Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 15-08-2019

    BEDİA AKARTÜRK (1921-2016)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    TANINMIŞ TÜRK FELSEFECİSİ, AKYAKA TUTKUNU
    PROF. DR. BEDİA AKARSU (1921-2016)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bedia Akarsu İstanbul’da doğdu, 1943 yılında İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun oldu. 1956-1958 yılında Almanya Heidelberg Üniversitesi’nde görev aldı. 1968 yılında Profesörlüğe yükseltildi.1984 yılında emekli oldu. Şubat 2016 aramızdan ayrıldı, İstanbul Zeytinburnu Merkez Efendi Mezarlığında toprağa verildi.
    Bedia Akarsu’nun Felsefe Terimleri sözlüğü, Çağdaş Felsefe, Kant’tan Günümüze Felsefe, Atatürk Devrimleri ve Temelleri gibi eserleri vardır.
    Değerli Bedia Akarsu’nun Akyaka tutkunluğu nereden geliyor diyeceksiniz?
    Akyaka’da bir evi var mıydı? Bilmiyorum. Ama Akyaka’yı Akyaka yapan çok değerli aydınlar Nail Çakırhan, Halet Çambel, İlhan Selçuk, Oktay Akbal hep dostları idi, onların Akyaka’daki evlerinin balkonlarında çekilmiş boy boy fotoğrafları albümlerde yer almaktadır.
    Yazım Devrim Gazetesi 09.08.2016 tarihinde yayınlanmıştı.
    Bu defa yaptığım araştırmalarda 2006 yılında Gökova Akyaka Sevenler Derneğinde açtığım sergiyi ziyaret ettiğini fark ettim. Oktay Akbal ile birlikte.
    Çok gururlandım. 23.06.2019

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 15-08-2019

    AKYAKA SİL BAŞTAN YENİLENİYOR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Eski Akyaka Belediye Başkanı Sayın İsmail Akkaya’nın bu defa 31.03.2019 günü yapılan seçimle Ula Belediye Başkanı seçilmesi ile Akyaka sil baştan yenileniyor.
    Yeni Belediye Başkanımız göreve geldiğinden çok kısa zaman sonra sadece bir ay gibi çok kısa süre sonra Mayıs 2019 ayında Akyaka’da çok hızlı bir yenilenme süreci başladı. Sahilde ana cadde olan Nergis sokakta ilk bomba patladı, 05 Mayıs 2019 günü cadde genişletme işi başladı. Bu sokakta evler 1975-1980 arası yapılmış Turgut Özal affı ile ruhsatları alınmış ancak daha sonra kabul edilen İmar planında önden yaklaşık 2 m civarında çekme ön görülmüş ve yıllarca bu gerçeklememişti.
    Benim altında dükkân olan evim de bu sokakta idi. Başkanın daha önceden benimle görüşeceği haberini almıştım, ben onu ziyaret etmeden bir Pazar sabahı evimde beni ziyarete geldi. Sen kaleminle Akyaka’ya hizmet etmiş bir abimsin ölmeden bir sokağa ismini vermek isterim. Gerçekten İsmail Akkaya’yı 1977 yılından bu tarafa tanırım önce yazdığım gibi Babası Kör Mustafa Akkaya çok değer verdiğim bir kişiydi. Hatta Akyaka için bir kaynak kişiydi.
    Ben gerçekten 1971 yılından bu yana politik olmayan tarafsız, bilimsel bir bakış açısı ile insan onuru ve haklarını en öne koyarak başta Konya, Akyaka, Muğla ve İstanbul Galata gazete ve dergilerinde yörenin kültürel değeri konusunda 48 yıllık yazı yazan biriyim.
    Ama Sayın İsmail Akkaya’nın bu sözleri gururdan öte başımı döndürdü, tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Bunun ardından sözlü olarak benim evimin önündeki terk için sözlü anlaştık. Ertesi gün terk işlemi başladı. Banim batı tarafımdaki eski Hayri Baş’a ait köşede bu işlem önceden yapılmıştı. Benimle birlikte halen üç terk gerçekleşti. Daha ilerleri için tebligat yapıldığı bilgisini aldım. Böylece Akyaka şahane bir yola kavuşacak, Paris’te Şanzelize caddesi ne ise Akyaka’da Nergis Sokak (Gönlümde ileride İsmail Akkaya Caddesi) o olacak.
    Nergis sokakta böyle bir ilke vesile olmak beni nasıl mutlu etti anlatamam, ama bundan önceleri de var. 1985’li yıllarda turizm patlamıştı, otel ve pansiyon yoktu. Bazı aileler evlerini pansiyon verip evi terk ediyorlardı. Evinde kalıp evinin alt ve üst katını pansiyona veren Bildirici ailesi de bir ilkti.. Pansiyonun adı da İDİMA idi. Bu tarihi ismi ilk kullanan bendim. İkinci olarak balıkçı teknesine aynı ismi ikinci olarak veren Sayın İsmail Akkaya idi.
    Daha sonra bu sokakta ilk market benim zemin katta açıldı. Kiracım ise Başkanın yeğeni Murat Karadağ’dı. Marketin ismi Mevsim Market’ti. Evden markete çevirmek için Murat ile baş başa vererek, inanılmaz paralar harcanarak. Mevsim Market adres belirleme noktası oldu. Bir marka oldu.
    Ula Belediye Başkanı Sayın İsmail Akkaya bir ay içinde çevremde şahsen benim aklımın alamayacağı işler yaptı. Akyaka’da ilk kamulaştırma yapan Sayın İsmail Akkaya deniz sahilinde olmayan yürüme bandını kayrak kaplatmıştı. Bu defa yıllar sonra bunların üstüne mermer taşlarla kaplama yaptırdı. Tabir caizse kendi rekorunu yeniledi.
    Bu arada sahile inen kısa yolların kaplaması yenilendi. Gemilerin demir aldığı denize çıkan yolun iki yanını beton kaplattı. İki tarafı deniz bir tarafı gemiler en güzel gezi yeridir. Dökülen betonlar buraya çok ayrı bir güzellik kattı.
    Ben bu yazımda sadece benim evimin ve gözümle seyrettiğim güzelleştirmeleri konu ettim. Benzer faaliyetlerin Akyaka’nın diğer köşelerinde de olduğunu biliyorum.
    Bu işlerin yapımında büyük bir disiplin içinde çalışıldığını, çok güzel bir organizasyon sergilendiğini bir mühendis olarak hayretle izledim fotoğraflar çektim. Daha önce Ula Belediyesinin geniş makine parkı olduğunu tasavvur bile edemiyordum. Belediye Başkanı Sayın İsmail Akkaya ve yardımcısı Sayın Ali Şahin devamlı mahallemizde işlerin başındaydı.
    Nergis Sokak sakini olarak kendilerini kutluyor, başarılı çalışmaların devam edeceğine inanıyorum. Tarihi ve Doğal güzellikleri ile dünyanın göz bebeği olan Akyaka’nın bütün bunlara değer olduğunu hatta bunların daha önceden yapılması gerektiğine inanıyorum. Çevremdeki kimselerin de yapılan hizmetlerden çok mutlu olduğunu da görüyor, hissediyorum.
    Yazıma balkonumdan çekilmiş iki resim ekliyorum.
    ( Devrim Gazetesi 08.06.2019 yayınlandı)

