Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    FRANSIZ SU ARAŞTIRMACISI JEAN BURDY 17.05.2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Fransız Su Araştırmacısı Jean Burdy ve eşi Paulette ile 2001 yılında İsrail’de gerçekleşen ve benim ilk yurt dışı toplantısında tanışmıştım. Pisidian Antioch (Isparta Yalvaç) hakkında yazdığı suyolları kitabın fotokopisi meraklı olduğumdan müşterek dostumuz Prof Dr. Thomas Drew-Bear tarafından çok daha önce verilmişti. Çok ilginç olan bu yayına Web sitemden ulaşılabilir.
    www.mehmetbildirici.com Web 2014 İngilizce 20.2.10
    Önce 2001 yılında İsrail’de, daha sonra 2004 yılında Türkiye’de Efes Cura Aquarum toplantılarında kendini ve eşi Paulette’i yakından tanıma fırsatı buldum. Bunun en iyi anısı George Weber’i önceki yazıda konu edilen eserlerinin fotokopisini gönderilmesiydi.
    Jean Burdy Fransa’da en önde gelen tarihi su yapıları araştırmacısıydı.
    Lyon L’Aqueduc Romain Roma dönemine ait Fransızca 230 sayfalık kitabını bana da armağan etmişti. Arşivimin en değerli kitapları arasındadır.
    Bir başkası “Aqueduc de la Brevenne”
    Jean Burdy Anadolu antik kentlerinin su yapılarına ait de çalışmaları vardır. Bunlardan ilki Psidian Antioch Web sitemde yer almaktadır.
    Son olarak İnternette “L’Aqoeduc Romain de Xanthus” bulunmaktadır.
    Bir özeti şöyledir. Xanthus Kınık ismi ile Likya Bölgesinde bir kenttir.
    “Ksantos kentini su ihtiyacı Roma devrinden kalma 9,5 km uzunluğunda bir suyoluyla besleniyordu. Bu eser kaba yontma taşlı birkaç kaynağı bir kanalla besleyen bir dehlizde başlıyordu. Genişliği 40 cm, derinliği 75 cm olan bu kaptaj kanal yüzeyle eş seviyede oldukça iyi korunmuştur. Kanal kaynakların bulunduğu geçtikten sonra yamacı takip eder.
    Üç küçük vadiyi köprülerle aşıp ovaya iner, bu konuda daha önce hiç araştırma yapılmamıştır, bu bir özet niteliğindedir.

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    GUY MEYER 1665 GEORGE WEBER HAKKINDA 17.05.2020
    01.09.2013 TARİHLİ GUY MEYER MEKTUBU
    MEHMET BİLDİRİCİ

    George Weber’in Anadolu antik kentlerine ait eserlerinin fotokopileri 2004 yılında Jean Burdy tarafından gönderilmişti. George Weber’in bu değerli yazılarını Almanca bilmiyor olmama rağmen tarafımdan üzerine durulmuş, bu konuda Türkiye’de Prof Dr. Ünal Öziş hariç başka bilene ve ilgilene rastlamadım.
    Aşağıda tanış olduğum ama çok mailleştiğimiz ama yüz yüze gelemediğimiz değerli Fransız araştırmacı Guy Meyer’in, George Weber’in diğerli eserlerini anlatan mailine yer verilmiştir.
    Guy Meyer Akyaka’dan dostlarım Chrissi & Selim Adham’ın yakın arkadaşlarıdır. Onların yardımı ile kalem ve yazışma arkadaşı olduk. Guy Meyer bana Idyma hakkında tüm yazıtların içinde bulunduğu Almanca bir kitabı göndermiştir. Bana en çok yardımcı olanlardan biridir. Bu maili 2013 yılında bana yazmıştır. Bununla birlikte daha sonra
    2014 yılında İzmir’de açılacak bir sergiye beni davet etmiş, davetiye göndermemiş ben orada olacağım demişti. Eylül 2014 açılış kokteyline Akyaka’dan saatinde orada olmuştum. Davetiyem olmadığı için içeri alınmadım. Guy Meyer’i sordum, şu an yok dediler. Sergiyi ikinci gün normal gezdim. Guy Meyer’in ölmüş olabileceğini söylediler.

