Ziyaretçi Defteri


Mesaj Gönder

  1. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    MARCUS AURELIUS (İmp.161-180)
    ROMA İMPARATORU VE İMPARATORİÇE FAUSTINA (Roma 125- 175)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Marcus Aurelius Roma İmparatorluğunu 98-180 yılları arasında yöneten 5 büyük imparatorların sonuncusudur.
    Amerikalı bir tarihçi Will Durant bu konuda şöyle der; "Dünyanın hiç bir yerinde ve hiç bir çağda bu 5 imparator döneminde yapılan yapılaşma ve kalkınma gerçekleşmemiştir."
    Aurelius çok özel bir eğitim görmüş ve Stoacı bir filozoftur. Filozof Epicurus'tan (M.Ö 341-270) etkilenmiştir. Marcus Aurelius İspanyol kökenli seçkin ailelerden birinin oğludur. Doğum tarihi 121 tarihidir.
    Ünlü Filozof Plato (Eflatun) şöyle söyler; "YA KRALLAR FİLOZOF, YA DA FİLOZOFLAR KRAL OLMALI".
    Bu ünlü söz Aurelius'un şahsında gerçek olmuştur denilebilir.
    Elimde İmparatorun bir kitabı bulunmaktadır. "KENDİME DÜŞÜNCELER- ta eis eauton"
    Grekçe aslından çevrilen kitap 2006 yılında ALFA yayınları arasında çıkmıştır. Buradan bir kaç cümle buraya alınacaktır.
    "Büyükbabam Verus'tan soylu ve kolay öfkelenmemeyi öğrendim"
    "Babamın ününden ve kalan hatırasından ihtiyatlı ve kararlı davranmayı öğrendim.
    "Annemden ise dindarlığı ve cömertliği öğrendim. Sadece kötü bir şey yapmaktan değil, o kötü şeyleri düşünmekten bile uzak durmak gerektiğini öğrendim.
    "Daha pek güzel deyişler için kitap alıp okunmalıdır.
    Dönemi savaşlarla geçmiştir. Parthia (İran), Germania …
    Viyana yakınlarında ölmüştür. 180 yılında öldüğünde Roma İmparatorluğu en geniş sınırlarına ulaşmış tüm Akdeniz ve Karadeniz bir Roma gölü haline gelmiştir.
    2010 yılında Burdur antik Sagalassos kentinde yapılan kazılarda imparatorun dev bir heykeli bulundu. Dünya'da önemli yankı yapmıştır. !!!
    FAUSTINA (125-175)
    Eşi İmparatoriçe genç Faustina, 125 TARİHİNDE Roma’da doğmuş, 145 yılında onunla evlenmiş, tüm seferlerinde onunla birlikte olmuş, Ordu'nun Kamp annesi ismini almıştır.
    Faustina 175 yılında bir kaza sonucu Anadolu toprağında Niğde Ulukışla yakınlarında sonradan ismi Faustinapolis olan bir kentte ordu seferde iken ölmüştür.
    Bu kent hakkında çok kısa bilgilerde şöyledir. Eski adı Halala olan bu kent Aurelius tarafından Koloni olarak belirlenmiş, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Eski ismi Halala olan kent bugün ortada yoktur. Bugün Niğde Ulukışla yakınında Toraman köyüdür. İmparator onun adına gene Anadolu
    Toprağında MİLETOS'da (Milet) bir hamam yaptırmıştır. 655 05.01.2011

    (Muğla Devrim 18.02.2020 yayınlandı)

  2. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    ÇUKUR MEKTEP YANINDA KOLCU ABDURRAHMAN İLE KONYA LİSESİ 2. SINIF ÖĞRENCİSİ MEHMET BİLDİRİCİ SOHBETİ
    MEHMET BİLDİRİCİ 08.02.2020
    Abdurrahman Tanrıkulu, genç meslektaşım ve öğrencim Muzaffer Tanrıkul'un dedesi ve annemim teyze kızı Nimet Abla'nın kayınpederidir. Belediye zabıta memuru o tarihlerde kolcu olarak bilinirdi. Sanıyorum kendisi aynı zamanda Zabıta Müdürü idi. Yıl 1955 Konya Lisesi ikinci sınıftayım. Annem Nesibe ve anneannem Emine ile onlara gece oturmaya gitmiştik. Evleri ise Mevlana Müzesi'nin biraz kuzeyinde Çukur Mektep olarak bilinen bugünkü Park'ın hemen doğusunda iki katlı eski bir Konya evi idi. Çaylar içilirken sohbet de başladı. Bana edebiyattan tasavvuftan sorular sordu. Çalışkan bir öğrenci ve bu konulara meraklı idim. Aklım erdiğince cevapladım. Herhalde hoşuna gitti ki kendisi tasavvuftan, Mevlevilikten uzun uzun anlattı, şiirler okudu. Konuya derinlemesine vakıf olduğu anlaşılıyordu. Bu şekilde kendisini tanıma ve pek çok şey öğrenme fırsatını yakalamıştım...
    Bu Çukur Mektep konusunda da bir kaç söyleyeceğim. Park yerinde yaklaşık 5 m derinde Cumhuriyet yıllarında bir okul varmış, halk buraya Çukur Mektep adını vermiş.
    1975'li yıllarda Konya Belediyesi buraya bir ayaklı su deposu yapmak ister. İnşaat Mühendisi komşum, arkadaşım İhsan Öğ depo yeri olarak burayı uygun görür, temel kazısına başlanır, ama zemin çürük ve hep yanık malzeme çıkıyor, tesadüfen karşılaştık, konuyu açtı. Ben de buraları çok iyi bilen kimse yazar SELÇUK ES dedim ona gittik. Çukur mektebin olduğu park doğal jeolojik geniş bir kuyu imiş, sanıyorum 1868 Konya çarşı yangınında tüm yanık enkaz buraya doldurulmuş,.... Bunun üzerine depo yeri değiştirildi..
    Çukur Mektep aynı zamanda babamın teyzesi Sare Özülke Öğretmenin görev yaptığı okuldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında burada 15 yıl hizmette bulundu
    Eski günlere nostaljik anmalar ne kadar güzel

