Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    SEVGİLİ SINIF ARKADAŞLARIM TATBİKİ MEKANİK KOLU
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bu yazımda TATBİKİ MEKANİK KOLU hakkında bildiklerimi yazacağım. Dördüncü sınıfta ağır derslerden sonra nefes alma fırsatı buldum, toplamı 9 olan sınıf arkadaşlarım ile olmaktan büyük mutluluk duydum. Hayatımda hiç unutamadığım bu beşinci sınıf oldu. Ayrıca 1962 Şubat ayında İstanbul’dan başlayıp Marmara’nın kuzeyinden Çanakkale-Bergama- İzmir Efes- Antalya Gezisi hayatımda yaptığım ilk gezi idi, şimdi anlıyorum antik dünyanın uygarlığı ile tanışmam bu gezide olmuş.
    Şimdi Arkadaşlarımı yazıyorum. (Alfabetik sıra ile)

    6572 ADİL AKŞAMOĞLU (Gaziantep 1939)
    DSİ de daha sonra Gaziantep’te serbest çalıştı. Halen Gaziantep’te. Telefonla son aradığımda rahatsızdı, benimle eşi konuştu, kendisine acil şifalar diliyorum. Farklı olarak muhafazakar görüş sahibiydi.

    6591 SAYHAN BAYOĞLU (İstanbul 1940)
    Sınıf Dördüncüsü olarak mezun oldu. DSİ de uzun hizmetleri oldu. DSİ Genel Müdür yardımcısı olarak görev yaptı. Ankara’da yaşıyor.
    Sayhan süper bir öğrenciydi. Sonradan Profesör olan Vural Cinemre tatbikat yaptırıyor. İki soru önümüze koydu koydu. Ben şahsen birincinin başında iken dersin yarısında Sayhan Problemler bitti. Başka problem yok mu dedi, Cinemre afalladı ne yapacağını şaşırdı. Bir üçüncü problem hazırlamamıştı.
    Telefonla sık sık görüştüğüm Sayhan Bayoğlu’na ve eşine sağlıklı günler dilerim.

    6569 DOĞAN BERKER (İstanbul 1940- İstanbul 2008)
    Akçakoca kampında çaldığı akordeon melediler hala kulağımda olan, bir süre Eralko Statik Bürosunda birlikte çalıştığım Doğan İstanbul’da serbest proje işleri yaptı, çok önemli projeler yaptığı kanısındayım. Bu konuda pek bilgi sahibi olamadım. İyi briç oynardı. Zamansız kaybettiğimiz Doğan’a tanrıdan rahmet dilerim.

    7232 MEHMET BİLDİRİCİ (Konya 1939)

    PROF. DR. EM. ATAMAN HAKSEVER (İstanbul 1940)
    Yakın bir arkadaşlığımız vardı, Taksim İşkembe salonunda çorba içerdik. Almanya’dan döndükten sonra Elazığ Fırat Üniversitesi’nde çalıştı. İstanbul’a dönünce hoş geldin diye aradığımda beni hatırlayamadı !!!! Sonra bana yaptığı çalışmalarını gönderdi bende sizlere yolladım. Betonarme ve çelik yapıların yangın karşısında davranışı konusunda dünya çapında bir uzman olduğunu pek çok dilde Almanya başta olmak üzere pek çok ülkede yayınları olduğunu gördüm.
    Beni geç tanıdı ama ömrünü bilim uğruna harcamış bu arkadaşımla ben övünüyorum. Çalışmalarının aynı hızda devamını dilerim.




    6556 ERHAN KRAL (İstanbul 1939)
    Mezuniyetinden sonra Amerika’da öğrenimine devam etti. 1978 yılında Profesör oldu, Adana Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde uzun yıllar hizmet etti. 2002 yılında emekli oldu, İstanbul’a yerleşti. Son zamanlarda rahatsız çok zor telefonlaşabildiğim Erhan’a sağlıklı günler dilerim.
    Adana’da ziyaret ettiğim Erhan’ın benim için bir model oluşturduğunu burada belirtmeliyim. O yıllarda kültürel alanında arayış içindeydim. Bir ayaklı kütüphane olan Erhan yanı başındaydım. Ona soruyor ve soruyordum.
    Ancak çok sevdiğim Erhan biraz içe dönüktü, kendini fazla anlatmıyordu. Çok istediğim halde çok değerli çalışmaları konusunda bilgi sahibi olamadım.

    5490 MUSTAFA KEMAL OYMAN (Kayseri 1936)
    1956 yılında İTÜ İnşaat Fakültesi’ne giren Oyman’ı ara sınıflardan hatırlayamıyorum. Son yıl birlikte idik. Teorik Fiziğe meraklı bu konuda savunmaları olan bir arkadaşımızdı. Sağlıklı yaşam dilerim.

    6561 SEZGİN SÜZMEN (Edirne 1938-İzmir 1998)
    DSİ Antalya Bölgesinde çalıştı, bir süre Avustralya’da yaşadı, son İzmir Aliağa’da çalışıyordu. Çok ince nazik bir arkadaşımız olan Sezgin sanıyorum keman çalıyor, klasik batı müziği konusunda geniş bilgisi vardı. Çok erken kaybettiğimiz arkadaşımıza tanrıdan rahmet dilerim