    Dear Sir, (Mehmet Bildirici)
    It's a long time since we communicate about ancient Turkey. I am working now on inscriptions from Tralles (Aydın) and on a new exhibition in Izmir about travellers from XVIIth untill XIXth century which will open in September this year. Working on the inscriptions of Tralles, I met with Georg Weber, born in Riquewihr (Alsace-France) in 1840, died in Buca in 1910. He came in Turkey in the 1860's. He was French professor in the (Greek) Evangelical School in Izmir, which opened the first archaeological museum in town. A large part of this old collection is still in Izmir archaeological museum of which it composed at least a quarter of the actual collection.
    You will find thereafter a list of his principal works, but he published numerous articles in local papers in French or Greek: Xenophanès (Grec), L'Impartial (Français), Amaltheia (Grec). It is said that after 1921, the director of the Museum of Izmir inaugurated a column from Ephesus on his grave which remain till today in Buca foreign graveyard but I could'nt find any precise information about this.

    Bibliographie Weber 1880, «Tumulus et hieron de Bélevi», Mouseion, période III, 1878-79 et 1879-80 (1880), pp. 89-104, 117, et trois planches. 1880, «Hiéron de Cybèle et trône de Pelops», Mouseion, période III, 1878-79 et 1879-80 (1880), pp. 105-116 1880, Le Sipylos et ses monuments, ancienne Smyrne, Naulochon, monographie historique et topographique, Paris, 1880. 1882, «Description of the so-called tomb of St. Luke at Ephesus with notes by W. Harry Rylands».Transactions of the Sty of Biblical archaeology, VII, 1882, pp. 226-240. 1884, «Étude sur la chorographie d'Éphèse», Mouseion, période IV, 1880-1884 (1884), pp. 1-44, et carte. 1885, «Akdsché-Kaja. Eine unbekannte Felsburg bei Smyrna», AM, 10, 1885, pp. 212-216, avec deux cartes. 1885, «Trois tombeaux archaïques de Phocée (et de Magnésie), Lettre de M. G. Weber à M. G. Perrot, RA, s 3, 5, 1885 (1), pp. 129-138. 1886, A. Fontrier, «To », Mouseion, periode V, 1885-1886 (1886), carte. 1891, «Un monument circulaire à Éphèse ou prétendu tombeau de Saint-Luc», RA, s. 3, 17, 1891 (1), pp. 36-48. 1891, Guide du voyageur à Éphèse, Smyrne, 1891. 1891, «Der unterirdische Lauf des Lycos bei Kolossai», AM, 16, 1891, pp. 194. 1891, Une église antique à Dinair (Célènes-Apamée-Cibotos), Besançon, 1891. 1892, Dinair (Gueïkler), Célènes, Apamée Cibotos, Besançon, 1892. 1892, « Bas-reliefs de Laodicée et de Tripolis», RA, s. 3, 20, 1892 (2), pp. 288-, pl. XXIII. 1899, «Hypaepa, le Kaleh d'Aïasourat, Birghi et Oedémich», REG, 5, 1899, pp. 7-21. 1904, «Wasserleitungen in kleinasiatischen Städten, I», JDI, 19, 1904, pp. 86-101. 1905, «Wasserleitungen in kleinasiatischen Städten, II», JDI, 20, 1905, pp. 202-210. He also made a map in BCH, 16, 1892, pl. XVIII, «Carte du monastère de Lembos et de ses dépendances auprès de Smyrne au XIIIe siècle» and send a letter to the French Archaeological School in Athens about a relief in Sondurlu (sic), cf BCH, 17, 1893, pp. 39-51. You will find some these articles and books on web-sites: «Sypilos» and «Dinair » on Gallica; «Guide d'Éphèse», on Europeana; «AM» stand for Mitteilungen des deutschen
    Archäologischen Institutes (Athens), «JDI» for «Jahrbuch des K. deutschen archäologischen Instituts», and Transactions of the Society of Biblical archaeology on Archive.org; «RA» for Revue archéologique on Gallica and Archive.org; «REG» for Revue des Études grecques, on Gallica; «BCH» for Bulletin de Correspondance Hellénique on Pérsée. Mouseion stand for Mouseion kai bibliothiki tis Evangelikhs scholis tis Smirnis (Greek, Museum and Library of the Evangelical School in Izmir) could be find on Open archives.gr. The small essay on a Church in Dinar could be obtained in typing the title Une église antique à Dinair (Célènes-Apamée-Cibotos), in Google. I send you my last article on french Traveller in Turkey.
    I wish you a happy New- year Best regards
    Guy MEYER-PARİS