  3. MEHMET BİLDİRİCİ 29-02-2020

    YAZILARIM SES GETİRDİ, AKYAKA’DA ALBAYIN KOYU
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Devrim Gazetesinin 24 yıldır köşe yazarıyım. Akyaka ve Karia bölgesinin tarihi ve doğal güzelliklerini tanıtmaya çalışırım.
    24. Ekim 2019 günkü Devrim’deki yazımda da Akyaka’nın Cennet Koylarından “ALBAYIN KOYU” konusunu işlemiş isminin Türk Ordusunda seçkin bir subay olan Albay Süleyman Faik Turna’dan aldığını yazmıştım. Bu bilgileri de oğlu komşum Diş Hekimi Caner Turna’dan aldığımı yazmıştım.
    Aradan 3 ay geçti Muğla’ya Hizmet Vakfı mensubu Banu Serin Hanımdan aşağıdaki maili aldım.
    Mehmet Bey Merhaba,
    Ben Muğla'ya Hizmet Vakfı İktisadi İşletmesinden Banu SERİN
    Mehmet Bey 24 Ekim 2019 günü Devrim gazetesinde yazmış olduğunuz 'AKYAKA'NIN CENNET KOYLARINDAN EN GÜZELİ ALBAYIN KOYU' adlı köşe yazınız için rahatsız ediyorum sizi. Vakıf olarak Akyaka’da bulunan kamp alanının iktisadi işletmesini yapmaktayız ve kamp alanı sınırları içerisinde bulunan Albay Koyunun gazetede paylaşmış olduğunuz hikâyesi dikkatimizi çekti ve bizde sizin gibi bu güzel koyun adının sürdürülebilirliğini sağlamak için hikâyeyi anlatan bir tabela yapmaya karar verdik. İzniniz olursa size de atıfta bulunarak albay koyunun hikâyesini gelen bütün ziyaretçilerimize duyurmak istiyoruz. Bu yazıyı kullanırken sizin de izninizi almak istedik, bizimle irtibata geçerseniz memnun olurum.

    Bu yazıyı alınca hemen cevapladım, kış aylarında İstanbul’da olduğumu çok duygulandığımı, Akyaka’ya dönünce ziyaret edeceğimi belirttim.
    Benim köşe yazılarımın ses getirmesi beni mutlu etti, Bu vakfın doğal en güzel koyuna Akyakalılar tarafından verilen isme sahip çıkılması beni çok duygulandırdı….
    Akyaka bütün bu bunları fazlası ile layık….

    İkincisi çok kısa WEB Sitemden de söz etmek isterim. Web sitem Bahar Suseven & Thomas Schmitz tarafından Eylül 2009 tarihine açıldı…
    www.mehmetbildirici.com
    Ocak 2020 itibariyle sayfa sayısı 18.000 sayfa, ziyaretçi sayısı 300.000 (üç yüz bin) üzerinedir. Aynı anda (Online) web sitem de gezen kişi olarak 7 rakamını gördüm.
    AKYAKA’YI SEVİYORUM
    HERŞEY AKYAKA İÇİN
    AKYAKA BUNLARDAN ÇOK FAZLASINA LAYIK

    (Muğla Devrim 07.02.2020 yayınlandı)
    Diş Hekimi Caner Turna yazımı okuduğunu ve teşekkür ettiğini bildirdi. Kendisinin de arandığını söyledi. Mecidiyeköy’de ziyarete geleceğini söyledi

  4. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    TARİHİ SU YAPILARI İLE İLGİLENEN ARAŞTIRMACILAR
    TÜRKİYE’DEN TEK KİŞİ MEHMET BİLDİRİCİ
    Abdullah al-Ghafri
    alıcı: צביקה צוק TSVIKA Tsuk