    6625 METİN ÜLGÜRAY (Edirne 1940)
    Askerliğini Kore’de yaptı. Almanya ve İsveç’te çalıştı. 1964-1971 yılları arasında çok önemli sanayi projelerinde çalıştı.
    1971 yılında Ankara Etimesgut’ta “Önüretimli Yapılar” firmasını kurdu. Bu konuda faaliyetlerini sürdürmüş, ancak rahatsızlığı (Alzheimer) yüzünden işini kapatmıştır.
    Ülgüray aynı zamanda yazardır. Yayınlanmış çeşitli kitapları vardır.
    -Teknoloji çağında Türkiye, 1973, Varlık Yayını
    -Yirminci Yüzyıl Raporu,1974, Sander Yayınları
    Ayrıca çeşitli gazete ve dergilerde yazıları vardır. Bunlardan biri
    “ÖNÜRETİM-PREFABRİKASYON) 3 sayfadır
    Eşi Ayşe Dilek Ülgüray, tanınmış Türkçe dili uzmanı, BEŞİR GÖĞÜŞ’ün kızıdır.
    1975 yılında kitapçılardan tesadüf eseri aldığım Yirminci Yüzyıl Raporu, kitabında Sanayi devrimini anlatmıştır. Gerçekten bunu en iyi anlayan ve anlatan bir kişi olduğunu gördüm, bir arkadaşım olarak gurur duydum. Tüm arkadaşlarıma bulup okumalarını öneririm.
    Telefonla ara ara aradığımda kendisi ile konuşmak mümkün olmadı, onun yerine muhterem eşi Dilek Ülgüray ile konuşabildim. Sevgili Metin’in sağlığına kavuşmasını diliyor. Daima yanında olan Dilek Ülgüray’a kolaylıklar dilerim.

    Son sınıfta kısaca farklı hocaları tanımak kısmet oldu.
    MUSTAFA İNAN (1911-1967)
    İTÜ nün en çalışkan öğrencisi ve hocası idi. Geniş bilgi için Web siteme başvurulmalıdır. Sınıf arkadaşlarımızın İTÜ Kampüsünde açılan MUSTAFA İNAN Kitaplığı için bir katkısı olmuştur.

    OKYAY KABAKÇIOĞLU (1910-1971)
    Matematik derslerine girmiştir.

    SAFFET MÜFTÜOĞLU (1921-1968)
    Makine Fakültesi öğretim üyesi idi. Çok ağır bir ders olan Hidro-Aero dinamik dersine geldi. Bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.

    RİFAT YARAR (1913-2004)
    Betonarme hocası Yüksek Mukavemet Dersine gelmişti.

    SACİT TAMEROĞLU (1925-?)
    1962 yılında yaptığımız gezide bizimle birlikte idi. Bilimlerin Tarihi isimli kitabı vardır.

    VURAL CİNEMRE (1933-2000)
    Daha sonra Prof olan Vural Cinemre tatbikatlara gelirdi.
    Gezi fotoğraftakiler şöyle
    Erhan Kral—Ataman Haksever—Metin Ülgüray—DOÇ: SACİT TAMEROĞLU
    Sayhan Bayoğlu—Mehmet Bildirici—Doğan Berker

    15.10.2018 itu62insaat sitesi

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    SEVGİLİ İTÜ’İNŞAAT SINIF ARKADAŞLARIM DERSLEİMİZ
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İstanbul Belediyesi ve İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan Tarihi Su Yapıları toplantısına çağrılı konuşmacı olarak katıldım. Bunun için İstanbul’a dönmüş bulunuyorum. Konuşmam 11. Ekim 2018 günü 13.30 da idi ve konusu “Hitit ve Urartular dönemi Su Yapıları idi. Çok güzel geçtiğini ve bazı diğer konuşmacıların benim daha önceki yayınlarımdan alıntı yaptığını belirtmek isterim.
    Daha önce sizlere 18.08.2018 tarihinde sizlere şöyle yazmıştım.
    Bayram da Demet Erdem, Ergin Tansuğ, Hayati Erhan beni aradı, aramızda tartıştık. Mustafa İnan bizlere hangi sınıfta hangi derslere geldi, bunun doğrusunu Mehmet bilir, ona soralım demişler.
    Bu beni bayağı heyecanlandırdı. Bu arkadaşlarıma bana moral verdikleri için buradan teşekkür ederim.
    CEVABIM: Sanıyorum Mustafa İnan bize Tatbiki Mekanik Kolunda geldi, gene İstanbul’a dönünce öğrenci defterime bakıp, hangi dönem hangi hocalar derslerimize gelmiş, onları yazacağım. Diye yazmıştım.
    Bu defa 2-3-4 sınıflardaki bizlere gelen hocalarımız şöyle

    İkinci Sınıf 1958-1959 3 ve 4 sömestre
    Topoğrafya: Prof. Said Yasar -- Mustafa Aytaç 6 saat/hafta
    Teknik Mekanik: Prof. Orhan Ünsaç 4 saat
    Matematik: Doç. Selma Soysal 4 saat
    Tasarı Geometri & Teknik Resim : Prof Hans Horninger 2 saat
    Fizik: Doç Ali Sümer 4 saat
    Yapı Malzemesi: Prof Bekir Postacıoğlu 3 saat
    Elektrik Bilgisi: N.Üçoluk 2 saat
    Makine Bilgisi: Necmettin Erbakan 3 saat (Defterde Fikret Narter yazılı)
    İngilizce: Elliot

    Üçüncü Sınıf 1959-1960 5 ve 6 Sömestre
    Mekanik: Prof. Orhan Ünsaç 4 saat
    Hidrolik: Doç. Cemil Ilgaz ilk sömestre 5 saat
    Hidrolik: Ord Prof Schleirmacher ikinci sömestre 5 saat
    Yapı Elemanları. Ord Prof. Ali Fuat Berkmen 4 saat
    Mimarlık Bilgisi: Fatin Uran 1 saat !!!!!!
    Yapı Makineleri: Halit Koşar 4 saat
    Toprak İşleri: Doç Mehmet Bozkurt 3 saat
    Demiryolu: Doç Mehmet Bozkurt 5 saat
    Yapı Statiği: Prof. Turgan Sabis 3 saat
    Şantiye Tekniği. Doç Besim Yüksel 3 saat