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    SU TARİH VE ARAŞTIRMACISI GEORGE WEBER (1840-1910) 17.05.2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    George WEBER Anadolu’daki antik kentler konusunda ilk araştırma yapan Fransız tarihçidir. 1840 tarihine Alsace –Fransa’da doğmuştur. Genç yaşta 1840 tarihinde
    İzmir’e gelip yerleşen Profesör Weber, İzmir Greek Evangel okulunda çalışmalar yapmış Buca’da ilk Müze açmıştır. Topladığı arkeolojik değerler bugün İzmir Arkeoloji Müzesindedir.
    George Weber Anadolu antik kentlerinin su yapılarını ilk inceleyen kişidir. George Weber 1910 yılında İzmir Buca’da ölmüştür. Mezar Buca’dadır. Almanca yazılmış bu kitapların fotokopisine Web sitemde ulaşılabilir.
    www.mehmetbildirici.com Web 2014 Almanca 20.1.203
    KAISERLICH DEUTSCHEN ARCHAEOLOGISCHEN INSTITU
    DIE HOCHDRUCK-WASSERLEITUNG VON LAODICEA AD LYCUM
    1898 BAND XIII 1-13
    KÜÇÜKASYA ANTİK KENTLERİ SUYOLLARI
    WASSERLEITUNGEN IN KLEINASIATISCHEN STAEDTEN I
    1904 BAND XIX 86-101
    1. Metropolis İzmir, Torbalı, Yeniköy 86-88 (16-18)
    2. Tralles Aydın 89-90
    3. Antiochia ad Meandrum Aydın, Karacasu, Aliağa Çiftliği 90-91
    4. Aphrodisias Aydın Karacasu, Geyre 91-92
    5. Trapezopolis Denizli, Babadağ 92-93
    6. Hierapolis Denizli, Pamukkale 93-95
    7. Laodicea ad Lycos Denizli 95-96
    8. Apamea Kibotos Afyon, Dinar 96
    9. Antiochia ad Pisidia Isparta, Yalvaç 96-101

    KÜÇÜKASYA ANTİK KENTLERİ SUYOLLARI
    WASSERLEITUNGEN IN KLEINASIATISCHEN STAEDTEN II
    1905 BAND XX 202-210
    Magnesia as Siplyum Manisa 202-203 (32-33)
    Tyateira Manisa, Akhisar 203-204
    Philadelphia Manisa, Alaşehir 204-205
    Blaundes Uşak, Ulubeyli, Sülümenli 205-206
    Akmonia Uşak, Banaz, Ahatköy 206-207
    Prymnessos Afyon, Sülün 208
    Kotyaeion Kütahya 208-210


    George Weber’in be eserlerini incelemek çok yararlı olmuştur. Eseler Almancadır. Prof Dr. Öztuğ Bildirici bu konuda bana yardımcı olmuştur. Bu eserlerin fotokopisi bana gönderen Fransız Su Araştırmacı Jean Burdy olmuştur.

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    TÜRİYE’DE İLK DEFA 1957 YILINDA GERÇEKLEŞEN BARAJLAR KONGRESİ
    MEHMET BİLDİRİCİ 17.05.2020
    Uluslararası Barajlar Komitesi 1928 yılında kurulmuştur. Barajların yapımı ve kullanılması konusunda uluslararasında bilgi alış verişini gaye edilen siyasi olmayan bir kuruluştur.
    2-8 Eylül 1957 tarihlerinde Barajlar Komitesinin yıllık toplantısı İstanbul’da (İstanbul Teknik Üniversitesi) gerçekleşmiştir.
    O tarihlerde Komisyonun merkezi Paris ve 40 kadar devlet üyesi bulunuyordu. Komisyon Başkanı Amerika Birleşik Devletlerinden A. Hathaway, Türk Delegasyonu başkanı ise Kemal Noyan idi.
    Bu yıllarda Türkiye büyük bir kalkınma içindedir. Komisyon İstanbul, Ankara ve yapılmakta olan barajları incelemiştir. Çalışmalar Türkiye Mühendislik Haberleri Ekim 1957 sayısında yayınlanmıştır.
    Türk Delegasyonu tanımış aşağıdaki isimlerden oluşuyordu.
    Kemal Noyan
    Rıza Tezulaş
    Salih Oymak
    SÜLEYMAN DEMİREL
    Necati Engez İTÜ de Su hocası
    İbrahim Deriner Eski Bakan 1965
    Tarihi Barajlar konusunda Dr. Hans Stark’ın incelemesi bulunmaktadır.
    Bu yıllarda Türkiye’de büyük barajlar Seyhan (Adana), Sarıyar, Kemer, Hirfanlı, Demirköprü barajları yapılmaktadır.
    Orta derecede barajlar ise Konya’da Ayrancı, Sille, May, Apa, Mamasun (Aksaray) barajları vardır. Barajların Türkiye’de henüz az olduğu, bu sayının İspanya’da 150, İtalya’da 300 olduğu ifade edilmiştir.
    Mühendislik Haberlerinin Ekim 1957 sayısında Komisyonun gezileri ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
    Ayrıca aşağıda ki su yapıları için değerli açıklamalar gündeme gelmiştir. Bu konuda sunumlar şöyledir.
    Fuat Şentürk (DSİ) Osmanlı dönemi İstanbul bentleri
    Ratip Suman Çubuk Barajı (Ankara)
    Nejat Ölçen Porsuk Barajı (Eskişehir)
    Fuat Şentürk Yeni Elmalı Barajı (İstanbul Asya yakası)
    Turgut Sarpkaya Seyhan Barajı
    1957 yılı benim içinde önemlidir. İstanbul Teknik Üniversitesine girdiğim yıldır. Toplantının Türkiye için çok önemli ve ön açıcı olduğuna inanıyorum.