    cc: ".TELA KU-1 Obermeyer, Franciska" ,
    andreas angelakis ,
    "Ariel M. Bagg" ,
    Arleta Kowalewska ,
    Arnulf Kuster ,
    "Barbaro Abel Marrero (stbh@enet.cu)" ,
    Cees Passchier ,
    "Charles Ortloff (Ortloff5@aol.com)" ,
    "clayton jordan (clayton_jordan@nps.gov)" ,
    "Cole, Dr. Dennis" ,
    Daniel Master ,
    Daniel Warner ,
    "Dennis Murphy (dennis.murphy01@yahoo.com)" ,
    Dieter Vieweger ,
    "dudim@imj.org.il" ,
    Eric Meyers ,
    Ezra Shapiro ,
    "Gregory D. Stephens" ,
    Gül Surmelihindi ,
    "H. Fahlbusch" ,
    Heike Gabriel ,
    heinzelmann Michael ,
    "Ivo Goldstein (igoldste@ffzg.hr)" ,
    "James D. Tabor" ,
    James Fergusson ,
    Jodi Magness ,
    Joe Seger ,
    john hurd ,
    jordan ,
    "jparker@nobts.edu" ,
    "jpoleson@uvic.ca" ,
    "ku-10@tela.diplo.de" ,
    "Kuhnen, Dr. Hans-Peter" ,
    M L Pruitt ,
    "mail@klaus-grewe.de" ,
    Martin Peilstöcker ,

    Mehmet Bildirici ,

    michael turner ,
    Miquel Salgot ,
    "Mitchell, Eric" ,
    Moises Perez ,
    Mounir Bouchenaki ,
    "mwebber@bezeqint.net" ,
    "nadin@anadol.com" ,
    "Najjar Mohammad (m.najjar@joscapes.com)" ,
    paul kessener ,
    Sara Admoni ,
    Seigne Jacques ,
    "sg@iccrom.org" ,
    shanks hershel ,
    shimon gibson ,
    "SOrtiz@swbts.edu" ,
    Stacy w r ,
    "stefan.muenger@theol.unibe.ch" ,
    "Thi Anh Van HUYNH (huynhthianhvan@gmail.com)" ,
    "Vittoriofrancescom.Lucarelli@bancaditalia.it" ,
    Westerman Ronnie ,
    Wiel Dierx ,
    "zwickel@mail.uni-mainz.de" ,
    אדאמס מתיו ,
    איריס זמיר iris zamir ,
    אפרת ויצמן מחלקת חוץ efrat wiezman ,
    אק ורנר ,
    בינימין איזק ,
    ויפלינגר גילברט ,
    ינסן חימה ,
    לינדל ובסטר ,
    מוסטקי יוסף סגן השגריר ,
    סם וולף ,
    עוזי ברזילאי uzi barzilay ,
    פיינברג מרים ,
    פרופ' עודד בורובסקי ,
    צבי ארז ,
    רוטגרס ליאונרד ,
    שחר שילה



  5. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    SINIF ARKADAŞIMIZ RAFET KARYAĞDI (1936-?)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Arkadaşlarımız
    Uzun yıllar sınıf arkadaşlarımız, hocalarımız İTÜ nün tarihçesi konusunda araştırma yaptığımı biliyorsunuz. Bir maden keşfetmiş olduğumu sanıyorum. Araştırdıkça yeni bilgilere ulaşıyor, mutlu oluyorum.
    2012 yılı Ellinci yıl öncesi bir anı dosyası hazırlamayı düşündüm, pek çok arkadaşımla temas kurdum ve Fırat’ın Tapusu olarak iki dosya halinde sizlere duyurdum, Web siteme yerleştirdim.
    www.mehmetbildirici.com Türkçe 13. Bölüm den ulaşılabilir. Ben şahsen kitap şeklinde basılma eğilimde değilim, kitap devri kapanmak üzere ve her şey digital yayına dönmek üzeredir. Digital yayından yararlanma çok daha fazladır. Web sitem bu yıl 11 yaşına girmiştir. Ziyaretçi sayısı 300.000 (Üç yüz bin) aşmıştır.

    Bu yazımda ortalarda görünmeyen İstanbul Fenerbahçe’de oturan RAFET KARYAĞDI hakkında olacaktır. Uzun zamandır araştırıyorum, telefon ve ev telefonu kapalı, Facebook ta görünüyor, ama en son görüntü 2015,
    Ayrıca üye olduğunu bildiğim PRİZRENLİLER Derneği ile görüştüm, (Tel 0 212522 4515 Eminönü) hiçbir şekilde ulaşamadım.
    Değerli arkadaşımla 2012 yılında telefonla görüşmüş ve kendisi hakkında ilginç bilgiler sunmuştu.
    Şimdi bu bilgileri sizlerle paylaşıyor. Facebook’tan iki resim ekliyorum