    Dördüncü Sınıf 1960-1961 7 ve 8 Sömestre
    Yapı Statiği II: Doç. Adnan Çakıroğlu 4 saat
    Yapı İşletmesi: Doç. Besim Yüksel 3 saat
    Betonarme: Ord Prof. İhsan İnan—Tatbikat Mehmet Bilge 5 saat
    Ahşap Çelik: Ord. Prof. Abdullah Türkmen Tatbikat Yalman Odabaşı 4 saat
    Su Getirme Kanalizasyon: Ord. Prof. Abdullah Türkmen 2 saat
    Zemin Mekaniği: Prof. Hamdi Peynircioğlu 4 saat
    Temel İnşaatı: Doç. Vahit Kumbasar 2
    Yol: Prof. Faruk Umar 2 saat
    Akarsu: Doç. Osman Çataklı 4 saat
    İktisat: Doç. Zeyyad Hatipoğlu 2 saat

    SONUÇ: Normal Sınıflara Mustafa İnan derslere girmemiştir. Ben tatbiki Mekanik kolunda idim. Orada Yüksek Mukavemet, Elastisite Plastisite derslerine girmiştir.
    Dikkatli incelenirse teorik inşaat dersleri çok ağırdır. Bir iki istisna dışında iyi eğitim verildiğine inanıyorum.
    Ancak Mimarlık Bilgisinin sadece bir saat oluşu meslek hayatında mimari proje okuyuşunda beni zorlamıştır.
    Daha önce sizlere yazdığım gibi 2017 yılında son hocalarımızı kaybettik, yaşayan yok, hepsine tanrıdan rahmet diliyorum.
    Burada son olarak bir noktaya değinmek isterim. Devre arkadaşlarımızın hepsi Türkiye’nin en seçilmiş öğrencileridir, Herkes diploma almış hiç kimse belge almamış uzaklaştırılmamıştır.
    Bir örnek vermek gerekirse zamanımızdaki Teknik okul olan Yıldız’da Mimarlık Bölümünde başarılı öğrencilerin bir yan ders olan Kimya dersinden belge almış, eğitimi yarıda bırakmıştır.
    Yazıma defterimin sayfalarının fotokopisi eklenecektir.
    Saygılarımla

    15.10.2018 itu62 insaat Sitesi

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    ABSTRACT
    WATER SUPPLY SYSTEMS IN URARTIAN TİMES

    Urartian Kingdom was established in 840 BC and collapsed in 590 BC in Eastern Anatolia.
    Their capital was Tushpa (today Van Castle). They called themselves as Bianili that survives today as name of Van city. Their boundaries expanded to Erzurum, Ağrı, Elazığ in Turkey, Yerevan in Armenia and some lands in Iran. Urartu kings constructed irrigation canals, dams and underground canals (kehriz or qanat) with the advanced technique of those days to improve their economy and getting jobs.

    The longest and earliest canal of the World, Şamran canal was dug in the reign of Great King
    Menua (810-786 BC). Spring water was carried to the Van plain. Physical and hydrological
    values of the canal are as follows:

    Altitude of the spring: 1760 m
    Altitude of Van Plain: 1700 m
    Altitude of Van Lake: 1646 m
    Capacity of the cana: 4-10 m³/s
    The length of the canal: 50-53 km
    The slope of canal: 0.0012
    Width of the canal: 3.50 – 4 m
    Water depth in the canal: 1.50 – 2 m
    Irrigation area: 5000 – 6000 Hectares

    The biggest Uratian Rusa or Keşiş dam was constructed by King Rusa (685-645 BC) at the altitude of 2544 m. The inscription of Rusa dam is now in Berlin Museum. In the inscription there are orders of King Rusa about irrigation process. Today the volume of Rusa dam is 9-19 hm³. Rusa dam has fed Sikhe and Doni dams down in Urartian times. Now Sikhe dam is
    in use. This point is very important and requires advanced hydraulic knowledge. The altitude of Sikhe dam is 1768 m, the distance between two dams is 17 km, and so the slope of natural creek is 0.05.


    (WATERIST TOPLANTISI İÇİN EDİZ EMEKTEŞ’A GÖNDERİLDİ)

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    ABSTRACT

    WATER SUPPLY SYSTEMS IN HİTTİTE PERİOD

    The Hittites established the first state in Anatolia. The Hittite kings reigned between 1660-
    1190 BC in the modern provinces of Turkey, such as Çorum, Ankara, Kayseri, Niğde and
    Konya. In the reign of Great King Tuthalia IV (BC 1250-1220) many dams and religious cult water monuments were constructed. These monuments are as follows:

    Kayseri Pınarbaşı Karakuyu dam is on Zamantı creek that is one of the branches of Seyhan.
    The ruins and a Hittite inscription were found in 1931 by H. Zübeyr Koşay and Von der Osten. The shape of dam is like U.
    The height 9.60 m dam area 46 250 m²
    The cret width 401 m Volume of the dam 323 750 m³
    Second excavating was realized by Prof. Dr. Kutlu Emre.
    Second dam is at Konya Kadınhanı Köylütolu. The position of dam is discussable. A Hittite inscription was found there too.
    The third one is Çorum Gölpınar dam. Firstly it was found by H. Zübeyr Koşay and R. Oğuz
    Arık. It was excavated by Prof. Dr. Aykut Çınaroğlu in 2006. The spring is inside the dam and it has been used after centuries. The volume of dam is 10 000 m³.
    The religious water cult monuments are as follows:
    Konya Ilgın Yalburt water pool: The area of the pool is (12.70 m x 8.30 m) 105.40 m². Around the Pool 22 Hittite inscriptions of King Tuthalia IV were founded.
    Konya Beyşehir Eflatun Pınar: In front of a wall covered with a relief, there is a simple pool, probably was constructed in the reign of Tuthalia IV.
    Konya Ereğli Ivriz Monument: In the Ivriz spring there is a monument of God Tarhundas or
    Tarhunza and Warpalawa, King of Tyana (BC 8.century). There are some other monuments
    of King Warpalawa in the vicinity. Tyana was a vassal kingdom of Asur Empire in modern
    cities Niğde, Ereğli, Bor of Turkey.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    İSTANBUL SU VE KANALİZASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (İSKİ)