  5. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    ANTİK ÇAĞDA ANADOLU’DA OSMANLI ÖNCESİ TARİHİ BARAJLAR
    Dr. HANS STARK DERLEMESİ 17.05.2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben Mehmet Bildirici 1991 yılından bu yana Su yapıları tarihi üzerinde çalışan bir kişiyim. Bu arada Anadolu’da eski barajları hepsinin dökümünü çıkarmaya çalıştım ve bunları ilk defa Qura Aquarum in İsrail 2001 de yapılan Sempozyumda sundum. Daha sonra çalışmalarım DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kitap ve CD olarak yayınlandı. 2004
    Bugüne kadar antik barajlar konusunda ilk derlemenin kim tarafından yapıldığını hep merak etmişimdir.
    Buna değerli Araştırmacı Ömer Torun ile tanışana kadar. Ömer Torun Arkeoloji eğitimi almış ve Aksay ilinde bulunan Böğet Barajı hakkında benden bilgi istedi. Uzun uzun konuştuk, bildiklerimi aktardım. Bana Dr. Hans Stark’ın 1957 yılında İnşaat Mühendisleri Odasının Ekim 1957 yılında, Mühendislik Haberlerinde çıkan yazıyı gönderdi. Kendisine teşekkür ederim.
    Anadolu’daki Tarihi Barajlar yazısına böylece ulaştım. Böylece Dr. HANS STARK Anadolu’da eski barajları derleyen ilk kişi oluyordu.
    Hans Stark 7 sayfalık Türkçeye çevrilmiş makalesini 02-08 Eylül 1957 günleri İstanbul’da yapılan Barajlar Komitesine sunmuştu.
    Hans Stark raporunda Osmanlı öncesi yapılmış barajlar şunlardı;
    1—Kütahya Aizoni (Çavdarhisar) Barajı ya da Sel Kapanı
    2- Çorum Örükaya Barajı (tamamen arkası dolmuş)
    3- Aksaray (Niğde) Böğet Barajı
    4- Amasya Löştüğün Barajı (Görünüş ve kesit verilmiştir)
    5. Amasya Semalı Barajı
    Bunlardan ilk dördü hakkında yeterli bilgi web sitem 2014 Türkçe 1.2. Tarihi Sulamalar, Barajlar kitabında yer almaktadır.
    Amasya Semalı Barajı hakkında gerekli bilgiye ulaşamamıştım. Semalı Barajı hakkında Dr. Hans Stark inceleme yapamadığını ve bazı anlatılanları raporuna eklemiştir. Bunlar şöyledir.
    Semalı Barajı Toprak bir seddedir. Yapım tarihi bilinmemektedir. Amasya’ya hizmet etmek maksadı ile yapılmıştır. Baraj gövdesinde sızdırmazlık sağlanamadığı için sığır derileri dikilerek baraj şevine yerleştirilmiştir. Eğer bu gerçek ise çok ilginç bir uygulamadır.
    Dr. Hans Stark’ın bu çalışması bir ilktir ve çok değerlidir. Kendisi de Anadolu’daki tüm barajlar bundan ibaret olmadığını ifade etmektedir. Nitekim bu çalışmada Hitit ve Urartu dönemi barajları dahi yer almamaktadır.
    Ayrıca Hans Stark hayat hikâyesine ve bu çalışmaları hangi yıllarda yaptığı konusunda bilgiler bulunmamaktadır.
    Sonuç olarak tüm tarihi barajlara yukarıda Web sitemdeki yayından ulaşılabilir. Bu çalışmalarım DSİ Genel Müdürlüğü tarafından 2004 ve 2009 yayınlanmıştır.


