geniş şekilde incelenir. Bu kısa yazıda bunun içeriği anlatmak mümkün değildir. Ama doğrular, üçgenler daireler, koniler her şey içinde vardır.
    Elementler 2000 yıl boyunca geometrinin tek kitabı olacaktır.
    Euclid Atina’da Platon Akademisinde okumasına karşı Anadolu insanı, Thales (Milet), Psagor (Ptegoras) Samos Adası ve Eudoxus (Cnidos) isimli matematikçilerin üzerinde çok etkisi olmuştur.
    Elementlerin Grekçe aslı önce Arapça’ya oradan Latince’ye, 1570 yıllarında ise İngilizceye çevrilmiştir.
    Kendisini İskenderiye’ye çağıran Kral Ptolemy I de Elementleri okumaya çalışmış, bunun biraz kolayı yok mudur diye sormuştur. Cevabı ilginçtir. Krallar için ayrı geometri yazılamaz.
    Euclid Astronomi, Optik hatta müzik konularında da çalışmalar yapmıştır.
    Aşağıdaki şekilde, Euclid tarafından açıklanan Ptegoras (Pisagor) dik üçgenin değişik bir versiyonu görülmektedir.
    Şekilde A noktasından hipotenüse (dik açılı kenarları bileştiren) bir dik çizilerse alttaki dikdörtgen ikiye ayrılı ve ilginç yeni bağıntılar ortaya çıkmaktadır.
    Euclid’in 2300 yıl önce bu derece detaylı bilgiler bilmesi insanı hayrete düşürmektedir.
    Buradan şu sonuçları da çıkarabiliriz. Dünyadaki ilk tam matematikle uğraşan kişinin Pisagor olduğu ve Arapların Avrupa’dan önce Eski Yunan medeniyetini tanımış olmalarıdır, ama dini taassuptan dolayı bunu ileri götürememişlerdir.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    COĞRAFYA VE BİLİM ADAMI ERATOSTHENES (M.Ö. 276-194) VE DÜNYA ÇEVRESİNİN HESABI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Eratosthenes zamanında dünyanın en büyük kütüphanesinin yer aldığı Mısır’da İskenderiye (Alexandria) kendinde yaşadı ve bu ünlü kütüphanenin Müdürüydü.
    Eratosthenes bugünkü Libya’da bulunan Kirene kentinde doğdu, küçük yaşta Atina’ya gitti ve orada eğitim aldı. Anadolu toprağı Milet’te doğan ve burada yaşayan Anaximander (M.Ö. 610-546) gibi dünyanın ilk coğrafyacılarındandır. Her ikisi de Grek olup Grekçe konuşan ve yazan kişilerdir. Aynı kültürün adamlarıdır. Yaşadıkları coğrafya farklıdır.
    Eratosthenes coğrafya yanında felsefe tarih ve matematikle ilgilenmiş ve bugün kayıp olan “Coğrafya Anılar” isimli bir kitabı vardır. Bu kitap üç bölümden oluşur.
    1. Yunan Tarihi
    2. Yer Ölçümü
    3. Harita Yapımı
    Matematikte de önemli buluşları vardır. Bunlardan bir örnek vermek istiyorum.
    Eratosthenes Kalburu: Bununla asal sayılar (bölünmez) kolayca bulunur.
    Örnek olarak 1den 100 kadar sayıları tablo olarak yazalım bunlar arasından 10’a kadar asal sayılar olan 2, 3, 5, 7 ile diğerlerini bölüp atalım, bölünmeyen kalanlar asal sayılardır.
    11, 13,17, 19
    23, 29
    31, 37 kolayca bulunur, bunu kolayca sizde deneyebilirsiniz.
    Eratosthenes’in esas önemli buluşları Coğrafya alanındadır. BOYLAM (dünyamızı boyuna kesen-meridiyen) ile ENLEM kavramını bulan kişidir. Ekvatordan geçen enlemlerin başlangıcıdır. Boylamlar 360 olarak belirlenmiş daha sonraları Londra Greenwich’ten geçen boylam 0 kabul edilmiştir. Boylamlar saat farklarını gösterir, Londra’da saat 01.00 iken Türkiye’den geçen saat ölçümüne esas kabul edilen boylama göre saat 04.00 olur. Dünya o kadar küçüldü ki CHINA 24 Televizyonunu izlerim dünyanın her tarafına yayın yapılıyor. Zamanı GMT ile veriyor yani Londra saatini veriyor. GTM (Greenwich Mean Time)

    Eratosthenes dünyanın çapını ölçen ilk insandır. Kısaca bunu açıklamaya çalışacağım.