    İSTANBUL SU KONGRESİ VE FUARI

    11-13 EKİM 2018

    HALİÇ KONGRE MERKEZİ



    URARTULAR DÖNEMİ TARİHİ SU YAPILARI
    HİTİTLER DÖNEMİ TARİHİ SU YAPILARI


    MEHMET BİLDİRİCİ
    İNŞAAT YÜKSEK MÜHENDİSİ (İTÜ 1962)
    ARAŞTIRMACI YAZAR
    BİLİRKİŞİ


    AKYAKA 21.09.2018



    MEHMET BİLDİRİCİ İLETİŞİM BİLGİLERİ
    Ben Mehmet Bildirici 1939 yılında Konya’da doğdum. 1957 yılında Konya Lisesi’nden, 1962 yılında İTÜ İnşaat Fakültesinden mezun oldum.
    Meslek hayatımın ilk 33 yılı Konya’da geçti, Müteahhitlik, Proje işleri (betonarme), 1971-1982 yılları arası Konya Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi’nde “Öğretim Görevlisi” idim. Yapı Malzemesi Yapı Statiği derslerini yürüttüm. 1984-1995 yılları arası DSİ Konya Bölgesinde çalıştım.
    1991 yılından bu yana “Tarihi Su Yapıları” konusunda çalışma yapmaktayım. Bu konuda iki kitabım DSİ Genel Müdürlüğünde yayınlandı. (Konya Tarihi Su Yapıları & Teknik ve Kültürel Değerleri ile Tarihi Sulama, Su Depolama ve Taşkın Koruma Tesisleri).
    1996 yılında emekli oldum, İstanbul’a yerleştim. 1997-2014 İstanbul Adliyelerinde bilirkişi olarak görev yaptım.
    Uluslararası Tarihi Su yapıları toplantılarına katıldım, sunumlar yaptım. (2001 İsrail --2004 Efes—2007 Petra, Ürdün—2012 İsrail—2015 Atina). Yurt dışındaki toplantılara özel olarak Türkiye’den tek katılan bendim.
    Diğer çok önemli bir toplantı 2009 yılında İstanbul’da gerçekleşen “5 Dünya Su Forumu”. Burada Hitit ve Urartu Tarihi su yapıları konusunda sunumlarım oldu.
    Halen yazları Muğla Ula Akyaka ve kışları İstanbul Şişli’de emeklilik yaşamımı sürdürüyor. Son yıllarda Muğla Devrim Gazetesinde tarihi konularda köşe yazarlığı yapmaktayım.
    Hakkımda çok geniş bilgilere 2009 yılında kurduğum Web sitemden ulaşılabilir
    www.mehmetbildirici.com
    (Web sitemin hacmi 16.000 sayfanın üzerinde olup 2018 Eylül itibariyle ziyaretçi sayısı 240.000’dir.
    DİĞER İLETİŞİM BİLGİLERİ
    Mail Adresi: mehmetbildirici34@gmail.com
    Cep Telefonum 0 542 241 0302 (Ev telefonlarım kapalı)
    Adresim Nergiz Sokak 16 Akyaka Mahallesi Ula-Muğla
    Adresim Fulya Mahallesi Belen sok Park Ap. 10/6 Şişli-İstanbul

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    KONYA LİSESİ ARKADAŞLARIM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sizlere zaman zaman yazıp sınıf arkadaşlarım hakkında edindiğim bilgileri aktarmakta ve kendim hakkında da bilgiler sunmaktayım.
    Son yazımı 19. Temmuz 2018 tarihinde sunmuştum.
    Burada değerli sınıf arkadaşımız Konya Lisesi Edebiyat Kolu mezunu Mehmet Asil Yılmaz hakkında, onun hayatını başarılarını yayınlarını yazmıştım.
    Değerli arkadaşım emeklilik hayatında da üretken bir kişi, yazdığı üç şiir kitabı
    -Özgürlük Elde Değil
    -Oğul Balı
    -Sevda Yağmuru şiir kitaplarının ardından
    -Sonbahar Gülü
    -Çan Çiçeği
    -Anadolulu Elif’in Romanı kitaplarının ardından bu defa
    -Benim Adım Memed isimli romanını yayınladı.
    Önceki romanlarını okumuştum. Bu kitabını lütfedip gönderdi, onu da okudum. Özellikle bilim adamı kimliğini açıklayan bu kitabını büyük bir zevkle okudum. Bu konuda geniş bilgi 19.07.2018 tarihli yazıdadır
    Kendisi ve çalışmaları ile gurur duyuyorum. Siz arkadaşlarıma da okumalarını öneririm. Arkadaşımın Telefonu 0 530 347 2405
    İkincisi biraz kendimden söz etmek isterim. Gökova Akyaka Aralık ayına kadar yaşamaya niyetliydim.
    Ama İstanbul Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından 11. Ekim 2018 Perşembe günü saat 13.30-15.00 arası yapılacak Tarihi Su Yolları toplantısına Çağrılı konuşmacı olarak davet edildim, ona katılmak için İstanbul’a dönüyorum. Sunumum Hitit ve Urartu Tarihi Su Sistemleri
    Üçüncü olarak değerli hocamız Ömer Faruk Mesçi’nin kızı Filiz ile Facebook’tan tanışır haberleşiriz. Küçük oğlu AYHAN MESÇİ’nin Konya’dan mezun ve Uluslararası bir Harita Mühendisi olduğunu, ve çok başarılı çalışmalar yürüttüğünün burada bir yakınından öğrendim.
    Gurur duydum, sizlerle paylaşmak istedim.
    Son olarak çok sevdiğim Gökova hakkında bir şair arkadaşımın şiirini sunuyorum.
    Hepinizi kucaklaşıp öpüyorum.