  6. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    İLK ROMA İMPARATORU AUGUSTUS’UN TORUNU GERMANIUS (MS 14-41)
    MEHMET BİLDİRİCİ 16.05.2020
    İlk Roma İmparatoru Augustos tarihteki en büyük imparatorluğunun kurucusudur. İstemiştir ki iyi bir hanedan kuruyum. İmparator iki evlilik yapmıştır. İlki Scribonia ve bundan tek kızı JULIA M.Ö 39 yılında doğmuştur. Ama İmparator M.Ö 38 yılında evli ve çocuklu LIVIA’ya âşık olur, kendi karısını boşar, Livi’ayı da boşatır. Ve onunla evlenir, Livia’nın 3 yaşında bir oğlu (TİBERIUS) ve hamiledir, ikinci oğlu olur.
    İmparatorun, yaptıkları ve hizmetleri burada incelenmeyecek, aile hayatı göz önüne alınacaktır. Olaylar kanlı taht kavgalarına dönüşmüş Augustus’un kendi soyundan kimse imparator olamamış. Eşi Livia’nı önceki kocasından oğulları ve torunları NERON’a kadar Romayı yönetmişlerdir.
    Germanius İmparator Augustus’tan torunu ve kızı Julia’nın oğludur. İmparator olamamış ama Anadolu tarihinde çok önemli bir kişidir.
    Ermenek kenti yeniden kurulmuş ve GERMENICOPOLIS onun adı verilmiştir.. Germanicopolis zamanla Ermenek adını almıştır.


    The family of Germanicus: AD 14-41
    When Augustus dies, in AD 14, Tiberiussucceeds without opposition. One of his first acts is to kill his stepson Agrippa Posthumus, now in his mid-twenties. As the only surviving grandson of Augustus, he is a natural rival. But he is reputed to be oafish and violent, and he has never had the affection of his grandfather - on whose order he has been banished to a small island off Elba, where he is now murdered.

    Germanicus, the official heir, has been married since about AD 5 to Agrippina, granddaughter of Augustus. The couple have a dynastic glamour which Tiberius himself lacks. It is lacked even more by his own son Drusus, the child of his first marriage.

    There is potential here for jealousy and conflict. The inevitable rumours of poison begin to circulate when Germanicus suddenly dies (almost certainly of natural causes) when campaigning in Syria in AD 19. Four years later Tiberius's son Drusus also dies. The likelihood of succession returns to the family of Germanicus.
    Tiberius, now living in isolation in Capri, is a man prone to suspicion. An ambitious commander of the Praetorian guard, Sejanus, convinces the emperor that Agrippina, the widow of Germanicus, is plotting against him. She and her two elder sons, Nero and Drusus, are arrested in AD 29-30. Within four years all three have died in prison.

    This leaves only one living male descendant of Augustus. Known as Caligula, he is the younger brother of the murdered Nero and Drusus. On the death of Tiberius in AD 37, Caligula inherits without disturbance. The disturbance comes later, in reaction to his own feckless self-indulgence. When he is murdered, in 41, there is only one possible successor within the imperial family. He is Claudius, the younger brother of Germanicus.
    Claudius is eccentric, and physically handicapped, but he proves a careful and rather severe ruler. In his reign the family melodrama is provided by his womenfolk.

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    AVGUSTUS HANEDANI 16.05.2020
    MEHMET BİLDİRİCİ
    İlk Roma İmparatoru Augustos tarihteki ilk ve en büyük imparatorluğunun kurucusudur. İstemiştir ki iyi bir hanedan kuruyum. İmparator iki evlilik yapmıştır. İlki Scribonia ve bundan tek kızı JULIA M.Ö 39 yılında doğmuştur. Ama İmparator M.Ö 38 yılında evli ve çocuklu LIVIA’ya âşık olur, kendi karısını boşar, Livi’ayı da boşatır. Ve onunla evlenir, Livia’nın 3 yaşında bir oğlu (TİBERIUS) ve hamiledir, ikinci oğlu olur.
    İmparatorun, yaptıkları ve hizmetleri burada incelenmeyecek, aile hayatı göz önüne alınacaktır. Olaylar kanlı taht kavgalarına dönüşmüş August’ın kendi soyundan kimse imparator olamamış. Eşi Livia’nın önceki kocasından oğulları ve torunları NERON’a kadar Romayı yönetmişlerdir.
    Bu konuda bunları açıklayan İngilizce metinlere yer verilmiştir.