    İskenderiye’de kütüphane Müdürü iken bir kitapta Siyene (bu gün Assuan) 21 Haziranda Güneş ışıklarının dik geldiğini diğer bir deyişle derin bir kuyunun dibine kadar indiğini okur. Aynı gün güneş ışınları İskenderiye’de farklı derecede yeryüzüne değmektedir. Aşağıda ekli krokiye göre İskenderiye’de 7.12 derecelik bir açı yaptığını ölçer. Bu kroki oğlum Prof. Dr. Öztuğ Bildirici’nin 2018 yılında yayınladığı Kartoğrafya isimli kitabından alınmıştır. Gurur duyduğum bilim adamı oğlumdan bundan böyle de daha yayınlar beklediğimi ifade etmek isterim.
    Eratosthenes Syene ve İskenderiye kentlerinin aynı boylam üzerinde olduğunu görür. Syene-İskenderiye arasındaki yay parçası arasındaki uzaklığın boyuna ölçülen çapın 50 katı olacaktır. Zira 7,12 derece 360 derecenin 1/50’sidir.
    Şimdi iş bu iki nokta arasında ki uzaklığın tespitine gelmektedir. Bu uzaklık yaklaşık 840 km dir. Bu nasıl ölçülecek. Burada çeşitli anlatımlar vardır.
    Bir söylentiye göre bu uzaklığı hızlı giden kervanları inceleyerek hesaplamış, bir diğer söylentiye göre o zamanlar uzaklıklar adımlanarak ölçülürmüş, örnek olarak sel bastı tarla sınırları kayboldu, selden sonra adımlanır eski sınırlar bulunurmuş. Ama 840 km adımlamak için çok çok uzun, hiç sapmadan en az 20-25 gün yürümek….gerekir
    SONUÇ OLARAK:
    Eratosthenes’in yaklaşık 23 yüzyıl önce, bunun fark etmesi, Güneşin yere değen açısını ölçmesi olağan üstü bir başarı olarak görülmelidir. İskenderiye’de büyük bir uygarlığın varlığını ifade etmektedir.
    Bugünün ileri teknolojisi ile hesaplar yapıldığında Eratosthenes tarafından ölçülen 7,12 derecenin 7,30 olduğu İki nokta arasında hesaplanan 840 km’nin ise 808,70 km olduğu görülmektedir.. Buna göre dünyanın çevresi 808,70 x 50 =40.835 km olmaktadır.
    Ancak bu enlem değil bir boylam bir meridyendir.
    Ayrıca Eratosthenes her iki noktayı bir boylam üzerinde kabul etmiş burada da hafif sapmalar vardır.
    Son olarak İskenderiye’deki kitaplık antik dünyada ki en değerli hazinesi olarak kabul edilebilir. Bu kütüphaneye Hıristiyanlığın gelişi önemli saldırılar olmuş, Arapların Mısır’ı alması ile kitaplık yakılmıştır. Eratosthenes’in Coğrafya isimli kitabı bugün kayıptır. Kim bilir yakılan kitaplar arasında olabilirdi !!!!!!!
    (Muğla Devrim 15.01.2019 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 08-02-2019

    BÜYÜK TÜRK DENİZCİSİ PİRİ REİS’İN (Gelibolu 1465- Kahire 1554) DÜNYA HARİTASI VE KİTAB-I BAHRİYE İSİMLİ KİTABI
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Osmanlı donanmasında hizmeti yanında “Kitab-ı Bahriye” isimli bir kitabın yazarı ve 1513 yılında dünya haritası çizen Piri Reis Osmanlı topraklarından çıkmış dünya ölçüsünde dönemin Harita Uzmanı ve Coğrafyacısıdır. Bu büyük adamı anlayabilmek için yaşam öyküsünün iyi bilinmesi gerekir diye düşünüyorum.
    Muhiddin Piri Reis 1465 yılında Gelibolu’da doğmuştur. Gelen bilgilere göre aile kökeni Karaman’dan göç etmiştir. Amcası Kemal Reis de denizcidir. 1487-1495 yılları arasında kendi adlarına Sicilya, Korsika ve Fransa’da korsanlık yapmışlardır, 1492 yılında Endülüs’te son Müslüman kent Gırnata (Granada) düşerken Osmanlı devletinin İspanya’ya kadar gidecek donanması olmadığından Kemal Reis’ten yardım istenmiştir. Piri Reis İspanya’dan kovulan Müslümanları Afrika’ya taşımışlardır. Daha sonra Osmanlı donanmasına katılmışlardır, Amcası Kemal Reis’in 1511 yılında ölümü üzerine 1513’lü yılında memleketi Gelibolu’ya çekilmiş, dünyaca ünlü haritasını çizmiş ve Kitab-ı Bahriye isimli eserini yazmıştır.