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    SEVGİLİ KONYA LİSESİ MEZUNU ARKADAŞLARIM AKYAKA 02.06.2019
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Arkadaşımız İsmail Uğurlu’nun 08.12.2018 günü Kadıköy Büyük Kulüp’te bizleri bir araya getirdiği unutulmaz toplantıdan bu güne yaklaşık altı ay geçti. Hayat devam ediyor, doğanın kanunu yaşlanıyoruz, güçlerimiz azalıyor, kayıplar veriyoruz.
    Mezuniyetimiz üzerinden tam tamına 62 yıl geçti. Tekrar bir araya gelebilir miyiz bilmiyorum. O zaman teknoloji hızla gelişmekte bundan yararlanmalıyız en az telefon ve maillerle haberleşmeliyiz diye düşünüyorum.
    Ben bu mailimle önce Ramazan bayramınızı kutluyor. Tüm arkadaşlarıma aileleri ile sağlıklı yaşam diliyorum.
    İsmail Uğurlu İstanbul’dan ben Muğla Akyaka’dan arkadaşlarımızla ilgileniyoruz. Ben kışın İstanbul’da yazları Mart-Ekim ayları arasında Muğla-Ula-Akyaka’da yaşıyorum.

    Önce Fizik Öğretmenimiz Hüseyin Köroğlu’nun eşi Sayın SEVİM KÖROĞLU’ndan söz edeceğim. Hocam sağ iken çok sık görüşürdük. Şimdi eşi Konya’da yaşıyor. Bayramlarda telefonlaşırız. Hüseyin Köroğlu’nun kitaplarının yayınında o hep yanında olmuştur. Ayrıca birlikte “HÜSEYİN ve SEVİM KÖROĞLU” ilköğretim Okulunu kurmuşlardır. Bu bir memur ailesi için ne kadar önemli olduğu açıktır. Ben de telefonda kendim ve arkadaşlarım adına saygı ve sevgilerimi sundum
    Şimdi sınıf Fen Kolundan sınıf arkadaşlarım
    ALİ AKKAYA: Konya’da yaşıyor ve halen fabrikasında üretime devam ediyor. Bu defa telefonla görüşemedim.
    AHMET AKTAŞ: Sürekli Konya’da yaşıyor, yazları Bozyazı’daki yazlığında, telefonla görüştüm, tüm arkadaşlara selamı var.
    ÖMER ALPTEKİN: İstanbul’da yaşıyor, biraz rahatsızlık geçirdi, pek dışarı çıkamıyor. Eşi Meral Hanımla yaşantısını sürdürüyor. Ömer benim İlkokuldan arkadaşım. Sık sık telefonlaşırız. Tüm arkadaşlarımıza selam ve sevgilerini gönderiyor.
    ASLAN ARI: Ankara’da yaşıyor, oldukça rahatsızlıklar geçirdiği telefonda söyledi, eşi yanında ona yardımcı. Tüm arkadaşlara selamlarını iletmemi istedi.
    AHMET ARICAN: Ankara’da yaşıyor, sabit ev telefonuna erişemedim.
    AZZEM AYDINÖZ: Ankara’da Başkent Üniversitesinden ayrılmış, ama hala çalışıyor. Konya’da bir üniversitenin Mimarlık Bölümüne kurmak için hala sahada kendisini kutluyorum. Altı yıl boyunca numaralarımız arka arkaya idi. Benimki 990 onunki 994.
    Ben imtihan salonunda ben ter dökerken o kapıda beklerdi. Epeydir görüşemiyorduk, uzun uzun konuştuk.
    GÜNSELİ AYSUN: Telefonla aradım, çok memnun oldu, birazcık rahatsız olduğunu bir bakıcının kendisine yardımcı olduğunu maillerimi aldığını, arkadaşlardan ve hocalardan bilgiler aldığını ve teşekkür ettiğini söyledi.
    MUSTAFA BAHÇIVAN: Gözlerinden rahatsız olduğunu, yardımla iş yerine gittiğini, ben gazetenin sayfalarını bana açtığı için teşekkür ettiğimde “Yaz yavrum yaz Konya için onların önemli olduğunu belirtti. Ben de Yeni Meram gazetesinde yazılarıma devam ettiğimi belirtiyor. Tüm arkadaşlara sevgilerini gönderdi.
    OSMAN BIYIKOĞLU: Osman Bıyıkoğlu rahatsız, sanıyorum Alzheimer, eşi Melahat Hanımla uzun uzun konuştum. Melahat Hanım onun üzerinde titriyor. Son zamanlarda hayatını ona hasretmiş. Melahat Hanımı örnek bir eş olarak kutluyor, eline koluna sağlık, Osman’a şifalar dilerim.
    MEHMET BİLDİRİCİ: Kışları İstanbul, yazları Muğla, Ula Akyaka’da yedi yıldır yaşamını sürdürüyorum, Araştırmacı yazar olarak çalışmalarına ve gazete yazılarına devam etmektedir.
    ALİ İHSAN BUĞDAYCI: Ulaşılamıyor
    CİHAN CETER: Cep telefonuna ulaşamadım. Rahatsız (Alzheimer) olduğu bilgisini aldım. Değerli hukukçu arkadaşıma acil şifalar dilerim.
    TAYYAR ÇİMEN: Telefonla konuştum. En sağlıklı arkadaşlarımdan, tam emekli ama Yeni Meram’da benim yazıyor. Yazılarını okuyorum. İnternetten sizlere de okumanızı öneririm.
    ERŞAN ERDEM: Cep telefonuna ulaşamadım.
    SADRETTİN GÜLSAÇAN: İzmir’de yaşıyor, telefonla konuştuk, tüm arkadaşlara selam ve sevgilerini yolluyor.
    TAMER HIZAL: Ankara’da yaşıyor, son telefon görüşmemizde hala çalışıyordu
    HAKKI KAFALI: İstanbul Etiler’de yaşamını sürdürüyor.
    GÜRSEL KARACA: Rahatsız olduğunu evden pek çıkamadığını, onun dışında iyi olduğunu ve aradığım için çok memnun olduğunu söyledi. Eşi Sema Hanım yardımcısı, ona da teşekkür etmek isterim.
    ÇETİN KILCI: İstanbul’da yaşamını sürdürüyor, arkadaşlara selamlarını iletti.
    ÜZEYİR KIRCA: Tam emekli ve en sağlıklı arkadaşlarımızdan, telefonla irtibatları hiç olmazsa telefonla kuralım dedi, tüm arkadaşlara selam etti.
    CEVDET ÖNAL: Sağlık sebeplerinden İzmir’de yaşıyor. Bu defa kendisine ulaşamadım.
    ERAY ÖZDEMİR: Görüşemiyoruz. Sağlıklı olduğunu yeğeni oğlum Öztuğ’dan öğreniyorum.
    HİLMİ ÖZKÜÇÜK: Ankara’daki sabit telefonuna ulaşamadım.
    AYHAN TAN: Atılım Üniversitesinde görevine devam ediyor. Sağlıklı halen çalışan arkadaşlarımızın başında gelmektedir. Kendisine başarılar dilerim. Yakında ağabeyini kaybetmiş, baş sağlığı dilerim.
    ATALAY TARHAN: Ankara’da yaşamını sürdürüyor.
    TUNCAY TOROS: İstanbul’da emeklilik yaşamını sürdürmekte.
    AHMET TÜRKER: Konya Seydişehir’de otel işletmekte iken, otelini kiraya vermiş, orada yaşamaktadır.
    İSMAİL UĞURLU: İstanbul yoğun çalışmaları yanında tüm sınıf arkadaşlarını yakından takip etmekte onların kayıtlarını sekreteri ile tutmaktadır. Benim Konya Lisesi çalışmalarını ciltli olarak çoğaltmış be son 08.12.2018 tarihinde sunmuştur. Bundan dolayı tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Bugün bu derece birbirimizden haberimiz varsa bunun patronu İsmail Uğurlu, yazman ise ben Mehmet Bildirici’dir. Bu arada çalışmalarını yakından bildiğim, bize yaptığı hizmetlerin dolayı Elif Öztürk’e de teşekkür ederim.
    SÜMER UĞUR: İzmir’de yaşamakta sık görüştüğüm bu arkadaşıma bu defa ulaşamadım.