    The death of Augustus Caesar in AD 14, after an effective reign of nearly half a century, brings to an end a period of personal rule unprecedented in Roman history. A family dynasty is the natural sequel, but there are complications. Augustus has no son. There are no established rules for succession in a society which still professes republican ideals. The selection is likely to be made on two counts - the personal choice of the ruling emperor, and struggles between the candidates.
    This is a recipe for chaos within the imperial family. Rome watches in fascination, while rumour makes the most of every hint of foul play.
    Likely candidates can only come from the inner circle of Augustus's family. This limits the field to the descendants of three people - himself, his wife Livia Drusilla, and his sister Octavia.
    Since each of them marries twice or more (in a society where death often comes early and divorce is easy), family relationships are complex and the candidates are numerous.



    The family of Augustus: 40 BC - AD 14
    The story begins in 40 BC when the 23-year-old Augustus (not yet known by this name) marries Scribonia. Their daughter, Julia, is born in 39. In 38 Augustus falls in love with Livia. But she is already married, to Tiberius Claudius Nero by whom she has a 3-year-old son, Tiberius. She is pregnant with her husband's second child when Augustus forces them to divorce, divorces his own wife, and marries Livia.
    It proves a happy marriage, lasting the fifty-two years till Augustus's death, but there are no children. The only children in the imperial palace are Augustus's daughter by his previous marriage, Julia, and two stepsons, Tiberius and Nero Drusus.


    The Emperor's first idea for establishing a dynasty is to arrange a marriage in 25 BC between his only two close relations in the next generation - his daughter Julia and his nephew, Marcellus (son of his sister, Octavia). This marks Marcellus out as the heir. But he dies two years later.
    Julia, who has had no child by Marcellus (she is only sixteen when he dies), is next married to Agrippa, a soldier who has long been the emperor's most trusted supporter. They have two sons, Gaius and Lucius, born in 20 and 17 BC. The boys are adopted by the emperor. The intention now, if Augustus dies, is that Agrippa should rule until one of these grandsons is of an age to take control. But Agrippa dies in 12 BC.
    Wishing to declare an unequivocal successor, Augustus now turns to the elder of Livia's sons, Tiberius. Like Agrippa, he is no blood relation. This problem is solved in the same manner. The young man must marry Julia. Tiberius is already happily married, to Agrippa's daughter; he is ordered to divorce his wife and marry her stepmother.
    Julia has had a total of five children by Agrippa (the two sons adopted by the emperor, two daughters, and another posthumous son, Agrippa Posthumus). She now has one son by Tiberius, but the child dies in infancy.

    By 6 BC it is evident that Tiberius is being set aside. Julia refuses to live with him, and her eldest son Gaius (at the age of fourteen) is given a nominal high appointment as consul. Gaius and Lucius Caesar, grandsons and adopted sons of the emperor, are now clearly the family members in line for the succession. But they die young, Lucius Caesar in AD 2 and then Gaius in AD 4.

    Augustus, now aged sixty-seven, turns again to Tiberius, adopting him formally as his son and successor. To keep the inheritance within his own family he forces Tiberius to adopt, on the same terms, the 19-year-old Germanicus. The young man is grandson both of Augustus's wife Livia and of his sister Octavia. He is also the nephew of Tiberius.



  8. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    THORKILD SCHİÖLER İLE TARİHİ SU KONUSUNDA YAZIŞMA 26.01.2003
    MEHMET bİLDİRİCİ
    Thorkild Schiöler, Danimarkalı bir Su Tarihi araştırmacısıdır. Benim adresimi Londra’da yaşayan Alan Edmonds’dan almış, bana yazmıştır. Uzun yıllar çeşitli ülkelerde uzman olarak çalışmış, özel olarak incelediği konu suyun yukarı çıkarılmasıdır.
    Mektubunda Efes kentinde Mermer Hizarı (sawmill) olduğunu bildiğini benden bu konuda yardım istemiştir.
    Aramızda geçen İngilizce haberleşmelere çok önemli olduğu için yer verilecektir.