    Burada dikkati çeken bir husus da şudur. Aynı çağda büyük Türk denizcileri Turgut Reis diğer adıyla Dragut (Bodrum 1475- Malta 1565) ile Barbaros Hayrettin diğer ismi ile Hızır Reis (Midilli Adası 1475- İstanbul 1546) tanınmış denizcilerdir. Önceleri kendi hesaplarına çalışmışlar daha sonra Osmanlı donanmasına katılmışlar önemli görevler üstlenmişler, deniz zaferleri kazanmışlardır.
    Ama harita çizen Bahriye kitabı yazan tek Osmanlı Türk denizcisi Piri Reis’tir. Piri Reis kendi kendini yetiştirmiş bir deniz bilimci bir coğrafyacıdır.
    Piri Reis Mısır seferi sırasında haritasını Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur. Söylenenler doğru ise haritanın doğu kısmı ile ilgilenmiş, diğer batı yarısını yırtıp atmıştır.
    Kitab-ı Bahriye isimli kitabını da 1526 yılında yeni padişah Kanuni Sultan Süleyman’a sunmuş, pek ilgisini çekmemiştir.
    Daha sonra Hint Denizinde seferlere katılmış, başarısız ve hatalı görülerek 1554 yılında Kahire’de 80 yaşında idam edilmiş, mallarına el konulmuştur.
    Kitab-ı Bahriye isimli kitabını okumuş özellikle Gökova körfezindeki yazdıklarını hayret içinde incelemiştim. Gökova Körfezini çok açık biçimde anlatmaktadır. Bunu Gökova-Akyaka ile ilgili bölümde Web sitemde bulunmaktadır.
    PİRİ REİS’İN 1513 YILINDA ÇİZDİĞİ HARİTA
    Piri Reis’in 1513 yılında çizdiği haritanın bir bölümü 1929 yılında İstanbul Topkapı Müzesinde ortaya çıkmıştır. Burada nasıl bulunduğu konusunda çeşitli anlatımlar yer almaktadır. İyi bir tesadüf eseri İstanbul’da bulunan Alman ve Türk Denizcilik tarihinde uzman PAUL KAHLE’YE (1875-1964) gösterilmiş ve haritanın Piri Reis haritası olduğunu hemen anlamış ve bunu daha sonra uluslararası toplantılara taşımıştır. Paul Kahle sayesinde harita deşifre edilmiştir. Onun sayesinde Piri Reis haritası dünya ve bilim âlemi ile buluşmuştur. Paul Kahle olmasaydı bunlar hiç yazılmayacaktı.
    Paul Kahle’nin hayatı hakkında şunlar söylenebilir. Paul Kahle Polonya doğumlu Alman bir bilim ve din adamıdır. Kahire’de kalmış, Türk Denizcilik tarihinde uzmandır.
    Harita incelendiğinde Piri Reis’in çok uzman bir haritacı olduğu bunu kendi kendine başardığı görülmektedir. Harita’da yeni keşfedilmiş Amerika kıtası ve henüz keşfedilmemiş Antartika karası görülmektedir. Bunların açıklanmaları çok zor olmakta ve pek Spekülasyonlara sebep olmaktadır.
    Gelin o yıllara bir göz gerdirelim. Amerika kıtasını İtalyan Cenovalı Kristoph Kolomb (1451-1506) tarafından keşfedilmiştir. 1506 yılında Kolomb öldüğünde Avrupalılar Kolomb’un keşfinin yeni bir kıta olduğunu henüz bilmiyorlardı. Piri Reis haritasını Kolomb’un ölümünden sadece 7 yıl sonra Osmanlı başkentinde değil bir sahil kasabası olan Gelibolu’da çizmiştir. Ayrıca çok önceki çağlara dair de bilgiler içermektedir.
    Piri Reis çok iyi bir denizci ve coğrafyacıdır. Bu Kitab-ı Bahriye isimli eserinde görülmektedir. Piri Reis uzun süre Akdeniz’de dolaşmış, bu denizi avucunun içi gibi bildiği düşünülebilir. Burada İspanyol ve Portekizli denizcilerle savaşmıştır. Piri Reis Amerika kıtasına gitmemiştir. Avrupalılar bile bunun yeni bir kıta olduğunu o yıllarda farkına varmaktadırlar.