    Şimdi Edebiyat Bölümü arkadaşlarımdan söz edeceğim. Şunu itiraf edeyim. Ancak bu sınıf hakkında yeterli bilgilere ulaştığımı söyleyemem
    BİRSEN ACARER: İstanbul’da uzun yıllar avukatlık yapmıştır. Halen İstanbul Kadıköy’de yaşamını sürdürmektedir. Telefonla görüşürüz, tüm arkadaşlara selamlarını yolluyor.
    ERDOĞAN ALPTEKİN: Ankara’da yaşıyor. Ömer’in ağabeyidir. Emekli Albay, bizden 3-4 yaş daha büyük hepimizden daha hayat dolu daha sağlıklı, telefon edişimden çok mutlu olduğunu belirtti.
    SÜMER AYGEN: Tıp doktoru, Amerika’da yaşıyor. Maillerle hep aramızda
    DÜZAY BİLDİRİCİ: İstanbul’da kızım Sibel ile yaşamaktadır.
    PERİHAN BİROĞLU: İngilizce öğretmeni, Konya’da yaşamakta
    HAVVA ERSOY: Fransızca öğretmeni, İstanbul’da yaşıyor.
    MUSTAFA EŞREFOĞLU: Konya’da yaşıyor
    HÜSEYİN KARAHALİLOĞULLARI (KARA) Emekli Hâkim Ankara’da yaşıyor. Memleketi Cihanbeyli’de çiftçilik yapıyor.
    ŞADİ ONUR: İstanbul’da yaşıyor. Uzun yıllar Emniyet teşkilatında çalışmış. Halen mesleki olarak faaldir.
    CENGİZ ÖZKARA: Sık sık görüşürüz, Konya’da yaşamaktadır.
    ORHAN TOSUN: Avukat, Müzik adamı, İstanbul’da yaşamaktadır.
    HASAN YEŞİLKAYA: İstanbul’da yaşamakta, ticaretle uğraşmaktadır.
    PROF. DR. MEHMET ASİL YILMAZ: Zirai eğitimini Amerika’da yapmış, Adana Ziraat Fakültesinde çalışmış. Mesleğinde buluşları olan pek çok ödül kazanan çok değerli arkadaşımızdır. Yüz yüze gelmedik ama pek çok kültürel değerleri telefon ve maillerle paylaşmaktayız.

    ŞİMDİ DE İKİ ACI HABER
    GÜNER TEKELİ (1937-2019)
    Konya Lisesi Orta kısımdan sınıf arkadaşım Güner Tekeli Antalya’da aramızdan ayrıldı. Güner daha sonra Ankara Dil Tarih-Coğrafya Fakültesi ve Ankara Ticari Bilimler Yüksek Okulunu bitirmiş, Ankara ve İzmir’de çalışmış, daha sonra eşinden boşanarak Antalya’ya yerleşti. İki defa Antalya gezimde DSİ tesislerinde buluşmuş uzun uzun sohbet etmiştik.
    Antalya’ya yerleşme özlemi Antalya’da Osmanlı döneminde Antalya Tekeli Beyliğinden geldiğine inanıyor bunu ispatlamaya çalışıyordu.
    Güner aynı zamanında eski adalet bakanı Sedat Çumralı’nın yeğeniydi. İnternetten tanıştığım Dilek Çumralı amcakızı idi, onları yıllar sonra mail ortamında tanıştırmıştım.
    Güner Konya Lisesi konusunda da dernekler kurmuş faaliyet göstermişti. Kendisine tanrıdan rahmet dilerim.