    BİR GÖKOVA ŞİİRİ (Dostum Muğlalı Şair İbrahim Ergin’den)
    Bir daha sordum kendime
    Neler düşünür uçurumda bir çiçek
    Gökova’yı gördükten sonra
    Neler düşünür
    Limon çiçeklerinin kokusuyla sarhoş
    Şiire durmuş şair
    Bir inansam Cennet dediklerine
    Tam burada durasım gelir

    Biz kadın azmağı deriz
    Sazlıkların arasında
    Yeşil yılan gibi kıvrılan nehir
    Üstünde birkaç yaban ördeği
    Yılan balıkları
    Ve kalabalık ayakları ağaçların
    Karya’dan Likya’dan sesler gelir
    Gökyüzünü sürükler ayaydın gecelerde
    Soyunup dalasım gelir

    Aslında tertemiz, buz gibi bir sudur
    Akar sessiz ve ürkek
    Deniz duymuş mudur bilinmez
    Söğüt dallarını öperek alır yolu
    Sanki bir çocuk uykusudur
    Kucağıma alıp sarasım gelir

    Uzaklarda Otluk koyu
    İngiliz limanı Sedir
    Akşamdır Güneş denize girmek üzeredir
    Kızıla boyanmış gökyüzü
    Bitkilerin yeşil çığlığı yamaçlarda
    Bir yanda Kıran dağları
    Denizden fışkırmış hançer gibidir
    Longöz koyunu hiç görmedim
    Bir bilene varıp sorasım gelir

    Gözümün avlusunda Gökova Körfezi
    Baktıkça bakasım gelir


    Asil Yılmaz—Orhan Tosun—Cengiz Özkara—Şadi Onur—Sümer Aygen—Sibel Bildirici—Ali Akkaya—Ömer Alptekin—Azzem Aydınöz—Günseli Aysun—Osman Bıyıkoğlu—Tayyar Çimen—Sadrettin Gülsaçan—Mustafa Gür—Gürsel Karaca—Tamer Hızal—Üzeyir Kırca—Atalay Tarhan—İsmail Uğurlu—Sümer Uğur—Tülay Aydın

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    ÜNAL TÜRKEŞ’İ (1942-2017) ÖLÜMÜNÜN BİRİNCİ YILINDA ÖZLEMLE ANIYORUM
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesi sahibi ve başyazarı Ünal Türkeş’in bir yıl önceki zamansız kaybı hepimizi derinden sarstı. Aradan bir yıl geçti onu özlemle anıyorum.
    Çok sevdiğim, adeta ona âşık olduğum ve halen içinde yaşadığım Akyaka’daki evimi 1985 yılında aldım. Çevresi ve tarihi beni doğası ile birlikte etkiledi.
    Akyaka’yı, Muğla’yı ve tarihini tanımaya yöneldim. Araştırmalarım beni Devrim Gazetesi sahibi ve başyazarı ÜNAL TÜRKEŞ ile buluşturdu. Tarih merakı bizi bir araya getirdi. Özellikle Konya konusuna çok duyarlı idi. Zira kendisinin ve bazı Muğla ileri gelenlerinin aile kökleri Konya Bozkır Üçpınar (Hocaköy) ve Kızılören’den geliyordu. Kendisi bu konuyu bir kitap haline getirtmek istiyordu. Yakın Konya tarihi konusunda Konya’da araştırma yapan ağabeyim Sefa Odabaşı ile araştırma yaptık, ama elle tutulur net bilgilere ulaşamadık.
    Ben daha sonra Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği Nail Çakırhan & Halet Çambel Kültür ve Sanat Evinde 2004 ve 2006 yıllarında “İDİMA’DAN GÖKOVA AKYAKA’YA” isimli sergiler açtım. Bunları başka sergiler de takip etti.
    DEVRİM GAZETESİ ve tabii ki Ünal Türkeş gazete haberleri ile sergimi duyurdular destek oldular.…
    Özellikle sanıyorum 2006 yılında gazeteyi bir ziyaretimde beni şimdi hatırlayamadığım bir kişiye beni şöyle tanıttı:
    “GEL SENİ GÖKOVA ÂŞIĞI BİR KİŞİ İLE TANIŞTIRAYIM.
    Bunu asla unutmam mümkün değil…
    1996 yılından bu yana Devrim gazetesinde yazılarım, Konya konusunda fikir alışverişlerimiz ve dostluğumuz devamlı sürdü….. aramızdan ayrılana kadar….
    Ben Ünal Türkeş’ten 3 yaş daha büyüğüm. Öğrenimlerimiz farklı kentlerde ve farklı alanlardadır. Ben antik Anadolu ve Karia’da gelişen çok parlak geçmiş uygarlıkların farkına varan bir kişi olduğumu düşünüyorum. Eski uygarlıkların farkına vardığımız ve farkında olmadığımız pek çok noktaların bugün Orta Asya’dan getirdiğimiz Türk uygarlığı (Selçuklu-Menteşe-Osmanlı) ile bir sentez halinde olduğunu görüyorum.
    Rahmetli Ünal Türkeş de hep yazılarında;
    “BİZ KARIA VE TÜRK UYGARLIKLARINDAN OLUŞAN BİR SENTEZİN ÇOÇUKLARIYIZ DİYE HEP YAZMIŞTIR.
    Ünal Türkeş ile buluştuğumuz bu ilke ve görüşler devam etmelidir. BEN YAŞLIYIM, YAŞADIĞIM VE YAZABİLECEĞİM SÜRECE ONUN BU GÖRÜŞLERİNİ SAVUNACAĞIM.
    AMA GENÇLER BUNU DEVİR ALMALI VE DEVAM ETTİRMELİ VE ÜNAL TÜRKEŞ’İ YAŞATMALIDIR..
    Yazıma Menteşe Kültür Evinde çekilmiş birlikte fotoğrafımız eklenmiştir.