    Piri Reis bu bilgileri başka haritalardan aldığı kesindir. Bu Kolomb veya yakınlarından birine ait olabilir.
    Ben şahsen iki olasılık görüyorum. Ya diğer haritalardan aldığı bilgileri kendi haritasına taşımış, ya da ele geçirdiği bir haritaya kendi bilgilerini eklemiştir. Bu edindiği haritalarda ilk çağlardan beri toplanan bilgiler olduğu kanısındayım. Antartika örneği başka şekilde açıklanamaz.
    Sonuç olarak Piri Reis ve çalışmalarından çok önemli sonuçlar çıkarılabilir.
    1. Piri Reis dahi bir denizci ve coğrafyacıdır.
    2. Piri Reis kitap yazan, harita çizen tek Osmanlı denizcisidir.
    3. Piri Reis kendi kendini yetiştirmiştir. En azından bunları nereden öğrendiği bilinmemektedir. Dost edindiği bir İspanyol olabilir ???? Belki de Afrika’ya taşıdığı insanlar arasında bulunan Yahudi veya bir Müslüman bilim adamı? Bu benim tahminim.
    4. Piri Reis haritasını ve kitabını sunduğu padişahlar onu asla anlayamamışlar, ona destek olamamışlardır.
    5. Üstüne üstlük 80? yaşında Kahire’de ölüme mahkum edilmiş kafası uçurulmuştur.
    İnternet ve basında çok fazla Spekülatif bilgiler yer almaktadır. Piri Reis’in gerçek fotoğrafı olmadığı için konulmamış, onu yeniden ortaya çıkaran Alman Bilim Adamı Paul Kahle’nin bir resmine yer verilmiştir.
    (Muğla Devrim yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 25-01-2019

    DAKTİLODAN BİLGİSAYARA BÜYÜK ADIM ATAN BİR İŞ KADINI EVELYN BEREZIN (1926-2018)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    2019 yılının ilk yazısı çok etkisi altında kaldığım bir gazete haberi üzerine olacaktır. Haber İstanbul’da haftalık Türkçe ve Judeo İspanyol (Ladino) olarak yayınlanan ŞALOM gazetesinde 19.12.2008 tarihli sayısında görülmektedir..
    İŞ HAYATINA KELİME İŞLEMCİSİNİ KAZANDIRAN BİR KADIN EVELYN BEREZIN 93 YAŞINDA VEFAT ETTİ.
    Önce gazete hakkında bir açıklama yapmak isterim. Şalom Gazetesi iki dile İstanbul’da yayınlanan haftalık siyasi bir gazetedir. Türk Yahudi Cemaatinin sesidir. İki dilden ilki Türkçe, diğeri Ladino diye de adlandırılan Judeo-İspanyol’dur. Türkiye’de çok eskiden beri Bizans ve Osmanlı dönemlerinde Yahudilerin yaşadığı bilinir. Bunlar içinde en büyük çoğunluk 1492 yılında inançları için İspanya’dan kovulan ve Osmanlı topraklarına kabul edilen Sefarat (İspanya anlamında) Yahudileridir. Ana dilleri İBRANİCE (Hebrew) kaybedilmiş, daha doğrusu ibadetlerinde kullanılmasına karşı günlük hayatta İspanyolcanın bir diyaleği olan Ladino dilini yaşatmışlardır. Türkiye’ye göçerken bu dillerini de getirmiş beş yüz yıldan bu yana bugüne taşımışlardır.
    Türkiye’ye pek çok yerden göçler olmuştur. Göçenler göçtükleri ülkenin dilini konuşmuşlar, ama göçtükten yaklaşık iki nesil sonra eski dillerinin kaybetmişlerdir. Belki buna tek istisna Çerkesler verilebilir. İspanya’dan Türkiye’ye göçen Yahudiler orada konuştukları dilleri Ladino’yu 500 yıl korumayı başarmışlardır. Bu dünyada görülen nadir örneklerin başında gelmektedir.
    Şalom gazetesini İstanbul’a taşındığım 1996 yılından bu tarafa ara ara alıp okurum. Tüm dünyadan haber veren kültürel seviyesi yerli gazetelerin üzerinde olan, yazarlarını yarıya yakını kadın olan bir gazete olarak niteleyebilirim.