    SENCER KOMAN YURDAY
    Sencer Koman Yurday 1961 yılında İTÜ Maçka Mimarlık mezunu idi. Mayıs 2019 kaybettiğimiz gazete ilanından öğrendim. Konya Mevlana sülalesinden olduğu yazıyordu.
    Sencer abi ve ablası Güler Vural ile defalarca Yaşat Manav’ın toplantılarında birlikte olduk. Konya şivesi ile fıkralar anlatırdı. Işıklar içinde uyu, Güler Hanım benim de ablamdı. Baş sağlığı dilerim.
    Yaşat Manavı’da rahmetle anıyor, o da uzun mektup yazar ve vakti olan okusun derdi. İYİ BAYRAMLAR


    GELEN MESAJLAR

    Sevgili Mehmet Amca 03.06.2019
    Mesajınız için çok teşekkür ederim. Her ne kadar pek azını tanıyor olsam da babamın arkadaşlarından haber almak bana babamsız bu ilk bayramda iyi geldi. Size sağlıklı uzun ömürler, uğraşılarınızda başarılar ve iyi bayramlar diliyorum
    Sevgi ve saygılarımla Cansel Sandıkçı (Kocaman)

    TAYYAR ÇİMEN
    Mehmetçiğin, Sayende mazimiz üzerinde güzel bir helikopter gezisi yaptım. Varol değerli kardeşim. Bayramın mübarek olsun. Ankara 03.06.2019


    SAİM SAKAOĞLU
    Sevgili Kardeşim Mehmet,
    Doyurucu ve bilgilendirici iletini keyifle okudum. Eskiye dönmek, maziyi hatırlamak ne güzel.
    Sayılan adların bir bölümü benim de sınıf arkadaşımdı (orta üçe kadar ve lise ara sınıflar)
    Güner Tekeli çok yakın arkadaşımdı. Allah rahmet eylesin. Bir ara haberleşmiştik. Kardeşini de tanırdım. Cihan ve Sadreddin ile Bayezit Yurdu'nda oda arkadaşı olmuştuk. Azzem Konya'ya derse gelirdi de ara sıra görüşürdük. Ve niceleri. Eline sağlık.
    Yeni Meram'daki yazını okuduk. Ben çoğaltıp yakınlarına dağıttım.
    Bugün Ağabeyimin evindeydik. Yarın da... Öbür gün, kısmet olursa Erdemli'ye gideceğiz.
    Bilgilendirme iletilerini biriktiriyorum. Olur da bir gün güzel amaçlar için değerlendiririm.
    Selam ve sevgilerimle... Güzel günlerde tatil geçirmen dileğiyle
    SAİM SAKAOĞLU-Konya 04.06.2019


    CENGİZ ÖZKARA
    Konya’dan telefon etti, bizleri birbirimizden haberdar ediyorsun. Sağ ol dedi.

    ERDOĞAN ALPTEKİN
    Önce ben telefon etmiştim, çok memnun oldu. Askeri bir kampta sınıf arkadaşları ile birlikte imiş, görüşelim dedi, internet kullanmadığını söyledi.

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    AKYAKA SİL BAŞTAN YENİLENİYOR
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Eski Akyaka Belediye Başkanı Sayın İsmail Akkaya’nın bu defa 31.03.2019 günü yapılan seçimle Ula Belediye Başkanı seçilmesi ile Akyaka sil baştan yenileniyor.
    Yeni Belediye Başkanımız göreve geldiğinden çok kısa zaman sonra sadece bir ay gibi çok kısa süre sonra Mayıs 2019 ayında Akyaka’da çok hızlı bir yenilenme süreci başladı. Sahilde ana cadde olan Nergis sokakta ilk bomba patladı, 05 Mayıs 2019 günü cadde genişletme işi başladı. Bu sokakta evler 1975-1980 arası yapılmış Turgut Özal affı ile ruhsatları alınmış ancak daha sonra kabul edilen İmar planında önden yaklaşık 2 m civarında çekme ön görülmüş ve yıllarca bu gerçeklememişti.
    Benim altında dükkân olan evim de bu sokakta idi. Başkanın daha önceden benimle görüşeceği haberini almıştım, ben onu ziyaret etmeden bir Pazar sabahı evimde beni ziyarete geldi. Sen kaleminle Akyaka’ya hizmet etmiş bir abimsin ölmeden bir sokağa ismini vermek isterim. Gerçekten İsmail Akkaya’yı 1977 yılından bu tarafa tanırım önce yazdığım gibi Babası Kör Mustafa Akkaya çok değer verdiğim bir kişiydi. Hatta Akyaka için bir kaynak kişiydi.
    Ben gerçekten 1971 yılından bu yana politik olmayan tarafsız, bilimsel bir bakış açısı ile insan onuru ve haklarını en öne koyarak başta Konya, Akyaka, Muğla ve İstanbul Galata gazete ve dergilerinde yörenin kültürel değeri konusunda 48 yıllık yazı yazan biriyim.
    Ama Sayın İsmail Akkaya’nın bu sözleri gururdan öte başımı döndürdü, tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Bunun ardından sözlü olarak benim evimin önündeki terk için sözlü anlaştık. Ertesi gün terk işlemi başladı. Banim batı tarafımdaki eski Hayri Baş’a ait köşede bu işlem önceden yapılmıştı. Benimle birlikte halen üç terk gerçekleşti. Daha ilerleri için tebligat yapıldığı bilgisini aldım. Böylece Akyaka şahane bir yola kavuşacak, Paris’te Şanzelize caddesi ne ise Akyaka’da Nergis Sokak (Gönlümde ileride İsmail Akkaya Caddesi) o olacak.
    Nergis sokakta böyle bir ilke vesile olmak beni nasıl mutlu etti anlatamam, ama bundan önceleri de var. 1985’li yıllarda turizm patlamıştı, otel ve pansiyon yoktu. Bazı aileler evlerini pansiyon verip evi terk ediyorlardı. Evinde kalıp evinin alt ve üst katını pansiyona veren Bildirici ailesi de bir ilkti.. Pansiyonun adı da İDİMA idi. Bu tarihi ismi ilk kullanan bendim. İkinci olarak balıkçı teknesine aynı ismi ikinci olarak veren Sayın İsmail Akkaya idi.
    Daha sonra bu sokakta ilk market benim zemin katta açıldı. Kiracım ise Başkanın yeğeni Murat Karadağ’dı. Marketin ismi Mevsim Market’ti. Evden markete çevirmek için Murat ile baş başa vererek, inanılmaz paralar harcanarak. Mevsim Market adres belirleme noktası oldu. Bir marka oldu.
    Ula Belediye Başkanı Sayın İsmail Akkaya bir ay içinde çevremde şahsen benim aklımın alamayacağı işler yaptı. Akyaka’da ilk kamulaştırma yapan Sayın İsmail Akkaya deniz sahilinde olmayan yürüme bandını kayrak kaplatmıştı. Bu defa yıllar sonra bunların üstüne mermer taşlarla kaplama yaptırdı. Tabir caizse kendi rekorunu yeniledi.
    Bu arada sahile inen kısa yolların kaplaması yenilendi. Gemilerin demir aldığı denize çıkan yolun iki yanını beton kaplattı. İki tarafı deniz bir tarafı gemiler en güzel gezi yeridir. Dökülen betonlar buraya çok ayrı bir güzellik kattı.
    Ben bu yazımda sadece benim evimin ve gözümle seyrettiğim güzelleştirmeleri konu ettim. Benzer faaliyetlerin Akyaka’nın diğer köşelerinde de olduğunu biliyorum.
    Bu işlerin yapımında büyük bir disiplin içinde çalışıldığını, çok güzel bir organizasyon sergilendiğini bir mühendis olarak hayretle izledim fotoğraflar çektim. Daha önce Ula Belediyesinin geniş makine parkı olduğunu tasavvur bile edemiyordum. Belediye Başkanı Sayın İsmail Akkaya ve yardımcısı Sayın Ali Şahin devamlı mahallemizde işlerin başındaydı.
    Nergis Sokak sakini olarak kendilerini kutluyor, başarılı çalışmaların devam edeceğine inanıyorum. Tarihi ve Doğal güzellikleri ile dünyanın göz bebeği olan Akyaka’nın bütün bunlara değer olduğunu hatta bunların daha önceden yapılması gerektiğine inanıyorum. Çevremdeki kimselerin de yapılan hizmetlerden çok mutlu olduğunu da görüyor, hissediyorum.
    Yazıma balkonumdan çekilmiş iki resim ekliyorum.
    ( Devrim Gazetesi 08.06.2019 yayınlandı)