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    TÜRKİYE’DE UN TEKNOLOJİSİNDE DEVRİM YARATAN SANAYİCİ AYDIN KONYALI SİNANGİL AİLESİNDEN SİNAN SİNANGİL’İ (1932-2018) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Un Anadolu çağlar boyu kullanılagelen en önemli ana gıdamızdır. Un teknolojisinde araştırmalar yaparak bunu daha kaliteli hale getiren ve bu unları Türk ve Avrupa insanına sunan kişi Sinan Sinangil’dir. Bu gün Sinangil Unları modern marketlerde satılmaya devam edilmektedir. Sinan Sinangil Konya’nın önde gelen sanayici ve tüccar ailelerinden Sinangil soyadını taşıyan bir ailenin oğludur.
    Sinan Sinangil 1932 yılında Konya’da doğdu. Babası Türkiye’nin önde gelen tüccarlarından, sanayici Muzaffer Sinangil, annesi küçük yaşta kaybettiği Hacer Hanımdır. Konya’da babası ve iki amcası Petrol Ofisi Bayisi idi
    İlkokula Konya’da başladı, babasının 1941 yılında İstanbul’a taşınması ile öğrenimine İstanbul’da Galatasaray Lisesi’nde devam etti. 1951 yılında Galatasaray Lisesini bitirdi. İsviçre’de Lozan kentinde bir süre Hukuk okudu.
    Yurda dönüşünde İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne girdi, 1963 yılında oradan mezun oldu.
    1964 yılında babası yanında ticarete atıldı. Konya’da değirmencilik ve un fabrikaları sahibi oldu. AKUN isimli bir şirket veya Holding kurdu. Kesin emin değilim ama Konya’da ilk kurulan Holding’in onun tarafından kurulduğunu sanıyorum..
    1964-1975 yılları arası Konya’da yaşadı,
    1972 yılında Konyaspor Kulübü başkanı oldu. Burada bir açıklık getirmek isterim. O yıllarda ebedi rakip Konya İdman Yurdu ve Konya Spor henüz birleşmemişlerdi. Sinangil Konya İdman Yurdu Kulübü başkanı idi, sonradan şartlar onları birleştirdi, renklerini Konya İdman Yurdu verdi, ismi Konyaspor oldu.
    İlk evliliğini Trabzonlu Kalaycıoğlu ailesinden Birsen Hanım ile yaptı. Ondan oğlu Ömer Sinangil ve kızı Nihal Erginay Sinangil dünyaya geldi.
    Daha sonraki evliliğini Prof. Dr. Handan Kepir Sinangil ile yaptı. Handan Hanım İş Psikolojisi konusunda çok tanımış bir uzmandı. Bu konuda 2000 yılında yayınlanmış çok önemli bir yayını bulunmaktadır.
    Bu konuda yardımcısı eşi Sinan Sinangil idi, Çok iyi Fransızca ve İngilizce bilen Sinan Sinangil Psikoloji konusuna da çok yatkındı. Ayrıca İtalyanca ve Almanca da öğrenmişti. Çok zengin çok dilli bir kitaplığı vardı, çok hızlı kitap okuyabiliyordu.
    Yaşamını İstanbul Ortaköy ve Polonezköy’de sürdürdü.
    Sinangil’lerin baba yurdu, Konya’nın Karatay ilçesi Topraklık semtinde idi. Burada dedesi Sinanzade Ahmet Sinangil’in yaptırdığı iki katlı konak vardı. 19 yüzyıl sonları anlayışıyla yapılmış bu konaktan Konya’nın çeşitli semtlerinde bir elin parmakları kadar vardı. Topraklık’ta tüm evler kerpiç ve toprak damlı olmasına karşı Sinangil Konağı tek istisna idi.
    Giriş katına geniş bir koridor. Girişte sağda büyük oda misafir salonu idi. Üst kata içten merdivenle çıkılır ve yatak odaları vardı.
    Ailenin oğulları Muzaffer, Recep ve Derviş Sinangil bu konakta evlendiler burada yaşadılar, torun Sinan 1941 yılında İstanbul’a taşınana kadar burada yaşadı, daha sonra amca Recep Sinangil belirli bir süre bu konakta yaşadı, Sinan bu konağı yani baba ocağına hep gelirdi.
    Tek erkek kardeşi vardı. Ali Doğan Sinangil (1934) onunla birlikte çalıştılar
    Almanya’da eğitimini sürdüren Ali Doğan Sinangil, Türkiye’nin önde gelen kompozitörlerinden biridir. Modern müzik alanını seçen Ali Doğan’ın pek çok eseri vardır.
    Sinan Sinangil benim gurur duyduğum bir akrabamdır. Kandan gelen akrabalık vardır. Onun babaannesi Havva Sinangil benim anneannem Emine Bildirici’nin ablasıdır. Havva Hanım İki evlilikten olan yedi kız bir oğlanın en büyüğüdür. Nenem Emine büyük abla olarak tüm kardeşlerine kol kanat gerdiğini hep anlatırdı. Ölümü 1946 yılıdır.
    Havva teyzemizin Sinanzade Ahmet Efendiden 3 oğlu ve iki kızı olmuştur.
    Sinanzade Ahmet Efendi’ nin aile kökeninin Maraş Elbistan’dan geldiği bilinir.
    Muzaffer, Recep ve Derviş Sinangil, isimli oğulları, Lütfiye Oturanç ce Cemile Doyuran isimli kızları vardır
    Oğlu Ömer Sinangil halen Amerika’da yaşamakta, Motorola şirketinde üst düzey yöneticidir, Kızı Nihal Erginay Sinangil İsviçre ve Fransa’da eğitim görmüş, halen İstanbul’da gene üst düzey yönetimdedir.. “ “
    İş hayatında çok yakınında olmadım, çok yakından tanıdığımı söyleyemem İlk okul yıllarımda onu Topraklık’ta baba konağında gördüğüm ilk andan itibaren karizmatik kişiliği beni çok etkiledi benim için bir idol bir şablon idi. Onun kaybı beni çok derinden etkiledi, Konya’nın yetiştirdiği dört dörtlük nadir kişilerden biriydi
    Bu yazının hazırlanışında son zamanlarda çok yakınında olmuş, amcazadesi Diş Hekimi ve İşadamı Şemsi Sinangil bana yardımcı oldu kendisine teşekkür ederim. Onun kişiliğini vurgulayan iki küçük anektodu buraya alıyorum.
    Üçler Mezarlığının o yıllarda ara bağlantı yolları yoktu ve çamur içindeydi. Ziyaretler zorlaşıyordu. Bir gün Belediye Başkanı Yılmaz Kulluk’u ziyaret eder. Yılmaz bu ara yolları yaptırsan iyi olur der, O da işçi ücretlerini zor ödüyorum, o nu da sen yaptır der. Fen İşleri Müdürü bunu gerçekleştirir, parasını Sinan Sinangil öder.
    İkinci bir olay, Topraklık’tan bir arkadaşını hüngür hüngür ağlar bulur. Kiramı ödeyemedim ev sahibi beni evden atıyor der. Ev yapılacak bir arsan var mı diye sorar. Olduğunu öğrenince Konya’nın Müteahhitlerinden Ali Öngel’i görevlendirir, arkadaşının arsasına iki katlı bir ev yapması için para ve talimat verir. Arkadaşına birinde otur, birini kiraya ver der.
    22 ey Eylül 2018 günü İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Konya’da Hacı Veyis camiinde kılınan cenaze namazının ardından Üçler mezarlığında babası ve ailesi yanında toprağa verildi. Cenazesine dostları ve sevenlerinden büyük bir katılım olmuştu.
    Tanrıdan rahmet, ailesine baş sağlığı dilerim. Işıklar içinde uyusun…
    Konya Yeni Meram 04.10.2018 yayınlandı
    Muğla Devrim 05.10.2018 yayınlandı