    Dear Schiöler Istanbul-Turkey 26.01.2003
    Thank you very much for your letters dated of the 7th, and the 14th January 2003. I wrote a letter in Turkish about the Sawmill, I spoke to some of my friends who are working in the marble industry, but I have learned nothing. No body investigates in these subjects in Turkey. If I learn something, I will write you.
    I know Schnitter, and I have the copies of some pages of him. I have very interested book named "Historische Talsperren 2" of Gunter Garbrecht that was presented by him.
    Water lifting is very interesting for me too, and I have something and to have more. I am originally civil engineer, I don’t understand the method of mechanical engineering. I saw very interesting water mills during in my travelling.
    In your mail you say look my "Home page". But I could not do it. Please write me, how I will open it.
    I examined "The Cura Aquarum in Israel" and saw your wonderful drawing. Are you the participant of this conference?

    Dear Schiöler Istanbul 24.02.2003
    I could open your "homepage about Water Lifting". I am interested in this subject which is inside of in my book named Historical water supply systems. They are wonderful and really seem the works of forty years. I will write some samples from Turkey.
    On the other hand I wrote a letter to Afyon Museum, but I did not get even a reply to my letter. I called some of my friends about gang saw in Afyon. If I have any document, I will send you.

    WATER LIFTING DEVICES IN ANATOLIA
    These devices were used and still being used in Turkey. These are as follows:
    1) Turkish "ÇIKRIK"
    It is wooden tambour that is turned by the hand. By turning it pulls the water can from the well by means of a rope. Konya is my homeland. My mother worked in this "Çıkrık" a few hours in a day when she was a young girl. His family's order to her in Turkish is so.
    "Karnını doyur / Çıkrığa buyur. In English: "Make your breakfast / Begin to work on Çıkrık"

    2) "CINGIRIK" a kind of SHADUF
    In Konya plain we can see hundreds of Cıngırıks that are not used for irrigation but for the need of travelers. According to me, this tradition comes from Roman days. There are very interesting wells on the plain.

    3) TULUMBA - A kind of NORIA
    In the years of 1930 to 1950 these devices were used in Konya for irrigation purpose. We had one in our garden when I was a child. A donkey walks on a circular way with covered eyes and a horizontal gear is turned. Than a vertical gear is turned that pulls a chain from the well. The chain goes down with empty plugs and returns full plugs inside an iron pipe. The water is poured to a small "havuz" (a kind of open reservoir) to irrigate the garden. The gears are made of iron. The depths of wells are about 10 to 15 meters. These gears were not specially produced, but the gears of the broken cars and some other machines were used. I saw about ten tulumbas in a village in Kadınhan of Konya.

    4) Water Wheels in Antakya
    I have pictures the water wheels from Antakya (Antiocheia the capital of Seleucids) and I mentioned in one of my proceeding. They are the same that of Syrian Water Wheels. They rise water to aqueducts from the river called Asi in Turkish (Orontes).

    5) Water Lifting in an ancient city KREMNA
    In Kremna the water comes to a point, but the level the city and baths is 30 meters high. The water must have been risen up 30 meters. There is not other water source for the city. In this point there are heavy stones probably belongs to an ancient pumping house. Reference:
    OWENS E. 1991, Kremna Aqueduct and water supply systems-Greece-Rome 1991 vol.38 p-41-59)
    With kind regards Mehmet Bildirici