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    MENTEŞE MEKE MAHALLESİNDE BUGÜNE GELEN TARİHİ RİTÜELLER
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesi’nin 22 Mayıs 2019 günlü yayınında “Meke’de Yüzlerce Yıllık Ritüel” isimli haber çok ilgimi çekti. Onun üzerine yazacağım.
    Meke Mahallesi Muğla’ya 32 km, Yerkesik’e 13 km uzaklıkta bir köy. İnanın yerini haritalarda zor buldum. Hatta Mahalle muhtarına telefon etmek zorunda kaldım.
    Mahallenin Çatak Bağyaka’nın bir Mahallesi iken oradan ayrıldığını öğrendim. Yazıda Mahallenin yakınında 1170 m rakımlı Sığın dağının tepesinde dilek ağacı, dede mezarı ve çevresinde yüzyıllar öncesi yaşanmışlığı açıklayan yıkıntılar olduğu fotoğraflarla belgelenmektedir.
    Köyün yaşlılarından Hüseyin Bozdağ Sığındağı Eren tepesinde bulunan dede mezarı yanında bulunan Hörü Kızlar mezarı olduğu buranın hem köylerinden hem de civardan kutsal sayıldığı, çocuğu olmayan ve kısmet bekleyenlerce (Koca bekleyen) ziyaret edilmekte, dualar edilmekte dede mezarından alınmış taşlar, dilekler yerine gelince yerine bırakılmaktadır denilmektedir.
    Karia Bölgesi ilk çağda çok geniş yaşanmış bir bölgedir. Bunu gösteren her yerde zengin kalıntılar, kaya mezarlar var olduklarını adeta kulaklarımıza bağırmakta ama kulaklarımız pek duymamaktadır. Meke köyüne en yakın yerleşim yeri Yerkesik’tir. Tarih sayfalarından şu bilgiler gelmektedir. Büyük İskender’in Anadolu seferinde M.Ö 334 yılında Ege kıyılarındaki tüm kentleri Pers egemenliğinden kurtarmış, Halikarnas (Bodrum) kentini kuşatmış alamamış, yoluna devam etmiştir.
    Bir yıl sonra Büyük İskender Tarsus’ta iken bıraktığı kuvvetler tarafından Halikarnas, Thera (Yerkesik’te kale) ve Kalipolis (Kızılyaka ) kaleler alınmıştır. Yazar Arrianus’tan gelen bu bilgiler dışında bilinenbaşka bilgi yoktur.
    Benim incelemelerime göre Thera’da sadece bir kale vardır. Kent yoktur. Bu konuda Muğla Üniversitesi Yeniköy Okkataş mevkiindeki kalıntıları hiçbir belgeye ve uluslararası toplantılara, yazıtlara dayanmadan Thera Antik Kenti olarak açıklamıştır.
    Bu konuda bu yazının müellifi olarak ben Mehmet Bildirici iki defa Muğla Üniversitesine yazı ile bu yanlış karara bir yurt sever tarih sever itirazda bulundum, tatmin edici bir cevap alamadım. Yazılar bilgisayarda arşivimdedir.
    Yerkesik’e 13 km uzaklıkta ki Meke Mahallesi işte böyle tarihi zengin bölgededir. Google harita incelemelerimde yeterli bilgiye ulaşamadım. Sığın tepesindeki mezarın yerini tam göremedim.
    Kanaatimce bu bilgiler fevkalade önemli olmasına rağmen gazetede yer alan bilgiler kulaktan dolmadır.
    Biz Türkler Karia bölgesine 14. yüzyılda geldiğimize göre buradaki kalıntılar çok eski olduğuna göre bu ritüeller bizden önceki uygarlıklarla ilgili olmalıdır. Biz sonradan gelen Müslüman Türklerin bunları yaşatması üstün bir hoşgörü örneği değil midir?
    Burada gazetenin eski sahibi Ünal Türkeş’in biz Karia ve Menteşe ve Osmanlı uygarlığın bir sentezi demesini hatırlatıyor, kendisini saygı ile anıyorum.
    Meke halkına ve muhtarlığına bu bilgileri ortaya çıkardığı için teşekkür ediyorum. Ama daha çok araştırma yapılması gereğini belirtiyor, daha başlangıç noktasında olduğumuzu belirtiyorum
    Yazıma gazeten bi fotoğraf eklenmiştir.
    (Devrim Gazetesi 22.05.2019 yayınlandı)

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    KAYSERİ KARAKUYU BARAJI HAKKINDA TAŞOLUK KÖYÜNDEN SAMİL TEMEL MEKTUBU
    MEHMET BİLDİRİCİ