    RAFET KARYAĞDI (Okul Numarası 6697)
    HAYATIM
    Sevgili ve Değerli Arkadaşım Bildirici
    Beni hatırlayıp aradığın için çok teşekkür ederim. “bbb” web siteni ziyaret ettim. Güzel ve değerli, bir çalışma. Diğer zamanlarda da, mümkün olduğunca, oralarda gezinip değerli bilgilerinden yararlanmaya çalışacağım.
    Bu arada yapmış olduğun kariyerden dolayı da tebriklerimi sunuyorum. Çok değerli yerlerde çok önemli adımlar atmışsın. Devamını içtenlikle temenni etmekteyim.
    Ben Rafet KARYAĞDI
    18.Eylül.1936 Yeni Kosova Cumhuriyetinin en güzel kenti olan PRİZREN’ de doğdum. Tabidir ki o tarihte Kosova Cumhuriyet değil Tito Yugoslavya’sının İki özerk bölgesinden biriydi. Kosova Bağımsız Cumhuriyet olarak 17 Şubat 2008 olabildi. Bu konuyu kendi bilgilerimi yazdıktan sonra detaylı iletmek isterim.
    Lise son sınıfı dahil 12 senelik öğrenimimi de aynı kentte 1957 senesinde tamamladım. Ben ilk okula başlayacağım senelerde, maalesef 2. Dünya savaşının en hararetli cereyan ettiği Balkanlarda, okula devam etme imkânını bulamadım. Ancak 1944 senesi sonunda okullar öğrenime başlayabildikten sonra bu imkânı yakaladım. Tabii ki İlkokul 1. sınıfına 9 (Dokuz yaşında ) başlayabildim.
    Lise öğrenimini 1957 senesinde tamamladıktan sonra, aynı sene 14 ağustosta, Türkiye’ye ailece göç etmek zorunda kaldık. Aynı yıl bin bir zorlukla İTÜ İnşaat Fakültesine yabancı öğrenciler kontenjanından kaydımı yaptırabildim.
    1962 yılında mezun olmam gerekirken, yakalandığım sarılık hastalığı nedeniyle diploma travayımı sunamadığım için,1963 senesi Şubatında mezun oldum.
    Üniversite 5. sınıfında iken sene sonuna kadar ENKA İnş. fFrmasında çalıştım.
    1963 senesi sonunda Askerlik görevimi yapmak için müracaat ettim ve 1965 senesine kadar Malatya İnşaat Emlak müdürlüğünde Meslek kurası çektiğim için göreve Mühendis olarak devam ettim.
    1965 senesinde terhis olduktan sonra Diyarbakırlı bir İnşaat Taahhüt Grubuna katıldım ve 1992 senesine kadar, Diyarbakır, Muş, Kulp, Bingöl, Elazığ, Malatya, Kayseri, İskenderun, İstanbul, Tekirdağ Malkara da Şantiye Mühendisi ve ortak olarak mesleğimi yaptım.
    1992 de emekli olduktan sonra İstanbul’a yerleştim. Halen bu kentte ailem ile birlikte ikamet etmekteyim.
    1966 senesinde evlendim. Eşim köken olarak Kafkasyalı, ama Diyarbakır bölgesine göç edip yerleşmiş değerli bir ailenin ferdi. Babası Merhum Nazım Üner, Türkiye Cumhuriyetinin en eski Valilerinden biriydi.
    Valiliklerini Bitlis, Rize, Sakarya ve Van’da yapmıştır. Her vilayette sayılan ve sevilen bir yönetici oldu.
    Bir oğlum ve bir kızım oldu.
    Oğlum Ümit Karyağdı: 12. Ocak. 1967,
    Kızım Didem Eroğlu (Karyağdı ) 06. Şubat. 1973 doğumlu
    Oğlumdan bir torunum oldu: ANT Karyağdı: 21. Haziran. 2008
    Ben halen aktif olarak herhangi bir yere bağlı olarak çalışmamaktayım.
    Şu anda Fenerbahçe’de kendi dairemde oğlum ve gelinim ile birlikte oturmaktayız.
    Meslek hayatımın dışında Çeşitli kültür derneklerinde aktif faaliyetlerde bulundun ve halen de devam etmekteyim. Bu arada Prizrenliler Kültür ve dayanışma derneğinin 8 sene devamlı Başkanlığını yürüttüm.
    Ayrıca 2006 senesinde de Kosovalılar Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Başkanlığını yüklendim. Halen Kosovalılar Kültür ve Dayanışma Derneği’nin 2. başkanlık görevini devam ettirmekteyim.
    Kitap okumayı çok seviyorum. Kütüphanem de herhalde kitap sayısı 3000 adedi geçmiştir. Popüler bilim, tarih ve özellikle Balkanlar tarihi ve felsefe özel ilgi alanlarımdır.

    Birazda KARYAĞDI ailesinden bahsedeyim izin verirsen.
    Yanda Fotoğrafları ekli Güzel Prizren kentinin bugünkü nüfusu 250 000
    Karyağdı ailesi bildiğimiz en eski tarihten beri bu kentte (Prizren) kalmıştır. Karyağdı ailesinin Türkiye’ye göç eden tek birimi babam Raif Karyağdı ile beraber Annem Cemile, ben Rafet ve kardeşim İsmet oldu. Kökeni karışıksız bir Arnavut ailesidir. Büyük dedem Nureddin Perol 1878 senesinde Prizren Bağıtında aktif rol almış, Dedem Abdullah Karyağdı ise Prizren kenti ileri gelenlerinden olmuş. Babam Raif Karyağdı 1907 doğumlu, kardeşi amcam Reşat Karyağdı Dragaş Kazası’nın 1939-1941 tarihleri arasında Kaymakam’ı, diğer amcam ise İskender Karyağdı, İtalya’da Roma Tıp Fakültesini 1943 yılında bitirmiş.
    Sırp rejimine karşı verilen savaş dolayısıyla babam ve Reşat amcam 1942 senesinde itibaren Kosova-Arnavutluk- Makedonya ve Yunanistan sınır üçlüsü ve dörtlüsünde Komünist Sırp birlikleri ile çarpışmak durumunda kalmıştır. Maalesef Reşat Karyağdı orada şehit olmuş Babam Raif Karyağdı ise Prizreni çevreleyen Şar dağları eteklerinde bulunan Has ve Domian köylerinde 1947 senesine kadar kaçak olarak mücadelesine devam etmek zorunda kalmıştır. 1948 de ilan edilen genel aftan yaralanarak teslim olmuş ve 1955 senesine kadar kalacağı Sırbistan’a sürgüne gönderilmiş.
    Diğer Doktor olan amcam ise Amerika’ya göç etmiş ve 1977 ye kadar 7. Amerikan Filosunun Hastane başhekimliğini yürütmüştür.
    1955 ten sonrada aileyi rahat bırakmayan Sırp Komünist rejimi bizlere baskı yapıp göç etmek zorunda bıraktı ve 1957 senesinde Türkiye’ye geldik.