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    MUĞLALI ŞAİR İBRAHİM ERGİN VE SON ŞİİR KİTABI “AŞKIN BANA İHTİYACI VAR”
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İbrahim Ergin yıllar sonra edindiğim bir dost, Devrim Gazetesinde çıkan yazılarım bizi tanıştırdı ve birbirimize bağladı. Muğla Öğretmenevi ve Menteşe Kültür Evinde buluştuğumuzda yoruluncaya kadar sohbet eder ve konuşuruz.
    Son olarak Menteşe Belediye Başkanlığı kültür serisinden (No 8) bir şiir kitabını yayınladı. “AŞKIN BANA İHTİYACI VAR”
    Sayın Bahattin Gümüş çok çalışkan ve Menteşe’yi (Muğla) bir kültür ilçesi için çabalayan ve başarılı da olan bir Belediye Başkanı, başarıları hep sürsün isterim.
    2018 Menteşe Kültür Şenlikleri kapsamında 28.Eylül 2018 günü akşam 19.00 da Konakaltı İskender Alper Kültür Evi bahçesinde İbrahim Ergin okurları ile buluştu. Şiir kitaplarını imzaladı. Hava şiir okumaya uygun tatlı bir serinlik vardı. Törende Sayın Muğla Büyükşehir Belediye Balkanı Dr. Osman Gürün ve Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’ün konuşması ile açıldı.
    İbrahim Ergin’in şiirleri saatlerce ezberden okuyan şiire ve sanata gönlünü kaptırmış SADETTİN ÖZBEK orada idi, etkinliği o yönetti.
    2018 yılında Milas Ören’de (antik Keramos kenti) Milas Belediyesi tarafından Büyük Şair ve Yazar MELİH CEVDET ANDAY (1915-2002) adına yapılan şiir yarışmasında İbrahim Ergin ödül almıştı. Şiir kitabı bu vesile ile basılmıştı.
    Ben edebiyatçı değilim, şair de değilim, ama İbrahim Ergin’den öğrendim şiiri sevmeyi.
    “Aşkın Bana İhtiyacı Var” şiir kitabını bilgisayara ben taşıdım. İbrahim Ergin’in büyük bir Şair olduğunu bunları bilgisayara geçerken anladım.
    Lafı uzatmayalım bu güzel gecede Sadettin Özbek bana da söz verdi, ben de bir şiirini okudum. Bu şiir yaşamaktan gurur duyduğum Gökova’ya ait olacaktı.