    Sayın Samil Temel
    Eski dosyaları karıştırırken aramızda geçen aşağıdaki ilginç yazışma dikkatimi geçti.
    Bunları aşağıya alıyorum. Mail adresim değişti, ona dikkat edin
    20 Mayıs 2019
    Sevgili Şamil Temel
    Tarihe ve çevreye duyarlılığınız ve verdiğiniz bilgiler beni çok duygulandırdı. Benim bildiğim kadarı ile Zamanti, Bizans döneminde Tsamantos isimli bir yerleşim yerinden geliyor. Ancak Karakuyu Barajı, bir Hitit eseri, yazıttan IV. Tuthalia (M.Ö. 1250 ler)döneminden geliyor. Kitabesi Kayseri Müzesi'nde, elbette burada bir Hitit yerleşimi olabilir. Ama araştırmak gerekir. Barajın bugünkü durumundan ve Müzedeki yazıttan fotoğraf gönderebilirseniz sevinirim.
    Saygılarımla, başarılar dilerim
    Mehmet Bildirici Temmuz 2009
    Tel: +90-542-2410302


    Sayın Mehmet BİLDİRİCİ,
    Ben Kayseri-Pınarbaşı-Taşoluk köyündenim. Geçenlerde
    Google Earth'den köyümüze bakarken, köyün üstündeki plato üzerinde çok garip şekiller fark ettik. Açıkçası kafamız biraz karıştı ve size danışmaya karar verdik. Bir Pınarbaşılı olarak
    (Taşoluk) yazınızı dikkatle okudum ("HİTİT ÖNCESİ VE HİTİTLER DÖNEMİ TARİHİ SU YAPILARI" - Mehmet Bildirici
    ve memleketim hakkında çok değerli bilgiler öğrenmekten gerçekten mutluluk duydum. Müsaade ederseniz kıymetli araştırmanıza küçük bir katkıda bulunmak isterim.

    Pınarbaşı-Karakuyu-Şerefiye üçgeninde kalan bölgenin, sanılanın aksine kadim Hitit medeniyetinde bir yerleşim
    yeri olduğu düşüncesindeyim. Taşoluk köyü ise Pınarbaşı-Şerefiye-Karakuyu üçgeninin tam ortasında yer almaktadır.
    Google Earth programı ile bakıldığında köyün hemen
    üzerinde çeşitli yerleşim yerlerine ait kalıntılar görülebilmektedir. Google Earth'ün çözünürlüğü çok
    düşük fakat bu şekilleri gösteren bir uydu
    görüntüsünü EK'te arz ediyorum. Uydu görüntüsünde B,
    ∑,C harflerine benzeyen şekiller fark ettik. Bu şekillerin olduğu yerlerde küçükken üzerinde oynadığımız düz taşlar var. Bu yapıların birer bina temeli olma ihtimali nedir
    acaba? Köyümüzün çevresi kadim Hitit uygarlığı yerleşim alanları içerisinde kaldığını biliyoruz. Köyümüzün 15 km
    kadar doğusunda Hititler tarafından yapılmış dünyanın en eski barajlarından bir tanesi malumunuzdur
    (Karaköy barajı). Köyümüzün koordinatları
    yaklaşık: Enlem: 38°53'19.47"K
    Boylam: 36°33'49.41"E

    Bilimsel olarak daha somut veriler elde edebilirsek Kültür ve Turizm Bakanlığına, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve
    TÜBİTAK'a bu bölgedeki tarihi miras soyguncular tarafından yağmalanmadan önce başvurmak istiyoruz. Çalışmalarınızı yürekten destekliyor, başarılar diliyorum.
    Şamil TEMEL Hv.Yük.Bilg.Müh. Hava Harp Okulu
    Temmuz 2009


    Sayın Samil Temel
    Bu mailim ulaşırsa bu konuda yeni gelişmeler olmuştur, bana yazarsanız mutlu olurum. Mailim değişmiştir.
    Telefonum aynı 0 542 241 0302
    Selamlar, saygılar 11.05.2019

    Maalesef mailim geri dönmüştür.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    742-HASAN SAKAOĞLU’NUN ARDINDAN (1922-2019)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İleri yaşlar için yaprak dökümü devam ediyor. Son yaprakta değerli sınıf arkadaşım Prof. Dr. Saim Sakaoğlu’un ağabeyi Hasan Sakaoğlu’nun 97 yaşında aramızdan ayrılması oldu.
    Hasan Sakaoğlu çok sevdiğim bir kişi benim de ağabeyimdi. Sakaoğlu ailesi ile seksen yıla dayanan dostluğumuz vardı.
    İlki ana karnında başlıyor. Sakavelilerin gelini Zeliha Hanım ile Haşim Hocaların gelini Nesibe 1939 yılının şubat ayında hamiledir. O yıllarda doğumlar ebe eliyle evde yapılar. İsmini tespit edemediğim Ebe Hanım doğumlar yaklaşır ebe akşam sabah kontrol eder, bir evden çıkar diğerine gider. Aileler birbirini tanımamaktadır, ama ebenin haberleri ile gıyaben birbirini tanırlar.
    Sonraki yıllar tanışmalar başlar. Annelerden başlayalım. Zeliha Hanım (Zilapla) annemden büyüktü. Bizlerin sınıf arkadaşlığı dolayısıyla tanıştılar. Zilapla çok olgun bir kişi idi. Anam ne zaman sıkıntıya girse başvuracağı yer Zilablasıydı.
    Saim ile ilkokul öncesi arkadaşlığım olmadı. Daha sonra 1946-1951 yılları arası Hâkimiyeti Milliye İlkokulunda beraberdir. Öğretmenimiz Zekiye İzgi idi. Benim Numaram 25 Saim’in ki 50 idi.
    Daha sonra Konya Lisesi Orta Kısmına kaydolduk. Burada yakın arkadaş olduk. Saim’in damdan ışık alan bir odası vardı kışları orada çok ders çalışırdık. Bahar günleri ise evlerinin arkasındaki bahçeye çıkan serin bir oda vardı. Ortaokul son sınıf imtihanlarından bir gün önce Ömer Alptekin, Mergen Kuntasal, Saim Sakaoğlu ve ben Mehmet Bildirici bu yaz odasında ders çalıştığımız bu günkü gibi aklımda.
    Sonra ki yıllarda hayat bizi başka fakültelere ve farklı mesleklere savurdu.
    Ben 1962 yılında İTÜ İnşaat Fakültesini bitirdim. Askerliği dâhil 33 yıl Konya’da bulundum. Arkadaşım Saim Konya dışındaydı.
    Bu yıllarda (1963-1980) sık sık Sakaoğlu ailesini ziyaret ederdim. Sakaoğlu ailesinin aydınlık geniş bir misafir odaları vardı. Bu ziyaretlerde köşede elinde çubuğu Mehmet Sakaoğlu (Hafıza) ile Hasan abi olurdu. Saatlerce günün politikalarını konu ederdik. Kafamız tutardı hemen hemen aynı görüşlerdeydik. Kavga etmez aynı hedefleri topa tutardık. Savunduğumuz, İdolümüz İnönü’ydü.
    Hafıza hiç lafa karışmaz sigarasını tüttürürken gülümseyerek onaylardı.
    Hasan Abi kibardı, nazik bir kişiydi. Eski Konya beyefendilerinden biriydi. Tellâl Pazarında ticaret yapar levha yazarlardı.
    Hasan Sakaoğlu’nun, bir ağabeyimin ölümü beni çok üzdü. Kendisine Tanrıdan rahmet diler tüm Sakaoğlu ailesine baş sağlığı dilerim.