    SONRA DA KOSOVA SAVAŞI 1999-2000
    Kosova’ya yardımda bulunmak için Parlamentomuzun her katına, Kosova konusunu halkımıza anlatabilmek için görsel medyanın her kanalına ve yazılı medyaya iki sene boyunca durmadan bilgi aktardım. Ropörtaj yapmadığım TV kanalı, Avrupa’nın ve doğunun konuşma yapmadığım Radyo kanalı kalmadı. Amma sonunda dileklerimiz yerine geldi, emeklerimiz sonuç verdi ve NATO’nun 1999 da müdahalesi ile Kosova’dan Sırp silahlı Güçleri kovuldu, bugün ise 2008 den buyana dünyanın en genç devleti, amma maalesef henüz sadece 69 devletin bağımsızlığını tanıdığı KOSOVA CUMHURİYETİ doğmuş oldu. Beklentilerimiz, ümitlerimiz, çalışmalarımız var ve devam ediyor. Dilerin en kısa zamanda BM (Birleşmiş Milletler) de Kosova’nın da yeri olur ve 192 devlet de 193. devleti tanımış olurlar.
    Mehmetciğim, şimdilik bu kadarla yetiniyorum. Balkanlar tarihi ve Kosova için İhtiyaç duyabileceğin bilgi olursa, çekinmeden bana iletebilirsin.
    Sevgilerimle
    Rafet KARYAĞDI
    İSTANBUL EYLÜL 2010


    Sevgili Arkadaşım Mehmet Kadıköy 28.12.2010
    Benimle ilgili hazırladığın metni inceledim. Ekleyeceğim bir şey yok. Her şey için teşekkürler.
    Bende ailecek yeni yılını kutluyor, mutluluklar getirmesini diliyorum.
    Rafet Karyağdı

  6. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    GENE İZMİR KOLOFON’LU FİLOZOF VE KURAMCI KSENOFANES (M.Ö 570-480)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Önceki yazımda gene Kolophon doğumlu Anadolu karasının en eski lirik şairi Mimnermos’’u tanımaya ve tanıtmaya çalışmıştım.
    Bu yazımda da aynı kentten onun hemşerisi Ksenofanes’i tanıtmaya çalışacağım. İlki Şair ikincisi ise filozof ve özellikle din ve mitoloji konusunda çok farklı görüşleri olan bir filozoftur. Kolofon’da doğmuştur.
    Kolofon İzmir Menderes ilçesinin Değirmendere olarak bilinen yerde terkedilmiş bir antik kenttir. Kolofon tarihte önemli bir kentti.
    Ksenofanes genç yaşta iken bütün İyonya kentleri ve tabii Kolofon, Persler (İran) tarafından M.Ö 545 tarihinde zapt edilir. Filozof bunu kabullenemez ve ülkesini ter eder. Uzun yıllar İtalya’da dolaşır, inandığı görüşleri anlatır ve sonunda gene Kolofon gibi terk edilmiş Elea kentinde hayatını kaybeder.
    Ksenofanes ilk çağda geçerli tek tanrı görüşüne en yaklaşan görüşleri savunur.
    Özellikle Homeros ve Hesiodes tarafından savunulan tüm mitolojik tanrılara karşı gelir. Bu tanrı ve tanrıçaların insan gibi giyinmelerine insanlar gibi yaşamalarına aralarında insanlar gibi kavga etmelerine şiddetle karşı gelir.
    Bilgi kaynağının deneyim ve tecrübe olduğunu savunur.
    Örnek olarak Göl kenarında yaşayan denizi hiç görmemiş bir insan rüyasında denizi görmez. Deniz kenarına gittiğinde denizi göl olarak algılar bunun farklı bir obje olduğunu görünce bilgisine ekler.
    Her şeyi ancak tanrı bilebilir. İnsan her şeyi bilemez….
    Sonuç olarak Ksenofanes ilk çağ filozofları arasında TEK TANRI düşüncesine en yakın kişidir. Ama bu konuda eserleri elimizde olmadığından daha fazla bir şey söylemek şimdilik olası değildir.
    (Muğla Devrim yayınlandı)