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 29-05-2020

    URARTU KADINLARI MENUA KIZI TARIRIA & SEMİRAMİS MÖ 8 YÜZYIL
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Başkenti Tuşba (Van) olan Urartu Krallığı çok büyük su yapıları inşa etmişler ve bunlar hala bugün dahi kullanılır durumdadır.
    Bunların başında Kral Menua’nın (MÖ 810-785) açtırdığı ve üzerinde çeşitli yazıtlarla kanala kazındığı halde, Urartu devletinin ortadan kalkması ile Asur Kraliçesi SEMİRAMİS tarafından yaptırıldığı şeklinde Ermenilerle benimsenmiş, üzerine destanlar yazılmış aşıklar şiirler düzmüşlerdir. Bu bilgiler Ermeni tarihçi Movsep Horenatzi (410-490) tarafından bugünlere taşınmıştır.
    Ta ki 19. yüzyılda Batılılar tarafından Urartu Urartu yazıları okunana kadar. Bu yazıtlar okununca Şamran Kanalının Asur Kraliçesi SEMİRAMİS tarafından değil Kral Menua tarafından gerçekleştirdiği ortaya çıkmıştır.
    Dolayısıyla Menua ile aynı çağda yaşayan Asur Kraliçesi Semiramis bir masal bir mitolojik kadındır.
    Şamran Kanalı Birinci Dünya Savaşı ve 1915 mecburi göç sonrası terkedilmiş, kullanılamaz duruma gelmiş 1935 yılında Başbakan İsmet İnönü tarafından incelettirilmiş ve kanallar onarılarak 1945 yılında suyu tekrar aktırılmıştır.
    Bundan önceki yazımda Kral II. Rusa ve Şubat 2016 da Devrim Gazetesinde ki yazımda da Kral Menua incelenmişti.
    Bu yazımda Menua’nın kızı (bazı kaynaklarda karısı geçiyor) Tariria incelenecektir. Kanal açan bir kralın kızı yeşile düşkün bir kraliçedir. Babasının açtırdığı Menua (Şamran) kanalı Kadembas (Edremit) mevkiinde Tariria bağları vardır.
    Van Üniversitesinden Sabahattin Erdoğan’ın Tariria isimli yazısında konu incelenmekte ve Kadembas mevkiinde Tariria bağına ait bir yazıtın resmi yer almaktadır.
    Yazı ekine Urartu Kralları ve Urartu Coğrafyası eklenmiştir.
    (Muğla Devrim 26.05.2020 yayınlandı

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-05-2020

    URARTU KRALI II RUSA (Kral M.Ö 680-639)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Hitit İmparatorluğunun ardından Doğu Anadolu’da kurulan URARTU KRALLIĞI Anadolu için bir altın çağdır. Krallık M.Ö 858-585 yılları arası 273 yıl devam etmiş bu sürede 15 kral hüküm sürmüştür. Krallığın Başkenti Tuşba (Van) olup hüküm sürdüğü coğrafya yazı ekinde verilmiştir. Krallık büyük kısmı Doğu Anadolu’da daha küçük alanı Ermenistan ve İran’dadır.
    Urartu Krallığı altın çağını 119 yıl M.Ö 834-715 arasında yaşamıştır. MENUA en büyük Urartu Kralıdır. Urartu Krallığı en geniş sınırlarına Kral II. Sarduri döneminde ulaşmıştır. Urartular Roma ve İran’dan çok önce çok büyük sulama projelerini gerçekleştirerek tarihin şafağında çok büyük bir hidrolik (Su) uygarlığı kurmuşlardır.
    Bu yazımda II. Rusa (MÖ 680-639) incelenecektir. Sulama projeleri konusunda Kral Menua’nın ardından II. Rusa su konusunda büyük projeler geliştirmiştir. II. Rusa’nın hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Urartu Kralı II. Argisti’nin oğludur.
    Urartu coğrafyasında pek çok kaleler yaptırmıştır.
    Sulama ve Baraj konusunda Van doğusunda bir baraj (Genişgöl-Keşiş Gölü) inşa etmiş burada depoladığı suyu kanal ve ara barajlarla yeniden kurduğu Rusahinili (Van’ın kuzeyinde Toprakkale) akıtmıştır. Buna ait bugün Berlin’de bulunan bir taş yazıt bulunmaktadır. Bu konuda çeşitle yayınlarla birlikte Web sitemde bu eserle ilgili geniş bilgiler bulunmaktadır.
    www.mehmetbildirici.com Web 2014 Türkçe 1.2
    Sonraki araştırmalarım da aynı Krala ait Müzede bulunan ikinci bir taş yazıta rastlamış bulunuyorum. Bu yazıtta Hrazdan nehri üzerinde yaptırdığı bir kanal inşaatına ait olduğu belirtilmektedir. Hrazna nehri (Urartuca Lidaruni—Türkçe Zengi) nehri Ermenistan’da bir nehirdir. Tarihi su Literatüründe yer almayan bu kanalı bu konuda uzman bir arkadaşımdan yardım isteyerek daha da araştıracağım.
    İlk yazıtın Asur dilinde olduğu Van’da pek çok su mühendisliği eseri ve bu konuda sayısız Urartu dilinde yazıt yer almaktadır.

Toplam 221 yorum bulundu. 61-70 arası listeniyor.