    (Yeni Meram 20.05.2019 yayınlandı)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    AKDENİZ SUYUNU EGE SUYUYLA BULUŞTURMA ETKİNLİKLERİ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinin 07.Mayıs 2019 günlü yayınında “AKDENİZ’İN SUYU EGE’YLE BULUŞTU” haberi çok ilgimi çekti. Haber şöyleydi. Datça Çevre ve Turizm Derneği, Datça Kaymakamlığı, Belediye Başkanlığı, Kızlan Muhtarlığı desteğinde Akdeniz’in suyu Ege suyu ile buluşturuldu diyor. Etkinliğe Datça ile kardeş kent Fransa’nın Bruxerolles kentinden gelen 10 yabancı misafirde katıldı. Şenliklerin 20 yıldan bu yana yapıldığı, Etkinliğin Datça içinde başladığı Datça’ya 15 km uzaklıkta Katyalı mevkiindeki Akdeniz’den 3 testiye doldurulan deniz suyu Gökova körfezine döküldü ve daha sonrada piknik yapıldığı haberde yer almaktadır.
    Bu etkinlik haberi beni çok etkiledi, ben Akyaka’da yaşıyorum, uzak olmasa katılmak isterdim. Bana bu bölge ile Tarihin babası Herodot’un (M:Ö 484-?) bize aktardığı bir hikâyeyi hatırladım. Datça Yarımadası Akadeniz ve Ege arasında çok daralmaktadır. Birisi Kızlan Muhtarlığı civarında yaklaşık Datça’ya 15 km uzaklıkta, ama esas çok çok daraldığı yer yer Hisarönü’ne yaklaşık 10 km, Datça’ya 40 km uzaklıktaki Gökçeler Limanı ile Benjik Limanı arasında uzaklık çok rahat yürünecek uzaklıktadır. Buraya BALIK AŞIRAN denildiğini biliyorum. Bunu gösteren harita eklenmiştir.
    M.Ö 546 yılında Pers (İran) orduları Harpagos komutasında hızla tüm Karia’yı alır. Anadolu karasında ki Efes, Milet gibi kentler uygarlıkta çok daha ileri olduğu halde çok güçlü Pers ordusu karşısında yapacakları bir şey yoktur. Persler onları kuş avlar gibi tek yenerek egemenliğine katar, Aynı kaderi paylaşan Samos (Sisam), Kos (İstanköy) adaları şanlıdır. Zira Perslerin donanması yoktur.
    Knidoslular tanrı Zeus’a başvururlar Balıkaşıran mevkiinde iki deniz çok çok daralır, burada bir kanal açalım Datça’yı ada haline getirelim diye. Kâhinlerin yorumuna göre Zeus otursunlar yerlerinde der istesek biz orayı ada olarak yaratırdık.
    Bugün artık Zeus yok, onun hükümleri geçersiz.
    Ülkeyi yönetenlere bir önerim var. GELİN BU KANALI AÇALIM YA DA ALTINDAN GEÇEN BİR TÜNEL AÇALIM. Bu gün Datça’nın ve Gökova’nın cennet koyları yerli ve yabancı turist misafirler tarafın gezilmektedir. İleride Türkiye refah arttıkça bu daha da artacaktır. Tur tekneleri Datça’nın cennet koylarını gezsinler diyorum.
    Yazım ekine yörenin bir haritasını ekliyorum.