  7. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    KOLOFON (İZMİR ) DOĞUMLU EN ESKİ LİRİK ŞAİR MİMNERMUS (M.Ö. 630-600)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Ben edebiyatçı ve şair değilim. Mühendisim tarihi suyollarını araştırmış ve tarihi seven bir kişiyim. Akyaka’da yaşamaya başlayınca buranın tarihine buralardan ilk çağda fışkıran ve özellikle batı uygarlığına hayat vermiş olanları uzun zamandır yazıyorum, Bazıları altmış yıldan bu yana yakından tanımaya çalıştığım dehalar. Bazılarını ise inanın bu araştırmalar sonucu keşfettiklerim. Bir ay önce böyle bir ismi inanın duymamıştım.
    Bu yazımda da İzmir çevresinin çocuğu ve Anadolu’nun ilk lirik (elegiad) şairi Mimnermus ve onun bir şiirini ve ardından Nano adlı bir flütçü kız için yazdığı şiirin Grekçe orijinalini, İngilizce ve Türkçesi’ne internette rastladım onu sizinle paylaşacağım.
    Mimnermus Kolofon doğumludur. Bu kent 12 devletten oluşan İyonya (Ionia) Birliğinin bir kentidir. Bugün İzmir Menderes ilçesinin Değirmendere olarak bilinen yerde terkedilmiş bir antik kenttir. Kolofon tarihte önemli bir kentti.
    Mimnermus aynı bölgede kendisinden önce yaşamış Homeros ve Hesiodes çok etkisi altında kalmış kendisi de. İonya lehçesini kullanmıştır.
    Aşağıdaki şiirinden başka eserleri bugüne gelememiştir. Fikirleri ve hayatı hakkında bilgiler diğer yazarlar tarafından gelmektedir. Bu kitaplarda bölge tarihi Kolofon’nun kuruluşu ve efsaneleri hakkında bilgiler de yer almakta imiş..

    NANO ŞİİRİ
    Hayat nedir, zevk nedir, altın Aphrodite'siz?
    Ölmek, ,iyi yaşamadığımdan günden iyidir
    Gizli sevişmeleri, tatlı armağanları, vuslatı
    Yalnız gençliğin çiçeklendiği çağ güzeldir
    Hem erkekler hem kadınlar için.
    İnsanı çirkin, kötü eden ihtiyarlık,
    Acı kaygılar kemirir durur insanın yüreğini.
    Gün ışığına bakmakla sevinmez artık,
    Çocuklarda bulunan nefret, kadınlarca bulunan saygısızlık
    İşte böyle dertli kılmış tanrılar ihtiyarlığı.

    İNGİLİZCESİ
    What is life, what is sweet, if it is missing golden Aphrodite?
    Death would be better by far than to live with no time for
    Amorous assignations and the gift of tenderness and bedrooms,
    All of those things that give youth all of its covetted bloom,
    Both for men and for women but when there arrives the vexatiousness
    Of old age, even good looks alter to unsightliness
    And the heart wears away under the endlessness of its anxieties:
    There is no joy anymore then in the light of the sun;
    In children there is found hate and in women there is found no respect.
    So difficult has old age been made for us all by Gods

    2680 yıllık şiirin belge niteliğinde olan orijinali
    τίς δὲ βίος, τί δὲ τερπνὸν ἄτερ χρυσῆς Ἀφροδίτης;
    τεθναίην, ὅτε μοι μηκέτι ταῦτα μέλοι,
    κρυπταδίη φιλότης καὶ μείλιχα δῶρα καὶ εὐνή·
    οἷ’ ἥβης ἄνθεα γίγνεται ἁρπαλέα
    ἀνδράσιν ἠδὲ γυναιξίν· ἐπεὶ δ’ ὀδυνηρὸν ἐπέλθῃ
    γῆρας, ὅ τ’ αἰσχρὸν ὁμῶς καὶ καλὸν ἄνδρα τιθεῖ,
    αἰεί μιν φρένας ἀμφὶ κακαὶ τείρουσι μέριμναι,
    οὐδ’ αὐγὰς προσορῶν τέρπεται ἠελίου,
    ἀλλ’ ἐχθρὸς μὲν παισίν, ἀτίμαστος δὲ γυναιξίν·
    οὕτως ἀργαλέον γῆρας ἔθηκε θεός.

    Bu da başka bir şiiri İHTİYARLIK
    Çiçekli ilkbahar nasıl yeşertirse yaprakları,
    Güneş ışığıyla birden büyürler hani,
    Bizde gençliğin tadını kısacık bir süre çıkarıyoruz,
    Tanrılardan yana ne iyiyi ne kötüyü bilmeden.
    Karalıklar yanı başımızda:
    Birinin elinde yaşlılık, öbüründe ölüm
    Gençliğin çiçeği çabuk solar,
    Ömrü güneşin yeryüzünde parladığı kadar
    Ama bu mevsim geçti m
    Ölmek yaşamaktan daha iyi
    İnsanın gönlü kararıyor çünkü:
    Kiminin ocağı söner, acı yoksulluğa düşer;
    Kiminin çocuğu yoktur,
    Çocuk özlemiyle gider yeraltına, Hades'e;
    Kimi de ölümcül hastalıklara yakalanır.
    Zeus'un yığınla dert vermediği
    Bir insanoğlu yoktur.
    (Devrim Ocak 2020)