    Şimdi gelelim esas konumuza. Elli yıl öncesine 1970’li yıllara dönersek, tek yazı aracı DAKTİLO idi.. Bazı yazarların daktiloları da ünlüydü, örneğin aynı zamanda şair ve yazar Bülent Ecevit’in daktilosu ünlü idi. Ben de iki parmakla iyi daktilo yazardım.
    Bugün bütün yazışmaların bilgisayarda olduğunu düşünürsek, daktiloların sekreterler için ne kadar sıkıcı olduğu ve onları adeta bir zincire bağladığı anlaşılacaktır.
    Zira daktilo ile bir yazı yazıldığında bir hata veya ekleme olduğunda yazı yeniden yazılmak zorundaydı. Yeni yazıda bir hata düzeltilirken doğru yazılmış bir kelime hatalı olabiliyordu.
    1926 yılında Rusya’da bir Yahudi ailenin kızı olarak dünyaya gelen ve Amerika’ya göçen iş kadını EVELYN BEREZIN 1970’li yıllarda büyük bir devrimi gerçekleştiriyordu. Berezin’in yazılımda bu günkü bilgisayarda olduğu gibi silme kesme kopyalama gibi işlemlere yer veriyordu. Başlarda makineleri sesli ve yavaş çalıyordu, ama daktiloya göre büyük avantajları olduğu ortadaydı.
    Berezin bu konuda işin ticaretine de el attı ve bu konuda erkekler dünyası içinde bir kadın olarak devamlı yerini korudu…
    2010 yılında İngiltere’de yapılan bir toplantıda “Berezin olmadan ne Bill Gates, ne Steve Jobs, ne İnternet, ne World ne Excel sayfaları mümkün olurdu” denildi.
    Berezin 08.12.2018 tarihinde kan kanserinden 93 yaşında hayatını kaybetti.
    Yazının ekine bir gazete resmi eklenmiştir.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 31-12-2018

    SEVGİLİ OKURLARIM
    YENİ BİR YILIN EŞİĞİNDEYİZ. 2019 YILININ TÜM İNSANLARA DİLEKLERİNİN GERÇEKLEŞTİĞİ, SAVAŞ DEĞİL BARIŞ YILI OLMASINI DİLİYORUM.
    BANA GELİNCE YAZ AYLARINDA BİRAZ RAHATSIZ OLMAMA KARŞI ŞU AN YAŞIMA GÖRE SIHHATLİ SAYILIRIM.
    YÜRÜYÜŞ YAPMAYA ÇALIŞIYORUM. 10-15 DAKİKA SPOR YAPMAYA ÇABALIYORUM.
    2018 KÜLTÜR YÖNÜNDEN DOLU DOLU GEÇTİ. YAZDIM YAZDIM YAZDIM……
    2019 DA YAZMAYA DEVAM EDECEĞİM.
    WEB SİTEMİN OKUNDUĞU KANISINDAYIM ZİYARETÇİ SAYIM YILSONU İTİBARİYLE 250.000 SAYISINI AŞTI BEN BUNLARI GÖREMİYORUM, BUNLARI BİLGİSAYAR SAYIYOR.
    AYRICA MUĞLA DEVRİM VE KONYA YENİ MERAM’DA KÖŞE YAZARIYIM, OKUNDUĞUMU ALGILIYORUM
    AMA BU ARADA BANA TELEFONLA MAİLLE BAŞVURULAR OLUYOR. BUNLARDAN MEMNUNUM, TEK TEK CEVAPLIYORUM. HEPİNİZDEN DE BEKLİYORUM.
    ÖZELLİKLE HABER PANO BÖLÜMÜNDE YAZILARIMI YORUMLARIMI GÖRECEKSİNİZ. BUNLARI TEMİN İÇİN YILLARIMI VERDİM. HİÇ BİR ZAMAN HİÇ BİR KONUDA BU BUDUR DEMEM, SİZDE KILI KIRK YARARAK ÖN YARGIYA DEĞİL DÜŞÜNMEYE DAVET EDİYORUM
    2019 DA 80 YAŞIMA GİRECEĞİM, HEYECANLIYIM, ÖMRÜM SONUNA YAKLAŞIYOR. DİĞER YANDAN BİLMEK, ÖĞRENMEK ÇOK ÇOK GÜZEL, UZUN YILLAR BANA BUNU KAZANDIRDI.
    HOŞ GELDİN 2019 İSTEKLERİMİZİ OLABİLDİĞİNE KARŞILA
    İSTANBUL ŞİŞLİ
    31.12.2018 SAAT 21.00

Toplam 475 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.