    Devrim Gazetesi 14.05.2019 yayınlandı

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    AVRUPA KÜLTÜRÜN ATALARINI BİR KISMI KONYA ÇATALHÖYÜK’TEN
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu başlıkla Hürriyet Gazetesinde Ömer Erbil’in bir haber yazısı çok ilgimi çekti, çünkü DNA incelemelerine dayanan bilimsel yazılardı. Özetle şöyleydi.
    Polonya Ulusal Bilim Merkezi (Polish National Science) tarafından verilen destekle Çatalhöyük’te bulunan mezarlarda çıkan insan cesetleri üzerinde yapılan DNA çalışmaları iki önemli noktayı aydınlatmıştır. Bu çalışmalarda iki Türk bilim insanı yer almıştır. Bu çalışmalar Genetik konularının incelendiği GENES de yayınlanmıştır.
    Bilindiği gibi Çatalhöyük Konya Çumra ilçesindedir. İngiliz Tarihçi James Melleart (1925-2012) tarafından bulunmuş ilk kazılar onun tarafından yapılmış M.Ö 7400-6.200 yılları arasında yaşandığını bilim adamları tarafından belirlenmiştir. Bu çalışmalar sonucu
    1..Çatalhöyük’te “Anaerkil bir Toplum” olduğu kabulü DNA çalışmaları sonucu doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. Çatalhöyük halkı cesetlerini bir sepet içine koyarak kendi evlerinin altına gömerlerdi, buradan bir ailenin yakınları aynı anda incelenmiştir.
    2. Bu çalışmalar sonucu Çatalhöyük yaşayanların kimlerle yakın olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu halkın Marmara’nın kuzeyinde (Trakya) ve Avrupa’da yaşayanlarla yakınlığı ortaya çıkmıştır.
    Türk Bilim Adamı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın Çatalhöyük Avrupa kültürünün temelidir görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu konuda Özdoğan şunları söylemektedir. “Bu halkın göçler dolayısıyla Avrupa halkları ile bir yakınlığı vardır.
    Buna en canlı örnek ise İngiltere’de bir bilimsel dergide Londra’nın 130 km uzağındaki Stonehenge anıtın Konya Çatalhöyük’ten buraya göç eden insanlar tarafından yapıldığını İngiliz BBC tarafından açıklanmıştır.. Bu araştırmalar Nature, Ecology & Evolotion (Doğa-Ekoloji- Evrim) dergisinde yayınlanmıştır. Stonehenge anıtı dikey ve üzerlerine yatay taşların bulunduğu bir anıttır (Dolmen). Bir resmi konulan anıtın Türkiye’de Trakya da görülmesi çok ilginçtir.
    İngiliz araştırmacılar Neolitik dönemdeki İngiltere ve Avrupa da bulunan insan kemikleri üzerinde yaptıkları DNA çalışmalarda yakınlık bulmuşlardır.
    Yaklaşık M.Ö 6000 yıllarında Anadolu ve Çatalhöyük başlayan göçler Kuzey Marmara (Trakya) üzerinden Tuna Nehrini takip ederken Orta Avrupa’ya yönelirken bir diğer kolun Akdeniz boyunca ilerleyerek İspanya buradan da İngiltere’ye ulaştığı Londra yakınlarında Stonehenge anıtının bu insanlar tarafından yaptırıldığı savunulmaktadır.
    Ben burada bilim adamlarının bu çalışmalarına devam etmesini DNA araştırmaları sonucu yeni şeyler ortaya çıkarmalarını diliyorum.
    Bu çalışmaların sadece Çatalhöyük ile sınırlı kalmamalıdır. Anadolu çeşitli uygarlıkların yeşerdiği boy attığı eşsiz bir coğrafyadır. Bu çalışmalar sonucu tüm dünyayı hayrete düşürecek bilimsel bulgular ortaya çıkacaktır.
    Bölgeden bir örnek vermek isterim. Karaman-Ermenek –Yukarı Çağlar Mahallesinde (antik Sbede kenti) dünyada az rastlanır kayalar içine oyulmuş su tünelleri vardır. Hasbelkader bu tünellerin ortaya çıkarılmasında bulunmuş bir kişi olarak, burayı tanıtmak için büyük çaba harcamaktayım. Bu köyden arkadaşım Durmuş Ali Özbek Sbede tarihi ile ilgili bir kitap çıkarmıştır. İLK KALE. Bu kitaptan öğrendiğime göre 2015 tarihinde kaya mezarlar temizlenmiş ve insan cesedine rastlanmış bu cesetler, Burdur Mehmet Akif Üniversitesine gönderilmiştir. Mutlaka bunlara DNA testi yapılmalıdır. DNA testinden çıkacak bilimsel değerlerden korkmamalıyız
    Sonuç olarak Konya’nın tarihte çok önemli ilkleri doğu ve batı dünyasına mesajları vardır. Ben bunlardan üçünü sayacağım
    1..Konya Kurulan Mevlevilikle onun manevi lideri Mevlana Celalettin (1207-1273) eserleri ile doğu ve batı dünyasına insan sevgisi hoşgörü mesajları ile Konya’dan ışık saçmaktadır.
    2.Birinci yüzyılda Hıristiyanlığın kurucusu Aziz Paul’ün Konya (Iconium) ziyaretinde kendisine inan ve bağlanan dünyanın ilk Hristiyan Azizesi Thekla Konyalıdır. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde adına kurulmuş kiliseler, manastırlar, okullar onun adını taşımaktadır.
    3.Konya Çatalhöyük’te yaşayan halkın bir kısmının yaklaşık M.Ö 6000 yıllarında başlayarak Avrupa ülkelerine göç etmesi onların atası olması ne kadar önemlidir.
    Yazıma Londra yakınlarındaki bir dolmen olan Stonehenge’nin bir resmi eklenmiştir.
    (Yeni Meram 06.05.2019 yayınlandı)

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 11-06-2019

    GÖKOVA MAHALLESİNDE YAŞAMIŞ TARİHE MERAKLI BİR DOST GRANT ROWLEY II
    MEHMET BİLDİRİCİ
    (Önceki bölümden devam)
    Grant Akyaka’dan ani ayrılmasından sonra Facebook’ta izine Gürcistan’da rastladım, çok dertliydi. Akyaka’daki ortaklarımla olumsuz olaylar sayesinde evimi sattım, her şeyimi kaybettim, kendimi Gürcistan’a zor attım, Neden İngiltere değil diye sorduğumda hayat orada çok pahalı diye dert yandı.
    Son olarak annesinin İngiltere’de tam 100,5 yaşında öldüğünü Kraliçe’nin 100 yaşını kutlayanlara özel Kraliyet belgesi gönderdiğini yazmış, bu belgeyi aldığından annesinin (Mom) mutlu öldüğünü belirtiyordu.
    Ne kadar güzel bir gelenek, Türkiye’de de 100 yaşını kutlayanlara Cumhurbaşkanı özel bir belge verse, ülkeye hizmet etmiş 90 veya daha yaşlı kişilere ölümleri halinde bir belge verilmesi ne iyi olur diyorum.
    Aşağıda Grant’tın bana verdiği üç fotoğrafı ekliyorum
    Birincisi Akyaka-Gökova arasında bir kaya mezar. Orta Karia sayılan Muğla çevresi bir Kaya mezar cennetidir diyebiliriz. Bu ise ilk çağlarda yoğun bir yaşam olduğunu göstermektedir. Kaya Mezarlar konusunda en kapsamlı bir çalışma İsveçli Paavo Roos’un 2006 yılında İsveç de İngilizce yayınlanan bir kitabıdır. Bana bunun bir fotokopisi Gökova’da yaşayan Meryem Kuzey (Öğrenimi Kanada) tarafından verilmiştir. Kendisine teşekkür ederim, Paavo Roos ile ben karşılaşmadım ama mailleşmelerimiz vardır. Ben de gözle görünen çok güzel mezarları resimlemiş ve Web siteme koymuştum. Grant bunların çok çok ötesinde kaya mezarlar olduğunu fotoğraflamıştır.
    Görevliler bir ahşap telefon direği dikecekler, bir çukur bulurlar. Grant bunun bir kaya mezar olduğunu belirlemiştir.
    İkinci fotoğraf
    Hiçbir yayında bulunmayan bir kaya mezar. Grant’ın görüşüne göre bu mezar daha sonra ev olarak kullanılmıştır. Fotoğrafta kendisinin Enigma House dediği Gökova’da en eski antik bir evdir.
    Üçüncü fotoğrafta yayınlanmamış içi sadece Grant tarafından görülmüş bir kaya mezar.
    Bu fotoğrafların henüz anasından doğmamış olan araştırıcıların yararlanacağını umuyorum

    Devrim Gazetesi 03.05.2019 yayınlandı

Toplam 517 yorum bulundu. 41-50 arası listeniyor.