  8. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    İONYA (EGE) NİN İLK DOĞA FİLOZOFLARINDAN ANAXIMENES (M.Ö.585-525)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Anaximenes bugün Aydın ili içinde yer alan Milet (Miletos) kentinde doğmuş, hayatı burada geçmiştir. Milet kenti ünlü Efes kenti ile birlikte İYONYA’yı (IONIAN LEAGUE) oluşturan 12 kent devletinden biridir. İonya daha sonra Bergama Krallığı ile dünyada ve Anadolu’da ilk çağda kurulan uygarlıklar arasında ön sıralardadır. Uygarlıkta pek çok ilkler buradan dünyaya yayılmıştır.
    M.Ö 6 yüzyılda dünyada ilk defa Milet kentinde Milet Felsefe okulunu görüyoruz. Bu sıradan bir okul değildir. Zira doğa olayları akılcı bir yaklaşımla Anadolu’nun bu köşesinde ilk defa ele alınmıştır. Bu ise çok önemli bir başlangıçtır. Batı düşünce ve uygarlığının buradan başladığı kabul edilmektedir.
    Bu okulda üç tane doğa filozofuna rastlanmaktadır. Thales (M.Ö.620-546), Anaksimander (610-546) ve Anaximenes (M.Ö. 585-525) bu kette yaşamışlardır.
    M.Ö. 545 yıllarında tüm İyonya ve Karia kentleri İran’dan gelen Perslerin egemenliği altına girdiği düşünülürse, ilk iki filozofun öldüğü ve Anaximenes’in 20 yıl bu yönetimde yaşadığı görülmektedir.
    Bu üç doğa filozofunun önemi dünyada ilk defa doğa ve fiziki olaylar mitoloji ve tanrılar dışında akılcı bir yaklaşımla çözülmeye çalışılmıştır. Gerçekten bu dünyada bir ilktir. Konuşma ve yazı dilleri Grekçe’nin İyonya lehçesidir. Depremler, rüzgârlar fiziki olaylardır, sebepleri de tanrılar arasındaki kavgalardan değildir.
    Ön yargılı bazı Türk yazarları bunları Greklerle bir ilgisi yoktur, onlar doğa filozoflarıdır der. Ben de onlara şunu soruyorum doğaca diye bir dil mi var. Gerçekçi olursak tarih bize yol gösterir diye düşünüyorum.
    Bilindiği gibi Thales ana madde (Arkhe) olarak suyu esas alır. Anaxsimenes buna karşın ana havayı esas alır. Fiziki olayları bunlarla açıklamaya çalışır. Daha önceki yazılarımda Thales ve Anaksimander incelenmişti, bu yazımda Anaximenes incelenecektir.
    Anaximenes insanda ruh (psyche) olduğunun farkına varır.
    Hocası Anaxsimander dünyayı yuvarlak bir silindir gibi düşünür Anaximenes ise bir tepsi gibi yuvarlak olduğunu kabul eder.
    Ayın ışığının güneşten aldığının farkına varır.

    (Muğla Devrim 23.01.2020 yayınlandı)