    BİR GÖKOVA ŞİİRİ
    Bir daha sordum kendime
    Neler düşünür uçurumda bir çiçek
    Gökova’yı gördükten sonra
    Neler düşünür
    Limon çiçeklerinin kokusuyla sarhoş
    Şiire durmuş şair
    Bir inansam Cennet dediklerine
    Tam burada durasım gelir

    Biz kadın azmağı deriz
    Sazlıkların arasında
    Yeşil yılan gibi kıvrılan nehir
    Üstünde birkaç yaban ördeği
    Yılan balıkları
    Ve kalabalık ayakları ağaçların
    Karya’dan Likya’dan sesler gelir
    Gökyüzünü sürükler ayaydın gecelerde
    Soyunup dalasım gelir

    Aslında tertemiz, buz gibi bir sudur
    Akar sessiz ve ürkek
    Deniz duymuş mudur bilinmez
    Söğüt dallarını öperek alır yolu
    Sanki bir çocuk uykusudur
    Kucağıma alıp sarasım gelir

    Uzaklarda Otluk koyu
    İngiliz limanı Sedir
    Akşamdır Güneş denize girmek üzeredir
    Kızıla boyanmış gökyüzü
    Bitkilerin yeşil çığlığı yamaçlarda
    Bir yanda Kıran dağları
    Denizden fışkırmış hançer gibidir
    Longöz koyunu hiç görmedim
    Bir bilene varıp sorasım gelir

    Gözümün avlusunda Gökova Körfezi
    Baktıkça bakasım gelir

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-11-2018

    KARİA’DA BULUNMUŞ İLGİNÇ BİR OBJE, SAÇ KESME BIÇAĞI (İKİNCİ DEFA)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinde aynı konu ile (06.09.2018) tarihli yazdığım yazı edindiğim izlenimlere göre büyük bir ses getirdi. Üzerinde yaşadığımız tarihi topraklarda yaşanmış gelenek ve dini törenler hakkında çok önemli olaylara ulaşmak olanağı veriyordu.
    Daha önce hiç bilgi sahibi olmadığım bu konuda merakım kamçılandı, bundan önceki Lagina ve Panarama yazılarımın ardından konuyu ikinci defa gündeme getirme cesaretini kendimde buldum.
    Bu yazım da benim yaşadığım coğrafyada (Karia) bulunmuş çok ilginç, muhtemelen saç kesme bıçağına ait olacaktır.
    Bu bilgiler Ergün Laflı ve Hadrien Bru’nun “Hair Dedication in Caria: An Inscribed (bronze) Blade from Stratonikeia yazısından özetlenmiştir.
    Konu edilen saç kesme bronz bıçak İzmir’de Bayan Berna Oğuz’un özel koleksiyonunda olup Müzece tescillidir. Bayan Oğuz bu bıçağa 2017 yılında sahip olmuştur. Bahse konu yazıtlı bronz bıçağ’ın ilk sahibi Karia’da Alabanda antik kentinde bir mezar içinde bulmuştur. Uzunluğu 82 mm, yüksekliği 30 mm, kalınlığı 1-2 mm arasıdır.
    Önce bu ilginç bıçağın resmi buraya konulmuştur.(İkinci defa)
    Bıçağın ahşap bir sapı olduğu sanılmaktadır.
    Bıçağın A yüzünde 3 satır, B yüzünde ise 5 satır yazıt bulunmaktadır.
    A yüzü
    Paionoios, //Dionyisos oğlu //Hierokome köyünden
    Burada bir açıklık getirmek isterim. Tanrıça Hekate’nin tapınağının bulunduğu alan Lagina olarak bilinir. Bu isim sonra Leyne’ye dönüşmüş, bugün ki ismi Turgut’tur. Yukarı bıçak da görülen yazıtta HIERAKOME olarak geçmektedir. Harita da görüldüğü gibi bu yer Lagina veya onun çok yakınındadır. Yani yazıtın A yüzünde ismi geçen Dionyisos oğlu, Paionoios Hekate tapınağının olduğu Lagina köyündedir.

    B Yüzü
    Stratocles // Theon oğlu // Kaliorga köyünden // Kombria’da genç bir adam
    Karia için altın değerinde olan harita (ekli) içinde açıklamalara yer verilecektir..
    Alabanda (Bugün Aydın Araphisar) objenin bulunduğu antik kent, Stratonikeia (Bugün Muğla Yatağan ilçesinde kazıların devam ettiği antik kent)
    Bronze bıçağın B yüzünde ise Kombria’lı genç bir adam olan, Kaliorga köyünden Theon oğlu Stratocles ismi yer almaktadır.
    Daha da araştırdığımda burada yapılan Kutsal saç kesme törenleri ile ilgili internette Ayşen Sina’nın bir yazısına rastladım.
    Dört yılda Panamara’da kutsal saç kesme törenlerinin yapıldığı, saçları kesilen genç erkeklerin saçlarının tapınakta bırakıldığı bilgilerine ulaştım.
    Bunların sonucu bıçağın B yüzündeki yazıtta ismi geçen Theon oğlu Stratocles’in Panarama kutsal alanında bulunan Kombriya törenlerinde saçları kesilen genç bir adam olabileceği köyü olan Kaliorga’nın Panamara kutsal alanına çok yakın bir yer belki de Bağyaka (Baykuşlar) mahallesi olabileceğidir.
    Burada tekrar Yatağan için çok önemli haritaya bıçak yüzündeki yazılara tekrar yer verilmiştir.
    (Muğla Devrim 08.10.2018 yayınlandı)

Toplam 426 yorum bulundu. 51-60 arası listeniyor.