  9. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    SINIF ARKADAŞIMIZ ADİL AKŞAMOĞLU (1939-2019) KAYBETTİK
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Sevgili Sınıf arkadaşlarım 19.01.2020
    Yaşım dolayısıyla toplantılara ve gezilere katılamıyorum, ama masa başı çalışmalarımı sürdürüyorum. İTÜ, hocalarım, sınıf arkadaşlarım hep aklımda
    2019 yılını Ata Erol Enacar’ın kaybı ile kapattığımızla avunurken aynı yıl 6572 numaralı arkadaşımız Adil Akşamoğlu’nda 29.07.2019 tarihinde sessiz sedasız Gaziantep’te aramızdan ayrıldığını internetten öğrenmiş bulunuyorum.
    Adil Akşamoğlu sessiz ve bizlere göre muhafazakar görüş sahibi bir arkadaşımızdı. Toplantı ve etkinlerimize katılmazdı. Bazı arkadaşlarımız zor hatırlayabilir.
    ADİL AKŞAMOĞLU TATBİKİ MEKANİK KOLUNDA BİRLİKTEYDİK.
    Aşağıda İnternet sitesinden 2014 yılında yapılmış röportajdan bazı bölümleri size sunacağım. Daha sonraki yıllarda iki defa telefon ettim, hasta idi, eşi ile konuşmuştum. Adil’e tanrıdan rahmet kederli ailesine baş sağlığı dilerim.
    Röportaj en çok Camii inşaatı yapan ve bunlardan para almayan mühendis olarak belirtiyordu.
    Kendini şöyle anlatıyor, 1939 da Gaziantep’te doğdum, Gaziantep Lisesi’ni bitirdim.
    O dönem en yüksek puanla talebe alan okul İTÜ idi. Çevremdeki herkes “Senin yerin İTÜ, daha ne düşünüyorsun ki?” diye telkinde bulundu. Bende İTÜ’yü seçtim ve 1957 yılında İTÜ’nün İnşaat Fakültesi’ni 22. sırada kazandım. 1963 yılında mezun oldum ve aynı yıl mesleğe de adım attım.
    Okuldan mezun olduğum yıl, İstanbul’da mesleğini çok iyi bilen, çok karakterli, ağabeyim diyebileceğim Asım Kıryaman adındaki İnşaat mühendisinin yanında staj yapmaya ve çalışmaya başladım. Diyarbakır DSİ’de Fırat Planlama Amirliği diye bir Amirlik vardı. Orada görev aldığımda, Bölge Müdürü Recai Kutan, Kısım Amirimiz de Fehim Adak beydi. O esnada Gaziantep’ten geçen, Fırat’a akan akarsuların incelenmesi bizim çalışma sahamızın içine giriyordu.
    Karakaya, Keban Barajı gibi projelere daha öncelik tanındığı için Gaziantep kimsenin aklına gelmiyordu. Ben Gaziantepli olduğum için “Şehrimi ilgilendiren projeleri ben üstleneyim. En azından şehrime bir katkın olsun” diyerek, çalışmalar yaptım. Hancağız, Kapcağız, Seve, Karkamış, Kemrin gibi barajların planlaması bana aittir. Halende bunun Gaziantep DSİ’nde kayıtları vardır. Bu projeler 1962’de kâğıtlara döküldü ama yapılması ancak 20-30 yıl sonra mümkün oldu. Dosyaya girmeseydi belki de yapılmayacaktı veya çok daha sonralara kalacaktı tabi bilemem. DSİ’den ayrıldıktan sonra askere gittim. Okul devresi Mamak’ta Muharebe bölümünde geçti. Dağıtımda da İstanbul 1. Ordu İnşaat Taburu’nda görevlendirildim. Askerde sabahlara kadar proje çizdiğim günler olurdu. Bir proje 15-20 gün sürerdi. Bugün bilgisayar var, bizim 15 günde yaptığımız bir proje bugün belki de 1 günde bitiyor.
    En son yaptığınız projeler hangileri?
    Cahit Nakıboğlu Camisi, Adil Konukoğlu Camisi, Eruslu Camisi, Yeşilkent Mezarlığı’ndaki Kaplan ailesinin yaptırdığı Camii var. Bunların tamamına yardımcı olmaya çalıştık. Gaziantep’te bu kadar camii yapılmasına rağmen, sayısal olarak nüfusa orantılı olarak baktığınızda ihtiyaç var. Çünkü nüfus sürekli artıyor.
    Son olarak, genç meslektaşlarına ne gibi önerileriniz olacak?
    Bilgisayarı “her şey” olarak kabul etmesinler. Bilgisayar her derde deva, her hastalığa şifa bir ilaç değildir. Evet, bilgisayar yardımcıdır. Oradan çıkan sonuçları sizin yorumlamanız gerekir. Bu hususta, tecrübeli kimselerden fikir ve görüş almada fayda var. Sormak ayıp değildir. Bizler daima “bir büyüğümüz olsa da, sorabilsek” derdik. Hatalarınızı, kusurlarınızı, eksiklerinizi öğrenme imkânınız olur. Herkes kendi yaptığının doğru olduğunu sanır ama bunun ölçüsü tecrübedir. Tecrübe pahalıdır. Bir hata yaptıktan sonra tecrübe edinmek çok pahalı bir öğrenme yöntemidir. Peşinen öğrenmek için sözüne güvenilir, işini iyi yapan ağabeylerinden istifade etsinler. Biz, bize gelenleri hiçbir zaman çevirmedik. Her türlü yardımı yapmaya çalıştık. Bundan sonra da ömrümüz olursa, arzu eden olursa yine buyursunlar. Bundan mutluluk duyarız.

  10. MEHMET BİLDİRİCİ 01-02-2020

    GENE EGE’DEN ÇIKMIŞ DİDAKTİF ŞAİR HESİODES (M.Ö 750)
    MEHMET BİLDİRİCİ
    Bundan önceki yazımda dünyanın ilk ozanının Anadolu da yaşamış olan, HOMEROS olduğunu yazmıştım. Anadolu kültürü ne kadar zengin ki bu ikincisi de Anadolu doğumlu didaktif (öğretici) şair Hesiodes,. Hömeros’tan daha sonra yaşadığı kabul edilmektedir.
    Hesiodes Ege kıyısında KYME isimli bir kentte doğmuş, bu civarlarda çobanlık çiftçilik yapmış daha sonra Boetia (Yunanistan) göç etmiştir.
    O tarihlerde Efes, Milet İyonya’nın en önde gelen kentleridir. Kyme ise İzmir’in kuzeyinde Aiolis’in az tanınan bir kentidir.
    Hesiodes’in Grekçe yazılmış iki kitabı vardır.
    THEGANI: Tanrıların işleri ve Yaradılışı
    İŞLER VE GÜNLER: Burada insan emeği övülmekte değer verilmektedir.
    Hesiodes’in bunlardan başka da eserleri olduğu ve kaybolduğu sanılmaktadır.
    Çiftçilik yaparken İlham Perileri olan musaların kendisine ilham verdiklerini anlatmaktadır..
    Zeus’un kızları olan bu musalar dokuz adet olup her biri bir güzel sanata ilham vermektedir. İşte bu dokuz ilham perileri
    Kalliope: Şiir
    Kleio: Tarih
    Erato: Lirik şiir
    Euterpe: Müzik
    Melpogene: Tragedya
    Polyhmnia:Koro Şiirleri
    Tepsikhore: Dand
    Urania: Gök bilim
    Mitolojinin Güzel Sanatlara ne kadar önem verdiği görülmektedir.
    Yazıma Hesiodes’in bir portresi ile ilham perilerinin bir dans resmi eklenmiştir.

    (Muğla Devrim 24.01.2020 tarihinde yayınlandı)

Toplam 208 yorum bulundu. 91-100 arası listeniyor.